Tazminat | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1558 E. 2013/19378 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['818/133']}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rücuan tazminat↗ işyeri sigorta poliçesi↗ işyeri sigortası↗ hakem kararı↗ mirasçılık↗ denetime elverişlilik↗ tbk 99↗ def'i↗ iflas↗ sigorta poliçesi↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık zaman aşımı süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık zamanaşımı süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 818 sayılı BK’nun 133/2 maddesinde “Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde zamanaşımı katedilmiş olur”, 136/2. maddesinde “...Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana başlar”, 6098 sayılı TBK’nun 154/2. maddesinde ise “Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı ... şirketi ise, 21.06.2007 tarihinde meydana gelen dava konusu zararın rücuan tazmini için zarar sorumlusu olarak davalının murisine 16.06.2008 tarihinde, daha sonra da muris ... mirasçıları ve davalı aleyhine icra takipleri yaptığını, anılan yasa hükümleri uyarınca icra takipleri ve bu takip dosyalarındaki her bir işlemle zamanaşımı süresinin kesildiğini ve zamanaşımı süresi dolmayıp davanın süresinde açıldığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının yaptığı icra takiplerinin 818 sayılı BK’nun 133/2. ve 136/2. maddeleri uyarınca zamanaşımını kesip kesmediği hususunun Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4144 E. 2016/5224 K.
Ortak:hakem kararı · def'i · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz kararda… emece, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık «zamanaşımı» süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 818 sayılı BK’nun 133/2 maddesinde “Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya «hakeme» müracaatla veya icrai takibat yahut «iflas» masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde zamanaşımı katedilmiş olur”, 136/2. maddesinde “...Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana başlar”, 6098 sayılı TBK’nun 154/2. maddesinde ise “Alacaklı, dava veya «def»’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı ... şirketi ise, 21.06.2007 tarihinde meydana gelen dava konusu zararın rücuan tazmini için zarar sorumlusu olarak davalının murisine 16.06.2008 tarihinde, daha sonra da muris ... «mirasçıları» ve davalı aleyhine icra takipleri yaptığını, anılan yasa hükümleri uyarınca icra takipleri ve bu takip dosyalarındaki her bir işlemle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini ve zamanaşımı süresi dolmayıp davanın süresinde açıldığını iddia etmiştir.
Mahkemece, davacının yaptığı icra takiplerinin 818 sayılı BK’nun 133/2. ve 136/2. maddeleri uyarınca «zamanaşımını» kesip kesmediği hususunun Yargıtay «denetimine elverişli» olacak şekilde değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya «hakeme» müracaatla veya icrai takibat yahut «iflas» masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.” hükmünü haiz olup somut olayda, davalılar hakkında dava konusu edilen borçları sebebiyle icra takipleri yapılmış, icra dosyalarında bir kısım tahsilatlar yapılmış, «yenileme» taleplerinde bulunulmuştur.
B..'a ait ödeme beyanları, yapılan ödemelere ait banka dekontları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir gerekçeye yer verilmeksizin «zamanaşımı def»'inin kabulüyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 1998/2876 Esas sayılı dosyasında da aynı «genel kredi sözleşmesi» ve «ipotek» belgesine göre aynı miktar üzerinden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yaptığı takip dosyalarına konu alacağa aradaki sözleşme ilişkisine binaen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği ve böylece alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı üyelik sözleşmesi · yapılandırma protokolü · ipoteğin paraya çevrilmesi · ticari kredi · rehin · ikrar · zamanaşımı def'i · ipotek
Benzer bu karardaB..'la yapılan visa «kredi kartı üyelik sözleşmesine» binaen başlattığı toplam 1.419,24 TL yönünden davacı vekilinin duruşmada söz konusu borcun bankayla «yapılan protokol» çerçevesinde ödenmiş olduğunu beyan ettiği, davacı bankanın davalı S..
İcra Müdürlüğü'nün 1998/2876 Esas sayılı dosyasında da aynı «genel kredi sözleşmesi» ve «ipotek» belgesine göre aynı miktar üzerinden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yaptığı takip dosyalarına konu alacağa aradaki sözleşme ilişkisine binaen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği ve böylece alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun «zamanaşımı» süresini kesen sebeplerin düzenlendiği 133. maddesi, “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmişolur: 1-Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
B.. tarafından davacı bankaya «ibraz» edilen 09/03/2006 ve 15/05/2007 tarihli dilekçelerle «ticari kredi» ile kredi kartından kaynaklanan borçların ödenmek istendiği, gerekli indirim ve kolaylığın sağlanmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5679 E. 2016/5447 K.
Ortak:hakem kararı · def'i · iflas · zamanaşımı · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz kararda… emece, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık «zamanaşımı» süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 818 sayılı BK’nun 133/2 maddesinde “Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya «hakeme» müracaatla veya icrai takibat yahut «iflas» masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde zamanaşımı katedilmiş olur”, 136/2. maddesinde “...Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana başlar”, 6098 sayılı TBK’nun 154/2. maddesinde ise “Alacaklı, dava veya «def»’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı ... şirketi ise, 21.06.2007 tarihinde meydana gelen dava konusu zararın rücuan tazmini için zarar sorumlusu olarak davalının murisine 16.06.2008 tarihinde, daha sonra da muris ... «mirasçıları» ve davalı aleyhine icra takipleri yaptığını, anılan yasa hükümleri uyarınca icra takipleri ve bu takip dosyalarındaki her bir işlemle «zamanaşımı» süresinin kesildiğini ve zamanaşımı süresi dolmayıp davanın süresinde açıldığını iddia etmiştir.
Mahkemece, davacının yaptığı icra takiplerinin 818 sayılı BK’nun 133/2. ve 136/2. maddeleri uyarınca «zamanaşımını» kesip kesmediği hususunun Yargıtay «denetimine elverişli» olacak şekilde değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya «hakeme» müracaatla veya icrai takibat yahut «iflas» masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.” hükmünü haiz olup somut olayda, davalılar hakkında dava konusu edilen borçları sebebiyle icra takipleri yapılmış, icra dosyalarında bir kısım tahsilatlar yapılmış, «yenileme» taleplerinde bulunulmuştur.
B..'a ait ödeme beyanları, yapılan ödemelere ait banka dekontları değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir gerekçeye yer verilmeksizin «zamanaşımı def»'inin kabulüyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 1998/2876 Esas sayılı dosyasında da aynı «genel kredi sözleşmesi» ve «ipotek» belgesine göre aynı miktar üzerinden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yaptığı takip dosyalarına konu alacağa aradaki sözleşme ilişkisine binaen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği ve böylece alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kredi kartı üyelik sözleşmesi · yapılandırma protokolü · ipoteğin paraya çevrilmesi · ticari kredi · rehin · ikrar · zamanaşımı def'i · ipotek
Benzer bu karardaB..'la yapılan visa «kredi kartı üyelik sözleşmesine» binaen başlattığı toplam 1.419,24 TL yönünden davacı vekilinin duruşmada söz konusu borcun bankayla «yapılan protokol» çerçevesinde ödenmiş olduğunu beyan ettiği, davacı bankanın davalı S..
İcra Müdürlüğü'nün 1998/2876 Esas sayılı dosyasında da aynı «genel kredi sözleşmesi» ve «ipotek» belgesine göre aynı miktar üzerinden «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla yaptığı takip dosyalarına konu alacağa aradaki sözleşme ilişkisine binaen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği ve böylece alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun «zamanaşımı» süresini kesen sebeplerin düzenlendiği 133. maddesi, “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmişolur: 1-Borçlu borcu «ikrar» ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya «rehin» yahut «kefil» verdiği takdirde.
B.. tarafından davacı bankaya «ibraz» edilen 09/03/2006 ve 15/05/2007 tarihli dilekçelerle «ticari kredi» ile kredi kartından kaynaklanan borçların ödenmek istendiği, gerekli indirim ve kolaylığın sağlanmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10122 E. 2018/4424 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespiti ile 16.136,67 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1558 E. , 2013/19378 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ ( 4. SULH HUKUK MAHKEMESİ)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk (Kadıköy 4. Sulh Hukuk) Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 tarih ve 2012/507-2012/1065 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde işyeri sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altında bulunan işyerinde 21.06.2007 tarihinde davalının mirasçısı olduğu ...’a ait iş hanının pis su giderinin tıkanmasından dolayı hasar meydana geldiğini, sigortalıya ödenen 3.948,64 TL’nin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, ayrıca muris ...’un terekesi konusunda derdest dava bulunduğunu, tek mirasçının kendisi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık zaman aşımı süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu olayın 2007 yılında meydana geldiği, davacı ... şirketinin 31.07.2007 tarihinde ödeme yaptığı, haksız fiilden doğan tazminat davalarında 1 yıllık zamanaşımı süresi söz konusu olduğundan ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra icra takibi yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 818 sayılı BK’nun 133/2 maddesinde “Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde zamanaşımı katedilmiş olur”, 136/2. maddesinde “...Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her muameleden itibaren yeniden cereyana başlar”, 6098 sayılı TBK’nun 154/2.
maddesinde ise “Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı kesilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı ... şirketi ise, 21.06.2007 tarihinde meydana gelen dava konusu zararın rücuan tazmini için zarar sorumlusu olarak davalının murisine 16.06.2008 tarihinde, daha sonra da muris ... mirasçıları ve davalı aleyhine icra takipleri yaptığını, anılan yasa hükümleri uyarınca icra takipleri ve bu takip dosyalarındaki her bir işlemle zamanaşımı süresinin kesildiğini ve zamanaşımı süresi dolmayıp davanın süresinde açıldığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının yaptığı icra takiplerinin 818 sayılı BK’nun 133/2.
ve 136/2. maddeleri uyarınca zamanaşımını kesip kesmediği hususunun Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/635331300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz