Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1494 E. 2020/4342 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ mutabakat↗ vekalet ücreti takdiri↗ temerrüt tarihi↗ mevduat hesabı↗ şikayet↗ hisse senedi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacının yatırım hesabında bulunan hisse senetlerinin en son 13.05.2010 tarihinde satılarak portföydeki varlık miktarının sıfırlandığı, buna ilişkin ekstrelerin müşterinin adresine gönderilip tebliğ edildiği, portföyde hisse senedi bulunmadığına dair 2011 ve 2012 yıllarında ıslak imzalı mutabakatların sağlandığı, soruşturma ve şikayet konusu işlemler başlayıncaya kadar davacının buna bir itirazının olmadığı, satışlardan elde edilen nakit paranın mevduat hesabına aktarıldığı, davacı tarafından çekildiği, dava konusu edilen işlemlerden 59.325.- TL'nin 31.07.2008 tarihinde davacıya ait imza ile çekildiği, ancak davalı ...'nın savcılık ifadesinde bu parayı kendisinin çektiğini, hatırlamadığı başka bir hesaba yatırdığını, bir şekilde davacıyı kandırarak dekontları imzalattığını ifade ettiği, davacının bu dekontları bankaya duyduğu güven çerçevesinde imzaladığı, davalı bankanın bu işlemden sorumlu tutulduğu, dava konusu edilen 85.000.- TL ve 115.000.- TL tutarındaki işlemlere hesap ekstreleri ve kasa bordrolarında rastlanmadığı, davacının bu tutarları bankacılık işlemi yapmaksızın, dekont ya da belge imzalamaksızın elden verdiği, bankacılık işlemine konu edilmediği, ancak davalı ...'ın bu paraları kendisinin aldığını kabul ettiği, davalılardan ... ve ...'nin eylemi birlikte işlediği yönünde bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634.- TL'nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş'nin 59.325.- TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan ...'nin davacının bankada bulunduğu sırada davacının imzaladığı dekonta istinaden işlem yaptığı, dolayısıyla 59.325.- TL yönünden davalı bankanın özen yükümüne aykırı davranışı ve kusuru bulunmadığı, davalı ...'ın ise davalı bankanın değil diğer davalı ... şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin eyleminden bankanın sorumlu tutulamayacağı, talebe konu bakiye miktarın davalı ...'a elden ödendiği, davacının temerrüt tarihine yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı Turkish Bank A.Ş, davalı ...'nin istinaf taleplerinin kabulüne, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Turkish Bank A.Ş, Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 240.634.- TL'nin 07.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık ve yatırım işlemleri nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı banka ile yatırım şirketinin "Turkish" unvanını taşıdıkları, aynı binanın zemin ve birinci katlarında faaliyet gösterdikleri, banka şubesine bağlı tek bir vezneyi kullandıkları bilirkişi raporundan anlaşılmakta olup her iki davalı şirketin faaliyetleri iç içe geçmiştir. Bu durum karşısında, farklı bir kuruluş olduğu anlaşılamayan davalı bankanın, çalışan ...'nın davacının zararına gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı ve davalı ...'nın uyuşmazlık hakkındaki beyanları ve bir kısım davalılar hakkında görülen ceza davası dosyası getirtilip, bu dosyadaki deliller ile birlikte irdelenmek suretiyle davacının ne kadar zarara uğradığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalı ...'nın davalı bankanın değil de davalı ... şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin hukuka aykırı eylemlerinden bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın banka yönünden reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2977 E. 2023/5565 K.
Ortak:bankacılık işlemi · mevduat hesabı · hisse senedi · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · avans faizi · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının yatırım hesabında bulunan hisse senetlerinin en «son» 13.05.2010 tarihinde satılarak portföydeki varlık miktarının sıfırlandığı, buna ilişkin ekstrelerin müşterinin adresine gönderilip tebliğ edildiği, portföyde «hisse senedi» bulunmadığına dair 2011 ve 2012 yıllarında ıslak imzalı «mutabakatların» sağlandığı, soruşturma ve «şikayet» konusu işlemler başlayıncaya kadar davacının buna bir itirazının olmadığı, satışlardan elde edilen nakit paranın «mevduat hesabına» aktarıldığı, davacı tarafından çekildiği, dava konusu edilen işlemlerden 59.325.- TL'nin 31.07.2008 tarihinde davacıya ait imza ile çekildiği, ancak davalı ...'nın savcılık ifadesinde bu parayı kendisinin çektiğini, hatırlamadığı başka bir hesaba yatırdığını, bir şekilde davacıyı kandırarak dekontları imzalattığını ifade ettiği, davacının bu dekontları bankaya duyduğu güven çerçevesinde imzaladığı, davalı bankanın bu işlemden sorumlu tutulduğu, dava konusu edilen 85.000.- TL ve 115.000.- TL tutarındaki işlemlere hesap ekstreleri ve kasa bordrolarında rastlanmadığı, davacının bu tutarları «bankacılık işlemi» yapmaksızın, dekont ya da belge imzalamaksızın elden verdiği, bankacılık işlemine konu edilmediği, ancak davalı ...'ın bu paraları kendisinin aldığını kabul ettiği, davalılardan ... ve ...'nin eylemi birlikte işlediği yönünde bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634.- TL'nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş'nin 59.325.- TL'sinden sorumlu olmak «kaydı» ile) tahsiline karar verilmiştir.
… ın bankada bulunduğu sırada davacının imzaladığı dekonta istinaden işlem yaptığı, dolayısıyla 59.325.- TL yönünden davalı bankanın özen yükümüne aykırı davranışı ve «kusuru» bulunmadığı, davalı ...'ın ise davalı bankanın değil diğer davalı ... şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin eyleminden bankanın sorumlu tutulamayacağı, talebe konu bakiye miktarın davalı ...'a elden ödendiği, davacının «temerrüt tarihine» yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı ... lehine «vekalet ücreti takdir» edilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı Turkish Bank A.Ş, davalı ...'nin istinaf taleplerinin kabulüne, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Turkish Bank A.Ş, Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 240.634.- TL'nin 07.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizi» ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Benzer bu kararda… ’nın davalı ... şirketinin yetkilisi olduğu, banka ve yatırım şirketinin içi içe geçmiş şekilde aynı binada hizmet verdiği, yatırım şirketindeki paraların bankadaki «mevduat hesabına» aktarıldığı, hatırı sayılı müşteriler yönünden ...’nın bu müşterilere elden ödeme veya tahsilat yaptığı, bunun da bankanın bilgisi dahilinde olduğunun tanıklar, davalılar ve ceza dosyasındaki sanık ve müşteki beyanlarından anlaşıldığı, davacının, elden ödediğini iddia ettiği 115.000,00 TL ödeme ile 85.000,00 TL’sini çekerek tekrar ödediğine ilişkin iddiasının bilirkişi raporuna göre banka kayıtlarında gözükmediği, ancak davacının hesaplarda gözükmediğini öğrenmemesi için Beytullah Saygılı tarafından davacıya el yazısı ile ve ... tarafından imzalanmış ve banka tarafından işlemlerde kullanılan hesap ekstresi verildiği, davacı tarafından da bu hesap ekstresine itibar edildiği, Beytullah Saygılı’nın bu işlemleri kabul ettiği, Beytullah Saygılı’nın davalı ... şirketinin çalışanı olmasına rağmen davalı banka adına da hareketlerde bulunduğu, bunun mutat uygulandığı, davalı şirket çalışanı olan Beytullah Saygılı’nın düzenlemiş olduğu hesap ekstresinin davalı bankayı bağlayacağı, bu nedenle davacının hesaplarına aktarılması için ...’ya elden 115.000,00 TL ödeme yaptığının kabul edildiği, davacının bunun 85.000,00 TL’sini geri çekerek tekrar yatırdığını iddia ettiği, 85.000,00 TL’nin geri çekildiğinin ... tarafından teyit edildiği, ancak geri yatırıldığı kabul edilmediği, davacının 85.000,00 TL’nin geri yatırıldığına dair bir delil de sunamadığı, davacının elden ödeme yaptığı 115.000,00 TL’nin 85.000,00 TL’sinin geri çekildiği, bakiye 30.000,00 TL’nin davalı banka uhdesinde kaldığı, davacının müteferrik kusuruna bakılarak indirim yapılamayacağı, ... tarafından davacıya verilen tarihsiz, el yazılı belgede belirtilen 240.634,00 TL yönünden; davacının ... tarafından kendisine el yazılı, hesabında bulunan parayı ve hisse senetleri gösterir belge verildiğini belirterek alacak iddiasında bulunulduğu, belgenin tarih içermediği, davalı ... şirketi veya bankanın antetli bir kağıdına yazılmadığı, düzenleme tarihinin belirlenemediği, belgenin sonunda “14.05.2013 tarihinde dönüşü 240.634,00 TL’dir.” yazısındaki tarih esas alındığında ve soruşturmanın Şubat 2013 tarihinde başladığı gözetildiğinde soruşturmanın başlamasından sonra verildiğinin anlaşıldığı, ancak belgedeki yazının başında “14.05.2012 tarihinde 216.776,00 TL 12 ay vadeli «bono» alınarak” ibaresinin bulunduğu, bu ibareye göre de belgenin bu tarihte verilmiş olmasının da ihtimal dahilinde kaldığı, ancak davacının bu hususu açıklamadığı, davacının gerek dava dilekçesinde veya dosya içerisindeki beyanlarında gerekse ceza dava dosyasındaki beyanlarında ...’ya verdiğini iddia ettiği bedel ile hesabında bulunması gereken bedellerin toplamının bu belgedeki bedelin miktarına da yaklaşmadığı, bu belgeye istinaden davacının alacaklı olduğunun kabul edilmediği, her ne kadar ... tarafından davacının tahminen 240.000,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, davacının ileri sürmüş olduğu alacak kalemleri ile ...’nın bu açıklaması ve belge içerisindeki miktarın uyuşmadığı, ...’nın birçok müşterinin hesaplarında oynama, para çekme, para yatırma işlemleri yaptığı, yani «fiktif işlemlerde» bulunduğu anlaşıldığından, davacının 240.634,00 TL yönünden alacak iddiasının ispatlanamadığı, 2500 Lot Bursa Çimento hissesi bedeli yönünden, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda davacının Bursa Çimento hissesi yönünden talebi yerinde görülmediği halde davacının bu hususu istinaf ve temyiz «sebebi» yapmadığı, hisselere yönelik talebin reddi kararının kesinleştiği, bilirkişi raporlarında, bilirkişilerce davacının keşifte, ...’nın kendisine 30.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiğini belirtmiş iseler de, «keşif» zaptında davacının böyle bir beyanda bulunduğuna dair bir «kayda» yer verilmediği, bu sebeple davacıya böyle bir ödeme yapıldığının kabul edilmediği gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş.'ye açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634,00 TL'nin tamamından ..., 89.325,00 TL'sinden davalı Turkish Bank A.Ş. sorumlu olmak üzere 07.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2014/670 E., 2017/1472 K. sayılı kararıyla; davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634,00 TL'nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş'nin 59.325,00 TL'sinden sorumlu olmak «kaydı» ile) tahsiline karar verilmiştir.
… ım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 240.634,00 TL'nin 07.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek «avans faizi» ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiktif işlem · kısmi kabul · bozma sonrası karar · keşif · ikrar · kazanılmış hak · tüzel kişilik · bono
Benzer bu kararda… ’nın davalı ... şirketinin yetkilisi olduğu, banka ve yatırım şirketinin içi içe geçmiş şekilde aynı binada hizmet verdiği, yatırım şirketindeki paraların bankadaki «mevduat hesabına» aktarıldığı, hatırı sayılı müşteriler yönünden ...’nın bu müşterilere elden ödeme veya tahsilat yaptığı, bunun da bankanın bilgisi dahilinde olduğunun tanıklar, davalılar ve ceza dosyasındaki sanık ve müşteki beyanlarından anlaşıldığı, davacının, elden ödediğini iddia ettiği 115.000,00 TL ödeme ile 85.000,00 TL’sini çekerek tekrar ödediğine ilişkin iddiasının bilirkişi raporuna göre banka kayıtlarında gözükmediği, ancak davacının hesaplarda gözükmediğini öğrenmemesi için Beytullah Saygılı tarafından davacıya el yazısı ile ve ... tarafından imzalanmış ve banka tarafından işlemlerde kullanılan hesap ekstresi verildiği, davacı tarafından da bu hesap ekstresine itibar edildiği, Beytullah Saygılı’nın bu işlemleri kabul ettiği, Beytullah Saygılı’nın davalı ... şirketinin çalışanı olmasına rağmen davalı banka adına da hareketlerde bulunduğu, bunun mutat uygulandığı, davalı şirket çalışanı olan Beytullah Saygılı’nın düzenlemiş olduğu hesap ekstresinin davalı bankayı bağlayacağı, bu nedenle davacının hesaplarına aktarılması için ...’ya elden 115.000,00 TL ödeme yaptığının kabul edildiği, davacının bunun 85.000,00 TL’sini geri çekerek tekrar yatırdığını iddia ettiği, 85.000,00 TL’nin geri çekildiğinin ... tarafından teyit edildiği, ancak geri yatırıldığı kabul edilmediği, davacının 85.000,00 TL’nin geri yatırıldığına dair bir delil de sunamadığı, davacının elden ödeme yaptığı 115.000,00 TL’nin 85.000,00 TL’sinin geri çekildiği, bakiye 30.000,00 TL’nin davalı banka uhdesinde kaldığı, davacının müteferrik kusuruna bakılarak indirim yapılamayacağı, ... tarafından davacıya verilen tarihsiz, el yazılı belgede belirtilen 240.634,00 TL yönünden; davacının ... tarafından kendisine el yazılı, hesabında bulunan parayı ve hisse senetleri gösterir belge verildiğini belirterek alacak iddiasında bulunulduğu, belgenin tarih içermediği, davalı ... şirketi veya bankanın antetli bir kağıdına yazılmadığı, düzenleme tarihinin belirlenemediği, belgenin sonunda “14.05.2013 tarihinde dönüşü 240.634,00 TL’dir.” yazısındaki tarih esas alındığında ve soruşturmanın Şubat 2013 tarihinde başladığı gözetildiğinde soruşturmanın başlamasından sonra verildiğinin anlaşıldığı, ancak belgedeki yazının başında “14.05.2012 tarihinde 216.776,00 TL 12 ay vadeli «bono» alınarak” ibaresinin bulunduğu, bu ibareye göre de belgenin bu tarihte verilmiş olmasının da ihtimal dahilinde kaldığı, ancak davacının bu hususu açıklamadığı, davacının gerek dava dilekçesinde veya dosya içerisindeki beyanlarında gerekse ceza dava dosyasındaki beyanlarında ...’ya verdiğini iddia ettiği bedel ile hesabında bulunması gereken bedellerin toplamının bu belgedeki bedelin miktarına da yaklaşmadığı, bu belgeye istinaden davacının alacaklı olduğunun kabul edilmediği, her ne kadar ... tarafından davacının tahminen 240.000,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiş ise de, davacının ileri sürmüş olduğu alacak kalemleri ile ...’nın bu açıklaması ve belge içerisindeki miktarın uyuşmadığı, ...’nın birçok müşterinin hesaplarında oynama, para çekme, para yatırma işlemleri yaptığı, yani «fiktif işlemlerde» bulunduğu anlaşıldığından, davacının 240.634,00 TL yönünden alacak iddiasının ispatlanamadığı, 2500 Lot Bursa Çimento hissesi bedeli yönünden, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda davacının Bursa Çimento hissesi yönünden talebi yerinde görülmediği halde davacının bu hususu istinaf ve temyiz «sebebi» yapmadığı, hisselere yönelik talebin reddi kararının kesinleştiği, bilirkişi raporlarında, bilirkişilerce davacının keşifte, ...’nın kendisine 30.000,00 TL ödeme yaptığını beyan ettiğini belirtmiş iseler de, «keşif» zaptında davacının böyle bir beyanda bulunduğuna dair bir «kayda» yer verilmediği, bu sebeple davacıya böyle bir ödeme yapıldığının kabul edilmediği gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş.'ye açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634,00 TL'nin tamamından ..., 89.325,00 TL'sinden davalı Turkish Bank A.Ş. sorumlu olmak üzere 07.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
… lini 240.634,00 TL ve ayrıca faizi kadar zarara uğrattığı belirlendiği halde davalı Bankanın bu zararın tümünden sorumlu tutulmamasının hukuka aykırılık taşıdığını, «bozma sonrası» düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya elverişli bulunmadığını, bilirkişinin "davacının 2009 yılı başında 115.000,00 TL'yi «mevduat hesabına» nakit yatırması ve bu bedelden 85.000,00 TL'sini Ağustos 2009 tarihinde önce çekip, bir ay sonra Eylül 2009 tarihinde tekrar yatırması" iddialarının bir «kısmını kabul» edip sadece "85.000,00 TL bedelin tekrar yatırıldığı iddiasını" değerlendirme dışı bırakmasının mantık hatası teşkil ettiğini, davalı ...'ın «ikrarının» dikkate alınmadığını, «haksız fiil» tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ve faizin türünün de en yüksek mevduat faizi olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını y …
Davalı Turkish Bank A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin ayrı «tüzel kişiliklerinin» bulunduğunu, aynı binada faaliyet göstermeleri nedeniyle Turkish Yatırım A.Ş.'nin çalışanı olan davalı ...'ın hukuka aykırı işlemlerinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Banka'nın çalışanları diğer davalılar Banu ve Cem yönünden davanın reddine karar verildiği halde müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırılık taşıdığını, 59.325,00 TL'nin davacının hesabından çekildiğinin ekstrede göründüğünü, dekonttaki imzanın davacıya aidiyetinin belirlendiğini, bu kayıtlara itibar edilmek gerekirken diğer davalı ...'ın beyanlarına ve el yazısı ile oluşturduğu hesap bilgilerine güvenildiğini, ceza mahkemesine sunulan raporda davacının banka ve kurum nezdindeki hesaplarında bilgisi dışında herhangi bir zararına sebebiyet verici işleme rastlanmadığının tespit edildiğini, davacının kendisine fazladan ödeme yapıldığını ve kayıt dışı para aldığını «ikrar» ettiğini, bu itibarla 30.000,00 TL yönünden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… ...’ya elden ödediği 115.000,00 TL ile ihtiyacı sebebiyle 85.000,00 TL elden alarak tekrar elden ödediği, 85.000,00 TL ile hesabında olması gereken 2.500 lot BUÇİM «hisse senedinin» TL karşılığı ve ayrıca ... tarafından davacıya verilen tarihsiz el yazılı ve içeriğinde “14.05.2012 tarihinde 216.776 TL 12 ay «vade» ile «bono» alınarak getirisi 23.868 TL’dir.
-
YİDK kararının iptali | Kurum kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11231 E. 2014/17830 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gümrük müşavirliği · ticaret unvanı · komisyon · dahili dava
Benzer bu kararda… n belgelerin davacı marka başvurusunun kullanım yoluyla ayırtedici nitelik kazandığını ispatlamaya yeterli olmadığı, sunulan delillerin tamamına yakınının davacının «ticaret unvanı» ile ilgili bulunduğu, markasal kullanıma yönelik olmadığı, bazılarının YİDK karar tarihinden sonraki tarihli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK kararının 36. sınıfa «dahil» “sigorta hizmetleri, gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri, «gümrük müşavirliği» hizmetleri” yönünden kısmen iptaline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davacının tescilini talep ettiği, asıl ve tek unsuru “turkishcards” ibaresi olan başvurunun “sigorta hizmetleri, gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri, «gümrük müşavirliği» hizmetleri” açısından doğrudan tanımlayıcı olmadığı ve 556 sayılı KHK m.
-
Kurum kararının iptali | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11229 E. 2014/17981 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davacının yatırım hesabında bulunan hisse senetlerinin en «son» 13.05.2010 tarihinde satılarak portföydeki varlık miktarının sıfırlandığı, buna ilişkin ekstrelerin müşterinin adresine gönderilip tebliğ edildiği, portföyde «hisse senedi» bulunmadığına dair 2011 ve 2012 yıllarında ıslak imzalı «mutabakatların» sağlandığı, soruşturma ve «şikayet» konusu işlemler başlayıncaya kadar davacının buna bir itirazının olmadığı, satışlardan elde edilen nakit paranın «mevduat hesabına» aktarıldığı, davacı tarafından çekildiği, dava konusu edilen işlemlerden 59.325.- TL'nin 31.07.2008 tarihinde davacıya ait imza ile çekildiği, ancak davalı ...'nın savcılık ifadesinde bu parayı kendisinin çektiğini, hatırlamadığı başka bir hesaba yatırdığını, bir şekilde davacıyı kandırarak dekontları imzalattığını ifade ettiği, davacının bu dekontları bankaya duyduğu güven çerçevesinde imzaladığı, davalı bankanın bu işlemden sorumlu tutulduğu, dava konusu edilen 85.000.- TL ve 115.000.- TL tutarındaki işlemlere hesap ekstreleri ve kasa bordrolarında rastlanmadığı, davacının bu tutarları «bankacılık işlemi» yapmaksızın, dekont ya da belge imzalamaksızın elden verdiği, bankacılık işlemine konu edilmediği, ancak davalı ...'ın bu paraları kendisinin aldığını kabul ettiği, davalılardan ... ve ...'nin eylemi birlikte işlediği yönünde bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634.- TL'nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş'nin 59.325.- TL'sinden sorumlu olmak «kaydı» ile) tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… çekişmeli 36. sınıftaki finansal ve parasal hizmetler yönünden isabetli olduğu, buna karşılık davacının tescilini istediği ibarenin “Sigorta hizmetleri, gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri, «gümrük müşavirliği» hizmetleri yönünden cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildirmediği, bu sınıflar yönünden KHK'nın 7/1 a-c-d bentleri kapsamında bir tescil engeli bulunmadığı, anılan hizmetler bakımından verilen YİDK kararının isabetsiz olduğu, öte yandan her ne kadar davacı, “TurkishFaktoring” ibaresinin tescil başvurusu tarihinden önce kullanıldığı ve bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, bu nedenle KHK'nın 7/II hükmü uyarınca tescil talebinin reddedilemeyeceğini iddia etmiş ise de, gerek itiraz, gerekse yargılama sürecinde sunulan belgelerin bu iddiayı ispata yeterli olmadığı; zira bu konuda sunulan delillerin davacının «ticaret unvanı» ve finansal hizmetler için ilgili otoritelerden alınması gereken belgelerle ilgili olduğu ve başvuruya konu “TurkishFaktoring” ibaresinin markasal olarak kullanımına yönelik yoğun, reklam ve tanıtımı içeren delil ve belgeler bulunmadığı, bu itibarla dikkate alınmasının mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle somut olayda KHK'nın 7/«son» hükmü uyarınca tescil engelinin aşılması koşullarının gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, TPE YİDK 2012-M-1491 s …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gümrük müşavirliği · ticaret unvanı · komisyon
Benzer bu kararda… çekişmeli 36. sınıftaki finansal ve parasal hizmetler yönünden isabetli olduğu, buna karşılık davacının tescilini istediği ibarenin “Sigorta hizmetleri, gayrimenkul «komisyonculuğu», müşavirliği ve idaresi hizmetleri, «gümrük müşavirliği» hizmetleri yönünden cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildirmediği, bu sınıflar yönünden KHK'nın 7/1 a-c-d bentleri kapsamında bir tescil engeli bulunmadığı, anılan hizmetler bakımından verilen YİDK kararının isabetsiz olduğu, öte yandan her ne kadar davacı, “TurkishFaktoring” ibaresinin tescil başvurusu tarihinden önce kullanıldığı ve bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, bu nedenle KHK'nın 7/II hükmü uyarınca tescil talebinin reddedilemeyeceğini iddia etmiş ise de, gerek itiraz, gerekse yargılama sürecinde sunulan belgelerin bu iddiayı ispata yeterli olmadığı; zira bu konuda sunulan delillerin davacının «ticaret unvanı» ve finansal hizmetler için ilgili otoritelerden alınması gereken belgelerle ilgili olduğu ve başvuruya konu “TurkishFaktoring” ibaresinin markasal olarak kullanımına yönelik yoğun, reklam ve tanıtımı içeren delil ve belgeler bulunmadığı, bu itibarla dikkate alınmasının mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle somut olayda KHK'nın 7/«son» hükmü uyarınca tescil engelinin aşılması koşullarının gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, TPE YİDK 2012-M-1491 s …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9904 E. 2018/1806 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8630 E. 2013/12889 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:finansal kiralama sözleşmesi · finansal kiralama · sözleşmenin iptali · teminat mektubu · fesih · karar verilmesine yer olmadığına · teminat
Benzer bu karardaAyakkabı A.Ş. ile ... ve...ya karşı açtığı dava sonucunda, «finansal kiralama sözleşmesinin iptal» edildiği ve finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, böylece dava konusu «teminat mektubunun» kullanılması için bir gerekçenin kalmadığı, zira teminatın davalı şirket ve ortaklarının dava dışı leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için alındığı, bu kiralama sözleşmesi leasing şirketince «fesih» edildiğinden teminat mektubunun teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.03.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1494 E. , 2020/4342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2014/670 E. - 2017/1472 K. sayılı kararın davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne-kısmen kabulüne dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2018 tarih ve 2018/604 E.- 2018/1140 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asıl ... ile vekili Av. ... ve davalı Turkish Bank A.Ş ile Turkish Yatırım A.Ş vekili Av.
... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Turkish Bank A.Ş'de mevduat, davalı Turkish Yatırım A.Ş'de yatırım hesabı bulunduğunu, davalı ...'ın Turkish Yatırım A.Ş'de ... Acente müdürü, davalı ...'nun Turkish Bank A.Ş'de operasyondan sorumlu yönetmen yardımcısı, davalı ...'in Turkish Bank A.Ş'de veznedar olarak çalıştığını, davalı ...'nın müvekkilinin yatırım ve mevduat hesaplarında bir takım usulsüzlükler yapmaya başladığını, habersiz borsada hisse alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, bu işlemleri yaparken de davalı ... ve ...'den yardım aldığını, davalı şirketlerin uzun süren bu işlemleri fark etmeyerek ihmali davranışlar sergilediklerini, denetim görevini gereği gibi yerine getirmediklerini, ayrıca adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduklarını, bu kapsamda müvekkilinin çekmediği halde 59.000.- TL nakit çekmiş göründüğünü, taşınmaz satışından elde edilen 115.000.- TL'yi nakit yatırdığı halde hesaplarda yer almadığını, bir başka işlem için 85.000.- TL'nin hesaplara geçmediğini, böylece mevduat hesabında bulunması gereken 240.634.- TL ile yatırım hesabında bulunması gereken 2500 lot ...
Çimento A.Ş hisselerinin hesaplarda olmadığını ileri sürerek mevduat ve yatırım hesabının ulaşacağı değer olan 240.644,11 TL ile hisse senetlerinin karşılığı olarak şimdilik 9.365,89 TL'nin toplamı 250.000.- TL'nin 07.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Turkish Bank A.Ş ile Turkish Yatırım A.Ş vekili, davacının iddia ettiği para giriş ve çıkışlarının müvekkilinin kayıtlarında yer almadığını, davacı ile gerçek kişi davalılar arasında sadece kendilerini ilgilendiren bir iç ilişkinin bulunduğunu, kendi aralarındaki para alışverişinin müvekkilini ilgilendirmediğini, 59.250.- TL'nin de tediye fişi imzalanarak davacı tarafından çekildiğini, yatırım şirketi personeli bulunan davalı ...'ın bankacılık işlemi yapamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., eşi olan davalı ...'nın yatırım şirketinde, kendisinin ise bankada çalıştığını, iddia konusu eylemlerden bilgisinin olmadığını, işbirliği yapmadığını, birlikte hareket etmediğini, görevinin veznedeki işlemlere sistemsel olarak onay vermek olduğunu, belgelerdeki imzaları kontrol ve denetim yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacının duyduğu güven nedeniyle yatırım hesaplarında dilediği şekilde alım-satım işlemleri yapabilmesi için kendisine verdiği yetkiye istinaden muhtelif işlemler yaptığını, küresel krizin etkisiyle hesaplarında zararların oluştuğunu, banka ve yatırım hesaplarında 240.634.- TL ve 2500 lot ... Çimento hissesinin bulunması gerektiği yönündeki iddianın doğru olduğunu, diğer davalı gerçek kişilerin bu işlemlerle bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Davalı ... vekili, müvekkilinin söz konusu zimmet olayında bir suçunun ya da kastının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının yatırım hesabında bulunan hisse senetlerinin en son 13.05.2010 tarihinde satılarak portföydeki varlık miktarının sıfırlandığı, buna ilişkin ekstrelerin müşterinin adresine gönderilip tebliğ edildiği, portföyde hisse senedi bulunmadığına dair 2011 ve 2012 yıllarında ıslak imzalı mutabakatların sağlandığı, soruşturma ve şikayet konusu işlemler başlayıncaya kadar davacının buna bir itirazının olmadığı, satışlardan elde edilen nakit paranın mevduat hesabına aktarıldığı, davacı tarafından çekildiği, dava konusu edilen işlemlerden 59.325.- TL'nin 31.07.2008 tarihinde davacıya ait imza ile çekildiği, ancak davalı ...'nın savcılık ifadesinde bu parayı kendisinin çektiğini, hatırlamadığı başka bir hesaba yatırdığını, bir şekilde davacıyı kandırarak dekontları imzalattığını ifade ettiği, davacının bu dekontları bankaya duyduğu güven çerçevesinde imzaladığı, davalı bankanın bu işlemden sorumlu tutulduğu, dava konusu edilen 85.000.- TL ve 115.000.- TL tutarındaki işlemlere hesap ekstreleri ve kasa bordrolarında rastlanmadığı, davacının bu tutarları bankacılık işlemi yapmaksızın, dekont ya da belge imzalamaksızın elden verdiği, bankacılık işlemine konu edilmediği, ancak davalı ...'ın bu paraları kendisinin aldığını kabul ettiği, davalılardan ...
ve ...'nin eylemi birlikte işlediği yönünde bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davalılar Turkish Yatırım A.Ş, ... ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve Turkish Bank A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 240.634.- TL'nin bu davalılardan (davalı Turkish Bank A.Ş'nin 59.325.- TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı Turkish Bank A.Ş vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalılardan ...'nin davacının bankada bulunduğu sırada davacının imzaladığı dekonta istinaden işlem yaptığı, dolayısıyla 59.325.- TL yönünden davalı bankanın özen yükümüne aykırı davranışı ve kusuru bulunmadığı, davalı ...'ın ise davalı bankanın değil diğer davalı ... şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin eyleminden bankanın sorumlu tutulamayacağı, talebe konu bakiye miktarın davalı ...'a elden ödendiği, davacının temerrüt tarihine yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı Turkish Bank A.Ş, davalı ...'nin istinaf taleplerinin kabulüne, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Turkish Bank A.Ş, Turkish Yatırım A.Ş, ...
ve ...'ye karşı açılan davanın reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, 240.634.- TL'nin 07.04.2013 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık ve yatırım işlemleri nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı banka ile yatırım şirketinin "Turkish" unvanını taşıdıkları, aynı binanın zemin ve birinci katlarında faaliyet gösterdikleri, banka şubesine bağlı tek bir vezneyi kullandıkları bilirkişi raporundan anlaşılmakta olup her iki davalı şirketin faaliyetleri iç içe geçmiştir. Bu durum karşısında, farklı bir kuruluş olduğu anlaşılamayan davalı bankanın, çalışan ...'nın davacının zararına gerçekleştirdiği usulsüz işlemlerinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı ve davalı ...'nın uyuşmazlık hakkındaki beyanları ve bir kısım davalılar hakkında görülen ceza davası dosyası getirtilip, bu dosyadaki deliller ile birlikte irdelenmek suretiyle davacının ne kadar zarara uğradığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken davalı ...'nın davalı bankanın değil de davalı ...
şirketinin çalışanı olduğu, bu kişinin hukuka aykırı eylemlerinden bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın banka yönünden reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615995200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz