YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/588 E. 2020/4246 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme↗ ortalama tüketici↗ dahili dava↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu ROMAN markaları ile davalının LORT ROMANO işareti arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, çekişmeli malların ortalama tüketicisinin ibareleri birbirinden farklı, bağımsız markalar olarak algılayıp anlamlandıracağı; yine iki işletme arasında bağlantı kurulmayacağı, çağrıştırmayı da içeren karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, bu sebeplerle söz konusu markalar arasında YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebi bakımından 556 sayılı KHK m.8/1-b ve 8/4 hükümleri anlamında da benzerlik ve iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı; başvurunun kötü niyetle yapıldığını kabule yeterli neden ve delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TPMK YİDK kararının iptali ile davalı adına başvurusu yapılan 2009/13777 sayılı "LORT ROMANO" ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı adına tescilli "ROMAN" ibareli markalar ile davalı tescil başvurusuna konu "LORT ROMANO" ibareli marka arasında ortalama tüketiciyi iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendinde, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa marka tescilinin yapılamayacağı hususu düzenlenmiştir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalı, tüketicilerin her iki markayı yan yana koyarak değerlendirme yapmaları beklenmemeli, önceki markayı bir şekilde görmüş, kullanmış, tecrübe etmiş olan tüketicilerin, o markanın baskın unsurunun zihinde bıraktığı genel izlenimin etkisiyle sonraki markayı gördüğünde her iki markanın aynı ticari işletme veya aralarında ticari, ekonomik veya idari işletmesel bağ bulunan farklı işletmeler tarafından sunulan mal veya hizmetler olduğunu düşünme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Zira markanın temel fonksiyonlarından birisi de mal veya hizmetlerin kaynağını, yani bir malı üreten veya piyasaya süren yahut hizmeti sunan teşebbüsü göstermesi olup, markalar arasında düşük düzeyde benzerlik bulunması sebebiyle ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebildiği ancak markaların kendisinde bıraktığı genel izlenim itibariyle marka kapsamındaki mal veya hizmetin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik olarak bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibasına kapıldığı hallerde de markalar arasında ilişkilendirme ihtimali bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, davalı şirketin başvuru markası “LORT ROMANO” ibareli olup, başvuru markası kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler mesnet markalar kapsamında da yer almaktadır. Davacı şirketin itiraza mesnet markalarının esas unsuru ise “Roman” ibaresi olup, davacının “Roman” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalar oluşturduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, başvuru markasının, içerdiği şekil unsuru sebebiyle mesnet markalardan farklılaştırıldığı sonucuna ulaşılmışsa da, taraf markaları arasında ortak unsur olarak içerdikleri “Roman” ibaresi sebebiyle düşük düzeyde de olsa görsel ve sescil benzerlik bulunmaktadır. Taraf markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsadıkları ve davacının “Roman” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince aksi düşüncelerle hüküm tesisi yoluna gidilmesi isabetli görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hükümsüzlüğü 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5239 E. 2020/3042 K.
Ortak:ticari işletme · ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
İncelediğiniz kararda… psamına göre, davacının davaya konu ROMAN markaları ile davalının LORT ROMANO işareti arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, çekişmeli malların «ortalama tüketicisinin» ibareleri birbirinden farklı, bağımsız markalar olarak algılayıp anlamlandıracağı; yine iki işletme arasında bağlantı kurulmayacağı, çağrıştırmayı da içeren karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, bu sebeplerle söz konusu markalar arasında YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebi bakımından 556 sayılı KHK m.8/1-b ve 8/4 hükümleri anlamında da benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin mevcut olmadığı; başvurunun kötü niyetle yapıldığını kabule yeterli neden ve delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı adına tescilli "ROMAN" ibareli markalar ile davalı tescil başvurusuna konu "LORT ROMANO" ibareli marka arasında «ortalama tüketiciyi» «iltibasa» düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalı, tüketicilerin her iki markayı yan yana koyarak değerlendirme yapmaları beklenmemeli, önceki markayı bir şekilde görmüş, kullanmış, tecrübe etmiş olan tüketicilerin, o markanın baskın unsurunun zihinde bıraktığı genel izlenimin etkisiyle sonraki markayı gördüğünde her iki markanın aynı «ticari işletme» veya aralarında ticari, ekonomik veya idari işletmesel bağ bulunan farklı işletmeler tarafından sunulan mal veya hizmetler olduğunu düşünme ihtimalinin bulunup bul …
Benzer bu karardaDairemizin yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca «iltibas» değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalı, tüketicilerin her iki markayı yan yana koyarak değerlendirme yapmaları beklenmemeli, önceki markayı bir şekilde görmüş, kullanmış, tecrübe etmiş olan tüketicilerin, o markanın baskın unsurunun zihinde bıraktığı genel izlenimin etkisiyle sonraki markayı gördüğünde her iki markanın aynı «ticari işletme» veya aralarında ticari, ekonomik veya idari işletmesel bağ bulunan farklı işletmeler tarafından sunulan mal veya hizmetler olduğunu düşünme ihtimalinin bulunup bul …
… “Roman” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda «ortalama tüketicinin» iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulü gerekirken ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince aksi düşüncelerle hüküm tesisi yoluna gidilmesi isabetli görülmemiş, …
… , savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2014/66180 tescil nolu markanın davacı markaları ile 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluşturmadığı, dava konusu markanın davacı markaları ile benzer olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı, dava konusu marka başvurusu hakkındaki «kötü niyet» iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet
Benzer bu kararda… , savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2014/66180 tescil nolu markanın davacı markaları ile 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» oluşturmadığı, dava konusu markanın davacı markaları ile benzer olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı, dava konusu marka başvurusu hakkındaki «kötü niyet» iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11209 E. 2012/17921 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik
Benzer bu kararda… anılan kelimenin 25. sınıf ürünler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürünlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak «ayırt edicilik» vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin BYTEDROMANO ibaresinden oluştuğu, asıl ve ayırt edici unsurunun ROMANO sözcüğü olduğu, BYTED ibaresini …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/588 E. , 2020/4246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15.03.2012 tarih ve 2010/214 E. - 2012/76 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 209819, 98000009, 97013323, 200113995, 200001099, 89/009030, 2009/69976, 2010/16917 no.lu RMN ROMAN, ROMAN, ROMAN, ROMAN, ROMAN, ROMAN YACHTING, Gipsy By ROMAN, Organic By ROMAN markalarının sahibi olduğunu; davalılardan ...’ın diğer davalı TPMK'ne yaptığı 2009/13777 kod numaralı ve “LORT ROMANO” ibareli marka başvurusunun ilanına müvekkilinin tanınmış ROMAN markası ile büyük benzerlik göstermesi ve aynı mal/hizmetleri kapsaması nedeniyle süresi içinde itiraz edildiğini, TPMK'nin itirazlarını “marka örneğinde yer alan ROMANO ibaresinin özellikle İtalya, İspanya gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılan kişi ismi olduğu, bu ibareyi esas unsur olarak içeren ROMANO VİZONİ, MARCO ROMANO markalarının farklı firmalar adına tescilli olduğu” gerekçesi ile reddettiğini, oysa “ROMANO BOTTA ve ROMANO VİZONİ” markalarının müvekkili markası ile seri olarak algılanacağı ve KHK’nın 8/1-b koşullarının oluştuğunun Yargıtay kararları ile tespit edildiğini ve karar düzeltme taleplerinin reddedildiğini, davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2010-M-3591 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davalı başvurusunun Lort ve Roman kelimelerinden davacı markalarının ise genel olarak Roman ibaresinden müteşekkil olduğunu, Romano ibaresinin İtalya ve İspanya gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılan bir kişi ismi olduğu, İngilizce kökenli Roman kelimesinin ise “Roma, Romalı, Romen” gibi anlamları olduğunu, davalı markasının bir tamlama şeklinde oluşturulduğunu ve anlam olarak davacı markalarından ayrıldığını, şekilsel ve fonetik olarak ele alındığında kelime sayılarının farklı olduğunu, aldıkları eklerin markaları farklı kıldığını ve ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldırdığını, davalının roman ibaresini anlamlı bir bütün içinde bambaşka bir kompozisyon, anlam ve içerikte kullandığını ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı cevap dilekçesi vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu ROMAN markaları ile davalının LORT ROMANO işareti arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, çekişmeli malların ortalama tüketicisinin ibareleri birbirinden farklı, bağımsız markalar olarak algılayıp anlamlandıracağı; yine iki işletme arasında bağlantı kurulmayacağı, çağrıştırmayı da içeren karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, bu sebeplerle söz konusu markalar arasında YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebi bakımından 556 sayılı KHK m.8/1-b ve 8/4 hükümleri anlamında da benzerlik ve iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı; başvurunun kötü niyetle yapıldığını kabule yeterli neden ve delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TPMK YİDK kararının iptali ile davalı adına başvurusu yapılan 2009/13777 sayılı "LORT ROMANO" ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı adına tescilli "ROMAN" ibareli markalar ile davalı tescil başvurusuna konu "LORT ROMANO" ibareli marka arasında ortalama tüketiciyi iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 8/1-b bendinde, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa marka tescilinin yapılamayacağı hususu düzenlenmiştir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas değerlendirilmesi yapılırken markaların bir bütün olarak tüketicide bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalı, tüketicilerin her iki markayı yan yana koyarak değerlendirme yapmaları beklenmemeli, önceki markayı bir şekilde görmüş, kullanmış, tecrübe etmiş olan tüketicilerin, o markanın baskın unsurunun zihinde bıraktığı genel izlenimin etkisiyle sonraki markayı gördüğünde her iki markanın aynı ticari işletme veya aralarında ticari, ekonomik veya idari işletmesel bağ bulunan farklı işletmeler tarafından sunulan mal veya hizmetler olduğunu düşünme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Zira markanın temel fonksiyonlarından birisi de mal veya hizmetlerin kaynağını, yani bir malı üreten veya piyasaya süren yahut hizmeti sunan teşebbüsü göstermesi olup, markalar arasında düşük düzeyde benzerlik bulunması sebebiyle ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebildiği ancak markaların kendisinde bıraktığı genel izlenim itibariyle marka kapsamındaki mal veya hizmetin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik olarak bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibasına kapıldığı hallerde de markalar arasında ilişkilendirme ihtimali bulunduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, davalı şirketin başvuru markası “LORT ROMANO” ibareli olup, başvuru markası kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler mesnet markalar kapsamında da yer almaktadır. Davacı şirketin itiraza mesnet markalarının esas unsuru ise “Roman” ibaresi olup, davacının “Roman” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalar oluşturduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, başvuru markasının, içerdiği şekil unsuru sebebiyle mesnet markalardan farklılaştırıldığı sonucuna ulaşılmışsa da, taraf markaları arasında ortak unsur olarak içerdikleri “Roman” ibaresi sebebiyle düşük düzeyde de olsa görsel ve sescil benzerlik bulunmaktadır. Taraf markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsadıkları ve davacının “Roman” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince aksi düşüncelerle hüküm tesisi yoluna gidilmesi isabetli görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/613020400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz