Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3649 E. 2021/688 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihdas nedeni↗ yazılı delil ile ispat↗ hükmün kesinleşmesi↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ vade tarihi↗ teminat senedi↗ yemin teklifi↗ savunma hakkı↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ yazılı delil↗ kısıtlılık↗ yemin↗ ara karar↗ ihtiyati tedbir↗ vade↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddia edilmiş ise de davalı senedin davacıya borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, senedin ihdas nedeninin boş olduğu, senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının HMK 201. maddesi uyarınca bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile dava konusu senedin aynı tarihli olması ve vade tarihinin tanzim tarihine göre ileri bir tarih olarak yazılmasının davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bulgular olarak kabul edilemeyeceği, hayatın olağan akışı ile ilgili gerekçelerin senede karşı senet ile ispat kuralını ortadan kaldıramayacağı, somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı, İİK'nın 72/4 maddesinde; ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde %20'den aşağı tayin edilemez.'' hükmünin mevcut olduğu, talep üzerine mahkemenin 21.05.2014 tarihli ön inceleme tensip zaptı 13 nolu ara kararıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, belirlenen %15 teminatın yatırılması ile ihtiyati tedbirin uygulandığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK’ nın 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20 si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili yemin deliline açıkça dayanmış olduğundan 07.03.2019 tarihli celsedeki duruşmada yemin teklif etmek istediğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı kullandırılmaması savunma hakkını kısıtladığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1950 E. 2023/1713 K.
Ortak:ihdas nedeni · hükmün kesinleşmesi · savunma hakkının kısıtlanması · vade tarihi · teminat senedi · yemin teklifi · savunma hakkı · yemin delili
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava konusu senedin «teminat senedi» olduğu iddia edilmiş ise de davalı senedin davacıya borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, senedin «ihdas nedeninin» boş olduğu, senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının HMK 201. maddesi uyarınca bu iddiasını «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda olduğu, taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile dava konusu senedin aynı tarihli olması ve «vade tarihinin» tanzim tarihine göre ileri bir tarih olarak yazılmasının davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bulgular olarak kabul edilemeyeceği, hayatın olağan akışı ile ilgili gerekçelerin senede karşı senet ile ispat kuralını ortadan kaldıramayacağı, somut olay bakımından «ispat külfetinin» davacıda olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı, İİK'nın 72/4 maddesinde; ''Dava alacaklı lehine neticelenirse «ihtiyati tedbir» kararı kalkar, buna dair «hükmün kesinleşmesi» halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır.
2- Davacı vekili «yemin deliline» açıkça dayanmış olduğundan 07.03.2019 tarihli celsedeki duruşmada «yemin teklif» etmek istediğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı kullandırılmaması «savunma hakkını kısıtladığından» hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin «teminat senedi» olduğu davacı tarafça iddia edilmiş ise de, davalı senedin davacıya borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, senedin «ihdas nedeninin» boş olduğundan senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesi uyarınca bu iddiasını «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda olduğu, taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile dava konusu senedin aynı tarihli olması ve «vade tarihinin» tanzim tarihine göre ileri bir tarih olarak yazılmasının, davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bulgular olarak kabul edilmediği, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı, davacı vekilinin «yemin deliline» dayandığı, davalının usulüne uygun olarak yemini edâ ettiği, davalının yeminli beyanında sadece bir tane alış-verişleri olduğunu, başka hiçbir alış-veriş olmadığın …
… başlatmış olduğu icra takibine konu senedin aslı ne icra dosyasına ne Mahkeme dosyasına hiçbir şekilde sunulmadığını, davalı taraf böyle bir senedin varlığı halinde «kambiyo senetlerine özgü takip» yolunu seçebilecekken senet aslını sunmaksızın «ilamsız takip» yolunu seçtiğini, müvekkili tarafından davalı ile aralarında gerçekleşen gayrimenkul «satış sözleşmesine» istinaden verilen «teminat senedi» ödeme günü yazılmaksızın 10.12.2002 tarihinde düzenlenip verdiğini, davalı tarafından sonradan yapmış olduğu eklemeler ile ödeme gününü 06.12.2012 olarak değiştirerek haksız olarak takibe soktuğunu, bu hususların araştırılmaksızın ve senet aslının bilirkişi marifetiyle incelenmeksizin senet fotokopisine dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, davalının değiştirmiş olduğu senet aslı dosyaya «ibraz» edilmeksizin ve bu senet aslı üzerinde hiçbir inceleme yapılmaksızın, senet fotokopisine dayanılarak davalının iddiasını ispat etmiş kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil ile davalı arasında sözkonusu gayrimenkul satışından başka herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, 10.12.2002 tarihli alım satım akdi tamamlanmış olmakla teminat olarak düzenlenen senedin hükmünün kalmadığını, aynı tarihli tapuda düzenlenen resmi senette de alım satım bedeli olarak 19.000,00 TL olarak gösterildiğini, müvekkilin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamakta olup bu ev satışı dışında davalıyla arasında herhangi bir alışverişini olmadığını, dosyaya sunulan yapı kayıt belgesinden de anlaşılacağı üzere Mahkemenin değerlendirmesinin aksine «depo» şeklindeki bağımsız «bölümün», davalıya ait 10 nolu bağımsız bölümden ayrılarak müvekkili adına 13 nolu bağımsız bölüm olarak tescil edildiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında borcun sebebiyle ilgili herhangi bir savunma yapılmadığını, yalnızca artık «son» aşamada 08.06.2015 tarihli temyiz dilekçesinde davada bahsi geçen taşınmazın depo olarak müvekkilince kiraya verildiğini ve tapu kaydında gözükmediği iddia edilen apartmanın ortak kullanım alanı olan bodrumdaki kısım için müvekkilinin 19.000,00 TL para almış olduğunu, buna karşılık senet tanzim edip davalıya verdiğini, ancak bahse konu deponun satışının yapılmadığı ve paranın da iade edilmediği iddia edildiğini, oysaki davalı mahkeme huzurundaki yeminli beyanında ''Davacıyla sadece 1 tane alışverişimiz olmuştur, başka hiçbir alışverişimiz yoktur, bu bir alışveriş de dava konusu olan gayrimenkul satışına ilişkindir, senet teminat senedi olarak değil satıştan dolayı verilmiştir, başkaca hiç ticari diyaloğumuz olmamıştır.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, görüldüğü üzere davalının, müvekkili ile aralarında yalnızca tek bir hukuki ilişki kurulduğunu bunun da dava konusu gayrimenkul satışından ibaret olduğunu yeminli beyanında kabul ederek tamamen önceki beyanlarını çürütmesine rağmen mahkemece çelişkili ifadeler dikkate almaksızın «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine özgü takip · ilamsız takip · depo kararı · satış sözleşmesi · kambiyo senedi · iş bölümü · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu kararda… başlatmış olduğu icra takibine konu senedin aslı ne icra dosyasına ne Mahkeme dosyasına hiçbir şekilde sunulmadığını, davalı taraf böyle bir senedin varlığı halinde «kambiyo senetlerine özgü takip» yolunu seçebilecekken senet aslını sunmaksızın «ilamsız takip» yolunu seçtiğini, müvekkili tarafından davalı ile aralarında gerçekleşen gayrimenkul «satış sözleşmesine» istinaden verilen «teminat senedi» ödeme günü yazılmaksızın 10.12.2002 tarihinde düzenlenip verdiğini, davalı tarafından sonradan yapmış olduğu eklemeler ile ödeme gününü 06.12.2012 olarak değiştirerek haksız olarak takibe soktuğunu, bu hususların araştırılmaksızın ve senet aslının bilirkişi marifetiyle incelenmeksizin senet fotokopisine dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, davalının değiştirmiş olduğu senet aslı dosyaya «ibraz» edilmeksizin ve bu senet aslı üzerinde hiçbir inceleme yapılmaksızın, senet fotokopisine dayanılarak davalının iddiasını ispat etmiş kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil ile davalı arasında sözkonusu gayrimenkul satışından başka herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı, 10.12.2002 tarihli alım satım akdi tamamlanmış olmakla teminat olarak düzenlenen senedin hükmünün kalmadığını, aynı tarihli tapuda düzenlenen resmi senette de alım satım bedeli olarak 19.000,00 TL olarak gösterildiğini, müvekkilin herhangi bir ticari faaliyeti bulunmamakta olup bu ev satışı dışında davalıyla arasında herhangi bir alışverişini olmadığını, dosyaya sunulan yapı kayıt belgesinden de anlaşılacağı üzere Mahkemenin değerlendirmesinin aksine «depo» şeklindeki bağımsız «bölümün», davalıya ait 10 nolu bağımsız bölümden ayrılarak müvekkili adına 13 nolu bağımsız bölüm olarak tescil edildiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında borcun sebebiyle ilgili herhangi bir savunma yapılmadığını, yalnızca artık «son» aşamada 08.06.2015 tarihli temyiz dilekçesinde davada bahsi geçen taşınmazın depo olarak müvekkilince kiraya verildiğini ve tapu kaydında gözükmediği iddia edilen apartmanın ortak kullanım alanı olan bodrumdaki kısım için müvekkilinin 19.000,00 TL para almış olduğunu, buna karşılık senet tanzim edip davalıya verdiğini, ancak bahse konu deponun satışının yapılmadığı ve paranın da iade edilmediği iddia edildiğini, oysaki davalı mahkeme huzurundaki yeminli beyanında ''Davacıyla sadece 1 tane alışverişimiz olmuştur, başka hiçbir alışverişimiz yoktur, bu bir alışveriş de dava konusu olan gayrimenkul satışına ilişkindir, senet teminat senedi olarak değil satıştan dolayı verilmiştir, başkaca hiç ticari diyaloğumuz olmamıştır.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, görüldüğü üzere davalının, müvekkili ile aralarında yalnızca tek bir hukuki ilişki kurulduğunu bunun da dava konusu gayrimenkul satışından ibaret olduğunu yeminli beyanında kabul ederek tamamen önceki beyanlarını çürütmesine rağmen mahkemece çelişkili ifadeler dikkate almaksızın «eksik inceleme» ile davanın reddine karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe konu «kambiyo senedi» nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4303 E. 2011/15963 K.
Ortak:ispat külfeti
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava konusu senedin «teminat senedi» olduğu iddia edilmiş ise de davalı senedin davacıya borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, senedin «ihdas nedeninin» boş olduğu, senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının HMK 201. maddesi uyarınca bu iddiasını «yazılı delil» ile kanıtlamak zorunda olduğu, taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile dava konusu senedin aynı tarihli olması ve «vade tarihinin» tanzim tarihine göre ileri bir tarih olarak yazılmasının davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bulgular olarak kabul edilemeyeceği, hayatın olağan akışı ile ilgili gerekçelerin senede karşı senet ile ispat kuralını ortadan kaldıramayacağı, somut olay bakımından «ispat külfetinin» davacıda olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı, İİK'nın 72/4 maddesinde; ''Dava alacaklı lehine neticelenirse «ihtiyati tedbir» kararı kalkar, buna dair «hükmün kesinleşmesi» halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır.
Benzer bu karardaDava, TTK' nun 72 nci maddesi uyarınca «çek» «keşidecisinin» açmış olduğu «istirdat davası» olup, davacı, «çek hamili» olan davalının İcra Hukuk Mahkemesi' ne verdiği dilekçede çeki «ticari satım» nedeniyle aldığını savunduğunu ve bu savunmasını ispat etmesi gerektiğini iddia etmiş, mahkemece de «ispat külfeti» davalıya yüklenerek satım ilişkisini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, «çek» bir ödeme aracı olduğundan işbu davada «ispat külfeti» keşide ettiği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacıda olup, davalının çekin ne suretle «hamili» olduğunu İcra Hukuk Mahkemesinde açıklamış olması nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmez.
Bu nedenle, «ispat külfeti» ters çevrilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili · istirdat davası · ticari satım · kambiyo senedi · reeskont faizi · hamil · keşideci · istirdat
Benzer bu karardaDava, TTK' nun 72 nci maddesi uyarınca «çek» «keşidecisinin» açmış olduğu «istirdat davası» olup, davacı, «çek hamili» olan davalının İcra Hukuk Mahkemesi' ne verdiği dilekçede çeki «ticari satım» nedeniyle aldığını savunduğunu ve bu savunmasını ispat etmesi gerektiğini iddia etmiş, mahkemece de «ispat külfeti» davalıya yüklenerek satım ilişkisini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… şi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekili tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının kabul edildiği ancak bu konuda her hangi bir delilin «ibraz» edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 98.000 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline ve % 40 «icra inkar tazminatı» alacağı miktarı olan 39.200 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, «çek» bir ödeme aracı olduğundan işbu davada «ispat külfeti» keşide ettiği çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacıda olup, davalının çekin ne suretle «hamili» olduğunu İcra Hukuk Mahkemesinde açıklamış olması nedeniyle ispat külfeti yer değiştirmez.
Kural olarak, «kambiyo senedine» dayalı olarak hak iddia eden kişinin ayrıca, kambiyo senedinden kaynaklanan alacağının varlığını kanıtlaması gerekmez.
-
Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü | Marka iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18779 E. 2015/4506 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaAncak, mahkemece davanın kabul edilmesine ve davacı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirmesine rağmen davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3649 E. , 2021/688 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 07.03.2019 tarih ve 2018/465-2019/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile davacıya ait taşınmazın satışı hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı alacaklının satış bedelini devir işleminden önce ödediğini, teminat olarak dava konusu senedin düzenlendiğini, daha sonra gayrimenkulün resmi satışı yapılmasına rağmen senedin iade edilmeyerek icra takibine konulduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı hakkında girişilen takibin itiraz üzerine durduğunu, bunun üzerine açılan itirazın kaldırılması davasının devam ettiğini, davalı vekilinin ön inceleme duruşma tutanağında senetteki imzaları kabul edip, sadece faize itiraz ettiğini, söz konusu davayı sürüncemede bırakmak için bu davanın açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddia edilmiş ise de davalı senedin davacıya borç para karşılığında düzenlendiğini savunduğu, senedin ihdas nedeninin boş olduğu, senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının HMK 201. maddesi uyarınca bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlamak zorunda olduğu, taraflar arasındaki taşınmaz satışı ile dava konusu senedin aynı tarihli olması ve vade tarihinin tanzim tarihine göre ileri bir tarih olarak yazılmasının davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli bulgular olarak kabul edilemeyeceği, hayatın olağan akışı ile ilgili gerekçelerin senede karşı senet ile ispat kuralını ortadan kaldıramayacağı, somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu, iddianın yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delil ile ispatlanamadığı, İİK'nın 72/4 maddesinde;
''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde %20'den aşağı tayin edilemez.'' hükmünin mevcut olduğu, talep üzerine mahkemenin 21.05.2014 tarihli ön inceleme tensip zaptı 13 nolu ara kararıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, belirlenen %15 teminatın yatırılması ile ihtiyati tedbirin uygulandığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK’ nın 72/4 maddesi gereğince asıl alacağın %20 si oranında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilinin aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili yemin deliline açıkça dayanmış olduğundan 07.03.2019 tarihli celsedeki duruşmada yemin teklif etmek istediğini belirtmiş olmasına rağmen mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkı kullandırılmaması savunma hakkını kısıtladığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
(1) Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtildiği üzere hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/635130100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz