6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3487 E. 2020/5950 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet limiti kefalet sözleşmesi 818 sayılı borçlar kanunu kefalet genel kredi sözleşmesi kefil kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: BK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece verilen davanın reddi kararı, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/18730 esas ve 2018/2916 karar sayılı, 23.05.2018 tarihli ilamı ile “ davalı ... yönünden, Alaaddin Koyuncu'nun terekelerinin borca batık olduğu gerekçesiyle kefil ... hakkındaki davanın da reddinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının 37.500.- YTL’lik kredi sözleşmesinde davalının kefil olduğu miktarın yazılmadığı, limit artışı yapılan 287.500.- YTL yönünden davalının açığa imzasının bulunmadığı, limit artışı sonrası 292.500.- YTL ve 297.500.- YTL kredi limiti yönünden ise sözleşmenin borçlusu olan dava dışı Öz Seyet Tarım Ürünleri Sanayi Ltd. Şirketi’nin ünvan, şirket kaşesi ve imzasının yer almadığı, davalının geçerli bir kefaletinin bulunmadığı, takibe konu krediler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece kredi sözleşmesinde kefilin kefalet limitinin gösterilmemesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi uyarınca kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de genel kredi sözleşmesi incelendiğinde asıl

borçlu şirketin kredi limitinin 37.500.-TL olarak belirlendiği, bu limitin daha sonra 287.500.- TL, 292.500.-TL ve 297.500.- TL olarak artırıldığı, davalının imzasının bulunduğu sözleşmenin ilk sayfasında sözleşme bedeli 37.500.-TL olarak gösterilmiş olup davalı kefil için ayrıca limit gösterilmediğinden sözleşme tutarının aynı zamanda kefilin sorumlu olduğu tutar olduğu, kefalet sözleşmesinin 818 sayılı Kanuna göre geçerli olduğu gözetilerek sonuca ulaşılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1996 E. 2022/7296 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1618 E. 2010/7386 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1170 E. 2019/443 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/3487 E.  ,  2020/5950 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)

Taraflar arasında görülen davada Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 26.02.2019 tarih ve 2018/377-2019/177 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile dava dışı Özseyet Paz. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme nedeniyle müşterek borçlu müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle kredi hesabının kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece verilen davanın reddi kararı, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/18730 esas ve 2018/2916 karar sayılı, 23.05.2018 tarihli ilamı ile “ davalı ... yönünden, Alaaddin Koyuncu'nun terekelerinin borca batık olduğu gerekçesiyle kefil ... hakkındaki davanın da reddinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının 37.500.- YTL’lik kredi sözleşmesinde davalının kefil olduğu miktarın yazılmadığı, limit artışı yapılan 287.500.- YTL yönünden davalının açığa imzasının bulunmadığı, limit artışı sonrası 292.500.- YTL ve 297.500.- YTL kredi limiti yönünden ise sözleşmenin borçlusu olan dava dışı Öz Seyet Tarım Ürünleri Sanayi Ltd. Şirketi’nin ünvan, şirket kaşesi ve imzasının yer almadığı, davalının geçerli bir kefaletinin bulunmadığı, takibe konu krediler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı  gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece kredi sözleşmesinde kefilin kefalet limitinin gösterilmemesi nedeni ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesi uyarınca kefilin borçtan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de genel kredi sözleşmesi incelendiğinde asıl

borçlu şirketin kredi limitinin 37.500.-TL olarak belirlendiği, bu limitin daha sonra 287.500.- TL, 292.500.-TL ve 297.500.- TL olarak artırıldığı, davalının imzasının bulunduğu sözleşmenin ilk sayfasında sözleşme bedeli 37.500.-TL olarak gösterilmiş olup davalı kefil için ayrıca limit gösterilmediğinden sözleşme tutarının aynı zamanda kefilin sorumlu olduğu tutar olduğu, kefalet sözleşmesinin 818 sayılı Kanuna göre geçerli olduğu gözetilerek sonuca ulaşılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 17.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630145700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.