Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/708 E. 2013/17656 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
virman↗ kusursuz sorumluluk↗ eft↗ faiz başlangıç tarihi↗ i̇i̇k 194↗ icazet↗ denetime elverişlilik↗ reeskont faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ ihtarname↗ dahili dava↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de dahil olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba virman yapılmasının veya davacının hesabından havale yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere icazet verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın kusursuz sorumluluğu uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 194.180,15 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait hesaptan davalı banka çalışanının usulsüz para çektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan virmanlar sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara icazetinin olup olmadığı konularında denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan 27.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemiz bozma ilamında açıklandığı biçimde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu hesaptan davacının müşterek hesabına gönderilen paranın verilen talimatlara istinaden üçüncü kişilere nakden ve EFT yoluyla ödendiği, müşterek hesabın dava dışı ...'ün imza ve talimatı ile işletildiği, davacının hesabından çekilen paranın üçüncü şahıslar nam ve hesabına kullanıldığı, davacı adına doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan herhangi bir işleme rastlanmadığı, bu durumda, 3. şahıslar hesaplarına gönderilen paralar üzerinde davacının herhangi bir tasarruf ya da menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davacının hesabından yapılan işlemlere icazet vermediği açıklanmıştır. Bu durumda, davacıya ait hesaptan usulüne uygun talimat olmaksızın çekilen paradan davalının sorumlu tutulmasında esasen bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hesaptan çekilen 1.826,10 TL'nin davacıya ait 5225969-02 nolu hesaba ve 2.928 TL'nin ise yine davacıya ait 5225969-01 nolu hesaba aktarıldığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında davalının usulsüz dahi olsa davacının diğer hesaplarına aktarılan paradan sorumlu tutulamayacağının gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece hüküm altına alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de davalı taraf, davacının 09.01.2002 tarihli ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğünden bu ihtarnamede verilen süre de gözetilerek faizin başlangıç tarihinin tespiti gerekmektedir. Ayrıca davacı taraf, oran bildirerek faiz talebinde bulunmuş olup bildirilen oran, talep tarihi itibariyle avans faizine tekabül etmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin bankacılık işleminden kaynaklanması karşısında alacağa avans faizi işletilmesi mümkün bulunduğundan alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerekirken bu hususun da gözden kaçırılmış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3234 E. 2016/1190 K.
Ortak:virman · kusursuz sorumluluk · icazet · havale · ihtarname · dahili dava · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de «dahil» olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba «virman» yapılmasının veya davacının hesabından «havale» yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere «icazet» verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın «kusursuz sorumluluğu» uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «194».180,15 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan «virmanlar» sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara «icazetinin» olup olmadığı konularında «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılar …
… a, 3. şahıslar hesaplarına gönderilen paralar üzerinde davacının herhangi bir tasarruf ya da menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davacının hesabından yapılan işlemlere «icazet» vermediği açıklanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de «dahil» olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba «virman» yapılmasının veya davacının hesabından «havale» yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere «icazet» verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın «kusursuz sorumluluğu» uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu,...
Noterliği'nin 17778 Sayılı «ihtarnamesinin» 11.01.2002 tarihinde şirketin yetkilisinin imzasına tebliğ edildiği gerekçesiyle davalı ...
Bank A.Ş) aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulü ile, 189.426,05 TL'nin 15.01.2002 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «avans faizi» ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · yargılama giderleri
Benzer bu kararda2- Ancak, davalının harçtan muaf olduğunun mahkemece de belirlenmiş olmasına ve bu nedenle peşin alınan harcın davacıya iadesine karar verilmiş olmasına rağmen, «yargılama giderleri» hesap edilirken davacı tarafından yatırılan «peşin harcın» da bu giderlerin içerisine eklenmesi suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar v …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1876 E. 2011/11620 K.
Ortak:virman · icazet · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de «dahil» olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba «virman» yapılmasının veya davacının hesabından «havale» yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere «icazet» verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın «kusursuz sorumluluğu» uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «194».180,15 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan «virmanlar» sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara «icazetinin» olup olmadığı konularında «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılar …
… a, 3. şahıslar hesaplarına gönderilen paralar üzerinde davacının herhangi bir tasarruf ya da menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davacının hesabından yapılan işlemlere «icazet» vermediği açıklanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın davalılardan ... yönünden reddine, diğer davalı aleyhine kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce; yapılan «virmanlar» sonucunda paranın davacının da ilgilisi olduğu anlaşılan dava dışı şahıslar tarafından ne şekilde kullanıldığı, virmanlar sonucu kullanım yada kullanımlar da davacının bilgisinin, menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virmanların tarihlerinden sonra dava konusu hesapta çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle yapılan virmalara «icazetinin» olup olmadığının araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmek gerektiği, gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
İhtiyati haciz | İhtiyati haciz kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10170 E. 2011/10438 K.
Ortak:virman
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de «dahil» olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba «virman» yapılmasının veya davacının hesabından «havale» yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere «icazet» verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın «kusursuz sorumluluğu» uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile «194».180,15 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan «virmanlar» sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara «icazetinin» olup olmadığı konularında «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılar …
Benzer bu karardaOysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muacceliyet · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talep edenin kredi veren değil «kefil» sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan «virman» yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça «ihtiyati haciz» talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından «muaccel» bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/708 E. , 2013/17656 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2011 tarih ve 2011/54-2011/41 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.10.2013 günü hazır bulunan davalı vekili Av. ... ile davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının külli halefi olduğu İktisat Bankası'nın Mecidiyeköy Şubesi'nde 23.03.2001 tarihinde O/N olarak 164.981 TL miktarlı hesap açtığını, bankanın tasfiye edildiği 07.12.2001 tarihine kadar hesabın 231.647,17 TL olması gerekirken bankaya müracaatında hesapta hiç para bulunmadığının bildirildiğini, usulsüzlüğün banka yetkilisi ... tarafından gerçekleştirildiğini, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğunu ileri sürerek, 231.647,17 TL'nin 07.11.2001 tarihinden itibaren reeskont faizinden yüksek olması halinde en yüksek vadeli mevduat faizi, aksi takdirde %70 oranında reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesaptaki paraların imzası davacıya ait olan talimat ve ödeme dekontları ile çekildiğinin banka müfettişlerinin raporu ile belirlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin de dahil olduğu müşterek hesaptan ayrılarak usulüne uygun bir hesap açtığı, bu hesaptaki işlemlerin mutlak surette davacının imzasının yer aldığı talimat veya dekontlar ile yapılmasının gerektiği, bu hesaptan davacının müşterek hesap sahibi olduğu hesaba virman yapılmasının veya davacının hesabından havale yapılan kişilerin müşterek hesapta birlikte yer aldığı kişilerle şirket ortaklıklarının olmasının davacının dışında gerçekleşen olaylar olduğu, bu durumun davacının bu kişilerle irtibatlı olduğunun veya birlikte hareket ettiklerinin kabulüne tek başına delalet etmeyeceği, davacının hesabından çıkan paraların gittiği hesaplar ve buradaki tasarruflar ile ilgili olarak davacının bu işlemlerden haberdar olduğu veya bu işlemlere icazet verdiğine dair delil elde edilemediği, bankanın kusursuz sorumluluğu uyarınca davacı zararını ödemekle yükümlü bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 194.180,15 TL'nin dava tarihinden itibaren yıllık %55 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin, davacı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait hesaptan davalı banka çalışanının usulsüz para çektiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair kurulan ilk hüküm, Dairemizin 20.02.2009 günlü ilamı ile “yapılan virmanlar sonucunda hesaptan çıkan paranın gerek gönderildiği davacının müşterek hesabında ve gerekse de davacının ilgisi olduğu anlaşılan dava dışı bir kısım şahıslar tarafından ne şekilde tasarruf edildiği, bu kullanımlarda davacının bilgisinin ve menfaatinin bulunup bulunmadığı, davacının anılan virman tarihlerinden sonra paranın gönderildiği müşterek hesabında çeşitli işlemlerde bulunmak suretiyle özellikle bu hesaba yapılan virmanlara icazetinin olup olmadığı konularında denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yapılacak araştırma sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece de bilirkişi incelemesi yaptırılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, hükme esas alınan 27.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda, Dairemiz bozma ilamında açıklandığı biçimde yapılan inceleme sonucunda, dava konusu hesaptan davacının müşterek hesabına gönderilen paranın verilen talimatlara istinaden üçüncü kişilere nakden ve EFT yoluyla ödendiği, müşterek hesabın dava dışı ...'ün imza ve talimatı ile işletildiği, davacının hesabından çekilen paranın üçüncü şahıslar nam ve hesabına kullanıldığı, davacı adına doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan herhangi bir işleme rastlanmadığı, bu durumda, 3. şahıslar hesaplarına gönderilen paralar üzerinde davacının herhangi bir tasarruf ya da menfaat ilişkisinin bulunmadığı, davacının hesabından yapılan işlemlere icazet vermediği açıklanmıştır.
Bu durumda, davacıya ait hesaptan usulüne uygun talimat olmaksızın çekilen paradan davalının sorumlu tutulmasında esasen bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hesaptan çekilen 1.826,10 TL'nin davacıya ait 5225969-02 nolu hesaba ve 2.928 TL'nin ise yine davacıya ait 5225969-01 nolu hesaba aktarıldığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi karşısında davalının usulsüz dahi olsa davacının diğer hesaplarına aktarılan paradan sorumlu tutulamayacağının gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece hüküm altına alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş ise de davalı taraf, davacının 09.01.2002 tarihli ihtarnamesi ile temerrüde düşürüldüğünden bu ihtarnamede verilen süre de gözetilerek faizin başlangıç tarihinin tespiti gerekmektedir. Ayrıca davacı taraf, oran bildirerek faiz talebinde bulunmuş olup bildirilen oran, talep tarihi itibariyle avans faizine tekabül etmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin bankacılık işleminden kaynaklanması karşısında alacağa avans faizi işletilmesi mümkün bulunduğundan alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilmesi gerekirken bu hususun da gözden kaçırılmış olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/632942700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz