Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/696 E. 2021/90 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet kurulu kararı↗ illiyet bağı↗ kısıtlılık↗ şikayet↗ şirket zararı↗ hakkaniyet↗ kesin süre↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; Danıştay 13. Daire Başkanlığından taraflar arasındaki rekabete aykırı eylemlerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki şikayetin reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı şirket zararının ve illiyet bağının tespiti amacıyla yapılacak bilirkişi incelemesine dayanak olacak defter ve belgelerin ibrazı için davacı vekiline kesin süre verilmesine rağmen davacının bir
kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında haksız
fiil teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57 ve 58. maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı ve haksız fiil teşkil eden eylemlerinin bulunduğu ancak davacı tarafça tazminat hesabı için yeterli bilgi ve belgenin sunulmaması nedeniyle zararın ve illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57. maddesi, her kim ki bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu hükmünü haiz olup aynı Kanunun 58. maddesinde ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceği düzenlenerek bu kapsamda talep edilebilecek tazminatın kapsam ve niteliği tanımlanmıştır.
Somut olayda davacı tarafından, Rekabet Kurumu’na yapılan şikayet üzerine 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek Kurumun 24.06.2010 tarihli kararıyla idari para cezasına hükmedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafça, her ne kadar 4054 sayılı Kanun'un 57. ve 58. maddeleri kapsamında tüm zararların tazminine ilişkin talepte bulunulmuş ise de talep edilen tazminata esas zararların detaylı incelemeye elverişli bir şekilde hangi kalemlerden ibaret olduğu somut olarak belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça talep edilen zararın 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi kapsamında hangi kalemlerden ibaret olduğu detaylı incelemeye uygun bir biçimde somutlaştırılıp, geçmiş yıl bilançoları, Rekabet Kurumunca davalı hakkında yapılan incelemenin detayları ile zararın kapsamının belirlenmesi açısından yardımcı olacak nitelikteki tespitler belirlenerek, varsa davalının dava konusu dönemde tekel olarak faaliyette bulunduğu güzergahlardaki fiyatlandırmaları ile davacının da faaliyette bulunduğu güzergahlardaki fiyatlandırmaları arasındaki fiyat farkları nazara alınıp, zararın belirlenmesinde uygulanan fark teorisi çerçevesinde tazminat hesabında kabul gören kıstas yöntemi, piyasa kaybı yöntemi, önce-sonra yöntemi veya bunlar dışında somut uyuşmazlığın nevine, olayın oluş şekline ve ihlalin boyutuna göre uygun olan tazminat hesap yöntemi tespit edilip, varsayımsal zararın belirlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, belirtilen tüm bu yöntemlerle dahi zararın tespitinin mümkün olmaması halinde ise 818 sayılı BK’nın 42. maddesi (6098 sayılı TBK md. 50) uyarınca davacıya ait zarar miktarının hakkaniyete uygun bir biçimde belirlenip bu kapsamda muhik bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5134 E. 2016/2543 K.
Ortak:kısıtlılık · şikayet · Tazminat
İncelediğiniz kararda… lerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki «şikayetin» reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı «şirket zararının» ve «illiyet bağının» tespiti amacıyla yapılacak «bilirkişi incelemesine» dayanak olacak «defter» ve belgelerin «ibrazı» için davacı vekiline «kesin süre» verilmesine rağmen davacının bir kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında «haksız fiil» teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın re …
… sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57. maddesi, her kim ki bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da «kısıtlarsa» yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu hükmünü haiz olu …
Somut olayda davacı tarafından, Rekabet Kurumu’na yapılan «şikayet» üzerine 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek Kurumun 24.06.2010 tarihli kararıyla idari para cezasına hükmedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaDavacının davasına dayanak yaptığı 4054 sayılı Yasa’nın 6. maddesinde hakim durumun kötüye kullanılması yasaklanmış, 58. maddede ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya «kısıtlanması» sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu eylem nedeniyle, davacı tarafın «şikayeti» üzerine, Rekabet Kurulu tarafından 01.10.2012 tarihli kararla 841.199 TL «idari para cezası» uygulandığı, yapılan itiraz sonrası yargılamanın «derdest» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · bekletici mesele · zamanaşımı defi · dava şartı yokluğu · derdestlik · zamanaşımı
Benzer bu kararda1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «zamanaşımı definin» mahkemece işin esasına yönelik yapılacak incelemede değerlendirilecek olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu eylem nedeniyle, davacı tarafın «şikayeti» üzerine, Rekabet Kurulu tarafından 01.10.2012 tarihli kararla 841.199 TL «idari para cezası» uygulandığı, yapılan itiraz sonrası yargılamanın «derdest» olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için yasanın 4,6,7. maddelerinin ihlal edildiğinin tespit edilmesinin gerektiği, karar tarihi itibariyle Rekabet Kurulu kararının kesinleşmediği, davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davanın Rekabet Kurulu Kararı kesinleşmeden, zamansız açıldığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1829 E. 2020/179 K.
Ortak:haksız fiil · kesin hüküm · Tazminat
İncelediğiniz kararda… lerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki «şikayetin» reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı «şirket zararının» ve «illiyet bağının» tespiti amacıyla yapılacak «bilirkişi incelemesine» dayanak olacak «defter» ve belgelerin «ibrazı» için davacı vekiline «kesin süre» verilmesine rağmen davacının bir kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında «haksız fiil» teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın re …
Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57 ve 58. maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı ve «haksız fiil» teşkil eden eylemlerinin bulunduğu ancak davacı tarafça tazminat hesabı için yeterli bilgi ve belgenin sunulmaması nedeniyle zararın ve «illiyet bağının» ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; eldeki davanın, Rekabet Kurumu tarafından hakim durumun kötüye kullanılması nedeniyle davalı aleyhine verdiği idari para cezasına ilişkin kararın davacıya tebliğ tarihinde itibaren 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, davacının davalı aleyhine açmış olduğu «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi davasının konusu farklı olduğundan işbu dava yönünden «kesin» hüküm niteliği taşımadığı, «haksız fiilin» işlendiği tarihte «borçlunun temerrüdünün» oluştuğu ancak davacı vekili tarafından dilekçesinde faizin açıkça hangi tarihten itibaren istendiği belirtmediğinden, ilk derece mahkemesince faizin dava tarihind …
Bu nedenle, davanın «haksız fiil» temeline dayalı olduğu da gözetilerek, İlk derece mahkemesince bilirkişi raporunda her bir yıl için hesaplanan zarar tutarına, takip eden mali yılın başından itibaren ticari «temerrüt»(«gecikme) faizi» işletilmesi gerekirken, sözkonusu tutara dava tarihinden itibaren «avans faizi» işletilmesine karar verilmesi ve buna vaki istinaf başvurusunun esastan reddi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararın bu yönden davacı yararına bozulmasın …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · borçlunun temerrüdü · mutlak ticari dava · gecikme faizi · zamanaşımı def'i · istinaf incelemesi · def'i · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… ına göre; Danıştay 13.Dairesinin 07.01.2008 tarihli kararından sonra Rekabet Kurulu tarafından hakim durumun kötüye kullanılması nedeniyle davalı tarafa 5.800,00-TL «idari para cezası» verildiği ve bu kararın davacı tarafa 09.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın tebliğden itibaren TBK’nun 60/1.maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içinde açılmış olduğu, bu nedenle davalı vekilinin «zamanaşımı def»'inin yerinde görülmediği, «haksız rekabet» ve rekabetin korunması mevzuatı açısından davalının dava konusu uygulamasının davacı açısından hakim durumun kötüye kullanılması olduğunu, bu nedenle davacının uğramış olduğu zarardan dolayı davalıdan tazminat talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 400.000,00 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi tarafından tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; eldeki davanın, Rekabet Kurumu tarafından hakim durumun kötüye kullanılması nedeniyle davalı aleyhine verdiği idari para cezasına ilişkin kararın davacıya tebliğ tarihinde itibaren 1 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, davacının davalı aleyhine açmış olduğu «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi davasının konusu farklı olduğundan işbu dava yönünden «kesin» hüküm niteliği taşımadığı, «haksız fiilin» işlendiği tarihte «borçlunun temerrüdünün» oluştuğu ancak davacı vekili tarafından dilekçesinde faizin açıkça hangi tarihten itibaren istendiği belirtmediğinden, ilk derece mahkemesince faizin dava tarihind …
2-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazına gelince; dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tazminat istemine ilişkin olup, TTK kapsamında «mutlak ticari» dava kapsamındadır.
Dolayısıyla davacı tarafın ticari işlerde uygulanan «temerrüt faizi» talep etmesi mümkündür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/400 E. 2010/1105 K.
Ortak:şikayet · Tazminat
İncelediğiniz kararda… lerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki «şikayetin» reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı «şirket zararının» ve «illiyet bağının» tespiti amacıyla yapılacak «bilirkişi incelemesine» dayanak olacak «defter» ve belgelerin «ibrazı» için davacı vekiline «kesin süre» verilmesine rağmen davacının bir kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında «haksız fiil» teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın re …
Somut olayda davacı tarafından, Rekabet Kurumu’na yapılan «şikayet» üzerine 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek Kurumun 24.06.2010 tarihli kararıyla idari para cezasına hükmedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ziya · tazminat davası · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… davacının, davalı ...’ın taşeronu olduğu, davalılara faaliyet izninin ayrı ayrı verilmediği, birlikte hareket edecekleri, İdare Hukuku anlamında bir özelleştirmeden «ziyade» imtiyaz tanımanın söz konusu olduğu, idarenin denetim «yetkisinin» devam ettiği, hatta tarifelerin hazırlanmasına katıldığı, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin davalıları aynı eylemlerden dolayı Rekabet Kuruluna «şikayet» ettiği, bu davada da 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58 nci maddesine dayalı tazminat istendiği, bu nedenle aynı Yasa’nın 4, 6 ve 7 nci maddelerinin davalılar tarafından ihlal edildiğinin bu konuda yetkili Rekabet Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiği, şikayetin sonucunun beklendiği, anılan Kurulca davalılar eyleminde 4054 sayılı Yasa’ya aykırılık tespit edilmediği, «tazminat davası» için, Kurulca verilmiş bir tespit kararının bulunmasının ön koşul olduğu, tespit ve tazminat davasının dinlenemeyeceği, her ne kadar Rekabet Kurulu kararına karşı …
Bu Yasanın 57 ve 58 nci maddelerinde ise rekabeti önleyici eylemlerin tespitinden sonraki tazminat talepleri düzenlenmiş, açılacak davalarda Adli Yargıdaki mahkemelerin «görevli» olduğu belirtilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7687 E. 2014/13657 K.
Ortak:illiyet bağı · kısıtlılık · şikayet · e-defter
İncelediğiniz kararda… lerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki «şikayetin» reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı «şirket zararının» ve «illiyet bağının» tespiti amacıyla yapılacak «bilirkişi incelemesine» dayanak olacak «defter» ve belgelerin «ibrazı» için davacı vekiline «kesin süre» verilmesine rağmen davacının bir kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında «haksız fiil» teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın re …
Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57 ve 58. maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı ve «haksız fiil» teşkil eden eylemlerinin bulunduğu ancak davacı tarafça tazminat hesabı için yeterli bilgi ve belgenin sunulmaması nedeniyle zararın ve «illiyet bağının» ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57. maddesi, her kim ki bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da «kısıtlarsa» yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu hükmünü haiz olu …
Benzer bu kararda… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip, «iskonto» uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
4054 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasında; “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin huku …
Davacının 4054 sayılı Yasa uyarınca Rekabet Kurumu’na yaptığı «şikayet» üzerine davalı şirketlerin 4054 Sayılı Kanun’un 4 maddesini ihlal ettikleri kabul edilmiş, bu kararın davalı şirketlerce temyizi üzerine Danıştay 13.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iskonto · denetime elverişli rapor · haksız eylem · depo kararı · denetime elverişlilik · taşıyan · maddi tazminat · kusur
Benzer bu kararda… emeyeceği, diğer davalılara yönelik davaya gelince rekabet kurallarının ihlalinden doğan tazminat davalarında sorumluluğun oluşması için hukuka aykırı eylem, zarar, «kusur» ve «illiyet bağı» unsurlarının gerçekleşmesi zorunlu olup, Rekabet Kurumu’nun kararları ve bu karara karşı Danıştay 13 Dairesi’nde açılan davalarda davalı ecza «depolarının» 2002 Eylül ayından 2004 Mayıs ayına kadar davacıya «teminatsız» vadeli mal vermeyip, «iskonto» uygulamadığı, bu eylemlerin 4054 sayılı Yasa’nın 4 maddesinde düzenlenen yasak eylemlerden olduğu mahkemece de kabul edilmiş ise de davacının davalıların bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığı ve zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğunu somut olarak ispatlaması gerektiği, davacı «defterlerinin» incelenmesi sonucu 4054 sayılı Yasa’nın 58 maddesinde belirtilen yöntemle yapılan hesaplama sonucunda davacının net karında 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait ortalamasının % 8 civarında olduğu, net karındaki artış veya azalmaların «haksız eylemin» olmadığı yıllarda da bulunduğu, bu nedenle davacının net karında herhangi bir azalmanın gerçekleşmediği, davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamad …
Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan raporlar arasındaki çelişkileri giderecek gerekçeli ve «denetime elverişli rapor» alınarak, davacının zararının 4054 sayılı Yasa’nın 57 ve 58. maddeleri çerçevesinde somut olayın tüm koşulları da incelenerek tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi, davacının zararının miktarının tam olarak hesaplanmasının mümkün olmaması halinde de gerektiğinde mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu uygun bir «maddi tazminatın» takdir edilerek hüküm altına alınması gerekirken, bu hususlar üzerinde durulmadan ve davacının «son» bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar nazara alınmadan yazılı şekilde “davacının ileri sürdüğü zararını somut olarak ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın reddine k …
4054 sayılı Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasında; “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da «kısıtlama» amacını «taşıyan» veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin huku …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/696 E. , 2021/90 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.09.2018 tarih ve 2016/736- 2018/874 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin Çanakkale Boğazında feribotlarla araç ve yolcu taşımacılığı yaptığını, davalının Çanakkale Boğazında ve Eskihisar-Topçular hattında yaptığı taşıma hizmetlerinde 2001 yılına kadar sürekli artan bir fiyat politikası izlerken bu tarihten sonra Çanakkale Boğazı hattında taşıma ücretlerinde artış yapmayı durdurduğunu, zamanla fiyatların maliyetin dahi altına indiğini, hakim durumun kötüye kullanılması ile uygulanan fiyat politikası sonucu rakip durumundaki özel firmaların piyasa dışına itildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 200.000.- TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin 2006 yılından itibaren Çanakkale Boğazında taşımacılık işletmeciliği yapmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; Danıştay 13. Daire Başkanlığından taraflar arasındaki rekabete aykırı eylemlerle ilgili Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle yürütülen yargılama sonucu verilen karar içeriğine göre davalının hakim durumunun kötüye kullandığı yönündeki şikayetin reddine ilişkin Rekabet Kurulu kararı hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, bu kararın yasa yollarından geçerek 10.09.2013 tarihinde kesinleştiği, rekabet mevzuatına aykırılık nedeniyle davacı şirket zararının ve illiyet bağının tespiti amacıyla yapılacak bilirkişi incelemesine dayanak olacak defter ve belgelerin ibrazı için davacı vekiline kesin süre verilmesine rağmen davacının bir
kısım ticari kayıtları sunduğu, sunulan kayıtların yeterli olmaması nedeniyle dosyanın bilirkişilerce iade edildiği, mevcut duruma göre davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı bir takım işlem ve eylemleri bulunduğu ve bu eylemlerin tazminat hukuku bağlamında haksız
fiil teşkil eden eylemler olduğu, ancak haksız fiil sonucu zararın ve illiyet bağının gerekli belgelerin sunulmaması nedeniyle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57 ve 58. maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı kurumun rekabet mevzuatına aykırı ve haksız fiil teşkil eden eylemlerinin bulunduğu ancak davacı tarafça tazminat hesabı için yeterli bilgi ve belgenin sunulmaması nedeniyle zararın ve illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57. maddesi, her kim ki bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur olduğu hükmünü haiz olup aynı Kanunun 58. maddesinde ise rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenlerin tazminat isteminde bulunulabileceği düzenlenerek bu kapsamda talep edilebilecek tazminatın kapsam ve niteliği tanımlanmıştır.
Somut olayda davacı tarafından, Rekabet Kurumu’na yapılan şikayet üzerine 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek Kurumun 24.06.2010 tarihli kararıyla idari para cezasına hükmedildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafça, her ne kadar 4054 sayılı Kanun'un 57. ve 58. maddeleri kapsamında tüm zararların tazminine ilişkin talepte bulunulmuş ise de talep edilen tazminata esas zararların detaylı incelemeye elverişli bir şekilde hangi kalemlerden ibaret olduğu somut olarak belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça talep edilen zararın 4054 sayılı Kanun'un 58.
maddesi kapsamında hangi kalemlerden ibaret olduğu detaylı incelemeye uygun bir biçimde somutlaştırılıp, geçmiş yıl bilançoları, Rekabet Kurumunca davalı hakkında yapılan incelemenin detayları ile zararın kapsamının belirlenmesi açısından yardımcı olacak nitelikteki tespitler belirlenerek, varsa davalının dava konusu dönemde tekel olarak faaliyette bulunduğu güzergahlardaki fiyatlandırmaları ile davacının da faaliyette bulunduğu güzergahlardaki fiyatlandırmaları arasındaki fiyat farkları nazara alınıp, zararın belirlenmesinde uygulanan fark teorisi çerçevesinde tazminat hesabında kabul gören kıstas yöntemi, piyasa kaybı yöntemi, önce-sonra yöntemi veya bunlar dışında somut uyuşmazlığın nevine, olayın oluş şekline ve ihlalin boyutuna göre uygun olan tazminat hesap yöntemi tespit edilip, varsayımsal zararın belirlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, belirtilen tüm bu yöntemlerle dahi zararın tespitinin mümkün olmaması halinde ise 818 sayılı BK’nın 42.
maddesi (6098 sayılı TBK md.
50) uyarınca davacıya ait zarar miktarının hakkaniyete uygun bir biçimde belirlenip bu kapsamda muhik bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/637671100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz