Şirketin Feshi ve Tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3375 E. 2013/20028 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrık rapor↗ ihalenin feshi↗ hmk 150↗ ek mehil↗ nispi vekalet ücreti↗ peşin karar harcı↗ gerçek zarar↗ müktesep hak↗ emredici hüküm↗ teminat mektubu↗ maktu vekalet ücreti↗ hakkaniyet↗ mirasçılık↗ açılmamış sayılma↗ tasfiye memuru↗ olumsuz oy↗ ek tasfiye↗ harç↗ kusur↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, şirket tasfiye memurları tarafından davaya konu taşınmazın satışına ilişkin yapılan ihalenin cebri ihale olmayıp herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayedelerden olduğu, bu nedenle olaya İİK hükümleri değil, BK’nun 225. vd. maddelerinin uygulanması gerektiği, BK’nun 229. maddesine göre de ihale bedelinin peşin ödenmesi gerektiği, davalılar teminat mektubunun alındığı tarihte İİK’nun 134/son maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini savunmuşlarsa da bozma ilamında açıkça BK’nun 225 vd. maddelerinin uygulanacağının belirtilmesi ve bozma ilamına uyulması karşısında somut olayda bu maddenin uygulanma yeri bulunmadığı, davalı tasfiye memurlarının olayda kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalılar kusurları bulunmadığını ispatlamak için davacılar tarafından ihalenin feshi davası açıldığını, bu davanın yıllarca sürdüğünü beyan etmiş iseler de ihalenin feshi davasının açılmasının davacılar için Anayasal bir hak olduğu, davanın yıllarca sürmesinin davacıların kusuru olmadığı, BK’nun 229. maddesi uyarınca ihale bedelinin peşin alınması gerekirken tasfiye memurlarının teminat mektubu kabul etmeleri nedeniyle olayda kusurlu bulundukları, davalı ...’ın davacıların ihalenin feshi davası açması nedeniyle satış bedeline karşılık teminat mektubu vermeyi talep etmesinin ve bu talebinin de davalı tasfiye memurlarınca kabul edilmesinin davalı ...’nın tasfiye memurlarıyla iş birliği içinde danışıklı hareket ettiğini göstermeyeceği, dosyada da bu yönde delil de bulunmadığı, ayrık raporda TCMB kaynağında bulunan piyasada oluşan ağırlıklı ortalamalar nazara alınarak faiz hesabı yapılması nedeniyle ayrık raporun hükme esas alınmasının hakkaniyete ve somut olaya uygun olduğu gerekçesiyle kök muris ... mirasçılarından ..., ... ve ... ... tarafından açılan dava takip edilmediğinden HMK’nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, ... hakkındaki dava kanıtlanamadığından reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 837.780,84 TL’nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 103.437 TL’nin ... ...'a, 62.068,95 TL’nin ayrı ayrı olmak üzere ... ... (...),..., ...,... ...'a, 113.660,00 TL’nin ayrı ayrı olmak üzere ... ... ve ......'a, 182.750,00 TL’nin ...'a, 75.997,84 TL’nin ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemi ile tescil istemine yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ..., ... ..., ..., ......, ...’ın bir kısım mirasçıları ... ..., ... ... (...),... ..., ... ...,... ... vekili ile davalılar ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, BK’nun 229. maddesinin emredici bir hüküm olmamasına ve bu halde sözleşmenin tarafı olan Kolektif Şirket ile alıcı İrma arasındaki ilişkide aksinin kararlaştırılmasının yasa hükmü gereğince mümkün bulunması karşısında bilirkişiler ve mahkemenin anılan yasa hükmünün emredici olduğu yolundaki müstakil gerekçesi yerinde değilse de, davalı tasfiye memurlarının taşınmazın peşin satılması hususunda karar almalarına ve bu hususta alıcıya 20 gün mehil vermelerine rağmen mehlin sonunda ortaklardan ikinci bir talimat almadan teminat mektubu kabul etmelerinin kusur teşkil etmesi ve zarara sebebiyet vermesi nedeniyle teminat mektubu kabul edilmesinin yasal dayanağının bulunmaması karşısında anılan hususun neticeye müessir bulunmamasına göre temyiz eden davalı tasfiye memurları vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan, temyiz talep eden davacılar vekilinin de aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davalı tasfiye memurları ..., ... ve ... vekili, dava konusu taşınmazdan kira geliri elde edildiğini, bunun da tazminat hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürdükten sonra davacılar vekilince savunmanın genişletilmesi itirazı ile bu talebe karşı konulmuş ise de somut olayda gerçek zararın belirlenmesi bakımından bu hususun itiraz sebebi teşkil etmesi nedeniyle ararştırılması gerekir. Davalılar gerçek zararı karşılamakla yükümlüdürler. Bu itibarla mahkemece, dava konusu taşınmazdan kira geliri elde edilip edilmediğinin araştırılması, eğer kira geliri elde edilmişse bunun gerçek zararın hesabında dikkate alınması gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava dilekçesinde, “…1.000.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB’nın kısa vadeli kredi reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili” talep edilmesine rağmen mahkemece, faiz talebi konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, daha önceki bozma ilamında da belirtilmesine rağmen davacı tarafça (13.515,20) TL harç yatırıldığı halde peşin harcın (13,50) YTL olduğu kabul edilerek hatalı şekilde bakiye harç hesabı yapılması da doğru olmamış, temyiz eden davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının da kabulü gerekmiştir.
Yine, mahkemenin 18.04.2006 tarihli “davanın reddine” dair ilk kararı ile davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen işbu hüküm davalılar tarafından temyiz edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacılar yararına maktu vekalet ücreti verilmesi hususunda usulü müktesep hak oluştuğu hususu nazara alınarak vekalet ücretine hükmetmek gerekirken bu husus nazara alınmadan davalılar yararına yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7297 E. 2013/6672 K.
Ortak:teminat mektubu · teminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, şirket «tasfiye» memurları tarafından davaya konu taşınmazın satışına ilişkin yapılan ihalenin cebri ihale olmayıp herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayedelerden olduğu, bu nedenle olaya İİK hükümleri değil, BK’nun 225. vd. maddelerinin uygulanması gerektiği, BK’nun 229. maddesine göre de ihale bedelinin peşin ödenmesi gerektiği, davalılar «teminat mektubunun» alındığı tarihte İİK’nun 134/«son» maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini savunmuşlarsa da bozma ilamında açıkça BK’nun 225 vd. maddelerinin uygulanacağının belirtilmesi ve bozma ilamına uyulması karşısında somut olayda bu maddenin uygulanma yeri bulunmadığı, davalı «tasfiye memurlarının» olayda kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalılar kusurları bulunmadığını ispatlamak için davacılar tarafından «ihalenin feshi» davası açıldığını, bu davanın yıllarca sürdüğünü beyan etmiş iseler de ihalenin feshi davasının açılmasının davacılar için Anayasal bir hak olduğu, davanın yıllarca sürmesinin davacıların «kusuru» olmadığı, BK’nun 229. maddesi uyarınca ihale bedelinin peşin alınması gerekirken tasfiye memurlarının teminat mektubu kabul etmeleri nedeniyle olayda kusurlu bulundukları, davalı ...’ın davacıların ihalenin feshi davası açması nedeniyle satış bedeline karşılık teminat mektubu vermeyi talep etmesinin ve bu talebinin de davalı tasfiye memurlarınca kabul edilmesinin davalı ...’nın tasfiye memurlarıyla iş birliği içinde danışıklı hareket ettiğini göstermeyeceği, dosyada da bu yönde delil de bulunmadığı, «ayrık raporda» TCMB kaynağında bulunan piyasada oluşan ağırlıklı ortalamalar nazara alınarak faiz hesabı yapılması nedeniyle ayrık raporun hükme esas alınmasının «hakkaniyete» ve somut olaya uygun olduğu gerekçesiyle kök muris ... «mirasçılarından» ..., ... ve ... ... tarafından açılan dava takip edilmediğinden HMK’nun 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», ... hakkındaki dava kanıtlanamadığından reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 837.780,84 TL’nin bu davalılardan müştereken ve …
… Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, BK’nun 229. maddesinin «emredici» bir hüküm olmamasına ve bu halde sözleşmenin tarafı olan Kolektif Şirket ile alıcı İrma arasındaki ilişkide aksinin kararlaştırılmasının yasa hükmü gereğince mümkün bulunması karşısında bilirkişiler ve mahkemenin anılan yasa hükmünün emredici olduğu yolundaki müstakil gerekçesi yerinde değilse de, davalı «tasfiye memurlarının» taşınmazın peşin satılması hususunda karar almalarına ve bu hususta alıcıya 20 gün «mehil» vermelerine rağmen mehlin sonunda ortaklardan ikinci bir talimat almadan «teminat mektubu» kabul etmelerinin «kusur» teşkil etmesi ve zarara sebebiyet vermesi nedeniyle teminat mektubu kabul edilmesinin yasal dayanağının bulunmaması karşısında anılan hususun neticeye müessir bulu …
Benzer bu karardaDava, haksız tazmin edildiği ileri sürülen «teminat mektubu» bedelinin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Ancak,dava konusu «teminat mektubu» dava dışı firmanın ihaleye katılmasını teminen verilmiş olup, teminat mektubunun davacı tarafından düzenlenmiş olması davacıyı ihalenin tarafı haline getirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · istirdat · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre,davanın ihale öncesi nedenlere dayandığı, bu sebeple idari yargının «görevli» olduğu gerekçesiyle, «yargı yolu» nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dava, haksız tazmin edildiği ileri sürülen «teminat mektubu» bedelinin «istirdadı» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, işin esasına girilip neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle dava dilekçesinin «yargı yolu» nedeniyle reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6858 E. 2014/13016 K.
Ortak:ihalenin feshi · ek tasfiye · harç · kusur · vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, şirket «tasfiye» memurları tarafından davaya konu taşınmazın satışına ilişkin yapılan ihalenin cebri ihale olmayıp herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayedelerden olduğu, bu nedenle olaya İİK hükümleri değil, BK’nun 225. vd. maddelerinin uygulanması gerektiği, BK’nun 229. maddesine göre de ihale bedelinin peşin ödenmesi gerektiği, davalılar «teminat mektubunun» alındığı tarihte İİK’nun 134/«son» maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini savunmuşlarsa da bozma ilamında açıkça BK’nun 225 vd. maddelerinin uygulanacağının belirtilmesi ve bozma ilamına uyulması karşısında somut olayda bu maddenin uygulanma yeri bulunmadığı, davalı «tasfiye memurlarının» olayda kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalılar kusurları bulunmadığını ispatlamak için davacılar tarafından «ihalenin feshi» davası açıldığını, bu davanın yıllarca sürdüğünü beyan etmiş iseler de ihalenin feshi davasının açılmasının davacılar için Anayasal bir hak olduğu, davanın yıllarca sürmesinin davacıların «kusuru» olmadığı, BK’nun 229. maddesi uyarınca ihale bedelinin peşin alınması gerekirken tasfiye memurlarının teminat mektubu kabul etmeleri nedeniyle olayda kusurlu bulundukları, davalı ...’ın davacıların ihalenin feshi davası açması nedeniyle satış bedeline karşılık teminat mektubu vermeyi talep etmesinin ve bu talebinin de davalı tasfiye memurlarınca kabul edilmesinin davalı ...’nın tasfiye memurlarıyla iş birliği içinde danışıklı hareket ettiğini göstermeyeceği, dosyada da bu yönde delil de bulunmadığı, «ayrık raporda» TCMB kaynağında bulunan piyasada oluşan ağırlıklı ortalamalar nazara alınarak faiz hesabı yapılması nedeniyle ayrık raporun hükme esas alınmasının «hakkaniyete» ve somut olaya uygun olduğu gerekçesiyle kök muris ... «mirasçılarından» ..., ... ve ... ... tarafından açılan dava takip edilmediğinden HMK’nun 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», ... hakkındaki dava kanıtlanamadığından reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 837.780,84 TL’nin bu davalılardan müştereken ve …
… Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, BK’nun 229. maddesinin «emredici» bir hüküm olmamasına ve bu halde sözleşmenin tarafı olan Kolektif Şirket ile alıcı İrma arasındaki ilişkide aksinin kararlaştırılmasının yasa hükmü gereğince mümkün bulunması karşısında bilirkişiler ve mahkemenin anılan yasa hükmünün emredici olduğu yolundaki müstakil gerekçesi yerinde değilse de, davalı «tasfiye memurlarının» taşınmazın peşin satılması hususunda karar almalarına ve bu hususta alıcıya 20 gün «mehil» vermelerine rağmen mehlin sonunda ortaklardan ikinci bir talimat almadan «teminat mektubu» kabul etmelerinin «kusur» teşkil etmesi ve zarara sebebiyet vermesi nedeniyle teminat mektubu kabul edilmesinin yasal dayanağının bulunmaması karşısında anılan hususun neticeye müessir bulu …
2- Ancak, davalı «tasfiye» memurları ..., ... ve ... vekili, dava konusu taşınmazdan kira geliri elde edildiğini, bunun da tazminat hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürdükten sonra davacılar vekilince savunmanın genişletilmesi itirazı ile bu talebe karşı konulmuş ise de somut olayda «gerçek zararın» belirlenmesi bakımından bu hususun itiraz «sebebi» teşkil etmesi nedeniyle ararştırılması gerekir.
Benzer bu kararda… nun 11.05.2004 tarih ve 117 no'lu kararı ile onaylandığını, geçerli bir ihale olduğunu savunduğu, BK.'nın 225/2. maddesi uyarınca da sözleşmenin kurulmuş bulunduğu, «ihalenin feshi» davasında «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de davalı bankanın bu kararın kalkmasından sonra davacıyı sözleşme yapmaya davet etmek yerine yargılamanın uzun sürmesi ve hisselerdeki değer artışını gerekçe göstererek yeniden ihale tesis ettiği, davalı bankanın kendi «kusuru» nedeniyle ilk ihale ile kurulan sözleşmenin imkansız hale gelmesine neden olduğu, diğer davalı Pereja AŞ.'nin ise olayda bir kusurunun bulunmadığı, davacının 2.830.000 USD'ye aldığı hisselerin ikinci ihalede 5.800.000 USD'ye davalılara satıldığı, dolayısıyla davacının 2.970.000 USD değerinde «kaybının» olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı Pereja İleri K...
3- Davalı Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı Banka, Bakanlar Kurulu kararı ile hukuki varlığına «son» verilip hisseleri Hazineye intikal eden İstanbul Bankası A.Ş.'nin tasfiyesi ile «görevlendirilmiş» olup, «tasfiye» işlemlerinin hukuka uygun şekilde yürütülmesi ile yükümlü ve bu konudaki kusurlu davranışlarından doğacak zararlardan da sorumludur.
4- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin mahkemece hükmedilen yargılama «harç» ve giderleri ile «vekalet ücretine» ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay defterine kayıt · satış sözleşmesi · tazminat davası · ihtiyati tedbir · pay defteri · komisyon · kâr kaybı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… nun 11.05.2004 tarih ve 117 no'lu kararı ile onaylandığını, geçerli bir ihale olduğunu savunduğu, BK.'nın 225/2. maddesi uyarınca da sözleşmenin kurulmuş bulunduğu, «ihalenin feshi» davasında «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de davalı bankanın bu kararın kalkmasından sonra davacıyı sözleşme yapmaya davet etmek yerine yargılamanın uzun sürmesi ve hisselerdeki değer artışını gerekçe göstererek yeniden ihale tesis ettiği, davalı bankanın kendi «kusuru» nedeniyle ilk ihale ile kurulan sözleşmenin imkansız hale gelmesine neden olduğu, diğer davalı Pereja AŞ.'nin ise olayda bir kusurunun bulunmadığı, davacının 2.830.000 USD'ye aldığı hisselerin ikinci ihalede 5.800.000 USD'ye davalılara satıldığı, dolayısıyla davacının 2.970.000 USD değerinde «kaybının» olduğu gerekçesiyle asıl davada davalı Pereja İleri K...
Davalılardan Pereja A.Ş.'nin dava konusu olayda her hangi bir kusurlu eylemi mevcut olmayıp, anılan şirkete sadece dava konusu hisselerin «pay defterine kayıt» ve tescilinin sağlanması için «husumet» yöneltilmiş, buna rağmen davacı vekilince sunulan asıl dava dilekçesinde, davalı P...
A.Ş.'nin %75,117 oranındaki paylarının müzayede yoluyla satışa çıkarıldığı, davacının en yüksek teklifi vermesi üzerine pazarlıkla 2.816.000 USD bedelli hisselerin 15.04.2004 tarihinde 2.830.000 USD bedelle davacıya satıldığı, ihale «komisyonu» kararının Ziraat Bankası A.Ş. yönetim kurulunca onaylanarak kesinleştiği, davalı Ziraat Bankası AŞ.'nin gerek kendisi gerekse davacı T..
A.Ş.'den de maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş, daha sonra sunulan 19.06.2008 tarihli dilekçe ile HUMK.'nın 186. maddesi uyarınca hisselerin satılıp devredildiği için asıl davaya Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine «tazminat davası» olarak devam edildiği bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13343 E. 2012/18850 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/229 Karar sayılı kararın «kesin» hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3375 E. , 2013/20028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.11.2011 tarih ve 2011/61-2011/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar ..., ... ..., ..., ......, ...’ın bir kısım mirasçıları ... ..., ... ... (...),... ..., ... ...,... ... vekili ile davalılar ..., ..., ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.11.2013 günü hazır bulunan davacılar vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davalılardan ..., ..., ... vekili Av. ... ve kendi adına asaleten ... ve ... adına vekaleten Av. ... ... ile tasfiye memurları ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce fesih ve tasfiyesine karar verilen Yıldız Plastik, ... Halefleri ve Ortakları Koll. Şti.'nin ortakları olduğunu, davalılar ..., ... ve ...’in söz konusu şirketin tasfiye kurulu üyeleri olduklarını, anılan davalıların şirkete ait gayrimenkulün peşin para ile satılmasına karar verilmesinden sonra gazetedeki satış ilanında da bu hususun belirtilmesine rağmen gayrimenkulü satın alan davalı ...'a satış bedelini ödemesi için 20 günlük süre verdiklerini, davalı tasfiye memurlarının müvekkillerinin İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ihalenin feshi davası açmalarını gerekçe göstererek satış bedelini nakden tahsil etmeyip alıcı ...’tan teminat mektubu aldıklarını, müvekkillerinin satışın peşin para ile yapılması gerektiği yolunda yaptıkları başvurunun tasfiye memurlarınca kabul edilmediğini, 930.000 YTL olan satış bedelinin nemalandırılmaması nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradıklarını ileri sürerek, taşınmazın davalı ...
adına olan kaydının iptali ile şirket adına yeniden tesciline, olmadığı takdirde 930.000 YTL'nin 04.06.2001 tarihinden 22.08.2005 tarihine kadar nakden değerlendirilmemesinden doğan nema kaybı olarak 1.000.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB’nın kısa vadeli avans reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, munzam zarara ilişkin dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, şirket tasfiye memurları tarafından davaya konu taşınmazın satışına ilişkin yapılan ihalenin cebri ihale olmayıp herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayedelerden olduğu, bu nedenle olaya İİK hükümleri değil, BK’nun 225. vd. maddelerinin uygulanması gerektiği, BK’nun 229. maddesine göre de ihale bedelinin peşin ödenmesi gerektiği, davalılar teminat mektubunun alındığı tarihte İİK’nun 134/son maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini savunmuşlarsa da bozma ilamında açıkça BK’nun 225 vd. maddelerinin uygulanacağının belirtilmesi ve bozma ilamına uyulması karşısında somut olayda bu maddenin uygulanma yeri bulunmadığı, davalı tasfiye memurlarının olayda kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, davalılar kusurları bulunmadığını ispatlamak için davacılar tarafından ihalenin feshi davası açıldığını, bu davanın yıllarca sürdüğünü beyan etmiş iseler de ihalenin feshi davasının açılmasının davacılar için Anayasal bir hak olduğu, davanın yıllarca sürmesinin davacıların kusuru olmadığı, BK’nun 229.
maddesi uyarınca ihale bedelinin peşin alınması gerekirken tasfiye memurlarının teminat mektubu kabul etmeleri nedeniyle olayda kusurlu bulundukları, davalı ...’ın davacıların ihalenin feshi davası açması nedeniyle satış bedeline karşılık teminat mektubu vermeyi talep etmesinin ve bu talebinin de davalı tasfiye memurlarınca kabul edilmesinin davalı ...’nın tasfiye memurlarıyla iş birliği içinde danışıklı hareket ettiğini göstermeyeceği, dosyada da bu yönde delil de bulunmadığı, ayrık raporda TCMB kaynağında bulunan piyasada oluşan ağırlıklı ortalamalar nazara alınarak faiz hesabı yapılması nedeniyle ayrık raporun hükme esas alınmasının hakkaniyete ve somut olaya uygun olduğu gerekçesiyle kök muris ...
mirasçılarından ..., ... ve ... ... tarafından açılan dava takip edilmediğinden HMK’nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, ... hakkındaki dava kanıtlanamadığından reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 837.780,84 TL’nin bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 103.437 TL’nin ... ...'a, 62.068,95 TL’nin ayrı ayrı olmak üzere ... ... (...),..., ...,... ...'a, 113.660,00 TL’nin ayrı ayrı olmak üzere ... ... ve ......'a, 182.750,00 TL’nin ...'a, 75.997,84 TL’nin ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemi ile tescil istemine yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar ..., ... ..., ..., ......, ...’ın bir kısım mirasçıları ... ..., ... ... (...),... ..., ... ...,... ... vekili ile davalılar ..., ..., ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, BK’nun 229. maddesinin emredici bir hüküm olmamasına ve bu halde sözleşmenin tarafı olan Kolektif Şirket ile alıcı İrma arasındaki ilişkide aksinin kararlaştırılmasının yasa hükmü gereğince mümkün bulunması karşısında bilirkişiler ve mahkemenin anılan yasa hükmünün emredici olduğu yolundaki müstakil gerekçesi yerinde değilse de, davalı tasfiye memurlarının taşınmazın peşin satılması hususunda karar almalarına ve bu hususta alıcıya 20 gün mehil vermelerine rağmen mehlin sonunda ortaklardan ikinci bir talimat almadan teminat mektubu kabul etmelerinin kusur teşkil etmesi ve zarara sebebiyet vermesi nedeniyle teminat mektubu kabul edilmesinin yasal dayanağının bulunmaması karşısında anılan hususun neticeye müessir bulunmamasına göre temyiz eden davalı tasfiye memurları vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan, temyiz talep eden davacılar vekilinin de aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davalı tasfiye memurları ..., ... ve ... vekili, dava konusu taşınmazdan kira geliri elde edildiğini, bunun da tazminat hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürdükten sonra davacılar vekilince savunmanın genişletilmesi itirazı ile bu talebe karşı konulmuş ise de somut olayda gerçek zararın belirlenmesi bakımından bu hususun itiraz sebebi teşkil etmesi nedeniyle ararştırılması gerekir. Davalılar gerçek zararı karşılamakla yükümlüdürler. Bu itibarla mahkemece, dava konusu taşınmazdan kira geliri elde edilip edilmediğinin araştırılması, eğer kira geliri elde edilmişse bunun gerçek zararın hesabında dikkate alınması gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Dava dilekçesinde, “…1.000.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek TCMB’nın kısa vadeli kredi reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili” talep edilmesine rağmen mahkemece, faiz talebi konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, daha önceki bozma ilamında da belirtilmesine rağmen davacı tarafça (13.515,20) TL harç yatırıldığı halde peşin harcın (13,50) YTL olduğu kabul edilerek hatalı şekilde bakiye harç hesabı yapılması da doğru olmamış, temyiz eden davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının da kabulü gerekmiştir.
Yine, mahkemenin 18.04.2006 tarihli “davanın reddine” dair ilk kararı ile davalılar yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen işbu hüküm davalılar tarafından temyiz edilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacılar yararına maktu vekalet ücreti verilmesi hususunda usulü müktesep hak oluştuğu hususu nazara alınarak vekalet ücretine hükmetmek gerekirken bu husus nazara alınmadan davalılar yararına yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacılar vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalılar yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacılar vekilinin temyiz tirazlarının kabulü ile kararın temyiz talep eden davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yekbir diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/633932200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz