Ttk 309/4
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1894 E. 2021/860 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 03.07.2007 tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket defterlerinin tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK' nın 336/3 maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı şirketin zararı ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi olduğu için bilirkişi raporunda bahsi geçen diğer vergi cezaları yönünden her hangi bir değerlendirme yapılamayacağı, davacı tarafça bunun dışında davalının haksız, hukuka aykırı eylemleri ve hatalı usulsüz işlemleri dolayısıyla bir zarar oluştuğunu usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/560 E. 2015/13614 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · e-defter · zamanaşımı 2 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 03.07.2007 tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK' nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının bu taleb …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
Davalı, davacı şirkette 2007 yılından 2011 yılına kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yapmıştır.
Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket «yönetim kurulu» üyesi hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · tazminat davası · anonim şirket · ibraz
Benzer bu karardaÖte yandan, dava tarihi 18.02.2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» olduğu, davalının davacı şirketin ortağı olup 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, 6762 Sayılı TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle «zamanaşımı» süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi old …
İşbu dava, yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda davalı yönetici aleyhine «tazminat davası» açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
-
Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1159 E. 2019/704 K.
Ortak:müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · e-defter · zamanaşımı 2 yıl
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 03.07.2007 tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK' nın 336/3 maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının bu taleb …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 03/07/2007 tarihinden .../09/2011 tarihine kadar «yönetim kurulu» üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket «defterlerinin» tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı ...' nın 336/... maddesi gereğince «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, ...'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı «şirketin zararı» ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren ... yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle «zamanaşımına» uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının bu taleb …
Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davalı vekili, cevap dilekçesinde davanın esastan reddini istemiştir. ....04.2013 tarihli dilekçesinde ise «zamanaşımı» defiinde bulunmuştur.
14.06.2013 tarihli ön «inceleme duruşmasında» davalı vekili «zamanaşımı defiini» tekrarlamış, davacı vekili ise zamanaşımı defiinin süresinde yapılmadığını bildirerek zamanaşımı defiine karşı çıkmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu · açık muvafakat · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · bilirkişi raporuna itiraz · zamanaşımı defi · ön inceleme duruşması · ek prim
Benzer bu kararda1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. ...-Dava, «anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
14.06.2013 tarihli ön «inceleme duruşmasında» davalı vekili «zamanaşımı defiini» tekrarlamış, davacı vekili ise zamanaşımı defiinin süresinde yapılmadığını bildirerek zamanaşımı defiine karşı çıkmıştır.
Ayrıca davacı vekili, davalının eşi ....'i şirkette çalışıyor gösterip sigorta «primlerinin» şirkete ödettirildiğini iddia etmiş, mahkemece alınan «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde, şirket çalışanlarının ücretlerinin banka kanalı ile ödendiğini, davalının eşi...’in fiilen çalışması olmadığı için kendisine banka kanalı ile ücret ö …
Başka bir deyişle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde 319'uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi «yasağı» cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, «zamanaşımı defi» cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4137 E. 2013/22957 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · şirket müdürü · aktif husumet · maktu vekalet ücreti · husumet yokluğu · taraf ehliyeti · ticaret sicili · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, davanın TTK'nun 309. maddesi hükmüne dayalı davacı ortağın dava dışı «şirket müdürü» ve ortağına karşı açmış olduğu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın gerek dava dilekçesinde gerekse de yargılama aşamasında şirket ortaklığını devrettiğini beyan etmesi karşısında, «ticaret sicil» dosyası üzerinde yapılan incelemede davacının şirket ortağı olmadığı ve ortaklığın devrinin ticaret sicil gazetesinde «ilan» edilmiş olduğu, TTK'nun 340 madde yollaması ile TTK'nun 309. maddesine göre dava sonucunda hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin ve davanın dinlenilmesi için davacının şirket ortağı olması gerektiğinden bahisle, «aktif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle «husumetten» reddedildiğine göre, AAÜT'nin 7/2 v 10/3. maddeleri gereğince, davalı lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanun …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1894 E. , 2021/860 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.11.2016 gün ve 2016/336 - 2016/1044 sayılı kararı bozan daire'nin 24.01.2019 gün ve 2017/1159 - 2019/704 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin kurucu ortağı ve yöneticisi olduğunu, davalının yönetici sıfatıyla şirket adına yaptığı işlemler nedeniyle şirketi zarara uğrattığını, davalının piyasaya olan borçları nedeniyle şirket hissesine ve alacaklarına haciz konulduğunu, davalıdan kaynaklanan sebeplerle müvekkili şirkete haksız ihtarlar geldiğini, yapılan sözleşmelerdeki hatalar sebebiyle şirketin zor durumda bırakıldığını, davalının yönetici sıfatını kötüye kullandığını, örtülü ödenekler ile kendisine haksız kazanç sağladığını, çalışmadığı halde bazı yakınlarını iş yerinde çalışıyor gösterip sigorta primlerini şirkete ödettiğini, müvekkili ile davalı arasındaki iş akdinin haklı sebeple fesh edildiğini, şirket kayıtlarını usulüne uygun tutmaması nedeniyle şirketi zarara uğrattığını, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda tutanak tutulduğunu, 12.03.2012 tarih 667, 01-2633 no'lu inceleme emrine istinaden müvekkili şirketin 2007 yılı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi neticesinde 2007 yılı hesap dönemi yasal defter ve kayıtlarından şirketin kasa hesabı borç bakiyelerinde çok yüksek tutarlarda para gözükmesine rağmen bu tutarları 31.12.2007 tarihi itibariyle, tahakkuk ettirilmesi gereken faiz gelirlerinin dönem kazancının tespitinde dikkate almadığının tespit edildiğini, vergi denetim tutanağında adı geçen Agromarin Yem ve Su Ürünleri San.
ve Tic. A.Ş.'nin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar ile Agromey Gıd. ve Yem San. A.Ş. ile birleştiğini, birleşme mukavelesinin 5. maddesinde "Devralan şirketin tüm hakları devralan şirkete intikal edecektir." düzenlemesinin bulunduğunu, aynı şekilde 12.03.2012 tarih 667, 01-2634 nolu inceleme emrine istinaden müvekkil şirket ile birleşen Agromarin A.Ş'nin 2007 yılı hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi neticesi müvekkil şirketin 2007 yılı hesap dönemi yasal defter kayıtlarından şirketin kasa hesabı borç bakiyelerinde çok yüksek tutarda para gözükmesine rağmen bu tutarı 31.12.2007 tarihi itibariyle tahakkuk ettirilmesi gereken faiz gelirlerinin dönem kazancının tespitinde dikkate almadığının tespit edildiğini, davalının resmi kayıtları usulüne uygun tanzim etmemesi nedeni ile müvekkilinin vergi cezası ile karşılaştığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 21.03.2013 tarihli dilekçe ile davalının eşi Bahar Çelik'i şirkette çalışıyor gösterip sigorta primlerinin şirkete ödettirildiği açıklanmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 03.07.2007 tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket defterlerinin tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02 TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK' nın 336/3 maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, TTK'nın 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı şirketin zararı ve sorumluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukuundan itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının bu talebinin zamanaşımı sebebiyle reddinin gerektiği, dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi olduğu için bilirkişi raporunda bahsi geçen diğer vergi cezaları yönünden her hangi bir değerlendirme yapılamayacağı, davacı tarafça bunun dışında davalının haksız, hukuka aykırı eylemleri ve hatalı usulsüz işlemleri dolayısıyla bir zarar oluştuğunu usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 04.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/638891400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz