Öğrenme tarihi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5090 E. 2020/6033 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi↗ harçtan muafiyet↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ yönetici sorumluluğu↗ zamanaşımı başlangıcı↗ hesap kat↗ haksız fiil sorumluluğu↗ muafiyet↗ zamanaşımı def'i↗ mirasçılık↗ infaz↗ olumsuz oy↗ tmsf↗ mahsup↗ def'i↗ temerrüt faizi↗ haksız fiil↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ dosya masrafı↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m. 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça kredi sözleşmesindeki temerrüt faizinin talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ayrıca, mahkemece 15.10.2018 tarihli ek kararla davalı ... yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 15.10.2018 tarihli ek karar davalı ... vekili, esas karar ise, davacı vekili, davalı ..., davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., davalı ..., ..., davalı ... Mirasçısı ... vekilleri ile katılma yolu ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin harçtan muafiyetinin düzenlenmiş olmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.10.2018 tarihli ek kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihtir. Somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin zararlandırıcı eylemi, dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihli kararın alınmasıdır.
Bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan mahkemece aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı ile davalı ...'ın temyiz itirazlarına gelince; davalı ... 'un murisin davanın devamı sırasında ölmüş olup, dava dilekçesinin kendisine 26.08.2002 tarihinde tebliği üzerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 havale tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... mirasçısı ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
4- Ancak, davanın devamı esnasında tahsil edilen ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp, bu kısım için dava konusuz kalacağından, davadan önce yapılan ödemeler için ise bu miktar yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davanın reddi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
5- Ayrıca davalı, davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faiz oranı üzerinden hesaplanan temerrüt faiz ile sorumluluğuna karar verilmesi yerinde olmamıştır.
6- Yukarıda (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda… li düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m.
5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın «zamanaşımına» uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılarda …
2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · ceza zamanaşımı · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6771 E. 2025/2183 K.
Ortak:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · haksız fiil sorumluluğu · mirasçılık · infaz · olumsuz oy · def'i · temerrüt faizi · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın «zamanaşımına» uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılarda …
2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… zerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve «zamanaşımı def»’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 «havale» tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... «mirasçısı» ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaIII.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olduğu, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcının da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, zararlandırıcı eyleminin dava dışı şirketlere «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli «teminat» alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihinde kararın alınmasıyla gerçekleştiği, bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılardan ..., ... «mirasçıları» ..., ..., ..., ... ve davalı ...'ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, davalı ...'ın miras bırakanı ...'ın davanın devamı sırasında öldüğü, davalı ...'ın cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, söz konusu davalı yönünden zaman aşımı «def»’inin reddinin gerektiği, sorumluluk davasına konu banka zararının «asıl alacak» miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı, davalıların davacı bankanın genel müdür ve «yönetim kurulu» üyesi oldukları, taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faiz» oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu, bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı, bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu, davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği, davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden 24.05.2018 tarihli kararın bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığ …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6762 sayılı Kanun'un 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkindir.
… kemenin 2016/1171 E., 2018/ 495 K. sayılı, 24.05.2018 tarihli kararında davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek %134 «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemelerin «infaz» sırasında nazara alınmasına karar verilmiş, karar davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · yargılama gideri · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaIII.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olduğu, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcının da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, zararlandırıcı eyleminin dava dışı şirketlere «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli «teminat» alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihinde kararın alınmasıyla gerçekleştiği, bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılardan ..., ... «mirasçıları» ..., ..., ..., ... ve davalı ...'ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, davalı ...'ın miras bırakanı ...'ın davanın devamı sırasında öldüğü, davalı ...'ın cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, söz konusu davalı yönünden zaman aşımı «def»’inin reddinin gerektiği, sorumluluk davasına konu banka zararının «asıl alacak» miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı, davalıların davacı bankanın genel müdür ve «yönetim kurulu» üyesi oldukları, taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faiz» oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu, bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı, bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu, davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği, davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden 24.05.2018 tarihli kararın bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığ …
Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda 2022/363 E., 2023/738 K. sayılı ve 05.10.2023 tarihli kararda sorumluluk davasına konu banka zararının «asıl alacak» miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu, davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumluluğunun bulunduğu, kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faiz» oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafça davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu ve bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu ve davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığına karar verilmiş, diğer davalıların bir kısmı bakımından bozma gereğince davanın «zamanaşımından» reddine, diğer bir kısmı bakımından bozma ilamının kapsamı dışında kaldığından kesinleşmekle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda… zerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve «zamanaşımı def»’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 «havale» tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... «mirasçısı» ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
… li düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m.
5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın «zamanaşımına» uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılarda …
Benzer bu karardaOysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı Isbaş A.Ş.nin hakim ortağı olan davacının eski «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan davalılardan TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı dolayısıyla görmüş olduğu zararının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · sözleşmenin feshi · fesih
Benzer bu karardaDavacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:mirasçılık · zamanaşımı def'i · olumsuz oy · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz kararda… zerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve «zamanaşımı def»’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 «havale» tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... «mirasçısı» ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» süresi dolmuş olduğundan mahkemece aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı ..., davalı ... «mirasçıları» ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
… li düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem «dolandırıcılık» suçuna ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5090 E. , 2020/6033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 24.05.2018-15.10.2018 tarihli ve 2016/1171-2018/495 sayılı asıl ve ek kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak 15.10.2018 tarihli ek kararı davalı ... vekili, asıl kararı ise davacı vekili, davalı ..., davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., davalı ..., ..., davalı ... mirasçısı ... vekilleri ile katılma yoluyla ... vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların bankacılık usul ve esaslarına aykırı işlemleri nedeniyle davacı Bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 245.738.541.977 TL'nin temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m. 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça kredi sözleşmesindeki temerrüt faizinin talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ayrıca, mahkemece 15.10.2018 tarihli ek kararla davalı ...
yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece verilen 15.10.2018 tarihli ek karar davalı ... vekili, esas karar ise, davacı vekili, davalı ..., davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., davalı ..., ..., davalı ... Mirasçısı ... vekilleri ile katılma yolu ile ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin harçtan muafiyetinin düzenlenmiş olmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.10.2018 tarihli ek kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihtir.
Somut olayda, davalı yönetim kurulu üyelerinin zararlandırıcı eylemi, dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihli kararın alınmasıdır.
Bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan mahkemece aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı ile davalı ...'ın temyiz itirazlarına gelince; davalı ... 'un murisin davanın devamı sırasında ölmüş olup, dava dilekçesinin kendisine 26.08.2002 tarihinde tebliği üzerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve zamanaşımı def’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 havale tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ...
mirasçısı ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
4- Ancak, davanın devamı esnasında tahsil edilen ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp, bu kısım için dava konusuz kalacağından, davadan önce yapılan ödemeler için ise bu miktar yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davanın reddi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
5- Ayrıca davalı, davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olup taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faiz oranı üzerinden hesaplanan temerrüt faiz ile sorumluluğuna karar verilmesi yerinde olmamıştır.
6- Yukarıda (2) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin 15.10.2018 tarihli ek karara yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ..., davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın işbu mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı ... mirasçısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ... mirasçısı ... yararına BOZULMASINA, (6) numaralı bentte açıklanan nedenlere, davalı ..., davalı ...
mirasçıları ..., ..., ..., davalı ... ve davalı ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, alınmadığı anlaşılan 54,40 TL temyiz ilam harcı ile 267,80 TL temyiz başvuru harcının ek karar yönünden temyiz eden davalı ...'tan alınmasına, davacı TMSF'den harç alınmasına yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden mümeyyiz davalılara iadesine, 25.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/629788500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz