Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/6771 E. 2025/2183 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ ttk 309/4↗ yönetici sorumluluğu↗ bozma sonrası karar↗ haksız fiil sorumluluğu↗ mirasçılık↗ infaz↗ olumsuz oy↗ def'i↗ temerrüt faizi↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yönetim kurulu kararı↗ asıl alacak↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların bankacılık usul ve esaslarına aykırı işlemleri nedeniyle davacı Bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 245.738.541.977 TL'nin temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olduğu, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcının da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, zararlandırıcı eyleminin dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihinde kararın alınmasıyla gerçekleştiği, bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılardan ..., ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve davalı ...'ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, davalı ...'ın miras bırakanı ...'ın davanın devamı sırasında öldüğü, davalı ...'ın cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, söz konusu davalı yönünden zaman aşımı def’inin reddinin gerektiği, sorumluluk davasına konu banka zararının asıl alacak miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı, davalıların davacı bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi oldukları, taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu, bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı, bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu, davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın yargılama gideri ve vekâlet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği, davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden 24.05.2018 tarihli kararın bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı ... mirasçısı ....vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6762 sayılı Kanun'un 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı ... mirasçısı .... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemenin 2016/1171 E., 2018/ 495 K. sayılı, 24.05.2018 tarihli kararında davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek %134 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemelerin infaz sırasında nazara alınmasına karar verilmiş, karar davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 2018/5090 E., 2020/6033 K. sayılı ve 25.12.2020 tarihli bozma ilamının (4) numaralı bendinde davanın devamı esnasında tahsil edilen ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, bu kısım için davanın konusuz kalacağı, davadan önce yapılan ödemeler için bu miktar yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davanın reddi gerektiği; (5) numaralı bendinde ise avans faizi üzerinden hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda 2022/363 E., 2023/738 K. sayılı ve 05.10.2023 tarihli kararda sorumluluk davasına konu banka zararının asıl alacak miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu, davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumluluğunun bulunduğu, kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafça davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu ve bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu ve davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığına karar verilmiş, diğer davalıların bir kısmı bakımından bozma gereğince davanın zamanaşımından reddine, diğer bir kısmı bakımından bozma ilamının kapsamı dışında kaldığından kesinleşmekle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece verilen hüküm davalı ... dışındaki davalılar bakımından bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleşmiş olup, mahkemece ... bakımından yapılan ödemeler sonucunda davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşılmışsa da, davadan önce yapılan ödemelerin uyulan bozma ilamı uyarınca öncelikle avans faizi üzerinden hesaplanan temerrüt faizinden düşülerek dava tarihi itibariyle davacının ne miktar alacak için dava açmakta haksız olduğunun belirlenmesi, dava sonrasında yapılan ödemeler için her bir ödemenin ödeme tarihine kadar işleyen temerrüt avans faizi hesaplanarak öncelikle ödemeler faizden düşülerek ne miktar alacak bakımından davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi gerekirken bu işlem yapılmadan ödemelerin anaparadan düşülmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece bilirkişiden rapor alınarak açıklandığı üzere hesaplama yapılarak alacak miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5090 E. 2020/6033 K.
Ortak:şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · haksız fiil sorumluluğu · mirasçılık · infaz · olumsuz oy · def'i · temerrüt faizi · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz karardaIII.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olduğu, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcının da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, zararlandırıcı eyleminin dava dışı şirketlere «olumsuz» istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli «teminat» alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihinde kararın alınmasıyla gerçekleştiği, bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılardan ..., ... «mirasçıları» ..., ..., ..., ... ve davalı ...'ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, davalı ...'ın miras bırakanı ...'ın davanın devamı sırasında öldüğü, davalı ...'ın cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, söz konusu davalı yönünden zaman aşımı «def»’inin reddinin gerektiği, sorumluluk davasına konu banka zararının «asıl alacak» miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı, davalıların davacı bankanın genel müdür ve «yönetim kurulu» üyesi oldukları, taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faiz» oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu, bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı, bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu, davalı ... yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği, davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden 24.05.2018 tarihli kararın bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığ …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6762 sayılı Kanun'un 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkindir.
… kemenin 2016/1171 E., 2018/ 495 K. sayılı, 24.05.2018 tarihli kararında davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek %134 «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemelerin «infaz» sırasında nazara alınmasına karar verilmiş, karar davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu kararda5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın «zamanaşımına» uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılarda …
2- Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 336. maddesinde düzenlenen «şirket yöneticilerinin sorumluğuna» ilişkin olup, mahkemece dava konusu olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000, zararı doğuran fiilin vuku tarihinin ise, kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olup, davanın açıldığı tarih itibariyle 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığından bahisle işin esası incenelerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… zerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve «zamanaşımı def»’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 «havale» tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... «mirasçısı» ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · harçtan muafiyet · zamanaşımı başlangıcı · hesap kat · muafiyet · zamanaşımı def'i · mahsup · havale
Benzer bu kararda… li düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 04.10.2000 olup, davanın ise, 02/08/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK'nın 309. m. belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredilerin kat edildiği 02.10.1997 tarihi olarak kabulünün gerektiği, söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK’nın 309. m.
5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın «zamanaşımına» uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulü gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının 03.10.1997 tarihi itibariyle 177.753,15 TL olup, davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, söz konusu zarar miktarı yönünden 03.10.1997 tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesi gerektiği, söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek % 134 temerrüt faizi ile davalılarda …
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin «harçtan muafiyetinin» düzenlenmiş olmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.10.2018 tarihli ek kararına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… zerine, o tarihte yürürlükte olan HUMK’un 195. maddesi uyarınca davaya cevap verme süresi olan 10 günlük süreden sonra 20.11.2002 tarihinde cevap lahiyası vermiş ve «zamanaşımı def»’inde bulunmuş, cevap dilekçesinin 03.01.2003 tarihinde kendisine tebliği üzerine davacı vekilinin, 08.01.2003 «havale» tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini ileri sürerek açıkça karşı çıkmış olmasına, bu nedenle mahkemece zamanaşımı def’inin esastan reddi doğru değil ise de, değişik bu gerekçe ile reddi doğru olduğundan dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacının tüm davalı ... «mirasçısı» ...’ın aşağıdaki (4) ve (5) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/6771 E. , 2025/2183 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/363 Esas, 2023/738 Karar
HÜKÜM
Davalılar ..., ..., ... mirasçıları yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına; davalılar ..., ..., ve ... mirasçıları yönünden zamanaşımı sebebiyle davanın reddine; davalı ... yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların bankacılık usul ve esaslarına aykırı işlemleri nedeniyle davacı Bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 245.738.541.977 TL'nin temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkin olduğu, dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcının şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcının da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, zararlandırıcı eyleminin dava dışı şirketlere olumsuz istihbarat raporlarına rağmen ve yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılmasının onaylanmasına ilişkin 19.9.1996 tarihinde kararın alınmasıyla gerçekleştiği, bu durumda, zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihin 19.9.1996 tarihi olup, dava tarihi olan 06.08.2002 tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davalılardan ..., ...
mirasçıları ..., ..., ..., ... ve davalı ...'ün usulüne uygun olarak zaman aşımı defini yasal süresi içerisinde ileri sürdükleri, söz konusu davalılar yönünden davanın zaman aşımı sebebiyle reddinin gerektiği, davalı ...'ın miras bırakanı ...'ın davanın devamı sırasında öldüğü, davalı ...'ın cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, söz konusu davalı yönünden zaman aşımı def’inin reddinin gerektiği, sorumluluk davasına konu banka zararının asıl alacak miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumlu olduğu, davalının miras bırakanının haksız eylemleri ile bankayı zarara uğrattığı, davalıların davacı bankanın genel müdür ve yönetim kurulu üyesi oldukları, taraflar arasında konuya ilişkin olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu, bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı, bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu, davalı ...
yönünden davanın konusunun kalmadığı ancak ödemelerin bir kısmı dava tarihinden sonra yapıldığından davalı ...'ın yargılama gideri ve vekâlet ücretinden kısmen sorumlu tutulmasının gerektiği, davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden 24.05.2018 tarihli kararın bozma ilamı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... mirasçısı ... ve ... miras şirketi yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalılar ..., ..., ... ve ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı ...
mirasçısı ....vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6762 sayılı Kanun'un 336. maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı ... mirasçısı .... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemenin 2016/1171 E., 2018/ 495 K. sayılı, 24.05.2018 tarihli kararında davanın kısmen kabulü ile, 177.753,15 TL'nin 03.10.1997 tarihinden itibaren işletilecek %134 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 14.10.1997 tarihinde yapılan 634,69 TL, 03.03.1998 tarihinde yapılan 36.655,55 TL, 30.03.2001 tarihinde yapılan 100.022,89 TL, 05.09.2001 tarihinde yapılan 112,32 TL, 27.12.2005 tarihinde yapılan 6.450,00 TL, 20.02.2006 tarihinde yapılan 48.434,04 TL, 03.06.2008 tarihinde yapılan 9.672,97 TL, 22.10.2009 tarihinde yapılan 3.298,37 TL'lik ödemelerin infaz sırasında nazara alınmasına karar verilmiş, karar davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 2018/5090 E., 2020/6033 K. sayılı ve 25.12.2020 tarihli bozma ilamının (4) numaralı bendinde davanın devamı esnasında tahsil edilen ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, bu kısım için davanın konusuz kalacağı, davadan önce yapılan ödemeler için bu miktar yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu kabul edilerek davanın reddi gerektiği; (5) numaralı bendinde ise avans faizi üzerinden hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda 2022/363 E., 2023/738 K. sayılı ve 05.10.2023 tarihli kararda sorumluluk davasına konu banka zararının asıl alacak miktarının 177.753,15 TL tutarında olduğu, davalı ...'ın bu zararın tamamından sorumluluğunun bulunduğu, kararlaştırılan bir akdi temerrüt faiz oranının bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, davacı tarafça davadan önce yapılan toplam 137.425,45 TL tahsilat yönünden davacının dava açmakta haksız olduğu ve bu miktar yönünden davanın reddinin gerektiği, davanın devamı esnasında ise toplam 67.855,38 TL tahsilat yapıldığı bu kısım yönünden de davanın konusuz kaldığı, söz konusu miktarın da asıl alacaktan mahsubu sonucu alacağın tamamının tahsil edilmiş olduğu ve davalı ...
yönünden davanın konusunun kalmadığına karar verilmiş, diğer davalıların bir kısmı bakımından bozma gereğince davanın zamanaşımından reddine, diğer bir kısmı bakımından bozma ilamının kapsamı dışında kaldığından kesinleşmekle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece verilen hüküm davalı ... dışındaki davalılar bakımından bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleşmiş olup, mahkemece ... bakımından yapılan ödemeler sonucunda davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşılmışsa da, davadan önce yapılan ödemelerin uyulan bozma ilamı uyarınca öncelikle avans faizi üzerinden hesaplanan temerrüt faizinden düşülerek dava tarihi itibariyle davacının ne miktar alacak için dava açmakta haksız olduğunun belirlenmesi, dava sonrasında yapılan ödemeler için her bir ödemenin ödeme tarihine kadar işleyen temerrüt avans faizi hesaplanarak öncelikle ödemeler faizden düşülerek ne miktar alacak bakımından davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi gerekirken bu işlem yapılmadan ödemelerin anaparadan düşülmesi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece bilirkişiden rapor alınarak açıklandığı üzere hesaplama yapılarak alacak miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
V.SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... mirasçısı ....vekilinin temyiz itirazlarının REDDİ ile bu davalı yönünden verilen kararın ONANMASINA, (2) numaralı bent uyarınca Mahkeme kararının davalı ... yönünden BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1158876200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz