Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1168 E. 2020/5020 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki belgesi↗ mahrum kalınan kâr↗ hmk 297↗ yoksun kalınan kâr↗ acentelik sözleşmesi↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ sözleşmeye aykırılık↗ ticari faiz↗ acentelik↗ fesih↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ protokol↗ havale↗ yetki↗ ıslah↗ ihtarname↗ zamanaşımı↗ teslim↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, taraflar arasındaki acentalık sözleşmesi hükümlerine göre davacının davalıya ödediği isim hakkı bedeli ve bilgisayar sistemini kullanma bedelinin iadesini talep edemeyeceği, davalının fesih ihtarnamesinin tebliğinden 13 gün önce bilgisayar sistemini kapattığı, bu nedenle davacının 13 günlük kâr kaybı 2.928.- TL'yi istemekte haklı olduğu, sözleşmeye göre taşıtlara yetki belgesi alınmasının davalı ...Kargo A.Ş’nin sorumluluğunda olduğundan davacının ödemiş olduğu idari para cezasını davalıdan talep etmesinin haklı olduğu, hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, davacının yoksun kalınan 27.375.- TL kârı talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.375.- TL mahrum kalınan kâr tazminatının, 2.928.- TL 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatının, 5.000.- TL ... Plakalı araca kesinlen ceza tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından haksız olarak feshi sebebiyle doğan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.
HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Mahkemece 10.10.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde davacı tarafın müşteri tazminatı talebinin reddine karar verildiği, gerekçeli kararda ise katip hatası gerekçe gösterilerek söz konusu hükmün, “davacı tarafın diğer taleplerinin reddine” şeklinde değiştirildiği ve bu suretle hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararda bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamalar yerinde görülmüş olmakla hüküm tesisinde dikkate alınmıştır denilmiştir. 09.12.2014 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 6. bendinde, “Mahkemece hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiğine kanaat getirirse fesih haksız olacağından ve davacı kusursuz kabul edileceğinden 54.825.- TL müşteri tazminatı ve yoksun kalınan 27.375.- TL kârın talep edilebileceği” denilmesine rağmen Mahkemece, 27.375.- TL yoksun kalınan kâr yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, ancak müşteri tazminatıyla ilgili alacak kalemi bakımından gerekçeli kararda hiçbir ayrıntıya ve değerlendirmeye yer verilmemiş, söz konusu alacak kaleminin neden reddedildiği anlaşılamamıştır. Yine gerekçeli kararda bir taraftan “bu protokolde davacıya sözleşmeye aykırılık teşkil eden bazı hususların düzeltilmesi için 30 Haziran 2009 tarihine kadar süre verilmiştir, davacı tarafça bu eksiklikler düzeltilmemiştir” denilmiş, diğer taraftan “hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, yoksun kalınan 27.375.- TL kârı talep edilebileceği anlaşılmış” denilerek sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığına ilişkin birbiriyle çelişkili değerlendirmeler yapılmış, sözleşmenin feshinin Mahkemece haklı mı haksız mı bulunduğuna ilişkin açık ve somut bir tespite yer verilmeksizin, soyut biçimde yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle Mahkemece, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişki içeren karar verilmesi ve kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve eksik gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemenin kabulüne göre de; dava dilekçesinde davacının talep ettiği alacak kalemleri arasında bilgisayar sisteminin kapatılması ile fesih bildiriminin tebliği arasındaki süreye ilişkin alacak kalemi yer almadığı halde 13 günlük kâr kaybı tazminatı 2.928.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, isim hakkı için davalıya ödediği bedel, bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedel, ... plakalı araca kesin ceza bedeli, sözleşmenin haksız feshinden dolayı yoksun kalınan kâr ve davalıya kazandırdığı müşteriden dolayı kâr kaybı olmak üzere beş alacak kalemi için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 80.000,00 TL artırarak 85.000,00 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, davacıdan ıslah ettiği miktar ve dava değerindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 havale tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000.- TL'nin; 49.697.- TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375.- TL'sinin yoksun kalınan kâr, 2.928.- TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı, 5.000.- TL'sinin ... plakalı aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Böylece davacı söz konusu açıklama dilekçesinde dava dilekçesinde talep ettiği isim hakkı için davalıya ödediği bedel ve bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedele ilişkin alacak kalemlerinden vazgeçerek, dava dilekçesinde yer almayan 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı talebine ilişkin yeni bir alacak kalemi talep etmiştir. Netice-i talebin daraltılması için ıslaha gerek yoktur. Ancak, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla talebe eklenmesine ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca talepten başkasına veya fazlasına hüküm olunması da mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemece, dava dilekçesinde yer almayan ve 29.09.2015 havale tarihli dilekçe ile talep edilen 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatına ilişkin 2.928.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2252 E. 2023/2306 K.
Ortak:yetki belgesi · mahrum kalınan kâr · yoksun kalınan kâr · acentelik sözleşmesi · kâr mahrumiyeti · sözleşmenin feshi · ticari faiz · acentelik · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibari ile 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, taraflar arasındaki acentalık sözleşmesi hükümlerine göre davacının davalıya ödediği isim hakkı bedeli ve bilgisayar sistemini kullanma bedelinin iadesini talep edemeyeceği, davalının «fesih» «ihtarnamesinin» tebliğinden 13 gün önce bilgisayar sistemini kapattığı, bu nedenle davacının 13 günlük kâr «kaybı» 2.928.- TL'yi istemekte haklı olduğu, sözleşmeye göre taşıtlara «yetki belgesi» alınmasının davalı ...Kargo A.Ş’nin sorumluluğunda olduğundan davacının ödemiş olduğu idari para cezasını davalıdan talep etmesinin haklı olduğu, hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar «teslimatın» yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, davacının «yoksun kalınan» 27.375.- TL kârı talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.375.- TL «mahrum kalınan» kâr tazminatının, 2.928.- TL 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatının, 5.000.- TL ...
1- Dava, «acentelik sözleşmesinin» müvekkil tarafından haksız olarak feshi sebebiyle doğan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.
Yine gerekçeli kararda bir taraftan “bu «protokolde» davacıya «sözleşmeye aykırılık» teşkil eden bazı hususların düzeltilmesi için 30 Haziran 2009 tarihine kadar süre verilmiştir, davacı tarafça bu eksiklikler düzeltilmemiştir” denilmiş, diğer taraftan “hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar «teslimatın» yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, «yoksun kalınan» 27.375.- TL kârı talep edilebileceği anlaşılmış” denilerek «sözleşmenin feshinin» haklı olup olmadığına ilişkin birbiriyle çelişkili değerlendirmeler yapılmış, sözleşmenin feshinin Mahkemece haklı mı haksız mı bulunduğuna ilişkin açık ve somut b …
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.10.2018 tarih, 2018/455 E. ve 2018/1056 K. sayılı kararı ile dava tarihi itibari ile 5 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesi» hükümlerine göre davacının davalıya ödediği isim hakkı bedeli ve bilgisayar sistemini kullanma bedelinin iadesini talep edemeyeceği, davalının «fesih» «ihtarnamesinin» tebliğinden 13 gün önce bilgisayar sistemini kapattığı, bu nedenle davacının 13 günlük kâr «kaybı» 2.928,00 TL'yi istemekte haklı olduğu, sözleşmeye göre taşıtlara «yetki belgesi» alınmasının davalı Sürat Kargo A.Ş’nin sorumluluğunda olduğundan davacının ödemiş olduğu idari para cezasını davalıdan talep edebileceği, hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında yeteri kadar «teslimatın» yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği, davacının «yoksun kalınan» 27.375,00 TL kârı talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 27.375,00 TL «mahrum kalınan» kâr tazminatının, 2.928,00 TL 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatının, 5.000,00 TL 23 ER 073 plakalı araca kesilen ceza tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 11.11.2015 tarih, 2014/644 E. ve 2015/799 K. sayılı kararı ile davacının kusurlu davranışları ile «sözleşmenin feshine» neden olduğu, davalının «yetki belgesi» düzenlememesi sonucunda 23 ER 073 plakalı araca «idari para cezası» uygulandığı, davalının kusurlu davranışı ile sebep olduğu bu zarara katlanması gerektiği, bilgisayar sisteminin haksız kapatılması ile feshin tebliğine kadar geçen süre içerisinde davacının kâr «kaybı» yaşadığı, bilgisayar sisteminin kullanılması ve isim hakkı için ödenen ücretlerin iadesinin talep edilemeyeceği, davalının kargo araçlarının geç gelmesi eyleminin sabit olup bu nedenle sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının yoksun kaldığı kârın talep edilebileceği gerekçesiyle davacının isim hakkı ve «cezai şart» ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, «mahrum kalınan» kâr ile ilgili talebinin kabulü ile 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilm …
Değerlendirme Dava, «acentelik sözleşmesinin» haksız olarak feshi sebebiyle doğan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.Mahkemece, davacıdan «ıslah» ettiği miktar ve dava dilekçesindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 «havale» tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000,00 TL'nin; 49.697,00 TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375,00 TL'sinin «yoksun kalınan» kâr, 2.928,00 TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr «kaybı», 5.000,00 TL'sinin aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:idari para cezası · süre hesabı · makul süre · ticari avans faizi · bayilik sözleşmesi · ciro · cezai şart · infaz
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, «yoksun kalınan» kâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bozma ilamında belirtilen eksiklik ve çelişkinin giderilmediğini, feshin haklı olup olmadığına dair değerlendirme yapılmadığını, yoksun kalınan kâr tazminatı talebinin çok fazla olduğunu, «makul süre hesabı» yapılması gerekirken bir yıllık «ciroya» göre hesaplandığını, araca kesilen ceza bakımından da davacının kusurlu olduğunu, gerekli belgeleri zamanında tamamlamadığını, «zamanaşımına» uğradığından «ıslah» talebinin reddi gerektiğini, 5.000,00 TL yönünden değerlendirme yapılması gerekirken ıslah edilen miktar üzerinden değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu belir …
Mahkemece 11.11.2015 tarih, 2014/644 E. ve 2015/799 K. sayılı kararı ile davacının kusurlu davranışları ile «sözleşmenin feshine» neden olduğu, davalının «yetki belgesi» düzenlememesi sonucunda 23 ER 073 plakalı araca «idari para cezası» uygulandığı, davalının kusurlu davranışı ile sebep olduğu bu zarara katlanması gerektiği, bilgisayar sisteminin haksız kapatılması ile feshin tebliğine kadar geçen süre içerisinde davacının kâr «kaybı» yaşadığı, bilgisayar sisteminin kullanılması ve isim hakkı için ödenen ücretlerin iadesinin talep edilemeyeceği, davalının kargo araçlarının geç gelmesi eyleminin sabit olup bu nedenle sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının yoksun kaldığı kârın talep edilebileceği gerekçesiyle davacının isim hakkı ve «cezai şart» ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, «mahrum kalınan» kâr ile ilgili talebinin kabulü ile 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilm …
… çede yer verildiği, bu hususun gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu, dava dilekçesinde ve 29.09.2015 tarihli açıklama dilekçesinde «cezai şart» ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın "davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine" ifadesine yer verilmek suretiyle «infazda» dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verildiği, açıklanan hususların doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
… ce İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinde yer almayan 13 günlük haksız fesihten doğan kâr «kaybı» talebine ilişkin yeni bir alacak kalemi talep ettiği, netice-i talebin daraltılması için «ıslaha» gerek olmadığı, ancak dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla talebe eklenmesine ve dava konusu haline getirilmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 27.375,00 TL «mahrum kalınan» kâr tazminatının ve 5.000,00 TL tazminatın 12.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa ödenmesine fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3113 E. 2019/3731 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1298 E. 2019/8006 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz karardaDavacı dava dilekçesinde, isim hakkı için davalıya ödediği bedel, bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedel, ... plakalı araca «kesin» ceza bedeli, sözleşmenin haksız feshinden dolayı «yoksun kalınan» kâr ve davalıya kazandırdığı müşteriden dolayı kâr «kaybı» olmak üzere beş alacak kalemi için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 80.000,00 TL artırarak 85.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, davacıdan «ıslah» ettiği miktar ve dava değerindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 «havale» tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000.- TL'nin; 49.697.- TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375.- TL'sinin «yoksun kalınan» kâr, 2.928.- TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr «kaybı», 5.000.- TL'sinin ... plakalı aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Netice-i talebin daraltılması için «ıslaha» gerek yoktur.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklılık durumu · yargılama giderleri · ispat yükü · yargılama gideri · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı vekili her ne kadar sunduğu «ıslah» dilekçesiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca karar verilmesi talebinde bulunmuşsa da anılan Kanunun dava tarihinde yürürlükte bulunmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve yasal düzenlemelere göre değerlendirilmesi gerektiği, kanunların usuli işlemlerin ıslahı suretiyle dahi geriye yürütülemeyeceği bu nedenle ıslah talebinin usulüne uygun olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davanın hukuki dayanağı kalmadığından reddinin gerektiği, «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» tarafların dava tarihi itibariyle «haklılık durumu» dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, bu itibarla davaya konu markayı kullandığı hususunda «ispat yükü» üzerinde olan marka sahibi davalının dosyada yer alan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davaya konu markayı 29. sınıf emtialarda dava tarihinden geriye doğ …
… rekçesinde, KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumları gözetilerek «yargılama giderlerine» hükmedilmesi gerektiği, bu doğrultuda dava tarihi itibariyle davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu ve yargılama gideri ile «vekalet ücretinin» tamamının davalıdan tahsilinin gerektiği belirtilmesine rağmen, davanın reddine, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · taşıyan · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14146 E. 2012/19946 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi itiraz · vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti · temsil · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı «defterlerine» göre davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 14.928,01 TL alacaklı olduğu, davalı taraf yükümlülüklerini yerine getirdiğinden bahisle ödeme definde bulunduğu halde ödemeye ilişkin delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibinin 14.928,01 TL'lık «kısmına itirazının» iptali ile takibin 14.928,01 TL'nın tahsili yönünden devamına karar verilmiştir.
2) Davalı, yargılamada icra dosyasında bulunan itiraz dilekçesine ekli vekaletnamede ismi bulunan vekille «temsil» edilmiş ve hakkındaki dava kısmen reddedilmiş olmasına rağmen, davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiştir.
Davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2929 E. 2019/4432 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet · iltibas
Benzer bu kararda1-) Asıl ve birleşen davalar, «iltibas», tanınmışlık ve «kötü niyet» vakıalarına dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, tanınmışlık ve «kötü niyet» iddialarının ispat edilemediği ancak davacı yanca hükümsüzlük talebine mesnet olarak gösterilen 2001/07620 sayılı “Üstüneller Baklavacısı+ Şekil” ibareli marka ile, hükümsüzlüğü talep edilen 2006/40880 sayılı “Üstüneller Avcıoğlu”, 2011/42754 sayılı “... “ ve 2014/08024 sayılı “Üstüneller Sade” ibareli markalar arasında raporda gösterilen emtialar bakımından «iltibas» tehlikesi bulunduğu bu nedenle anılan markalar bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu mütala edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2026 E. 2020/297 K.
Ortak:havale
İncelediğiniz karardaDavacı dava dilekçesinde, isim hakkı için davalıya ödediği bedel, bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedel, ... plakalı araca «kesin» ceza bedeli, sözleşmenin haksız feshinden dolayı «yoksun kalınan» kâr ve davalıya kazandırdığı müşteriden dolayı kâr «kaybı» olmak üzere beş alacak kalemi için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2015 «havale» tarihli «ıslah» dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 80.000,00 TL artırarak 85.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, davacıdan «ıslah» ettiği miktar ve dava değerindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 «havale» tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000.- TL'nin; 49.697.- TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375.- TL'sinin «yoksun kalınan» kâr, 2.928.- TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr «kaybı», 5.000.- TL'sinin ... plakalı aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Bu nedenle Mahkemece, dava dilekçesinde yer almayan ve 29.09.2015 «havale» tarihli dilekçe ile talep edilen 13 günlük haksız fesihten doğan kâr «kaybı» tazminatına ilişkin 2.928.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; ilk derece mahkemesince emsal içtihatlara ve yasal düzenlemelere uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldığı; bilirkişi heyet raporu aldırıldığı; alınan 26/09/2018 «havale» tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu; davalı bankanın tahsil ettiği «komisyon» ücreti oranının %11,17 olduğu, diğer bankaların uyguladıkları erken kapama ücreti komisyonu oranları ortalamasının % 4,29 olduğu, bu durumda, davalı bankanın 2,61 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık teamülleri · erken kapama komisyonu · teamül · hakkaniyet · istinaf incelemesi · komisyon · bilirkişi incelemesi · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sözleşmede erken kapama ücreti alınacağı düzenlenmişse de; bu oran belirtilmediğinden bankanın takdir hakkını «hakkaniyete» uygun olarak bankaların emsal uygulamaları, «bankacılık teamüllerine» ve iyi niyet ilkelerine göre kullanmasının gerekeceği, diğer bankaların erken kapama ücret oranlarına göre yaptırılan ve hükme esas alınan «bilirkişi incelemesi» uyarınca makul seviyedeki «erken kapama komisyon» oranının %4,29 olduğu, davacı bankaca ise esas alınan oranın %11,17 olduğu, fazla tahsil edilen komisyonun iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 1 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, gerekçeli kararda ise ticari avans faiziyle birlikte tahsilinee karar verilmiş, karara karşı, davacı ve davalı ...Bankası A.Ş. vekilleri tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; ilk derece mahkemesince emsal içtihatlara ve yasal düzenlemelere uygun olarak araştırma ve inceleme yapıldığı; bilirkişi heyet raporu aldırıldığı; alınan 26/09/2018 «havale» tarihli bilirkişi heyet raporundaki hesaplamaların dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu; davalı bankanın tahsil ettiği «komisyon» ücreti oranının %11,17 olduğu, diğer bankaların uyguladıkları erken kapama ücreti komisyonu oranları ortalamasının % 4,29 olduğu, bu durumda, davalı bankanın 2,61 …
T.A.Ş.'nin %10 «komisyon» oranın uyguladığını bildirdiği, bildirilen yüksek komisyon oranının hesaplamaya «dahil» edilmeyip, sadece düşük oran bildiren bankaların oranlarının hesaplamaya dâhil edilmesinin TMK.'nun 4. maddesindeki «hakkaniyet» ilkesine aykırı olduğu, taraflar arasındaki hak ve menfaat dengesini ihlal edici nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili, haksız şekilde tahsil edilen «erken kapama komisyonun» ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, mahkemece 27.11.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde haksız tahsil edilen alacağın yasal faiziyle birl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1168 E. , 2020/5020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 10.10.2018 tarih ve 2018/455-2018/1056 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı ve davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı tarafın acenteliğini yaptığı sırada 17.12.2009 tarihinde kendisine hiç bir bildirim yapılmaksızın işin görülmesi için gerekli olan bilgisayar sisteminin kapatıldığını, ...
20. Noterliğinin 24.12.2009 tarihli ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, ihtarnamede de herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, feshin haksız olduğunu, haksız fesihten dolayı, sözleşme imzalanırken ödediği isim hakkı bedeli 18.525,00 TL, ... plakalı araca kesilen idari para cezasısından 5.000,00 TL, davalıya bilgisayar sistemini kullanmak üzere ödediği 4.972,00 TL, müşteri tazminatı olarak 25.000.- TL, mahrum kalınan kâr olan 20.000.- TL zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, davacı, ıslah dilekçesi ile 80.000.- TL artırarak 85.000.- TL'ye çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin ...
20. Noterliği’nin 24.12.2009 tarih ve 32651 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle feshedildiğini, feshe davacının yükümlülüklerine aykırı davranmasının sebep olduğunu, feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, taraflar arasındaki acentalık sözleşmesi hükümlerine göre davacının davalıya ödediği isim hakkı bedeli ve bilgisayar sistemini kullanma bedelinin iadesini talep edemeyeceği, davalının fesih ihtarnamesinin tebliğinden 13 gün önce bilgisayar sistemini kapattığı, bu nedenle davacının 13 günlük kâr kaybı 2.928.- TL'yi istemekte haklı olduğu, sözleşmeye göre taşıtlara yetki belgesi alınmasının davalı ...Kargo A.Ş’nin sorumluluğunda olduğundan davacının ödemiş olduğu idari para cezasını davalıdan talep etmesinin haklı olduğu, hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, davacının yoksun kalınan 27.375.- TL kârı talep edilebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.375.- TL mahrum kalınan kâr tazminatının, 2.928.- TL 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatının, 5.000.- TL ...
Plakalı araca kesinlen ceza tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinin müvekkil tarafından haksız olarak feshi sebebiyle doğan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.
HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Mahkemece 10.10.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde davacı tarafın müşteri tazminatı talebinin reddine karar verildiği, gerekçeli kararda ise katip hatası gerekçe gösterilerek söz konusu hükmün, “davacı tarafın diğer taleplerinin reddine” şeklinde değiştirildiği ve bu suretle hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararda bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamalar yerinde görülmüş olmakla hüküm tesisinde dikkate alınmıştır denilmiştir.
09. 12.2014 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 6. bendinde, “Mahkemece hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiğine kanaat getirirse fesih haksız olacağından ve davacı kusursuz kabul edileceğinden 54.825.- TL müşteri tazminatı ve yoksun kalınan 27.375.- TL kârın talep edilebileceği” denilmesine rağmen Mahkemece, 27.375.- TL yoksun kalınan kâr yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, ancak müşteri tazminatıyla ilgili alacak kalemi bakımından gerekçeli kararda hiçbir ayrıntıya ve değerlendirmeye yer verilmemiş, söz konusu alacak kaleminin neden reddedildiği anlaşılamamıştır. Yine gerekçeli kararda bir taraftan “bu protokolde davacıya sözleşmeye aykırılık teşkil eden bazı hususların düzeltilmesi için 30 Haziran 2009 tarihine kadar süre verilmiştir, davacı tarafça bu eksiklikler düzeltilmemiştir” denilmiş, diğer taraftan “hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, yoksun kalınan 27.375.- TL kârı talep edilebileceği anlaşılmış” denilerek sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığına ilişkin birbiriyle çelişkili değerlendirmeler yapılmış, sözleşmenin feshinin Mahkemece haklı mı haksız mı bulunduğuna ilişkin açık ve somut bir tespite yer verilmeksizin, soyut biçimde yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği belirtilmiştir.
Açıklanan nedenlerle Mahkemece, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişki içeren karar verilmesi ve kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve eksik gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemenin kabulüne göre de; dava dilekçesinde davacının talep ettiği alacak kalemleri arasında bilgisayar sisteminin kapatılması ile fesih bildiriminin tebliği arasındaki süreye ilişkin alacak kalemi yer almadığı halde 13 günlük kâr kaybı tazminatı 2.928.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, isim hakkı için davalıya ödediği bedel, bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedel, ... plakalı araca kesin ceza bedeli, sözleşmenin haksız feshinden dolayı yoksun kalınan kâr ve davalıya kazandırdığı müşteriden dolayı kâr kaybı olmak üzere beş alacak kalemi için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 80.000,00 TL artırarak 85.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece, davacıdan ıslah ettiği miktar ve dava değerindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 havale tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000.- TL'nin;
49. 697.- TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375.- TL'sinin yoksun kalınan kâr, 2.928.- TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı, 5.000.- TL'sinin ... plakalı aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Böylece davacı söz konusu açıklama dilekçesinde dava dilekçesinde talep ettiği isim hakkı için davalıya ödediği bedel ve bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedele ilişkin alacak kalemlerinden vazgeçerek, dava dilekçesinde yer almayan 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı talebine ilişkin yeni bir alacak kalemi talep etmiştir. Netice-i talebin daraltılması için ıslaha gerek yoktur. Ancak, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla talebe eklenmesine ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 26.
maddesi uyarınca talepten başkasına veya fazlasına hüküm olunması da mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemece, dava dilekçesinde yer almayan ve 29.09.2015 havale tarihli dilekçe ile talep edilen 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatına ilişkin 2.928.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/625812200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz