Denkleştirme Tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4843 E. 2020/5636 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sabit yatırım↗ intifa hakkı↗ hmk 297↗ ön inceleme aşaması↗ infazda tereddüt↗ müktesep hak↗ infaz↗ yenileme↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen intifa hakkı sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sonlandığı, bu itibarla bozma ilamında işaret edildiği gibi davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara ilişkin aldırılan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca, kalıcı/sabit yatırımların zamanla deforme olduğu ve yenilendiği, taşınmaza değer katmadığı, ayrıca davalı yararına fayda sağlamadığı, davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara yönelik davalıdan talep edilebilecek bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın sabit yatırımlara ilişkin isteminin reddine, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece bozma ilamı ile kurulan ilk hükmün ortadan kalkacağı gözetilerek ve bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında, mahkemece daha önce verilen ve bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleştiği ve lehine olan taraf bakımından usuli müktesep hak teşkil ettiği nazara alınarak hüküm tesisi gerekmektedir. Bu nedenle HMK’nın. 297-298.madde hükümlerine uygun ve infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde bir hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde “… Mahkememizce 29.05.2014 tarih ve 2012/130 E- 2014/145 Karar sayılı kararı ile verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ”şeklinde eksik hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13211 E. 2016/3538 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18056 E. 2015/3236 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temerrüt faizi · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne, 2500 TL'nin 28/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4195 E. 2023/451 K.
Ortak:sabit yatırım · intifa hakkı · infazda tereddüt · infaz · yenileme · karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen «intifa hakkı» sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sonlandığı, bu itibarla bozma ilamında işaret edildiği gibi davacı tarafından taşınmaza yapılan «sabit yatırımlara» ilişkin aldırılan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca, kalıcı/sabit yatırımların zamanla deforme olduğu ve «yenilendiği», taşınmaza değer katmadığı, ayrıca davalı yararına fayda sağlamadığı, davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara yönelik davalıdan talep edilebilecek bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın sabit yatırımlara ilişkin isteminin reddine, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
297-298.madde hükümlerine uygun ve «infazda tereddüte» yer vermeyecek şekilde bir hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde “… Mahkememizce 29.05.2014 tarih ve 2012/130 E- 2014/145 Karar sayılı kararı ile verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», ”şeklinde eksik hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10087 E. 2016/1618 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takipsizlik kararı · internet bankacılığı · maktu vekalet ücreti · yargılama giderleri · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu kararda2- Asıl davada, davalı ...Ş. yönünden «husumetten» red kararı verilmiş olmasına rağmen, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/(2) maddesi gereğince «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davalı ... hakkında ceza sorşturmasında «takipsizlik» kararı verildiği, davalı ... hakkında kesinleşen beraat kararı bulunduğu, anılan bu davalıların kusurlu olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine, davalı...A.Ş. yönünden ise davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Davaların birleştirilmesi halinde sadece bunların yargılaması birlikte yürütülmekte olup, her dava bağımsız karakterini koruduğundan mahkemece, her dava için ayrı ayrı hüküm kurulmalı, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücreti» her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
1- Asıl ve birleşen dava, «internet bankacılığı» işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10120 E. 2015/9887 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz kararda297-298.madde hükümlerine uygun ve «infazda tereddüte» yer vermeyecek şekilde bir hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde “… Mahkememizce 29.05.2014 tarih ve 2012/130 E- 2014/145 Karar sayılı kararı ile verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», ”şeklinde eksik hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
F.. hakkında «ihtiyati haciz» kararı verilmesini talep etmiş, talep her iki borçlu yönünden kabul edilmiş, karara itiraz edenler vekili itiraz dilekçesinde hem F..
P.. adına istemde bulunmuş,mahkemece tefhim edilen kısa kararda "09/02/2015 tarih ve 2015/31-32 D.İş sayılı «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına" dair hüküm tesis edildiği halde, gerekçeli kararda sadece F..
F..'in vekaletnamesinin bulunduğundan söz edilerek hüküm fıkrasında "09/02/2015 tarih ve 2015/31-32 D.İş sayılı «ihtiyati haciz» kararının borçlulardan F..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4843 E. , 2020/5636 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 27.12.2018 tarih ve 2017/559-2018/1244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.12.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı şirket yetkilisi ... ile davalı şirket vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 27.09.2002 tarihli protokol kapsamında davacı şirkete 23.10.2027 tarihine kadar intifa hakkı verildiğini, Rekabet Kurumu'nun düzenlemeleri çerçevesinde intifa hakkının 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, davalının sözleşmenin geçersiz kılındığı 18.09.2010 ile 23.10.2027 tarihleri arası dönem için sebepsiz zenginleştiğini, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca kalıcı teknik yatırım olarak ödenen bedelin alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılarak iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek 492.753,00 TL'nin 12.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sebepsiz zenginleşmenin doğduğunu iddia ettiği 18.09.2010 tarihinden itibaren eski BK‘nın 66. maddesine göre davanın bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının aynı konuda daha önce açtığı davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddedildiğini, davacının bu davadan sonra BK’nın 137. maddesi gereği dava açma süresinin zamanaşımına uğradığını, davacının protokole göre taleplerini açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen intifa hakkı sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sonlandığı, bu itibarla bozma ilamında işaret edildiği gibi davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara ilişkin aldırılan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca, kalıcı/sabit yatırımların zamanla deforme olduğu ve yenilendiği, taşınmaza değer katmadığı, ayrıca davalı yararına fayda sağlamadığı, davacı tarafından taşınmaza yapılan sabit yatırımlara yönelik davalıdan talep edilebilecek bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın sabit yatırımlara ilişkin isteminin reddine, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece bozma ilamı ile kurulan ilk hükmün ortadan kalkacağı gözetilerek ve bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında, mahkemece daha önce verilen ve bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleştiği ve lehine olan taraf bakımından usuli müktesep hak teşkil ettiği nazara alınarak hüküm tesisi gerekmektedir. Bu nedenle HMK’nın. 297-298.madde hükümlerine uygun ve infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde bir hüküm kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde “… Mahkememizce 29.05.2014 tarih ve 2012/130 E- 2014/145 Karar sayılı kararı ile verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen yönlerden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ”şeklinde eksik hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bendde yer alan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630496300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz