6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muvazaalı temlik iddiasıyla menfi tespit davasında aktif husumet

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/637 E. 2025/721 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Bir ipotekli takipte borçlu sıfatını taşıyan kişi, alacaklı ile üçüncü kişi arasındaki alacağın temlikinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davası açamaz; çünkü borçlu bakımından alacaklının kimliği önem taşımaz ve temlikin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin kabulü, alacaklı sıfatının eski alacaklıda kaldığı sonucunu doğurur ki bu, ipotek borcunun varlığını etkilemez. Böyle bir davacı, muvazaalı temlikten hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişi sıfatını taşımadığından aktif husumet ehliyetine sahip değildir; ancak temlik nedeniyle zarara uğraması halinde muvazaayı ispatlayarak tazminat talep etme hakkı ayrıca korunur.

Ele alınan sorunlar

İpotek borçlusunun, alacağın temlikindeki muvazaa iddiasına dayanarak menfi tespit davası açabilmesi (aktif husumet) → ret

İddia: Davacı, asıl borçlu şirketin bankaya olan borcunu gizli şekilde ödediğini, alacağın davalı ...'a düşük bedelle ve muvazaalı olarak temlik edildiğini, bu suretle kendisinin zarara uğratılmak istendiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve ipoteğin fekkini talep etmiştir; ilk derece mahkemesinin bu iddiayı yeterince araştırmadan ve eksik incelemeyle reddettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Alacağın temliki, alacak hakkını devredenin malvarlığından çıkarıp devralanın malvarlığına dahil eden, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir; TBK 189 uyarınca kefalet ve rehin gibi teminat hakları, kanuni ipotek hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı da devralana geçer. Borçlu bakımından alacaklının kim olduğu önem taşımaz; ipotek borçlusu için alacaklı sıfatının kimde olduğu sonucu değiştirmez. Muvazaalı bir işlemden zarar gören üçüncü kişi, muvazaa nedeniyle işlemin geçersizliğini ileri sürüp iptalini talep edebilir veya bunu savunma yoluyla ileri sürebilir; ancak somut olayda davacı, hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişi sıfatını haiz değildir, zira alacak hakkı ve alacaklı sıfatı temlik sözleşmesiyle davalı ...'a geçmiştir. Menfi tespit davasında temlikin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü, alacaklı bankanın alacaklı sıfatının devam ettiği sonucunu doğurur ki bu hukuken kabul edilemez bir sonuçtur; çünkü menfi tespitte istenen borcun bulunmadığının tespiti, temlikin geçersizliği kabul edildiğinde dahi ipotekli borcun varlığını ortadan kaldırmaz. İpotek borcunun ödenmediği ve ipoteğin devam ettiği sabittir; bankanın alacağını muvazaalı olarak temlik ettiği iddiası da ispatlanamamıştır. Temlik nedeniyle bir zarara uğranması halinde davacının muvazaayı ispat ederek zararının tazminini talep etme hakkı saklı olmakla birlikte, eldeki davada davacının borçlu olmadığının tespitini talep edebilecek aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır; ilk derece mahkemesinin muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi sonuç itibariyle doğru olmakla birlikte gerekçe itibariyle yerinde görülmemiş, kararın kaldırılarak davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İpotek borçlusunun, alacaklı ile üçüncü kişi arasındaki alacağın temlikini muvazaa nedeniyle geçersiz sayarak menfi tespit davası açamayacağı, bunun yerine ancak zarar görmesi halinde tazminat davası açabileceği yönündeki tespit, benzer temlik-muvazaa iddialarına dayalı menfi tespit davalarında bölgesel ikna edici bir emsal oluşturur.

Usul tespitleri

Dava şartı
Alacağın temlikinin muvazaalı olduğu ileri sürülerek açılan menfi tespit davasında, ipotek borçlusunun hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişi sıfatını haiz olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyeti bulunmadığı tespit edilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
muvazaa alacağın temliki menfi tespit aktif husumet ehliyeti ipoteğin fekki üçüncü kişinin muvazaa iddiası limit ipoteği

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 189TBK 189/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2025/637

KARAR NO 2025/721

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/01/2025

NUMARASI 2022/557 Esas - 2025/54 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/05/2025

İlk derece mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Şti. aleyhine, davalı banka tarafından İstanbul 10. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile müvekkiline ait .... 234 Ada, 3 Parselde kain, 2/10 arsa paylı 4 bağımsız bölüm numaralı taşınmaz hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, asıl borçlunun davalı şirket olduğunu, müvekkilinin üst sınır ipoteği verdiğini, ipotek ile ilgili satış işlemleri başladığını ve dosyada bilirkişi raporu sunulduğunu, bu aşamada davalı banka tarafından alacağını tahsil etme imkanı olmasına rağmen İstanbul ... Noteri'nin 11/03/2020 tarihli ... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Temlik Sözleşme"si ile davalı ...'a alacağın temlik edildiğini, yapılan araştırmada asıl borçlu şirketin davalı bankaya olan borcu ödediği ve fakat bunu gizleyerek müvekkilinin taşınmazını iktisap edebilmek için muvazaalı bir şekilde temlik alan davalıyı alacaklı kılarak aralarında perde bir temlik sözleşmesi imzaladıklarını, davalı bankaya herhangi bir temlik bedeli ödenmeden dosya borcu için anlaşılan miktarı temlik bedeli olarak gösterdiklerini ve bu şekilde müvekkilini zarara sokma kastı içinde taşınmazı icra marifetiyle sahiplenme saikiyle hareket ettiklerini, davalı bankanın elinde aynı kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere davalı şirket adına kayıtlı ...,...ve ...

plaka sayılı araçlara rehin konulduğunu, araçların rehinlerinin kaldırılıp kaldırılmadığı ve halen davalı şirket adına kayıtlı olup olmadıklarının araştırılması gerektiğini, icra dosyasında müvekkilinin taşınmazı üzerinde bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla İstanbul ... İcra Dairesinin... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tesbitine, muvazaalı temlik anlaşması perdesinin arkasında davalı borçlu şirketin davalı bankaya ve davalı temlik alana borcu olmadığının ve muvazaanın tespitine, müvekkilinin taşınmazına konulan üst sınır ipoteğinin asıl borcun sona ermesi nedeniyle ipoteğin fekkine, temlikin gerçek olmadığından iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili; müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında alacaklı davalı...bank'tan dosyayı temlik aldığını, temlik bedelini bankaya ödediğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi muvazaalı bir işlem söz konusu olmadığını, iddia edildiği gibi dosya borcunun kapanmadığını, davacının alacağı sürüncemede bırakmak adına dava açtığını, davadan önce davacının Bodrum ... İcra Dairesinin ... Talimat dosyasında kıymet takdir raporuna itiraz ederek ... ve... sayılı davayı açtığını,duruşmalara sürekli mazeret bildirilerek davanın uzamasına sebep olarak satış işlemlerinin sürüncemede kalmasına sebep olduğunu, kıymet takdirine itiraz davası kesinleşince bu defa davacının bu davayı açtığını, bu durumun açıkça davacının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacı tarafın salt gerçek bir muvazaa iddiası var ise kıymet takdiri davasından önce de bu davayı açması gerektiğini, davacının hukuki yararı bulunmadığını belirterek;

davanın reddine, borçlular/davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka vekili; müvekkili bankanın ... Şubesi ile kredi borçlusu davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden firmaya taksitli ticari kredi açılıp kullandırıldığını, kredi borçlarının teminatı olarak; davacının maliki olduğu Muğla-Bodrum İlçesi,... ... parselde kayıtlı, ... arsa paylı, 4 bağımsız bölüm, yine davacının maliki olduğu İstanbul, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parselde kayıtlı, ... arsa paylı, ... bağımsız bölüm üzerine müvekkil banka lehine ipotek tesis edildiğini,şirket adına kayıtlı ... plakalı, ... plakalı ve ...

plakalı araçlar üzerinde müvekkil banka lehine rehin tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek borçlulara İstanbul ... Noterliği'nin 02.07.2014 tarihli ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnameleri gönderilerek 688.450,40-TL nakit borcun ödenmesi ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı şirket ve ipotek maliki hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile, İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ve müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlular aleyhine yasal takip işlemlerine devam edilirken davalı ...

26. 02.2020 tarihinde şirketin kredi alacağının temlik teklifi günündeki bakiyesi ile kredinin teminatında bulunan ipotek, rehin ve dava haklarını 630.000-TL karşılığında temlik almak istediğini yazılı olarak müvekkili bankaya ilettiğini, teklifin kabul edildiğini, davalı ...'ın temlik bedelini müvekkili bankanın genel müdürlük hesabına ödemesini takiben,11.03.2020 tarihli düzenleme şeklindeki temlik sözleşmesi ile temlik tarihi itibariyle mevcut şartlar dahilinde tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte davalı ...'a temlik edildiğini, yapılan temlik işlemi, gerçek bir temlik işlemi olup davacının muvazaa iddiasını somut delillerle ileri sürmesi gerektiğini,...' nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte, temlik öncesinde takibe konu araçlardan ...

plakalı araç ile ... plakalı araçların satışının gerçekleştirildiğini, satışın kesinleşmesini takiben satış bedelleri müvekkili bankaya ödendiğini belirterek; öncelikle husumet itirazlarının kabulü ile davanın müvekkili banka yönünden usulden reddine, aksi kanaatte davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Orijinal şirketi davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı banka ile ile kredi borçlusu davalı ... Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden firmaya taksitli ticari kredi açılıp kullandırıldığı, borcun teminatı olarak; davacının maliki olduğu Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... ... arsa paylı mesken olan ... no’lu bağımsız bölümünü, davalı şirketin bankaya olan her türlü kredi borçlarının teminatı olmak üzere 420.000-TL’sı bedel ile ipotek ettiği,takip işlemleri devam ederken, bankanın davalı şirketten olan kredi alacakları ile kredinin teminatında bulunan ipotek ve rehin haklarının İstanbul ... Noterliği'nin 11.03.2020 tarihli ...yev sayılı düzenleme şeklindeki temlik sözleşmesi ile temlik tarihi itibariyle mevcut şartlar dahilinde tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte davalı ...'a temlik edildiği ve temlik sözleşmesi gereği temlik bedelini bankaya ödediği, kredinin ödenen ilk yedi taksitinden sonraki taksitleri ödenmediği, kredi hesabının 01.07.2014 tarihinde kat edilerek yapılan ödemelerin takip hesabına alındığı, temlik bedelinin ...

tarafından 12.03.2020 valör tarihi itibariyle 629.999,10-TL olarak ödendiği temlik tarihinde Banka’nın alacağı 3.639.077,18-TL düzeyinde olduğu, Davalı ...’ın, kredi borçlusu şirketin ortakları ve yetkilisi olan ..., ... ve ... ile muvazaa iddiasını doğrulayan bir akrabalık/yakınlık ilişkisinin tespit edilemediği, kredi hesabının katından sonra 26.09.2014 tarihinde şirket ile imzalanan Protokol ile, 26.09.2014 tarihi itibariyle 565.000-TL kabul edilerek %13,2 faiz oranı üzerinden 18 aylık vadede taksitler halinde ödenmesi kabul edildiği, Protokole uyulmaması halinde protokol ile yapılan indirimlerin ortadan kalkacağı, takiplere devam edileceği kabul edilmiş, ilk beş taksit ödendikten sonra 6.taksit gecikmeli ödenmiş, 7.taksitten itibaren ödeme yapılmadığından davalı bankanın takiplere devam ettiği, Davalı ...’ın, uyuşmazlık konusu alacağı temlik almak için ekonomik ya da bir başka engel bulunmadığı, bir tarafı Banka olan ve koşulları ayrıntılı olarak ilgili noterlikçe düzenleme şeklinde düzenlenen Temlik Sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı, şirket tarafından yapılan son ödemenin yapıldığı 24.06.2016 tarihi itibarı ile Bankanın alacak toplamının 1.206.738,26-TL olarak hesaplandığı, bankanın alacak miktarının daha azı bir tutarla alacağını temlik etmesine engel bulunmadığı, yargılama sıra sında Kadıköy ...

Ada ... Parsel ... Kat ... numaralı taşınmaz üzerindeki 720.000-TL bedelli ipoteğin İstanbul 3. Aile Mahkemesi'nin 2016/482 Esas 2016/698 Kararı ile kaldırıldığı ve kararın kesinleştiği, bu taşınmaza yönelik istemlerin konusuz kaldığı, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Muğla İli Bodrum ilçesi ... ... parsel nolu 2/10 arsa paylı bağımsız bölüm üzerine tesis edilen 420.000-TL bedelli ipoteğe yönelik açılan davadaki istemlerin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili;müvekkil, davalı şirketin borcu için kefil olmasına rağmen davalı şirketin diğer davalı...ile ortak hareket edip müvekkili zarara uğratmayı amaçladığını , temlik tarihi itibariyle davalı şirketin davalı bankaya olan borcu 3.639.077,18-TL olup, davalının alacağı 629.999,10-TL'ye temlik aldığı, aradaki farkın fahiş olduğu, ipotek ile güvence altına alınan ve bu nedenle tahsil kabiliyeti bulunan bir alacağın banka tarafından 3. bir şahsa temlik edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, temlik bedelinin davalı şirket tarafından davalı ...'a alacağı temlik alması için verildiği kuvvetle muhtemel olduğunu, temlik bedelini ödeyecek ekonomik gücü bulunmadığı, durumun ispatlanması için davalının temlik tarihinde ne kadar maaş aldığının da SGK kayıtlarından sorgulanması gerekirken yapılmadığı, şirket tarafından sadece 629.999,10-TL vererek 3.639.077,18-TL tutarındaki borcundan kurtulmuş olacağını, borcunu kasten ödememek suretiyle müvekkilin ipotekli taşınmazının satılmasını sağlayıp satıştan tahsil edilen parayı da davalı şirket ile davalı ...'ın paylaşabileceklerini, aralarında yakınlık ve işbirliği oluğu için davalı ...

alacaklısı olduğu icra takibinden, davalı ... lehine feragat edip icra takibinin ortadan kalkacağını, böylece davalı... hem borcun büyük kısmından kurtulacak hem de kendisine kefil olan müvekkilini, muvazaalı işlem ile kasten zarara uğratacağını, ...'ın dosyaya gelen cevapta amcasının yanında çalıştığı amcasının evinde bedelsiz oturduğu belirtilmesine rağmen amcasının kim olduğu bilgisi yer almadığını, amcasının kim olduğu da ortaya çıktığında muvazaanın kanıtlanacağını, dosya borçlusu şirket ile aynı iş kolunda tekstil aksesuarları satan amcasının yanında çalıştığını, amcanın kimliğinin de sayın mahkeme tarafından araştırılması gerektiğini, daha önce hiçbir bankanın alacağını temlik almayan bir kişinin, bu dosyadan haberdar olup temlik alıp borcun bir kısmına kefil olan kişiyi zarara uğratma amacıyla hareket etmesi hayatın olağan akışına uygun olacağını, ilk derece mahkemesince gerekli araştırma yapılmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davalı borçlu şirketin davalı bankaya ve temlik alana borcunun olmadığına ve muvazaanın tespitine, müvekkilin taşınmazına konulan ipoteğin asıl borcun sona ermesi nedeniyle konusuz kalarak fekkine, karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ipotekli takibe ilişkin İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tesbitine, asıl borçlu şirket lehine verdiği ipotekli borç gerçekte asıl borçlu şirket tarafından ödenerek alacağın alacaklıdan muvazaalı olarak temlik alana devir edildiğinin tespiti ile verilen ipoteğin fekki istemine ilişkindir.Muvazaa, en basit tanımıyla, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır.Muvazaada, daima görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen,salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukuki işlem ile, bu işlemin aralarında geçerli olmadığına ilişkin bir muvazaa anlaşması mevcuttur.Bazı durumlarda, buna ek olarak, tarafların gerçek iradelerine uygun olan (tarafların gerçekte istedikleri), ancak, çeşitli nedenlerle görünen işlemin arkasına sakladıkları bir gizli işlem daha bulunur.

Taraflar arasında bir gizli işlemin bulunup bulunmadığına göre bakılarak, muvazaanın iki türünden söz edilir.Bunlardan ilki, tarafların, kendi aralarında geçerli herhangi bir hukuki işlem yapmak istemedikleri halde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukuki işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları hali olup, bu halde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur. Diğeri ise, nispi (mevsuf) muvazaa olup, sözleşmenin niteliğinde, konusunda, şartlarında ya da tarafların şahsında ortaya çıkabilir. Bu durumda, görünüşteki işlem tarafların gerçek iradesine uygun bulunmadığından, her koşulda geçersizdir.Gizli işlem ise, yasanın o işlem için öngördüğü şekil şartına ve ayrıca herhangi bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için aradığı genel geçerlilik şartlarına uygun bulunduğu takdirde geçerli olabilecektir.Diğer taraftan, görünüşteki hukuki işlemin muvazaa nedeniyle geçersiz bulunduğu iddiası, hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişiler tarafından da ileri sürülebilir.

Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişinin zarara uğratılması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir.Görünüşteki işlemin geçerliliği ve ispatı bir şekle bağlı bulunsa bile, üçüncü kişiler muvazaa iddiasını tanık da dâhil olmak üzere her türlü delille ispat edebilirler. Esasen, üçüncü kişiye, tarafı olmadığı bir sözleşmedeki muvazaa olgusunu yazılı delille kanıtlama yükümü getirilmesine hukuken olanak da yoktur. Ne var ki, yazılı bir sözleşmeye dayalı olarak muvazaa iddiasında bulunan kişinin bu iddiasını, yazılı delille ispatlaması gerekir.(Yargıtay HGK nın 2013/1622 esas,2015/1238 karar sayılı 17.04.2015 tarihli ilamı ) Alacağın temliki, alacak hakkını devredenin mal varlığından çıkararak devralanın mal varlığına dahil eden, sözleşmeye dayalı bir tasarruf işlemidir.

Böylece temlik ile devreden borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatı ile devralan kişi geçer. 6098 sayılı TBK nın 189. maddesine göre, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana temlik olur.Temlik ile devralana geçen hakların kapsamına kefalet ve rehin gibi teminat hakları dahil olduğu gibi, kanuni ipotek hakkı, hapis hakkı, mülkiyeti saklı tutma hakkı, dava açma ve icra takibinde bulunma hakkı da dahildir. TBK’nın 189/2. maddesinde zikredildiği üzere, işlemiş faiz de asıl alaca bağlı yan (feri) hak olarak devralana geçecektir.Mahkemece; alınan kök ve ek bilirkişi raporunda; davalı bankanın asıl borçlu şirketin kredi borcunu ödememesi nedeniyle hesabın kat edilerek ipotekli ve rehinli takipler başlatıldığı, temlik ödemesinin borç miktarından bir miktar düşük olduğu, ancak buna bir engel olmadığı belirtilmiştir.

Davacının iddiası temlik alanın temlik bedelini ödeyecek ekonomik gücü olmadığı, temlik bedelinin şirket tarafından ödenmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, şirketin büyük miktarda borcundan kurtulacağı, asıl borçlu şirket yetkilileri ile temlik alanın birlikte hareket ettiği iddialarıdır. Davalı bankanın ipotekli takibin 2014 yılından bu yana devam ettiği, aşamalarda ipoteğin birinin Aile Mahkemesince fek edildiği, borç miktarından daha düşük bir bedelle alacağın temlik edildiği anlaşılmaktadır. Temlikten evvel rehinli araçlardan ikisinin satıldığı davalı banka vekili tarafından bildirilmiştir.Davacı ipotek borçlusu tarafından ödeme yapıldığı ileri sürülmemiştir.İpotek 420.000-TL bedelli limit ipoteğidir.İpotek alacaklısının kim olduğunun davacı ipotek borçlusu bakımından bir önemi bulunmamaktadır.

Zira borçlu için alacaklının kim olduğu önemli değildir. Davacı, temlik işleminden zarara uğraması halinde, iddiaları gibi temlik alan ile asıl borçlu şirket yetkililerinin muvazaalı eylemlerini ispatlamak kaydı ile zarara uğrar ise zararın tazminini açacağı bir dava ile talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak, temlikin muvazaalı yapıldığı ileri sürülerek menfi tespit bu meyanda ipoteğin fekki talep edilemez. Davacının ödemeleri asıl borçlu şirketin finanse ettiği iddialarının sübut bulduğu kabul edilse dahi, alacaklı bankanın alacağını muvazaalı temlik ettiği kabul edilerek, temlik sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle, ipotekli takipte ödenmeyen borcun varlığı sabit olduğundan davacının borcu olmadığı sonucuna varılarak menfi tespite karar verilemeyeceği, ancak temlik nedeniyle bir zarara uğramaları halinde bu zararın tazminini, muvazaayı ispatlamak suretiyle muvazaalı işlemi yapanlardan talep etme hakları mevcuttur.Yargı uygulamasında;

muvazaalı işlemden zarar gören üçüncü kişinin muvazaa nedeniyle işlemin geçersizliğini ileri sürerek iptalini talep edebileceği gibi geçersizliğini savunabileceğinde bir tereddüt yok ise de; alacak hakkı ve alacaklı sıfatı temlik sözleşmesi ile davalı ...'a geçtiği, menfi tespit davasında borcu olmadığının tespitinin talep edildiği, menfi tespit davasında temliklerin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun kabulü halinde, temlik nedeniyle alacağı kalmadığını bildiren davalı bankanın alacaklı sıfatının devam ettiğinin kabulü gerekir ki, bu sonuç hukuken kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle; elde ki davanın muvazaalı temlik nedeniyle ipotekli takip dosyasında menfi tespit ve ipoteğin fekki isteğine ilişkin olduğu, ipotek borcunun ödenmediği ve ipoteğin devam ettiği, borçlu tarafından ipotek alacaklısının kim olduğunun bir önemi olmadığı, bankanın alacağını ...'a muvazaalı olarak temlik ettiği iddiasının ispatlanamadığından reddine karar verilmesi gerekçe itibariyle doğru bulunmamış, temlik nedeniyle davacıların bir zarara uğraması halinde davacıların dava açma hakkına halel gelmemek üzere, muvazaalı temlik nedeniyle "hukuken korunması gereken bir hakkı bulunan üçüncü kişiler" sıfatını haiz olmayan davacının borçlu olmadığının tespiti davası açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmek gerekirken, muvazaa ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın kaldırılarak davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine ,icra takip tutarı 783.248,64-TL olduğundan temyizi kabil olmak üzere karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/01/2025 Tarih 2022/557 Esas - 2025/54 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın aktif husumet yokluğundan reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile eksik olan 534,7‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Davalı ... tarafından yapılan 90-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.640-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye ödenmesine,Davalılar vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,"Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/05/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/6219 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.