Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7997 E. 2020/5908 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
lex fori↗ milletlerarası yetki↗ yabancılık unsuru↗ ilk itiraz↗ yetki itirazı↗ satış sözleşmesi↗ sözleşmenin feshi↗ möhuk 47↗ yetki↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının Tayvan şirketi olup,Türkiye’de herhangi bir şubesinin bulunmadığı, Türk mahkemelerinin dava konusu ile ilgili uluslararası yetkiye de sahip olmadığı gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış sözleşmenin feshi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yabancılık unsuru içeren özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü hususunda yetkili milletlerarası mahkeme bulunmamaktadır. Dolayısıyla yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme yargılaması tercih edilecek ise bunun bir milli mahkeme olması gerekir. Her devlet, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda kendi mahkemelerinin ne zaman yetkili olacağını kendi koyduğu kurallar vasıtasıyla tayin eder. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini tayin eden kurallar MÖHUK m.40 vd.’da düzenlenmiştir.Bu konuda MÖHUK’ta bir genel kural ve birden çok özel kural kabul edilmiştir. Milletlerarası yetki konusuna ilişkin genel kural olan MÖHUK m.40 uyarınca yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralı tayin eder. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin özel kurallar ise MÖHUK m. 41-46 arasında yer almaktadır. Ancak Anayasa’nın m.90 ve MÖHUK m.1/f2 gereğince milletlerarası sözleşmeler kanun hükmünde olup iç hukukta düzenlenen yetki kurallarına nazaran öncelikli olarak uygulanır.
HMK.m. 19 uyarınca, Türk mahkemelerinin kesin yetkili olduğu haller hariç olmak üzere, kendisine karşı yetkisiz bir mahkemede dava açılan kişi en geç cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmaz ise o mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır. Bu kural usule lex fori’nin hakim olması nedeniyle yabancılık unsuru içeren davalar bakımından da geçerlidir. Yetki itirazının şekli ve süresi bakımından davalının yabancı bir devlet şirketi olması, yabancı bir ülkede bulunması farklılık yaratmaz. Yabancı ülkede bulunan davalı da şayet dava yetkisiz mahkemede açılmış ise HMK’da öngörüldüğü üzere yetki itirazını ilk itiraz olarak ileri sürmelidir (HMK m.116/1-d). Yetkisiz mahkemede açılan davaya karşı en geç cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmaması halinde, yetki itirazı davanın ileri safhalarında yapılamaz ve mahkemece re’sen dikkate alınamaz (Tarman,Zeynep Derya,Milletler Arası Özel Hukuk, İstanbul 2017, s.5,20,30).
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, davalı merkezi Tayvan’da olan yabancı uyruklu bir Tayvan şirketidir. Bu bağlamda uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi karşısında davalının cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunması gerekir. Davalı şirketin yetki itirazında bulunmadığı ve mahkemenin yetkisinin somut olay bakımından re’sen dikkate alınamayacağı gözetilerek işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı şekilde re’sen yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4525 E. 2014/18891 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görev itirazı · kusur oranı · harç · maddi tazminat · kusur · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıya ait projenin ilim ve edebiyat eseri olduğu, dolayısıyla «görev itirazının» reddedildiği, davalının herhangi bir bildirim yapmaksızın sözleşmeyi feshetmesinin sözleşmenin 14 ve 18. maddelerine aykırı ve haksız olduğu, projenin haksız feshiyle sonuçlanan sözleşme ilişkisinde, sadece davalının değil, davacının da sözleşme hükümlerine aykırı şekilde, davalıya bildirim yapıp onayını almadan Finlandiya örneği yerine Tayvan'ı rapora ve projeye «dahil» ederek kusurlu davrandığı, dolayısıyla her iki tarafın da eşit kusurlu olduğu, kanıtlanan toplam maddi zararın 36.260,00 TL olarak belirlendiği, manevi tazminat isteminin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespitine, davacının «kusur oranı» dikkate alınarak 18.130 TL «maddi tazminatın» davalıdan tahsiline, manevi tazminat ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
2-Mahkemece, davalı kuruma «harç» yüklenmiş ise de davalı kurumun, 278 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca yargı harçlarından muaf olduğu dikkate alınmadan davalının yazılı şekilde harç ile sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Endüstriyel Tasarım Belgesinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5082 E. 2019/2126 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 266 · sicilden terkin · bilirkişi incelemesi · terkin · ayırt edicilik · istinaf yoluna başvurulabilirlik · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava, davalı adına tescilli 2013/06674 sayılı çöp kovası tasarımının yenilik ve «ayırt edicilik» unsurlarını taşımadığı iddiasıyla hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» talebidir.
Bu durumda bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği kanaatinde olması halinde, bu hususta yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve raporlar hukuken değerlendirilmek suretiyle sonuca varılması gerekirken, hakimin özel bilgisine dayalı olarak dava konusu tasarımlar üzerinde bizzat değerlendirme yapmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın «266» vd. maddeleri uyarınca araştırma yapılmaksızın tasarımların farklılıklar içerdiğinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın davacı yara …
Karara karşı davalı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
… sel belirgin farklılıkların bulunduğu, bu farklılıklara yönelik yapılan değerlendirmenin kararnamede belirtilen hukuki kriterlere göre yapıldığı, bu sebeple yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7486 E. 2016/1775 K.
Ortak:milletlerarası yetki · yabancılık unsuru · yetki itirazı · yetki · taşıyan · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaMilletlerarası «yetki» konusuna ilişkin genel kural olan MÖHUK m.40 uyarınca «yabancılık unsuru» «taşıyan» özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini» iç hukukun yer itibariyle yetki kuralı tayin eder.
19 uyarınca, Türk mahkemelerinin «kesin» yetkili olduğu haller hariç olmak üzere, kendisine karşı «yetkisiz» bir mahkemede dava açılan kişi en geç cevap dilekçesinde «yetki itirazında» bulunmaz ise o mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır.
Yabancı ülkede bulunan davalı da şayet dava «yetkisiz» mahkemede açılmış ise HMK’da öngörüldüğü üzere «yetki itirazını» «ilk itiraz» olarak ileri sürmelidir (HMK m.116/1-d).
Benzer bu karardaHukuk Mevzuatı uyarınca kurulan «yabancılık unsuru» «taşıyan» «tüzel kişilik» olduğu, MÖHUK'nın 40. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarına göre belirleneceği, bu durumda «genel yetki» hükümleri gereği davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olacağı, Türk Mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olmalarını gerektirir herhangi bir hüküm ya da yazılı nitelikte belge bulunmadığı, mahkemenin MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta «görevli» ve yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak 5718 sayılı MÖHUK’nın «milletlerarası yetki» başlıklı 40. maddesi "Türk mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini», iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." hükmünü haiz olup, 6100 sayılı HMK’nın «genel yetkili» mahkeme başlıklı 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki «yerleşim yeri» mahkemesidir." şeklindeki düzenlemeyi içermektedir.
Davalı ... adlı yabancı uyruklu «şirketin merkezi» ...’da olduğundan uyuşmazlığın «yabancı unsur» içerdiği kuşkusuz olup, davalının «yetki itirazının» yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ifa yeri · genel yetki · genel yetkili mahkeme · ifa yeri · yerleşim yeri · şirket merkezi mahkemesi · sözleşmeden doğan dava · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaAncak 5718 sayılı MÖHUK’nın «milletlerarası yetki» başlıklı 40. maddesi "Türk mahkemelerinin milletlerarası «yetkisini», iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder." hükmünü haiz olup, 6100 sayılı HMK’nın «genel yetkili» mahkeme başlıklı 6. maddesi, "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki «yerleşim yeri» mahkemesidir." şeklindeki düzenlemeyi içermektedir.
Bu nedenle davacı istemleri de gözetilerek fesh edilmiş sözleşmeye dayalı olarak dahi olsa HMK’nın 10. maddesi uyarınca «sözleşmenin ifa yeri» mahkemesinde de dava açılabileceği ve esasen sözleşmedeki karakteristik edimin ifa yerinin de İstanbul olduğunun kabulü gerekir.
Hukuk Mevzuatı uyarınca kurulan «yabancılık unsuru» «taşıyan» «tüzel kişilik» olduğu, MÖHUK'nın 40. maddesi uyarınca Türk Mahkemelerinin milletlerarası «yetkisinin» iç hukukun yer itibariyle «yetki» kurallarına göre belirleneceği, bu durumda «genel yetki» hükümleri gereği davalının ikametgahı mahkemesinin yetkili olacağı, Türk Mahkemelerinin dava konusu uyuşmazlıkta yetkili olmalarını gerektirir herhangi bir hüküm ya da yazılı nitelikte belge bulunmadığı, mahkemenin MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta «görevli» ve yetkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan tespit ve alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, MÖHUK’nın 40. ve 47. maddeleri uyarınca davaya bakmakta yetkili olunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7997 E. , 2020/5908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.03.2016 tarih ve 2014/730-2016/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten CNC tezgahı satın aldığını, alınan bu makinenin ayıplı çıktığını belirterek satım sözleşmesinin feshi ile ayıplı makinenin davalıya iadesini, uğranılan zarara ilişkin olarak 25.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının Tayvan şirketi olup,Türkiye’de herhangi bir şubesinin bulunmadığı, Türk mahkemelerinin dava konusu ile ilgili uluslararası yetkiye de sahip olmadığı gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış sözleşmenin feshi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yabancılık unsuru içeren özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü hususunda yetkili milletlerarası mahkeme bulunmamaktadır. Dolayısıyla yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme yargılaması tercih edilecek ise bunun bir milli mahkeme olması gerekir. Her devlet, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda kendi mahkemelerinin ne zaman yetkili olacağını kendi koyduğu kurallar vasıtasıyla tayin eder. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini tayin eden kurallar MÖHUK m.40 vd.’da düzenlenmiştir.Bu konuda MÖHUK’ta bir genel kural ve birden çok özel kural kabul edilmiştir. Milletlerarası yetki konusuna ilişkin genel kural olan MÖHUK m.40 uyarınca yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralı tayin eder.
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin özel kurallar ise MÖHUK m.
41- 46 arasında yer almaktadır. Ancak Anayasa’nın m.90 ve MÖHUK m.1/f2 gereğince milletlerarası sözleşmeler kanun hükmünde olup iç hukukta düzenlenen yetki kurallarına nazaran öncelikli olarak uygulanır.
HMK.m. 19 uyarınca, Türk mahkemelerinin kesin yetkili olduğu haller hariç olmak üzere, kendisine karşı yetkisiz bir mahkemede dava açılan kişi en geç cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmaz ise o mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır. Bu kural usule lex fori’nin hakim olması nedeniyle yabancılık unsuru içeren davalar bakımından da geçerlidir. Yetki itirazının şekli ve süresi bakımından davalının yabancı bir devlet şirketi olması, yabancı bir ülkede bulunması farklılık yaratmaz. Yabancı ülkede bulunan davalı da şayet dava yetkisiz mahkemede açılmış ise HMK’da öngörüldüğü üzere yetki itirazını ilk itiraz olarak ileri sürmelidir (HMK m.116/1-d). Yetkisiz mahkemede açılan davaya karşı en geç cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmaması halinde, yetki itirazı davanın ileri safhalarında yapılamaz ve mahkemece re’sen dikkate alınamaz (Tarman,Zeynep Derya,Milletler Arası Özel Hukuk, İstanbul 2017, s.5,20,30).
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince, davalı merkezi Tayvan’da olan yabancı uyruklu bir Tayvan şirketidir. Bu bağlamda uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi karşısında davalının cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunması gerekir. Davalı şirketin yetki itirazında bulunmadığı ve mahkemenin yetkisinin somut olay bakımından re’sen dikkate alınamayacağı gözetilerek işin esasına girilmek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı şekilde re’sen yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630325500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz