Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5365 E. 2020/3295 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yemin teklif hakkı↗ inançlı işlem↗ yemin deliline dayanma↗ yemin teklifi↗ tefrik↗ ticaret sicili tescili↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ yemin↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ içtihadı birleştirme kararı↗ ticaret sicili↗ ilan↗ eksik inceleme↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirkete ait olan 2014-101119 numaralı "İlme İrfana Ümrana Köprü" ile 2005-28743 numaralı "Risale-i Nur Enstitüsü" isimli markaların ve Köprü Dergisi Yayın haklarının da davacı şirkete devri ile ilgili sicillere hükmen tesciline karar verilmesine ilişkin talepler bakımından dosya tefrik edilmiş, hisselerin devrine ilişkin talep bakımından ise davalı şirketin 2004 yılında kurulduğu, şirket ortaklarından ...'nın Üsküdar 12. Noterliği'nin 23/06/2009 tarih ve 09482 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile 3300 paya karşılık 82.500.- TL hissesinin davalı ...'na ve yine şirket hissedarlarından ...'nin de aynı miktar paya karşılık 82.500.- TL bedelli hissesini Kadıköy 19. Noterliği'nin 25/06/2009 tarih ve 10040 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'ye devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, hisse devirlerinin kanuni düzenlemeye uygun olarak ve noterde gerçekleştirildiği, hisse bedellerinin ödendiği, karar defteri ile ortaklar pay defterine işlenip ticaret sicilinde de tescil ve ilan edildiği, davacının iddiasının bir inançlı işlem yapıldığına yönelik olup bu iddasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir
2- Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalılar adına kayıtlı davalı şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 03.03.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı gereğince açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmez.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olup davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E. 2024/4441 K.
Ortak:yemin teklif hakkı · inançlı işlem · yemin teklifi · tefrik · yemin delili · yazılı delil · yemin · kesin hüküm · Tespit
İncelediğiniz karardaŞu durumda kural olarak, «yemin teklifi hakkı» kullandırılmadan karar verilemez.
İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa «yemin teklif» etme hakkının hatırlatılabilmesi için «yemin deliline» dayanılmış olması da gerekir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline dayanmış» olup davacı tarafa «yemin teklif» etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 2019/5365 E., 2020/3295 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin temyiz talebinin sair yönlerden reddi ile konu ile ilgili olarak «yemin teklif» etme hakkının hatırlatılması bakımından davacı yararına bozulduğu, «bozma sonrası» yapılan yargılamada Mahkemece davanın reddine dair karar verildiği, somut olay bakımından davacının «inançlı işlem» iddiası yönünden «yazılı delil» sunmadığı, «yemin deliline» dayandığı ve «yemin teklif hakkını» kullandığı, davalı tarafça da usulüne uygun bir şekilde yeminin eda edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
… oluşturulmuş tescil edilmiş markalar olduğuna herhangi bir suretle davacı tarafa ait olmadığına namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerler üzerine «yemin» ederim." şeklinde usulünce yeminin eda edildiği, davacı vekilinin şirket ortaklarına da «yemin teklif» edilmesine yönelik talebinin yemin edecek kişilerin kanunda açıkça düzenlendiği dikkate alınarak reddolunduğu, yeminin «kesin delil» olduğu, «ispat yükü» altındaki davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, ticaret mahkemesinde açtıkları davada «terditli» talepte bulunduklarını, ancak mahkemenin bu talebi iki bağımsız talep gibi görerek iki dava haline getirdiğini, dosyada yeterli delil bulunduğunu, Köprü Dergisinin davalı şirketin 2005 tarihinde kuruluşundan çok önce müvekkili tarafından çıkarılmaya başlandığını, üstelik 1984'ten bu yana da müvekkilinin tescilli markası olduğunu, «dava konusu» ettikleri ve davalı şirketin 2014 tarihli KÖPRÜ markasının tescili için işlem parasının davalı şirketin değil müvekkilinin ödediği bu durumun bilirkişi tarafından «ticari defterler» üzerinde yapılan inceleme sonucu «kesin» olarak tespit edildiğini, fax mesajlarının «delil başlangıcı» sayılabileceğini, Mahkemenin bu husustaki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davalı şirketin paravan bir şirket olduğunun şahit beyanları ile ödeme belgeleri ile bilirkişi raporu ve zaman delili ile sübuta erdiğini, gerçek bir şirket ve sermayenin bulunmadığından yazılı sözleşme gerektiren «inançlı işlemin» de söz konusu olmadığı, «yemin» delilinden doğru şekilde yararlanmalarının sağlanmadığını, davalı «temsilcisinin» maddi gerçeğe ve delillere aykırı yalan yere yemin ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 237 nci maddesinde yeminin açıklattırılması hususunun düzenlendiğini ancak bu hususun davada uygulanmadığını, davalı şirket ile ilgili iddiaların değerlendirilmesi bakımından diğer ilgililerin de yemine «dahil» edilmesi gerektiği, yemin beyanının dosyadaki şahit beyanları ve bilirkişi raporlarına açıkça aykırı olduğu, "...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · terditli dava · delil başlangıcı · bekletici mesele · kesin delil · bozma sonrası karar · davanın konusu · şikayet
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, ticaret mahkemesinde açtıkları davada «terditli» talepte bulunduklarını, ancak mahkemenin bu talebi iki bağımsız talep gibi görerek iki dava haline getirdiğini, dosyada yeterli delil bulunduğunu, Köprü Dergisinin davalı şirketin 2005 tarihinde kuruluşundan çok önce müvekkili tarafından çıkarılmaya başlandığını, üstelik 1984'ten bu yana da müvekkilinin tescilli markası olduğunu, «dava konusu» ettikleri ve davalı şirketin 2014 tarihli KÖPRÜ markasının tescili için işlem parasının davalı şirketin değil müvekkilinin ödediği bu durumun bilirkişi tarafından «ticari defterler» üzerinde yapılan inceleme sonucu «kesin» olarak tespit edildiğini, fax mesajlarının «delil başlangıcı» sayılabileceğini, Mahkemenin bu husustaki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, davalı şirketin paravan bir şirket olduğunun şahit beyanları ile ödeme belgeleri ile bilirkişi raporu ve zaman delili ile sübuta erdiğini, gerçek bir şirket ve sermayenin bulunmadığından yazılı sözleşme gerektiren «inançlı işlemin» de söz konusu olmadığı, «yemin» delilinden doğru şekilde yararlanmalarının sağlanmadığını, davalı «temsilcisinin» maddi gerçeğe ve delillere aykırı yalan yere yemin ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 237 nci maddesinde yeminin açıklattırılması hususunun düzenlendiğini ancak bu hususun davada uygulanmadığını, davalı şirket ile ilgili iddiaların değerlendirilmesi bakımından diğer ilgililerin de yemine «dahil» edilmesi gerektiği, yemin beyanının dosyadaki şahit beyanları ve bilirkişi raporlarına açıkça aykırı olduğu, "...
… rmaye gerektiren bir iş yapmadığını, şeklen var görünen sermayesinin gerçekte hiç olmadığını, davalı şirketin, davacı şirketin yayıncılık faaliyetlerinde kullandığı «dava konusu» 2005/28743 sayılı ...
2014/101119 sayılı İlme İrfana Ümrana Köprü markaların şeklen maliki yapıldığını ancak davalılar ... ve ....'nun vakıftaki, görevlerine «son» verildikten sonra, şeklen sahibi göründükleri şirkete gerçekte «hakim ortak» gibi davranarak, davalı şirketi ...'dan bağımsız bir şirket gibi göstermeye çalıştıklarını, davalı şirketin sahibi olduğu markaları da kendi arkadaş çevreleri ile …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; «davanın konusu» teşkil eden devir ve hükmen tescil talebinin zaman aşımı ve «hak düşürücü süre» yönünden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirket ile davacı şirketin ayrı «tüzel kişilikler» olduğu hususunun İstanbul 8.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İnkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7266 E. 2014/14283 K.
Ortak:yemin teklif hakkı · yemin teklifi · yemin · eksik inceleme · e-defter
İncelediğiniz karardaŞu durumda kural olarak, «yemin teklifi hakkı» kullandırılmadan karar verilemez.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça «yemin deliline dayanmış» olup davacı tarafa «yemin teklif» etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme, «yemin teklif» etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi de dikkate alınarak ve davacı tarafa «yemin teklif hakkı» olduğu da hatırlatılmak suretiyle tüm «deliller değerlendirilerek» hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2012/18541 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «ticari defter» ve belgelerine göre davacının davalıdan 36.552,59 TL alacaklı bulunduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte devamına, «asıl alacak» miktarı üzerinden hesap edilecek %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2012/ 18541 K. sayılı bozma ilamında, davacının «ibraz» ettiği ve davalının imzasını taşımayan hesap ekstresinin davacının alacaklı olduğunu ispatlaması için tek başına yeterli olmadığı, bu durumda taraflara delillerini ibraz etmek üzere süre verilip «delilleri toplanmak», her iki tarafın hesap alacağının doğduğu yıllara ilişkin olarak «ticari defterlerini ibraz» ettirmek, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve tüm «deliller değerlendirilmek» suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · delil değerlendirmesi · delillerin toplanmaması · ilamsız icra takibi · tasdik kararı · bilirkişi incelemesi · ticari defter · asıl alacak
Benzer bu kararda2012/ 18541 K. sayılı bozma ilamında, davacının «ibraz» ettiği ve davalının imzasını taşımayan hesap ekstresinin davacının alacaklı olduğunu ispatlaması için tek başına yeterli olmadığı, bu durumda taraflara delillerini ibraz etmek üzere süre verilip «delilleri toplanmak», her iki tarafın hesap alacağının doğduğu yıllara ilişkin olarak «ticari defterlerini ibraz» ettirmek, «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve tüm «deliller değerlendirilmek» suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ancak, mahkemece bozma ilamına uyularak taraflara «ticari defterlerini» sunmaları için süre verilmiş ve davacı tarafça sunulan yevmiye defteri dikkate alınarak yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafça sunulan yevmiye defterinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, kapanış «tasdikinin» yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.
2012/18541 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı taraf «ticari defter» ve belgelerine göre davacının davalıdan 36.552,59 TL alacaklı bulunduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte devamına, «asıl alacak» miktarı üzerinden hesap edilecek %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir Dava, alacağın tahsili amacıyla yapılan «ilamsız icra takibine» yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, Dairemizin 19.11.2012 tarihli 2011/11959 E.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5365 E. , 2020/3295 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/04/2018 tarih ve 2016/1025 E.- 2018/344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 19/09/2019 tarih ve 2018/1147 E.- 2019/1171 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete ait olup şeklen davalılar ... ve ... adına kayıtlı olan hisselerin gerçekte davacı şirkete ait olduğunun tespitine ve hükmen devir ve tesciline, bu mümkün görülmediği takdirde şeklen davalı şirkete ait olan 2014 101119 marka nolu "ilme irfana ümrana köprü" ile 2005 28743 marka numaralı "Risale-i Nur Enstitüsü" isimli markaların ve Köprü dergisi yayın haklarının davacı şirkete devrine ve ilgili sicillere hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirkete ait olan 2014-101119 numaralı "İlme İrfana Ümrana Köprü" ile 2005-28743 numaralı "Risale-i Nur Enstitüsü" isimli markaların ve Köprü Dergisi Yayın haklarının da davacı şirkete devri ile ilgili sicillere hükmen tesciline karar verilmesine ilişkin talepler bakımından dosya tefrik edilmiş, hisselerin devrine ilişkin talep bakımından ise davalı şirketin 2004 yılında kurulduğu, şirket ortaklarından ...'nın Üsküdar 12. Noterliği'nin 23/06/2009 tarih ve 09482 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile 3300 paya karşılık 82.500.- TL hissesinin davalı ...'na ve yine şirket hissedarlarından ...'nin de aynı miktar paya karşılık 82.500.- TL bedelli hissesini Kadıköy 19.
Noterliği'nin 25/06/2009 tarih ve 10040 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'ye devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, hisse devirlerinin kanuni düzenlemeye uygun olarak ve noterde gerçekleştirildiği, hisse bedellerinin ödendiği, karar defteri ile ortaklar pay defterine işlenip ticaret sicilinde de tescil ve ilan edildiği, davacının iddiasının bir inançlı işlem yapıldığına yönelik olup bu iddasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen husus dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir
2- Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalılar adına kayıtlı davalı şirket hisselerinin davacıya ait olduğunun tespiti ve ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. İddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline dayanılmış olması da gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 03.03.2017 T. 2015/2 E. 2017/1 K. sayılı kararı gereğince açıkça yemin deliline dayanılmamış ise dilekçede yer alan sair deliller gibi bir ibare yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmez.
Somut olayda davacı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olup davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve yemin teklifi sonucunda süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615951700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz