Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4666 E. 2020/4373 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza incelemesi↗ menfi tespit davası↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ menfi tespit↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasına dayanak kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini istediği, yargılama aşamasında alınan imza incelemesi raporunda kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında kesin bir belirlemenin yapılamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak 27.09.1996 tarihli kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte davacının 18 yaşından küçük olduğu, bu sebeple davacının babası olan ...’in de sözleşmede imzalarının bulunduğunun kısa kararla hüküm kurulduktan sonra farkedildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasında fark yaratılmaması adına kısa kararda varılan sonucun muhafaza edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatına ilişkin bir istemi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava konusu sözleşmedeki imza davacı ... ...’e ait çıkmamış ise de, davacının sözleşme tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, sözleşmedeki imzanın babası tarafından velayeten atıldığı anlaşılmış, mahkemece hüküm verildikten sonra bu husus kabul edilmiş olup, bu nedenle sözleşmedeki imzanın davacının babasına ait olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmedeki imzanın davacıya aidiyeti araştırılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3343 E. 2012/17329 K.
Ortak:karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaMahkemece, davanın icra takibinden sonra açılan «menfi tespit davası» olduğu, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasına dayanak «kredi sözleşmesindeki» imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini istediği, yargılama aşamasında alınan «imza incelemesi» raporunda kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında «kesin» bir belirlemenin yapılamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak 27.09.1996 tarihli kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte davacının 18 yaşından küçük olduğu, bu sebeple davacının babası olan ...’in de sözleşmede imzalarının bulunduğunun kısa kararla hüküm kurulduktan sonra farkedildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasında fark yaratılmaması adına kısa kararda varılan sonucun muhafaza edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının «kötü niyet tazminatına» ilişkin bir istemi bulunmadığından bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «keşidecisi» olduğu senetler nedeniyle davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığı, Siverek İcra Müdürlüğü tarafından İş Bankası Siverek Şube Müdürlüğü'ne yazılan müvekkere ile davacının vadeli vadesiz mevduatlarına, doğacak «prim» ve alacaklarına haciz konulması için talimat gönderildiği, bu yazıya istinaden davacının maaş hesabına «bloke» konulduğu, alacaklı vekilinin talebi üzerine söz konusu haczin kaldırıldığı gerekçesiyle, davacının talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», bankanın icra müdürlüğü talimatını yerine getirmiş olması nedeniyle «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bloke · şikayet · ek prim · keşideci · kamu düzeni · yargılama gideri · görevsizlik kararı · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «keşidecisi» olduğu senetler nedeniyle davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus «haciz» yoluyla takip başlatıldığı, Siverek İcra Müdürlüğü tarafından İş Bankası Siverek Şube Müdürlüğü'ne yazılan müvekkere ile davacının vadeli vadesiz mevduatlarına, doğacak «prim» ve alacaklarına haciz konulması için talimat gönderildiği, bu yazıya istinaden davacının maaş hesabına «bloke» konulduğu, alacaklı vekilinin talebi üzerine söz konusu haczin kaldırıldığı gerekçesiyle, davacının talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», bankanın icra müdürlüğü talimatını yerine getirmiş olması nedeniyle «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
1- Dava haczedilmezlik «şikayetine» ilişkin olup, bu niteliğine göre İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir.
Görevle ilgili düzenlemeler «kamu düzenine» ilişkin olup, taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4401 E. 2022/5494 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden terkin · şirketin tasfiyesi · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · derdestlik · ihya · tasfiye memuru
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/92 Esas sayılı dosyalarının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak ihyasına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi gereğince, ihyasına karar verilen «şirketin tasfiyesi» için şirketin «son» «tasfiye memuru» olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru atanmasına» ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
2-Dava, 6102 sayılı TTK’nın 547. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ilgili şirkete yönelik açılan davaların «derdest» olduğu, bu nedenle şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...'nde 2504 sicil numarası ile tescilli iken, «sicilden terkin» edilen "...'nin Siverek 1.
Mahkemece «ihyası» istenen şirket hakkında yargılama devam ederken şirketin «sicilden terkin» edildiği anlaşıldığından, şirketin dava dosyası ile sınırlı olarak ihyasına karar verilmesi yerinde ise de, davacı lehine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilerek davalı «tasfiye» memurundan tahsiline karar verilmemesi yerinde değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4666 E. , 2020/4373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Siverek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.09.2015 tarih ve 2013/648 E.- 2015/284 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı hakkında 27.09.1996 tarihli 395 sayılı Tarımsal Kredi Sözleşmesine dayalı olarak takip başlatıldığını, davacının davalı bankaya böyle bir borcunun bulunmadığını, davacının takip dayanağı sözleşmeye imza atmadığını iddia ederek Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasına dayanak kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini istediği, yargılama aşamasında alınan imza incelemesi raporunda kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasında kesin bir belirlemenin yapılamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ancak 27.09.1996 tarihli kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte davacının 18 yaşından küçük olduğu, bu sebeple davacının babası olan ...’in de sözleşmede imzalarının bulunduğunun kısa kararla hüküm kurulduktan sonra farkedildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasında fark yaratılmaması adına kısa kararda varılan sonucun muhafaza edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Siverek İcra Müdürlüğü’nün 2008/345 Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatına ilişkin bir istemi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava konusu sözleşmedeki imza davacı ... ...’e ait çıkmamış ise de, davacının sözleşme tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, sözleşmedeki imzanın babası tarafından velayeten atıldığı anlaşılmış, mahkemece hüküm verildikten sonra bu husus kabul edilmiş olup, bu nedenle sözleşmedeki imzanın davacının babasına ait olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmedeki imzanın davacıya aidiyeti araştırılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/618822200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz