Alıcının temerrüdü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1478 E. 2021/620 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alıcının temerrüdü↗ ttk 595↗ dönme hakkı↗ sözleşmeden dönme↗ geçersiz sözleşme↗ zilyetlik↗ ilamsız icra takibi↗ sözleşmenin feshi↗ cezai şart↗ hisse devir sözleşmesi↗ fesih↗ tbk 99↗ ihtar↗ geçersizlik↗ ihtarname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeyle öngörülen cezai şartın talep edildiği, davacı yanca bu ihtardan sonra fesih iradesinden vazgeçildiğine dair bir ihtarın da davalıya gönderilmediği, sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğuracağı, sözleşmenin feshi iradesinin karşı tarafa ulaşmasından sonra bu iradeden tek yanlı olarak dönülmesinin mümkün olmadığı, nitekim davalı tarafın savunmasında da aynı hususların belirtildiği, sözleşmenin davacı tarafça feshi karşısında fesihten sonra hisse devir bedelinin icra takibi yoluyla talep edilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamından, davacının edimini yerine getirerek sahip olduğu hisseleri devrettiğinin anlaşıldığı, keza dosyada davalının devir bedelinin ilk taksitini ödediğine dair dekontun da yer aldığı ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı TBK' nın 235/3 maddesine göre, satılanın zilyetliği, satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise, alıcının temerrüdü sebebi ile satıcının dönme hakkını kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının sözleşmeyle dönme hakkını saklı tuttuğu, davacının hisse devir sözleşmesini feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu ilamsız icra takibinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen hisse devir vaadi sözleşmesiyle kararlaştırılan devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının sözleşme gereği olarak hisselerini devrettiği akabinde ise taksitler halinde ödenmesi öngörülen devir bedelinin ilk takdisinin ödenmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemesince, TBK’nın 235/3 maddesine dayanılarak, davacının, sözleşmeyle, alıcının temerrüdü halinde sözleşmeden dönerek satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu, bu durumda satılanı geri almak yerine feshettiği sözleşmeyle öngörülen devir bedelini istemesinin uygun olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak 6102 sayılı TTK’nın 595/1. maddesiyle, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulmuştur. TBK’nın 12/2 maddesinde Kanunun sözleşmeler için öngördüğü şeklin geçerlilik şekli olduğu belirtilerek, bu şekle uyulmadan akdedilen sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenleme altına alınmıştır. Taraflar arasındaki hisse devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı anlaşıldığından Kanunun öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenle, mahkemece, geçersiz olan sözleşmede dönme hakkının saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesinde, satıcının, alıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği gözetilerek ve tarafların devir bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin iddia ve savunmaları da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4821 E. 2023/5958 K.
Ortak:alıcının temerrüdü · dönme hakkı · sözleşmeden dönme · zilyetlik · ilamsız icra takibi · sözleşmenin feshi · cezai şart · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ının devir bedelinin ilk taksitini ödediğine dair dekontun da yer aldığı ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı TBK' nın 235/3 maddesine göre, satılanın «zilyetliği», satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise, «alıcının temerrüdü» «sebebi» ile satıcının «dönme hakkını» kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının «sözleşmeyle dönme» hakkını saklı tuttuğu, davacının «hisse devir sözleşmesini» feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu «ilamsız icra takibinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarnameyle» sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeyle öngörülen «cezai şartın» talep edildiği, davacı yanca bu ihtardan sonra «fesih» iradesinden vazgeçildiğine dair bir «ihtarın» da davalıya gönderilmediği, «sözleşmenin feshine» ilişkin irade beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğuracağı, sözleşmenin feshi iradesinin karşı tarafa ul …
Bu nedenle, mahkemece, «geçersiz» olan «sözleşmede dönme hakkının» saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… a yer aldığı, ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun (6098 sayılı Kanun) 235 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, satılanın «zilyetliği», satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise «alıcının temerrüdü» «sebebi» ile satıcının «dönme hakkını» kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının «sözleşmeyle dönme» hakkını saklı tuttuğu, davacının «hisse devir sözleşmesini» feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu «ilamsız icra takibinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı, yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin «geçersiz» olduğu, bu nedenle mahkemece, geçersiz olan «sözleşmede dönme hakkının» saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmediği, öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesinde», satıcının, «alıcının temerrüdü» sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmadığından sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm k …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, «hisse devir sözleşmesine» konu 35.000,00 USD'nin 10.000,00 USD.lik kısmının noterde «hisse devrinin» yapıldığı tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, hisse devir işleminin yapıldığı 04.06.2013 tarihinde müvekkillerinden ...'in Akcanlar Döviz Ticaret AŞ.ye talimat vererek saat 14:51'de davacının Garanti Bankasındaki hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırılmasını sağladığını, buna rağmen davacının 11.07.2013 tarihinde «ihtarname» göndererek ödeme yapılmadığını iddia ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davacının sözleşmeyi feshetmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşme feshedilmeseydi müvekkilleri tarafından diğer ödemelerin vadesinde yapılacağını, ancak davacının «sözleşmeye aykırılık» iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesinden ötürü bakiye tutarın ödenme imkanının da kalmadığını, gönderilen 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle bu durumun davacıya bildirilip bundan sonrasına davacı tarafça sözleşmenin aynen uygulanmaya devam edileceğine ilişkin yeni bir beyan göndermemesi halinde ödeme yapılmayacağının ancak ödeme yapılmamasının muhatabın «sözleşmeyi feshi» ve sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, «taahhütlerinin» ihlali anlamına gelmediğinin de ihtaren bildirildiğini, davacının bu ihtarnameden sonra sözleşmenin aynen uygulanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, öte yandan Ağustos ve Eylül 2013 tarihlerinde ödenecek hisse devir bedelleri davacı tarafça ihtarnameyle talep edilmiş olmakla birlikte bu tarihler itibariyle kendilerinin de davacıdan alacaklı olduklarını, davacının borç miktarının 25.000,00 USD'yi bulduğunu, bu nedenle kendi alacaklarından «mahsup» edilerek davacıya hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borçları bulunmadığının da kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · ödeme savunması · şekil şartı · mükerrerlik · sözleşmeden doğan dava · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · üçüncü kişi
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, «hisse devir sözleşmesine» konu 35.000,00 USD'nin 10.000,00 USD.lik kısmının noterde «hisse devrinin» yapıldığı tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, hisse devir işleminin yapıldığı 04.06.2013 tarihinde müvekkillerinden ...'in Akcanlar Döviz Ticaret AŞ.ye talimat vererek saat 14:51'de davacının Garanti Bankasındaki hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırılmasını sağladığını, buna rağmen davacının 11.07.2013 tarihinde «ihtarname» göndererek ödeme yapılmadığını iddia ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davacının sözleşmeyi feshetmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşme feshedilmeseydi müvekkilleri tarafından diğer ödemelerin vadesinde yapılacağını, ancak davacının «sözleşmeye aykırılık» iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesinden ötürü bakiye tutarın ödenme imkanının da kalmadığını, gönderilen 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle bu durumun davacıya bildirilip bundan sonrasına davacı tarafça sözleşmenin aynen uygulanmaya devam edileceğine ilişkin yeni bir beyan göndermemesi halinde ödeme yapılmayacağının ancak ödeme yapılmamasının muhatabın «sözleşmeyi feshi» ve sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, «taahhütlerinin» ihlali anlamına gelmediğinin de ihtaren bildirildiğini, davacının bu ihtarnameden sonra sözleşmenin aynen uygulanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, öte yandan Ağustos ve Eylül 2013 tarihlerinde ödenecek hisse devir bedelleri davacı tarafça ihtarnameyle talep edilmiş olmakla birlikte bu tarihler itibariyle kendilerinin de davacıdan alacaklı olduklarını, davacının borç miktarının 25.000,00 USD'yi bulduğunu, bu nedenle kendi alacaklarından «mahsup» edilerek davacıya hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borçları bulunmadığının da kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Her ne kadar yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen «adi yazılı sözleşme» geçerli değilse de daha sonra taraflarca «şekil şartlarına» uygun olarak noterde «hisse devir sözleşmesi» gerçekleştirilerek devir işlemi tamamlanmıştır.
Şti.'deki tüm hisselerinin toplam 35.000,00 USD bedel ile davalılara satışı konusunda anlaştığını, müvekkilinin sözleşme «sebebi» ile üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalılara edimlerini yerine getirmeleri için «ihtarname» gönderildiğini, ancak sonuçsuz kaldığını, İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğü'nün 2015/25019 E. sayılı dosyası ile davalılar hakkında takibe geçilerek «sözleşmeden doğan» ödemelerin talep edildiğini, davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların itirazının iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere davalıların «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… n yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede «alıcının temerrüdü» sebebiyle «dönme hakkının» açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği, taraflar arasındaki Hisse Devir Vaadi Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin birinci maddesine göre; "davacı 100.000,00 TL olan hissesinin 90.000,00 TL'sini davalı ...'e, 10.000,00 TL'sini Nejat Celal Yaba'ya devredeceği, 4/2 fıkrasında; hisse devir toplam bedelinin 35.000,00 USD olduğunun belirtildiği, davalıya devredilen hissenin % 90 olduğu görüldüğünden 35.000,00 USD toplam devir bedelinin ( 35.000,00 USD x % 90 = 31.500,00 USD) 31.500,00 USD 'sinden davalının sorumlu olduğu", davacı tarafın davalının 10.000,00 USD ödeme yaptığını kabul ettiği, davalının bakiye bedeli de ödediğine ilişkin herhangi bir makbuz, dekont vb delil sunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hisse devir bedelinin tamamını ödediğini ispatlayamadığı, «mükerrer» «mahsup» olmaması amacıyla Nejat Celal Yaba yönünden de bu 10.000,00 USD'nin mahsubunun yapılıp yapılmadığının tespiti açısından «yetkisizlikle» giden dosya incelendiği ve 10.000,00 USD ödemenin mahsubunun yapılmadığı, mezkur davanın reddine karar verildiği, davacının 21.500,00 USD bakiye alacağının bulunduğu, davalıya hisse devir bedelini ödemesinin «ihtar» edildiği, «ihtarnamenin» davalıya 28.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının 8 gün sonrası 07.07.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihinin 15.12.2015 olduğu, davacının 07.07.2013-15.12.2015 tarihleri arasında 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca resen yapılan faiz hesaplama sonucu 1.828,16 USD olduğu, alacak miktarı belli olduğundan hükmedilen tutarın takip tarihindeki karşılığı hesaplanmak suretiyle davacı lehine bu bedelin %20'si oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4821 E. 2023/5958 K.
Ortak:alıcının temerrüdü · dönme hakkı · sözleşmeden dönme · zilyetlik · ilamsız icra takibi · sözleşmenin feshi · cezai şart · hisse devir sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… ının devir bedelinin ilk taksitini ödediğine dair dekontun da yer aldığı ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı TBK' nın 235/3 maddesine göre, satılanın «zilyetliği», satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise, «alıcının temerrüdü» «sebebi» ile satıcının «dönme hakkını» kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının «sözleşmeyle dönme» hakkını saklı tuttuğu, davacının «hisse devir sözleşmesini» feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu «ilamsız icra takibinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarnameyle» sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeyle öngörülen «cezai şartın» talep edildiği, davacı yanca bu ihtardan sonra «fesih» iradesinden vazgeçildiğine dair bir «ihtarın» da davalıya gönderilmediği, «sözleşmenin feshine» ilişkin irade beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğuracağı, sözleşmenin feshi iradesinin karşı tarafa ul …
Bu nedenle, mahkemece, «geçersiz» olan «sözleşmede dönme hakkının» saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… a yer aldığı, ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu' nun (6098 sayılı Kanun) 235 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, satılanın «zilyetliği», satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise «alıcının temerrüdü» «sebebi» ile satıcının «dönme hakkını» kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının «sözleşmeyle dönme» hakkını saklı tuttuğu, davacının «hisse devir sözleşmesini» feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu «ilamsız icra takibinin» yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı, yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin «geçersiz» olduğu, bu nedenle mahkemece, geçersiz olan «sözleşmede dönme hakkının» saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmediği, öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan «hisse devir sözleşmesinde», satıcının, «alıcının temerrüdü» sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmadığından sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm k …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, «hisse devir sözleşmesine» konu 35.000,00 USD'nin 10.000,00 USD.lik kısmının noterde «hisse devrinin» yapıldığı tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, hisse devir işleminin yapıldığı 04.06.2013 tarihinde müvekkillerinden ...'in Akcanlar Döviz Ticaret AŞ.ye talimat vererek saat 14:51'de davacının Garanti Bankasındaki hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırılmasını sağladığını, buna rağmen davacının 11.07.2013 tarihinde «ihtarname» göndererek ödeme yapılmadığını iddia ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davacının sözleşmeyi feshetmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşme feshedilmeseydi müvekkilleri tarafından diğer ödemelerin vadesinde yapılacağını, ancak davacının «sözleşmeye aykırılık» iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesinden ötürü bakiye tutarın ödenme imkanının da kalmadığını, gönderilen 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle bu durumun davacıya bildirilip bundan sonrasına davacı tarafça sözleşmenin aynen uygulanmaya devam edileceğine ilişkin yeni bir beyan göndermemesi halinde ödeme yapılmayacağının ancak ödeme yapılmamasının muhatabın «sözleşmeyi feshi» ve sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, «taahhütlerinin» ihlali anlamına gelmediğinin de ihtaren bildirildiğini, davacının bu ihtarnameden sonra sözleşmenin aynen uygulanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, öte yandan Ağustos ve Eylül 2013 tarihlerinde ödenecek hisse devir bedelleri davacı tarafça ihtarnameyle talep edilmiş olmakla birlikte bu tarihler itibariyle kendilerinin de davacıdan alacaklı olduklarını, davacının borç miktarının 25.000,00 USD'yi bulduğunu, bu nedenle kendi alacaklarından «mahsup» edilerek davacıya hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borçları bulunmadığının da kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:adi yazılı sözleşme · ödeme savunması · şekil şartı · mükerrerlik · sözleşmeden doğan dava · sözleşmeye aykırılık · hisse devri · üçüncü kişi
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, «hisse devir sözleşmesine» konu 35.000,00 USD'nin 10.000,00 USD.lik kısmının noterde «hisse devrinin» yapıldığı tarihte ödenmesinin kararlaştırıldığını, hisse devir işleminin yapıldığı 04.06.2013 tarihinde müvekkillerinden ...'in Akcanlar Döviz Ticaret AŞ.ye talimat vererek saat 14:51'de davacının Garanti Bankasındaki hesabına 10.000,00 USD karşılığı 18.650,00 TL'nin EFT yoluyla yatırılmasını sağladığını, buna rağmen davacının 11.07.2013 tarihinde «ihtarname» göndererek ödeme yapılmadığını iddia ile sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, ödeme yapılmış olmasına rağmen davacının sözleşmeyi feshetmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, sözleşme feshedilmeseydi müvekkilleri tarafından diğer ödemelerin vadesinde yapılacağını, ancak davacının «sözleşmeye aykırılık» iddiasıyla sözleşmeyi feshetmesinden ötürü bakiye tutarın ödenme imkanının da kalmadığını, gönderilen 17.07.2013 tarihli ihtarnameyle bu durumun davacıya bildirilip bundan sonrasına davacı tarafça sözleşmenin aynen uygulanmaya devam edileceğine ilişkin yeni bir beyan göndermemesi halinde ödeme yapılmayacağının ancak ödeme yapılmamasının muhatabın «sözleşmeyi feshi» ve sözleşme uyarınca üstlenilen edimleri yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu, «taahhütlerinin» ihlali anlamına gelmediğinin de ihtaren bildirildiğini, davacının bu ihtarnameden sonra sözleşmenin aynen uygulanacağına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, öte yandan Ağustos ve Eylül 2013 tarihlerinde ödenecek hisse devir bedelleri davacı tarafça ihtarnameyle talep edilmiş olmakla birlikte bu tarihler itibariyle kendilerinin de davacıdan alacaklı olduklarını, davacının borç miktarının 25.000,00 USD'yi bulduğunu, bu nedenle kendi alacaklarından «mahsup» edilerek davacıya hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borçları bulunmadığının da kabulü gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Her ne kadar yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen «adi yazılı sözleşme» geçerli değilse de daha sonra taraflarca «şekil şartlarına» uygun olarak noterde «hisse devir sözleşmesi» gerçekleştirilerek devir işlemi tamamlanmıştır.
Şti.'deki tüm hisselerinin toplam 35.000,00 USD bedel ile davalılara satışı konusunda anlaştığını, müvekkilinin sözleşme «sebebi» ile üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalılara edimlerini yerine getirmeleri için «ihtarname» gönderildiğini, ancak sonuçsuz kaldığını, İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğü'nün 2015/25019 E. sayılı dosyası ile davalılar hakkında takibe geçilerek «sözleşmeden doğan» ödemelerin talep edildiğini, davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların itirazının iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere davalıların «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… n yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede «alıcının temerrüdü» sebebiyle «dönme hakkının» açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği, taraflar arasındaki Hisse Devir Vaadi Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin birinci maddesine göre; "davacı 100.000,00 TL olan hissesinin 90.000,00 TL'sini davalı ...'e, 10.000,00 TL'sini Nejat Celal Yaba'ya devredeceği, 4/2 fıkrasında; hisse devir toplam bedelinin 35.000,00 USD olduğunun belirtildiği, davalıya devredilen hissenin % 90 olduğu görüldüğünden 35.000,00 USD toplam devir bedelinin ( 35.000,00 USD x % 90 = 31.500,00 USD) 31.500,00 USD 'sinden davalının sorumlu olduğu", davacı tarafın davalının 10.000,00 USD ödeme yaptığını kabul ettiği, davalının bakiye bedeli de ödediğine ilişkin herhangi bir makbuz, dekont vb delil sunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hisse devir bedelinin tamamını ödediğini ispatlayamadığı, «mükerrer» «mahsup» olmaması amacıyla Nejat Celal Yaba yönünden de bu 10.000,00 USD'nin mahsubunun yapılıp yapılmadığının tespiti açısından «yetkisizlikle» giden dosya incelendiği ve 10.000,00 USD ödemenin mahsubunun yapılmadığı, mezkur davanın reddine karar verildiği, davacının 21.500,00 USD bakiye alacağının bulunduğu, davalıya hisse devir bedelini ödemesinin «ihtar» edildiği, «ihtarnamenin» davalıya 28.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının 8 gün sonrası 07.07.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihinin 15.12.2015 olduğu, davacının 07.07.2013-15.12.2015 tarihleri arasında 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca resen yapılan faiz hesaplama sonucu 1.828,16 USD olduğu, alacak miktarı belli olduğundan hükmedilen tutarın takip tarihindeki karşılığı hesaplanmak suretiyle davacı lehine bu bedelin %20'si oranında «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1925 E. 2019/47 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sermaye payının devri · esas sermaye payı · kâr payı
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, 6102 sayılı TTK'nın 595/1. maddesi uyarınca «esas sermaye payının devri» borcunu doğuran işlemlerde de tarafların imzalarının noterce onaylanmasının gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1478 E. , 2021/620 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/1381 E- 2018/611 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/1411 E- 2019/1823 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 04.06.2013 tarihli hisse devir vaadi sözleşmesiyle Elite Proje... Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerini 35.000,00 USD karşılığında davalı ve dava dışı Najat Jalal Yaba’ya devretmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ancak davalı yanca devir bedelinin ödenmediğini, devir bedelinin tahsili için davalı aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmeyle ödenmesi öngörülen tutarın taksitlendirildiği ve ilk taksit olan 10.000,00 USD’nin müvekkilinin talimatıyla bir döviz firması tarafından davacının hesabına gönderildiğini ancak davacının kötüniyetli bir şekilde bu tutarın ödenmediğini iddia ederek, 11.07.2013 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilinin ilk taksidi ödediğini ancak davacı yanca sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle diğer taksitleri ödenmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnameyle sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeyle öngörülen cezai şartın talep edildiği, davacı yanca bu ihtardan sonra fesih iradesinden vazgeçildiğine dair bir ihtarın da davalıya gönderilmediği, sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanının tek taraflı, bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğuracağı, sözleşmenin feshi iradesinin karşı tarafa ulaşmasından sonra bu iradeden tek yanlı olarak dönülmesinin mümkün olmadığı, nitekim davalı tarafın savunmasında da aynı hususların belirtildiği, sözleşmenin davacı tarafça feshi karşısında fesihten sonra hisse devir bedelinin icra takibi yoluyla talep edilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamından, davacının edimini yerine getirerek sahip olduğu hisseleri devrettiğinin anlaşıldığı, keza dosyada davalının devir bedelinin ilk taksitini ödediğine dair dekontun da yer aldığı ancak davacının sözleşmeyi feshettiği, 6098 sayılı TBK' nın 235/3 maddesine göre, satılanın zilyetliği, satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmiş ise, alıcının temerrüdü sebebi ile satıcının dönme hakkını kullanarak satılanın geri almasının ancak bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlı olduğu, somut olayda, satıcının sözleşmeyle dönme hakkını saklı tuttuğu, davacının hisse devir sözleşmesini feshetmiş olması karşısında, yerine getirdiği edimden bağımsız olarak davalı alıcıların edimlerini talep etmeye yönelik olarak yapmış olduğu ilamsız icra takibinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen hisse devir vaadi sözleşmesiyle kararlaştırılan devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının sözleşme gereği olarak hisselerini devrettiği akabinde ise taksitler halinde ödenmesi öngörülen devir bedelinin ilk takdisinin ödenmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemesince, TBK’nın 235/3 maddesine dayanılarak, davacının, sözleşmeyle, alıcının temerrüdü halinde sözleşmeden dönerek satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu, bu durumda satılanı geri almak yerine feshettiği sözleşmeyle öngörülen devir bedelini istemesinin uygun olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak 6102 sayılı TTK’nın 595/1. maddesiyle, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulmuştur. TBK’nın 12/2 maddesinde Kanunun sözleşmeler için öngördüğü şeklin geçerlilik şekli olduğu belirtilerek, bu şekle uyulmadan akdedilen sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenleme altına alınmıştır. Taraflar arasındaki hisse devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı anlaşıldığından Kanunun öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü zorunludur. Bu nedenle, mahkemece, geçersiz olan sözleşmede dönme hakkının saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesinde, satıcının, alıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği gözetilerek ve tarafların devir bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin iddia ve savunmaları da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/637391500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz