Tanık beyanı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1998 E. 2020/5667 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanık beyanı↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sözleşmeden doğan dava↗ sözleşmenin feshi↗ kira sözleşmesi↗ hakkaniyet↗ üçüncü kişi↗ ticaret unvanı↗ ifa↗ fesih↗ ihtarname↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı tarafından işletmenin fiilen devri yapılmasına rağmen vergi kaydının işletmenin davalı tarafından işletildiği dönemde davacı adına bulunmasının vergi borçlarından davacının sorumluluk altına girecek olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Değişik İş dosyasında bulunan işletmenin bulunduğu dükkana ilişkin yapılan davalı ile taşınmaz maliki üçüncü kişi arasında imzalanan kira sözleşmesinde, kiralayanın yanına ortak alamayacağı, kiracının malsahibinin uygun gördüğü üçüncü kişiye devir hakkının verildiği ancak tanık beyanına göre davalının işletmenin bulunduğu dükkan sahibinin rızasını alamadığı, davalının Niğde 1. Noterliğinden çektiği ihtarnamede, işyerinin anahtarının 19.01.2014 tarihinde teslim edildiği, işyerinde tespit yapıldığı, sözleşmeye aykırı hareketin kabul edilmediği ve yaklaşık 1 yıllık süre zarfında işletme yapılması nedeniyle alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, anahtarın teslim alındıktan sonra işyerinin üçüncü kişiye devir edilmesi nedeniyle sözleşmenin feshi konusunda taraflarca anlaşıldığı ve davacının ödediği bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Niğde 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/327 Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin, 100.00,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında yasal faiz yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullar dairesinde devamına fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş; bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri ve sözleşmenin taraflarca feshedildiğinin anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı ile imzaladıkları sözleşme uyarınca davalıdan kuruyemiş dükkanı işletmesini 100.000.- TL karşılığında devraldığını, parayı ödemesine rağmen davalının resmi devir işlemlerini yapmaması nedeni ile dükkanı işletemediğini, ödediği paranın iadesi için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmış, davalı sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, işletmeyi davacıya devrettiğini, davacının bir süre işlettikten sonra anahtarı geri verdiğini savunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği, aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede aksi öngörülmediği için, devir sözleşmesinin davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinden doğan kiracılık hakkının davacıya devrini de kapsadığının kabulü gerekir. Davalı tarafça kiracılık hakkının devrinin sağlanamadığı ihtilafsızdır. Bu durumda davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı bir kişiye vermesi ve anahtarın davalıya tesliminin davalı tarafından kabulü ile taraflar arasındaki sözleşme eylemli olarak sona erdirilmiş olup, eylemli fesih niteliğindedir. Bu durumda 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125/3. maddesi gereğince, davacının daha önce ifa ettiği devir bedelinin iadesini isteme hakkı vardır. Ancak işletmenin davacı tarafından belli bir süre işletildiği de sabittir. O halde Mahkemece, davacının işletme süresi, davalı ile dava dışı kiralayan arasında akdedilen kira sözleşmesinin süresi ve bu sürenin davalı yan tarafından tüketilen kısmı, fesih tarihi ile fesih sonrası işletmenin dava dışı üçüncü kişiye devri tarihi arasında geçen süre nazara alınarak, davacıya iadesine karar verilen sözleşme bedelinde hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken, ödenen sözleşme bedelinin tamamının iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/752 E. 2023/7246 K.
Ortak:tanık beyanı · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · malvarlığına ilişkin dava · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · hakkaniyet · üçüncü kişi
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı tarafından işletmenin fiilen devri yapılmasına rağmen vergi «kaydının» işletmenin davalı tarafından işletildiği dönemde davacı adına bulunmasının vergi borçlarından davacının sorumluluk altına girecek olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Değişik İş dosyasında bulunan işletmenin bulunduğu dükkana ilişkin yapılan davalı ile taşınmaz maliki «üçüncü kişi» arasında imzalanan «kira sözleşmesinde», kiralayanın yanına ortak alamayacağı, kiracının malsahibinin uygun gördüğü üçüncü kişiye devir hakkının verildiği ancak «tanık beyanına» göre davalının işletmenin bulunduğu dükkan sahibinin rızasını alamadığı, davalının Niğde 1.
O halde Mahkemece, davacının işletme süresi, davalı ile dava dışı kiralayan arasında akdedilen «kira sözleşmesinin» süresi ve bu sürenin davalı yan tarafından tüketilen kısmı, «fesih» tarihi ile fesih sonrası işletmenin dava dışı «üçüncü kişiye» devri tarihi arasında geçen süre nazara alınarak, davacıya iadesine karar verilen sözleşme bedelinde «hakkaniyete» uygun bir indirim yapılması gerekirken, ödenen sözleşme bedelinin tamamının iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması ge …
Noterliğinden çektiği «ihtarnamede», işyerinin anahtarının 19.01.2014 tarihinde «teslim» edildiği, işyerinde tespit yapıldığı, sözleşmeye aykırı hareketin kabul edilmediği ve yaklaşık 1 yıllık süre zarfında işletme yapılması nedeniyle alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, anahtarın teslim alındıktan sonra işyerinin «üçüncü kişiye» devir edilmesi nedeniyle «sözleşmenin feshi» konusunda taraflarca anlaşıldığı ve davacının ödediği bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Niğde 1.
Benzer bu kararda… ESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2017 tarih, 2014/385 E. ve 2017/145 K. sayılı kararıyla; davalı tarafından işletmenin fiilen devri yapılmasına rağmen vergi «kaydının» işletmenin davalı tarafından işletildiği dönemde davacı adına bulunmasının vergi borçlarından davacının sorumluluk altına girecek olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Değişik İş dosyasında bulunan işletmenin bulunduğu dükkana ilişkin yapılan davalı ile taşınmaz maliki «üçüncü kişi» arasında imzalanan «kira sözleşmesinde», kiralayanın yanına ortak alamayacağı, kiracının mal sahibinin uygun gördüğü üçüncü kişiye devir hakkının verildiği, ancak «tanık beyanına» göre davalının işletmenin bulunduğu dükkan sahibinin rızasını alamadığı, davalının Niğde 1.
O halde Mahkemece, davacının işletme süresi, davalı ile dava dışı kiralayan arasında akdedilen «kira sözleşmesinin» süresi ve bu sürenin davalı yan tarafından tüketilen kısmı, «fesih» tarihi ile fesih sonrası işletmenin dava dışı «üçüncü kişiye» devri tarihi arasında geçen süre nazara alınarak, davacıya iadesine karar verilen sözleşme bedelinde «hakkaniyete» uygun bir indirim yapılması gerekirken, ödenen sözleşme bedelinin tamamının iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması ge …
… aya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı «üçüncü kişiye» verilmesi ile 19.01.2014 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği anlaşılmakla davacının «ifa» ettiği devir bedelini isteme hakkının mevcut olduğu, ancak işletmenin davacı tarafından işletmeyi devraldığı tarih olan 12.02.2013 ile eylemli «fesih» tarihi olan ve davalıya anahtarların «teslim» edildiği 19.01.2014 tarihi arası 11 ay 7 ... boyunca işletmesi ve bu süre zarfında kazanç sağlamış olması, davacı yanca delil listesinde sunulan 14.01.2014 tarihli Z raporu örneğinde kümülatif satış olarak 315.733,32 TL rakamının yazılı olduğu, işletme ruhsat tarihi ile Z raporu tarihi arasında yıllık 79.000,00 TL nakit satışlar harici brüt satışın mevcut olduğu, davalı ile davaşı dışı kiralayan arasındaki «kira sözleşmesinin» 7 yıl olarak belirlenmesi ile devir tarihine kadar 3 yıl 4 ay süre boyunca bu sürenin davalı yanca tüketilmesi, 11 ay süre boyunca da davacı tarafından tüketilmesi, davalı yanın «isticvabından» da kiranın da davacı tarafından ödendiğinin anlaşılması hususu ile birlikte tanık beyanları, kolluk araştırması ve davalının beyanları dikkate alınarak işletmenin fesih tarihi ile davadışı üçüncü kişiye devri arasında yaklaşık 1 ay-1.5 aylık sürenin geçmiş olduğu dikkate alınarak davacının ifa ettiği devir bedeli olan 100.000,00 TL üzerinden yüzde 30 oranında «hakkaniyet indirimine» gidilerek 70.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, şartları oluşmadığından icra inkar talebinin reddine karar verilmesi ger …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · işletme devri · isticvap · ticari işletme · kazanılmış hak · bilirkişi incelemesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… z davalıyı sözlü olarak uyararak işyerinin devrinin yapılmasını istemişse de; davalının devri yapmadığı gibi işletmeyi başka birisine verdiğini, dolayısıyla yapılan «sözleşmenin fesh» olmasına rağmen ödediği 100.000.- TL'nin geri verilmediğini, bu paranın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
… aya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı «üçüncü kişiye» verilmesi ile 19.01.2014 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmenin eylemli olarak feshedildiği anlaşılmakla davacının «ifa» ettiği devir bedelini isteme hakkının mevcut olduğu, ancak işletmenin davacı tarafından işletmeyi devraldığı tarih olan 12.02.2013 ile eylemli «fesih» tarihi olan ve davalıya anahtarların «teslim» edildiği 19.01.2014 tarihi arası 11 ay 7 ... boyunca işletmesi ve bu süre zarfında kazanç sağlamış olması, davacı yanca delil listesinde sunulan 14.01.2014 tarihli Z raporu örneğinde kümülatif satış olarak 315.733,32 TL rakamının yazılı olduğu, işletme ruhsat tarihi ile Z raporu tarihi arasında yıllık 79.000,00 TL nakit satışlar harici brüt satışın mevcut olduğu, davalı ile davaşı dışı kiralayan arasındaki «kira sözleşmesinin» 7 yıl olarak belirlenmesi ile devir tarihine kadar 3 yıl 4 ay süre boyunca bu sürenin davalı yanca tüketilmesi, 11 ay süre boyunca da davacı tarafından tüketilmesi, davalı yanın «isticvabından» da kiranın da davacı tarafından ödendiğinin anlaşılması hususu ile birlikte tanık beyanları, kolluk araştırması ve davalının beyanları dikkate alınarak işletmenin fesih tarihi ile davadışı üçüncü kişiye devri arasında yaklaşık 1 ay-1.5 aylık sürenin geçmiş olduğu dikkate alınarak davacının ifa ettiği devir bedeli olan 100.000,00 TL üzerinden yüzde 30 oranında «hakkaniyet indirimine» gidilerek 70.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, şartları oluşmadığından icra inkar talebinin reddine karar verilmesi ger …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu iş yeri devri sözleşmesinde sözleşmeyi gerektiği gibi «ifa» edenin müvekkili olduğunu, ancak karşı tarafın sözleşme gereği yükümlülüğünü yerine getirmediğini, «işletmenin devrinin» yapılmamasından dolayı da müvekkilinin de yapılan adi sözleşmeyi ... taraflı feshettiğini ve davalının nakden aldığı bedeli de geri istediğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, geçerli bir iş yeri devri sözleşmesi kurulamadığı için tamamlanmış bir sözleşmeden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşme için ödemiş olduğu miktar 100.000,00 TL olup bu miktar sözleşmenin tarihi olan 12.02.2013 tarihindeki piyasa değerindeki miktar olduğunu, ancak yerel mahkemenin bu hususu göz önüne almadığını ve %30 «hakkaniyet indirimi» uyguladığını, yapılan bu hakkaniyet indiriminin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, günümüzdeki ekonomik şartlar göz önüne alındığında hakkaniyet indirimi yerine hak …
3.Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin gereklerini yerine getirdiğini, «hakkaniyet indiriminin» düşük olduğunu, hakkaniyet indiriminin incelenmesi yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılması gerekirken yapılmadığını, hakkaniyet indiriminde nelere dikkat edildiğine dair hiçbir gerekçe sunulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11334 E. 2016/8349 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · ticaret unvanı · teslim
İncelediğiniz kararda6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği, aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran «malvarlığını», işletme değerini, kiracılık hakkını, «ticaret unvanı» ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur.
Noterliğinden çektiği «ihtarnamede», işyerinin anahtarının 19.01.2014 tarihinde «teslim» edildiği, işyerinde tespit yapıldığı, sözleşmeye aykırı hareketin kabul edilmediği ve yaklaşık 1 yıllık süre zarfında işletme yapılması nedeniyle alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, anahtarın teslim alındıktan sonra işyerinin «üçüncü kişiye» devir edilmesi nedeniyle «sözleşmenin feshi» konusunda taraflarca anlaşıldığı ve davacının ödediği bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Niğde 1.
Bu durumda davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı bir kişiye vermesi ve anahtarın davalıya «tesliminin» davalı tarafından kabulü ile taraflar arasındaki sözleşme eylemli olarak sona erdirilmiş olup, eylemli «fesih» niteliğindedir.
Benzer bu karardaAksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran «malvarlığını», işletme değerini, kiracılık hakkını, «ticaret unvanı» ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur.
6102 sayılı TTK’nın 11. maddesinin 3. fıkrası gereğince, «ticari işletme», içerdiği «malvarlığı» unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir.
Somut uyuşmazlıkta, devir sözleşmesinin yapılmasından sonra işyerinin davalıya «teslim» edildiği, bir müddet davalı tarafından işletildiği ve bir kısım devir bedelinin de davalı tarafça ödendiği anlaşıldığına göre, mahkemece işletme devir sözleşmesinin «geçersiz» olduğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme devri · işletme devri · ticaret sicili tescili · itirazın iptali davası · ticari işletme · icra takibine itiraz · iptal davası · ticaret sicili
Benzer bu karardaMahkemece, davanın, «tacir» olan taraflar arasında yapılan «ticari işletmenin devri» sözleşmesi ile belirlenen bedelin ödenmediği iddiasıyla açılan «itirazın iptali davası» olduğu, taraflar arasında akdedilen 13/01/2015 tarihli ...
Dava, «ticari işletmenin devri» sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
… n tüm işletme haklarını 85.000,00 TL bedelle Haziran 2015 tarihine kadar devralana devretmiş ise de; davacı vekili ile davacı asilin beyanlarında, dava konusu yerin «ticari işletme» olarak kendi adlarına kayıtlı olduğu, mükellefiyet durumunun da yine kendilerine ait olduğunu beyan ettiği, işbu beyanlar çerçevesinde taraflar arasında akdedilen «ticari işletmenin devri» sözleşmesinin hayata geçirilmediği, işletmenin davalıya devrinin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu devir sözleşmesiyle «ticari işletmeyi» bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, «ticaret siciline tescil» ve «ilan» edilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1998 E. , 2020/5667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.05.2017 tarih ve 2014/385 E- 2017/145 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.02.2019 tarih ve 2018/1177 E- 2019/347 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.12.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ile 12.02.2013 tarihinde işyeri devir sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme gereğince davalıdan Çerezcim Kuruyemiş isimli işyerini 100.000.- TL karşılığında devraldığını, 100.000.- TL'yi ödediğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranarak işyerinin devrini yapmadığını, kuruyemiş dükkanını işletmeye çalıştığını fakat bütün resmi belgelerin davalı adına olması nedeniyle başarılı olamadığını, birçok kez davalıyı sözlü olarak uyararak işyerinin devrinin yapılmasını istemişse de; davalının devri yapmadığı gibi işletmeyi başka birisine verdiğini, dolayısıyla yapılan sözleşmenin fesh olmasına rağmen ödediği 100.000.- TL'nin geri verilmediğini, bu paranın tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, kendisine yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair herhangi bir ihtarname veya bir uyarı yapılmadığını, kaldı ki işyerinin 1 yıla yakın bir süre davacı tarafından işletildiğini, ticari işletmenin bulunduğu taşınmazın maliki olmadığını, davacının bunu bilerek ve işletmenin ticari değerini düşünerek sözleşme yaptığını, işletmeyi kendisinin devrettiğini ve davacı tarafından işletildiğini, bu nedenle kendisinden istenebilecek bir tazminat veya bedel olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı tarafından işletmenin fiilen devri yapılmasına rağmen vergi kaydının işletmenin davalı tarafından işletildiği dönemde davacı adına bulunmasının vergi borçlarından davacının sorumluluk altına girecek olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, Değişik İş dosyasında bulunan işletmenin bulunduğu dükkana ilişkin yapılan davalı ile taşınmaz maliki üçüncü kişi arasında imzalanan kira sözleşmesinde, kiralayanın yanına ortak alamayacağı, kiracının malsahibinin uygun gördüğü üçüncü kişiye devir hakkının verildiği ancak tanık beyanına göre davalının işletmenin bulunduğu dükkan sahibinin rızasını alamadığı, davalının Niğde 1. Noterliğinden çektiği ihtarnamede, işyerinin anahtarının 19.01.2014 tarihinde teslim edildiği, işyerinde tespit yapıldığı, sözleşmeye aykırı hareketin kabul edilmediği ve yaklaşık 1 yıllık süre zarfında işletme yapılması nedeniyle alacak ve tazminat haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, anahtarın teslim alındıktan sonra işyerinin üçüncü kişiye devir edilmesi nedeniyle sözleşmenin feshi konusunda taraflarca anlaşıldığı ve davacının ödediği bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, Niğde 1.
İcra Müdürlüğü'nün 2014/327 Esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalının vaki itirazının kısmen iptali ile takibin, 100.00,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren yıllık % 9 oranında yasal faiz yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullar dairesinde devamına fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş; bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri ve sözleşmenin taraflarca feshedildiğinin anlaşılması hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı, davalı ile imzaladıkları sözleşme uyarınca davalıdan kuruyemiş dükkanı işletmesini 100.000.- TL karşılığında devraldığını, parayı ödemesine rağmen davalının resmi devir işlemlerini yapmaması nedeni ile dükkanı işletemediğini, ödediği paranın iadesi için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmış, davalı sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, işletmeyi davacıya devrettiğini, davacının bir süre işlettikten sonra anahtarı geri verdiğini savunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği, aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede aksi öngörülmediği için, devir sözleşmesinin davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinden doğan kiracılık hakkının davacıya devrini de kapsadığının kabulü gerekir. Davalı tarafça kiracılık hakkının devrinin sağlanamadığı ihtilafsızdır. Bu durumda davacının işletmenin anahtarını davalıya iletilmek üzere dava dışı bir kişiye vermesi ve anahtarın davalıya tesliminin davalı tarafından kabulü ile taraflar arasındaki sözleşme eylemli olarak sona erdirilmiş olup, eylemli fesih niteliğindedir.
Bu durumda 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125/3. maddesi gereğince, davacının daha önce ifa ettiği devir bedelinin iadesini isteme hakkı vardır. Ancak işletmenin davacı tarafından belli bir süre işletildiği de sabittir. O halde Mahkemece, davacının işletme süresi, davalı ile dava dışı kiralayan arasında akdedilen kira sözleşmesinin süresi ve bu sürenin davalı yan tarafından tüketilen kısmı, fesih tarihi ile fesih sonrası işletmenin dava dışı üçüncü kişiye devri tarihi arasında geçen süre nazara alınarak, davacıya iadesine karar verilen sözleşme bedelinde hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken, ödenen sözleşme bedelinin tamamının iadesine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630528800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz