Çek İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4605 E. 2020/4901 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ faktoring↗ lehdar↗ alacağın temliki↗ kambiyo senedi↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ temlik↗ fatura↗ taahhütname↗ çek↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3.fıkrası karşısında davacı tarafın dava dışı şirket ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan defileri davalı tarafa ileri süremeyeceği, ancak davalı tarafın kambiyo senedini iktisap ederden bile bile borçlu zararına hareket etmiş olması durumunun istisna olduğunu, davacı tarafın açıkça bu yönde bir iddiası olmadığı gibi dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, davalı faktoring şirketinin kambiyo senetlerini 6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak fatura karşılığında iktisap ettiği, ayrıca davacı şirket tarafından iki adet çek hakkında 03.07.2012 tarihli belge verildiği, bu çekler faturalar bakımından kabul beyanı ile taahhütte bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava keşideci sıfatıyla imza atılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Dava konusu çeklere ciro yoluyla hamil olan davalı şirket, aralarındaki faktoring ilişkisine istinaden çekleri dava dışı Emir İthalat İhracat Ltd. Şti.’den almıştır. Dava dışı kişi tarafından faktoring şirketine yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabidir. Bu durumda dava dışı lehdara karşı ileri sürülebilecek her türlü itiraz ve definin faktoring şirketine karşı da ileri sürülmesi mümkündür. Ancak somut olayda menfi tespit davasının aynı anda hem dava dışı lehdara hem de davalı faktoring şirketine karşı yöneltilmemiş olduğu göz önüne alınarak öncelikle lehdara karşı açılan davanın sonucunun beklenmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri olmayan 6361 sayılı Kanunun 9/3 hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11781 E. 2015/8359 K.
Ortak:faktoring · ciro · hamil · keşideci · çek
İncelediğiniz karardaDava konusu çeklere «ciro» yoluyla «hamil» olan davalı şirket, aralarındaki «faktoring» ilişkisine istinaden çekleri dava dışı Emir İthalat İhracat Ltd.
… ddesinin 3.fıkrası karşısında davacı tarafın dava dışı şirket ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan defileri davalı tarafa ileri süremeyeceği, ancak davalı tarafın «kambiyo senedini» iktisap ederden bile bile borçlu zararına hareket etmiş olması durumunun istisna olduğunu, davacı tarafın açıkça bu yönde bir iddiası olmadığı gibi dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, davalı «faktoring» şirketinin kambiyo senetlerini 6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak «fatura» karşılığında iktisap ettiği, ayrıca davacı şirket tarafından iki adet «çek» hakkında 03.07.2012 tarihli belge verildiği, bu çekler faturalar bakımından «kabul beyanı» ile «taahhütte» bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dışı kişi tarafından «faktoring» şirketine yapılan «ciro» «alacağın temliki» hükümlerine tabidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «ciro» imzasının «sahteliğinin» diğer «cirantaların» imzalarının geçerliliğini etkilemeyeceği, davalı «faktoring» şirketi «iyiniyetli hamil» olup, çeki «kötü niyetle iktisap» ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı, davalının çeki ciro yoluyla iktisabının 6361 sayılı Yasa’nın 9/2. maddesine uygun bulunduğu, dava dışı «keşideci» tarafından «yetkili hamil» olan davalıya ödenen «çek» bedelinin davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyetli hamil · kötü niyetli iktisap · sahtelik · yetkili hamil · ciranta · iyiniyet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «ciro» imzasının «sahteliğinin» diğer «cirantaların» imzalarının geçerliliğini etkilemeyeceği, davalı «faktoring» şirketi «iyiniyetli hamil» olup, çeki «kötü niyetle iktisap» ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı, davalının çeki ciro yoluyla iktisabının 6361 sayılı Yasa’nın 9/2. maddesine uygun bulunduğu, dava dışı «keşideci» tarafından «yetkili hamil» olan davalıya ödenen «çek» bedelinin davacı tarafa verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4605 E. , 2020/4901 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.05.2016 tarih ve 2015/1288 E. - 2016/303 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile Emir İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti. aralarında 20.06.2012 tarihli iki satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında satıcı Emir İth. İhr. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 27.07.2013 ve 30.07.2012 tarihinde zeytinyağlarını teslim etmeyi taahhüt ettiğini, alıcı davacı şirketçe satış bedelinin tamamına tekabül eden toplam 10 adet çekin satıcı şirkete 28.06.2012 ve 01.07.2012 tarihinde teslim edildiğini, satıcı şirketin emtiaları taahhüt ettiği sürede teslim etmediğini, sözleşmeye göre çeklerin iade edilmesi gerekirken iade de edilmediğini ve bu çeklerin bir kısmının davalı şirkete devredilmiş bulunduğunu öğrendiklerini, dava konusu beş adet çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini ve % 20 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında davanın dayanağı bulunmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirkete hitaben, çeklerin kendileri tarafından keşide edildiğine, çekleri vadelerinde ödeyeceklerini ve davalı şirkete devir ve temlik edilen alacağın dayanağı faturaya konu malları eksiksiz ve ayıpsız teslim aldıklarına ve ayrıca çeklere ve faturalara, bunlara konu borca herhangi bir itiraz ve defilerinin bulunmadığına ait teyit yazısı verildiğini belirterek, haksız açılan davanın reddine ve davalı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, 6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 3.fıkrası karşısında davacı tarafın dava dışı şirket ile aralarındaki ilişkiden kaynaklanan defileri davalı tarafa ileri süremeyeceği, ancak davalı tarafın kambiyo senedini iktisap ederden bile bile borçlu zararına hareket etmiş olması durumunun istisna olduğunu, davacı tarafın açıkça bu yönde bir iddiası olmadığı gibi dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, davalı faktoring şirketinin kambiyo senetlerini 6361 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak fatura karşılığında iktisap ettiği, ayrıca davacı şirket tarafından iki adet çek hakkında 03.07.2012 tarihli belge verildiği, bu çekler faturalar bakımından kabul beyanı ile taahhütte bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava keşideci sıfatıyla imza atılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Dava konusu çeklere ciro yoluyla hamil olan davalı şirket, aralarındaki faktoring ilişkisine istinaden çekleri dava dışı Emir İthalat İhracat Ltd. Şti.’den almıştır. Dava dışı kişi tarafından faktoring şirketine yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabidir. Bu durumda dava dışı lehdara karşı ileri sürülebilecek her türlü itiraz ve definin faktoring şirketine karşı da ileri sürülmesi mümkündür. Ancak somut olayda menfi tespit davasının aynı anda hem dava dışı lehdara hem de davalı faktoring şirketine karşı yöneltilmemiş olduğu göz önüne alınarak öncelikle lehdara karşı açılan davanın sonucunun beklenmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken somut olayda uygulama yeri olmayan 6361 sayılı Kanunun 9/3 hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/626283900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz