Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1430 E. 2020/4980 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi↗ yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ tefrik↗ malvarlığına ilişkin dava↗ usuli kazanılmış hak↗ zamanaşımı def'i↗ mirasçılık↗ kazanılmış hak↗ olumsuz oy↗ def'i↗ uyuşmazlık konusu↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; yönetim kurulu üyesi olmayan davalılar hakkında verilen karar yönünden bozma yapılmadığından ve kusurlu oldukları kanıtlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine, davalılardan ... ve ... tarafından zamanaşımı def'inde bulunulduğu, uyuşmazlık konusu olayda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, davacı bankanın zararı ve faili öğrendiği tarihin 19.07.2001 tarihi olduğu ve 2 yıllık sürenin geçmesiyle 19.07.2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ise 19.11.2007 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın, davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeni ile reddine, davalı ... ölmüş ve mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gerektiğinden bu davalı yönünden dosyanın tefrik edilerek ve ayrı bir esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmasına, davalı ...'ın da ölmüş ve mirasçılarının mirası reddettiği, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine başlandığı ve yapılan yargılama sonucunda davalının hiçbir malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği ve terekenin tasfiyesinin borçlu olarak kapatılmasına karar verildiğinden davalı ... yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ... yönünden ise; Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü, bu anlamda olumsuz ifadeler içeren istibarat raporlarına rağmen yeterli teminat da almaksızın kredi tahsisine karar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, zararın oluşmasında kusurlu ve sorumlu olmadıklarını da ispat edemedikleri gerekçesiyle, davalılar ... ve ... bakımında davanın kabulü ile 3.006.272,00 ABD Dolarının 19.07.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalılardan ... ile ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin iki numaralı bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. maddesi hükmünde gösterilen sorumluluk davası olup, mahkemece davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin Bankacılık Kanunundan kaynaklanan fon alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu ve bu süre dolmadığından davalıların zamanaşımı def’inin reddine ve davalıların sorumluluklarının olmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine dair 17.04.2013 tarihli ilk kararı, davalılar tarafından davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmemiş, anılan karar, sadece davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve bu nedenle de Dairemizce yalnız davacı lehine karar bozulmuştur. Bu durumda, davacı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözardı edilerek bu kez bu davalılar yönünden davanın zamanaşımından reddi doğru olmamış ve kararın bu yönden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden mahkemece verilen esastan red kararının bozulmadığı ve bu suretle de bu davalılar yönünden kararın kesinleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, icracı müdürlerin sorumluluğu da 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 342’inci maddesi hükmü gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna tabi olduğundan ve Dairemiz bozma ilamı bu hususu da içerip, ayrıca Dairemizin bozma ilamı ile davacının tüm temyiz itirazları kabul edilmiş olup temyiz itirazları kısmen reddedilmemiş olduğundan, bu davalılar yönünden verilen kararın bozma ilamı dışında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamış ve kararın bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
4- Aleyhlerine tazminata hükmolunan davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... ’ın temyiz itirazlarına gelince ise; bozma sebep ve şekline ve tüm davalıların sorumluluklarının birlikte değerlendirilmesinde yarar bulunmasına göre bu davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Takip dayanağı bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3868 E. 2021/2463 K.
Ortak:mirasçılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; «yönetim kurulu» üyesi olmayan davalılar hakkında verilen karar yönünden bozma yapılmadığından ve kusurlu oldukları kanıtlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine, davalılardan ... ve ... tarafından «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu, «uyuşmazlık konusu» olayda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, davacı bankanın zararı ve faili öğrendiği tarihin 19.07.2001 tarihi olduğu ve 2 yıllık sürenin geçmesiyle 19.07.2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ise 19.11.2007 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın, davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeni ile reddine, davalı ... ölmüş ve «mirasçıları» mirası reddettiğinden terekenin «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi gerektiğinden bu davalı yönünden dosyanın «tefrik» edilerek ve ayrı bir esasa «kaydı» yapılarak yargılamaya devam olunmasına, davalı ...'ın da ölmüş ve mirasçılarının mirası reddettiği, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine başlandığı ve yapılan yargılama sonucunda davalının hiçbir «malvarlığının» bulunmadığının tespit edildiği ve terekenin tasfiyesinin borçlu olarak kapatılmasına karar verildiğinden davalı ... yönünden esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ... yönünden ise; Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü, bu anlamda «olumsuz» ifadeler içeren istibarat raporlarına rağmen yeterli «teminat» da almaksızın kredi tahsisine karar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, zararın oluşmasında kusurlu ve sorumlu olmadıklarını da ispat edemedikleri gerekçe …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının vefat etmesi, «mirasçılarının» mirası reddetmesi sebebiyle davalı aleyhine açılan işbu davanın yargılaması sırasında 03/09/2018 tarihli celsede davanın takip edilmediğinden «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş olup, yasal üç aylık süre içerisinde dava «yenilenmediğinden» HMK m.
Yapılan yargılama esnasında davayı açan ...’un vefat ettiği ve «mirasçılarının» mirası reddettikleri dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece 03.01.2019 tarihli kararda davacı «mirasçıları» karar başlığında gösterilmek suretiyle mirasçılar aleyhine «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemden kaldırma · borçlu olunmadığının tespiti · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme · bono
Benzer bu kararda150/5 uyarınca «davanın açılmamış sayılmasına», davalı taraf kendisini vekil ile «temsil» ettirdiğinden karar tarihi itibariyle «maktu vekalet ücretinin» davacılardan müşterek ve mütesilsilen alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının vefat etmesi, «mirasçılarının» mirası reddetmesi sebebiyle davalı aleyhine açılan işbu davanın yargılaması sırasında 03/09/2018 tarihli celsede davanın takip edilmediğinden «işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş olup, yasal üç aylık süre içerisinde dava «yenilenmediğinden» HMK m.
Dava, takip dayanağı «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Ancak mahkemece 03.01.2019 tarihli kararda davacı «mirasçıları» karar başlığında gösterilmek suretiyle mirasçılar aleyhine «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru olmamıştır.
-
İcra Konusu Senedinin İcraya Konulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3216 E. 2021/5288 K.
Ortak:mirasçılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; «yönetim kurulu» üyesi olmayan davalılar hakkında verilen karar yönünden bozma yapılmadığından ve kusurlu oldukları kanıtlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine, davalılardan ... ve ... tarafından «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu, «uyuşmazlık konusu» olayda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, davacı bankanın zararı ve faili öğrendiği tarihin 19.07.2001 tarihi olduğu ve 2 yıllık sürenin geçmesiyle 19.07.2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ise 19.11.2007 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın, davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeni ile reddine, davalı ... ölmüş ve «mirasçıları» mirası reddettiğinden terekenin «iflas» hükümlerine göre tasfiyesi gerektiğinden bu davalı yönünden dosyanın «tefrik» edilerek ve ayrı bir esasa «kaydı» yapılarak yargılamaya devam olunmasına, davalı ...'ın da ölmüş ve mirasçılarının mirası reddettiği, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine başlandığı ve yapılan yargılama sonucunda davalının hiçbir «malvarlığının» bulunmadığının tespit edildiği ve terekenin tasfiyesinin borçlu olarak kapatılmasına karar verildiğinden davalı ... yönünden esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ... yönünden ise; Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü, bu anlamda «olumsuz» ifadeler içeren istibarat raporlarına rağmen yeterli «teminat» da almaksızın kredi tahsisine karar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, zararın oluşmasında kusurlu ve sorumlu olmadıklarını da ispat edemedikleri gerekçe …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasın reddi · bekletici mesele · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · ara karar · derdestlik · keşideci · bono
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda, davanın müteveffa davalı/borçlunun «keşideci» olduğu «bonoya» dayalı olarak, başlatılan genel «haciz» yolu ile icra takibine, vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında davalının vefatı ile, mirası reddetmiş «mirasçıya» karşı iş bu davanın her halükarda sürdürülemeyeceği, bu durumda açılan terekenin tasfiyesi davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığından davanın reddi kararının yerinde olduğu, davacı vekilinin, aleyhlerine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru «sebebi» olarak ileri sürdüğü, «mirasın reddine» karar verilmesinden sonra dosyanın davalı aleyhine «derdest» bulunması ve davalı aleyhine takibe ve davanın devamına iradesinde bulunması karşısında davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerini yerinde olmadığı ve davacı al …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava devam ederken 06.11.2014 tarihinde davalının vefat ettiği, dosyaya «ibraz» edilen ...53 Noterliğinden alınan 13.14.2014 tarihli veraset belgesine göre, davalı murisin tek «mirasçısına» «tebligat» yapılarak yargılamaya devam edildiği, ancak...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/44 Esas, 2015/84 Karar sayılı ilamı ile, yasal mirasçı ve «dahili» davalı ...'nin TMK 605/1 madde uyarınca mirasın reddedildiğinin tesciline karar verildiği, bu kararın 24/02/2015 tarihinde kesinleştiği, davacı «temlik» alan tarafından, müteveffa davalının terekesinin tasfiyesi için...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/613 esas sayılı davasının açılmış ise de, yasal mirasçıların mirası reddetmesi nedeniyle terekenin tasfiyesi dosyasında verilen kararın sonucunun beklenmesinin iş bu dosyaya katkı sağlamayacağı, «bekletici mesele» yönündeki «ara» karardan dönülmesi gerektiği, mirası red nedeniyle dahili davalının taraf «ehliyetinin» kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
2-Davacı tarafından dava açıldığı tarihte davalı borçlunun henüz sağ olduğu ve murisin «mirasçısının» da yargılama sırasında mirası reddetmiş olduğu, davacının dava açmakta haklı yada haksız olduğu tespit edilmediğinden her iki taraf lehine «vekalet ücreti takdir» edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1430 E. , 2020/4980 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.05.2018 tarih ve 2015/766-2018/566 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili, davalılardan ... ile ... vekili ve davalı ... tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'nın genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak, ..., ..., ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyeleri, ...'ün Proje Kredileri ve İstihbarat Daire Başkanı, ...'ın Proje Kredileri Daire Başkanlığı'nda müdür olarak, ...'ın bankanın Şişli Şubesi müdürü, ...'nın şube müdür yardımcısı ve ...'nin şef olarak görev yaptıkları dönemde, mali durumu kötü olan ve kredi yeterliliği bulunmayan Facto Finans Alacak Alımı A.Ş'ye kredi kullandırmak suretiyle bankayı zarara uğrattıklarını, 10.08.2007 tarihi itibariyle bankanın denetim kurulu tarafından hazırlanan mali sorumluluk ve tespit raporu ile durumun belirlendiğini, kredilendirmede en temel nokta olan mali analiz raporu için şirket mizanı temin edilmeden kredi tahsisinin yapıldığını, gruba dahil firmaların şirket performanslarının olumsuz olduğu, bu firmalara ait kredilerin sürekli temdit edildiğinin bilinmesi gerekmesine rağmen, teminat olarak kefaletle yetinilerek kredi kullandırıldığı, tahsis edilen kredinin vadesinde 2.000.000 ABD Doları ödenmesine rağmen kalan 3.000.000 ABD Dolarının ödenmeyerek harici garanti mektubu olarak vadesinin uzatıldığını, vade sonunda kredinin ödenmediğini, 27.09.2001 tarihi itibariyle faizi ile birlikte 3.006.272,00 ABD Doları olarak takip hesaplarına intikal ettirildiğini, herhangi bir tahsilat yapılamadığından banka zararının oluştuğunu, davalıların tümünün bu kredinin kullandırılmasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 3.006.272,00 TL ABD Doları ana para alacağının 19.07.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; yönetim kurulu üyesi olmayan davalılar hakkında verilen karar yönünden bozma yapılmadığından ve kusurlu oldukları kanıtlanamadığından bu davalılar yönünden davanın reddine, davalılardan ... ve ... tarafından zamanaşımı def'inde bulunulduğu, uyuşmazlık konusu olayda zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, davacı bankanın zararı ve faili öğrendiği tarihin 19.07.2001 tarihi olduğu ve 2 yıllık sürenin geçmesiyle 19.07.2003 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın ise 19.11.2007 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın, davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeni ile reddine, davalı ... ölmüş ve mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gerektiğinden bu davalı yönünden dosyanın tefrik edilerek ve ayrı bir esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmasına, davalı ...'ın da ölmüş ve mirasçılarının mirası reddettiği, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesine başlandığı ve yapılan yargılama sonucunda davalının hiçbir malvarlığının bulunmadığının tespit edildiği ve terekenin tasfiyesinin borçlu olarak kapatılmasına karar verildiğinden davalı ...
yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı yönetim kurulu üyeleri ... ve ... yönünden ise; Türk Ticaret Kanunu'nun yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü, bu anlamda olumsuz ifadeler içeren istibarat raporlarına rağmen yeterli teminat da almaksızın kredi tahsisine karar vermiş olmaları nedeniyle sorumlu oldukları, zararın oluşmasında kusurlu ve sorumlu olmadıklarını da ispat edemedikleri gerekçesiyle, davalılar ... ve ... bakımında davanın kabulü ile 3.006.272,00 ABD Dolarının 19.07.2001 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili, davalılardan ... ile ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin iki numaralı bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 341. maddesi hükmünde gösterilen sorumluluk davası olup, mahkemece davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin Bankacılık Kanunundan kaynaklanan fon alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu ve bu süre dolmadığından davalıların zamanaşımı def’inin reddine ve davalıların sorumluluklarının olmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine dair 17.04.2013 tarihli ilk kararı, davalılar tarafından davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği yönünde temyiz edilmemiş, anılan karar, sadece davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve bu nedenle de Dairemizce yalnız davacı lehine karar bozulmuştur.
Bu durumda, davacı yararına oluşan usulü kazanılmış hak gözardı edilerek bu kez bu davalılar yönünden davanın zamanaşımından reddi doğru olmamış ve kararın bu yönden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden mahkemece verilen esastan red kararının bozulmadığı ve bu suretle de bu davalılar yönünden kararın kesinleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, icracı müdürlerin sorumluluğu da 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 342’inci maddesi hükmü gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna tabi olduğundan ve Dairemiz bozma ilamı bu hususu da içerip, ayrıca Dairemizin bozma ilamı ile davacının tüm temyiz itirazları kabul edilmiş olup temyiz itirazları kısmen reddedilmemiş olduğundan, bu davalılar yönünden verilen kararın bozma ilamı dışında kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamış ve kararın bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
4- Aleyhlerine tazminata hükmolunan davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... ’ın temyiz itirazlarına gelince ise; bozma sebep ve şekline ve tüm davalıların sorumluluklarının birlikte değerlendirilmesinde yarar bulunmasına göre bu davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı belirtilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte belirtilen nedenlerle kararın BOZULMASINA, (4) numaralı bentte belirtilen nedenlerle davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... ’ın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/625808200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz