Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3137 E. 2020/3699 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
olağan fesih↗ hmk 297↗ sözleşmenin feshi↗ kira sözleşmesi↗ cezai şart↗ zayi↗ denetime elverişlilik↗ fesih↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, tesisin ve limanın eski olduğu, elleçleme faaliyetlerindeki aksamanın tesisin günün koşullarına uymamasınından kaynaklandığı, bakımsızlıktan kaynaklanmadığı, aynı hususun makineler yönünden de geçeli olduğu, olağanüstü fesih koşullarının gerçekleşmediği, kaldı ki aksaklıkların giderilmesi için davalıya süre de verilmediği, fesih haksız olduğu için kira sözleşmesinin ayakta olduğu ve tahliye talabinin yerinde olmadığı, cezai şart istenemeyeceği, gübre ekskliğinin yasal firelerin altında olduğu, davalının kusurlu sayılacağı bir oranda fire olmadığı, zayi olduğu iddia edilen mallarla ilgili somut delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle cezai şart istenemeyeceğine yönelik mahkeme gerekçesinin yerinde olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi gerekmiştir.
2- Dava, sözleşmenin feshi ile doğmuş alacakların tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde sözleşmenin feshi nedeniyle talep ettiği alacak kalemlerini bentler halinde ayrı ayrı sıralamış, dilekçenin sonuç ve istek kısmında ise yine her kalem alacağının dayanağını ve tutarını ayrı ayrı alt bentlerde göstermiş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve denetime elverişli gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, dava dilekçesinde, davalının işletme hakkı devir sözleşmesine konu tüm taşınır ve taşınmazlardan tahliyesi talep edilmiş ve dava devam ederken tahliyede fiilen gerçekleşmiştir. Bu durumda tahliye talebi yönünden davanın konusuz kaldığına karar verilmesi gerekirken, bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve «denetime elverişli» gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve «denetime elverişli» gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298.maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun ve usulüne uygun hük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · reeskont faizi
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamında açıklanan gerekçeler ile, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile, davacının davalı banka hesabında bulunan 7.020.-TL'nın 23.08.2013 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14410 E. 2013/19932 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve «denetime elverişli» gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14811 E. 2013/20437 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve «denetime elverişli» gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HMK'nın 297'nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati tedbir» isteyen vekili temyiz etmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» isteyen vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4756 E. 2019/1678 K.
Ortak:sözleşmenin feshi
İncelediğiniz kararda2- Dava, «sözleşmenin feshi» ile doğmuş alacakların tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde «sözleşmenin feshi» nedeniyle talep ettiği alacak kalemlerini bentler halinde ayrı ayrı sıralamış, dilekçenin sonuç ve istek kısmında ise yine her kalem alacağının dayanağını ve tutarını ayrı ayrı alt bentlerde göstermiş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekili taraflar arasındaki «sözleşmenin feshi» nedeniyle oluşan zararın tazminini talep etmiş ise de mahkemce uyumazlık ile ilgisi bulunmayan “şirketin haklı nedenle feshine” ilişkin bir hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takipsizlik kararı · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, şirketin haklı nedenlerle feshine dair koşulların oluştuğuna, ayrıca davanın iki kez «takipsiz» bırakılması nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi gerektiğini de belirterek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5628 E. 2021/3671 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve «denetime elverişli» gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun bir karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:imzaya itiraz · ticari faiz · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulü ile 30.000,00 TL nin 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1-Dava, satış bedelinin ödenmesi amacıyla verilen çekteki «imzaya itiraz» edilmesi nedeniyle, temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak bozma ilamında malların «teslim» edildiğine dair kargo şirketince gönderilen belgelerin ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mevcut gerekçe Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme yapıldığını gösteren bir gerekçe değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3137 E. , 2020/3699 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.04.2019 tarih ve 2018/661-2019/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin İskenderun Sarıseki Tesisleri'nin işletme hakkı devri sözleşmesi ve eki niteliğindeki sözleşmeler gereğince davalıya teslim edildiğini, bu sözleşmenin damga vergisinin de aynı noterliğe işlem sırasında taraflarca ödendiğini, sözleşmenin konusunun kira sözleşmesi olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin imzasından sonra geçen süre zarfında davalı şirketin sözleşme ve eklerine aykırı davrandığı sözleşmenin feshedildiğini, fesih işlemi davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalının söz konusu tesisleri müvekkiline teslim etmediğini ileri sürerek, davalının işletme hakkı devri sözleşmesine konu bütün taşınır ve taşınmazlardan tahliyesine ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart ve diğer alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, fesih sebeplerinin hiçbirinin kanunda sayılmadığını savunarak, sözleşme ile ilgisi olmayan kanuna ve hukuka aykırı fesih sebeplerine dayanan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, tesisin ve limanın eski olduğu, elleçleme faaliyetlerindeki aksamanın tesisin günün koşullarına uymamasınından kaynaklandığı, bakımsızlıktan kaynaklanmadığı, aynı hususun makineler yönünden de geçeli olduğu, olağanüstü fesih koşullarının gerçekleşmediği, kaldı ki aksaklıkların giderilmesi için davalıya süre de verilmediği, fesih haksız olduğu için kira sözleşmesinin ayakta olduğu ve tahliye talabinin yerinde olmadığı, cezai şart istenemeyeceği, gübre ekskliğinin yasal firelerin altında olduğu, davalının kusurlu sayılacağı bir oranda fire olmadığı, zayi olduğu iddia edilen mallarla ilgili somut delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sözleşmenin davacı tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle cezai şart istenemeyeceğine yönelik mahkeme gerekçesinin yerinde olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde olmadığından reddi gerekmiştir.
2- Dava, sözleşmenin feshi ile doğmuş alacakların tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde sözleşmenin feshi nedeniyle talep ettiği alacak kalemlerini bentler halinde ayrı ayrı sıralamış, dilekçenin sonuç ve istek kısmında ise yine her kalem alacağının dayanağını ve tutarını ayrı ayrı alt bentlerde göstermiş olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesinde sıraladığı alacak ve tazminat talepleri ile dayanağı olan deliller ayrı ayrı değerlendirilerek her bir alacak ve tazminat talebi yönünden yeterli ve denetime elverişli gerekçelerle sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçelere, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış; bozmayı gerektirmiştir.
3- Ayrıca, dava dilekçesinde, davalının işletme hakkı devir sözleşmesine konu tüm taşınır ve taşınmazlardan tahliyesi talep edilmiş ve dava devam ederken tahliyede fiilen gerçekleşmiştir. Bu durumda tahliye talebi yönünden davanın konusuz kaldığına karar verilmesi gerekirken, bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612880200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz