6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Muhalefetin öneriye değil alınan karara yönelik olması gerekir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2064 E. 2023/1622 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davası açılabilmesi için pay sahibinin toplantıya katılması, olumsuz oy vermesi ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir; kararın alınmasından önce görüşülen öneriye karşı çıkılması (peşin muhalefet), kararın alınmasından sonra karara yönelik bir muhalefet şerhi anlamına gelmediğinden, bu koşul yerine gelmediğinde dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Genel kurul kararının iptali davasında muhalefet şartının gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacı vekili, muhalefet şerhi konulan genel kurul kararlarının (3, 4, 5 ve 6 nolu gündem maddeleri) iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğundan usulden ret kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Gerekçe: TTK 445. maddesi uyarınca kanun ve esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. TTK 446. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için toplantıya katılmak, olumsuz oy vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmez; muhalefet, kararın alınmasından sonra karara karşı yöneltilmelidir. Genel kurul toplantı tutanağından, davacı vekilinin gündem maddelerinin müzakeresi sırasında, henüz karar alınmadan önce açıklamalarda bulunarak karşı çıktığı (peşin muhalefet), ancak kararlar alındıktan sonra karara karşı bir muhalefet şerhi veya buna denk gelebilecek bir beyanda bulunmadığı, bu hususun yazılı olarak da bildirilmediği anlaşılmıştır. Bu şekildeki beyan öneriye karşı çıkma niteliğinde olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir muhalefet bulunmadığından, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan kararlara muhalif kalma koşulu yerine getirilmemiştir. Bu durumda dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

TTK 446/1-a'daki muhalefet şartının, kararın alınmasından önce görüşme sırasında öneriye karşı çıkmayı (peşin muhalefet) kapsamadığı, muhalefetin kararın alınmasından sonra karara yönelik olması gerektiği yönündeki tespit bakımından bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davası açabilmek için pay sahibinin toplantıya katılması, olumsuz oy vermesi ve muhalefetini tutanağa geçirtmesi şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir; bu şartlardan muhalefetin gerçekleşmemesi halinde dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı örtülü ibra oy yasağı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 446TTK 446/1-a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2064

KARAR NO 2023/1622

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/03/2023

NUMARASI 2022/898 Esas - 2023/265 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/10/2023

Dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin babasının vefatından sonra yasal miras payı oranında şirket hissedarı olduğunu, aynı yılın sonunda pay ve taşınmaz devirlerine ilişkin çerçeve sözleşmesi başlıklı bir sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme ile devir ve temlikler gerçekleştiğini, gerçekleşen devir ve temliklere 2019 yılında gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda itiraz edildiğini, bu temliklerden sonra şirketin nakit sermayesinde yüksek oranda azalmalar gerçekleştiğini, iştiraklerden alacakların tahsil edilemediğini, kredi yükü altına girildiğini, gayrimenkul satışlarına başlandığını, o tarihten itibaren yapılan her eylemin şirketi daha çok zarara soktuğunu, beşinci gündem maddesi yönetim kurulunun ibrası olup üçüncü ve dördüncü gündem maddelerinin iptali için belirttikleri açıklamalar neticesinde yönetim kurulunun ibrasının mümkün olmadığını, şirketin iyi yönetilmediği ve geçmişten gelen kazanımları harcamak suretiyle devam ettirildiğini, aynı şekilde ne her ne kadar yönetim kurulu üyelerine ücret verilmeyeceği 2021 yılında yapılan genel kurulda kararlaştırılmış ise de yönetim kurulu başkanının ücret aldığının raporlarda açıkça görüldüğünü, gündemin altıncı maddesi olan "Yönetim Kurulu üyelerine T.T.K'nın 395.

Ve 396. Maddelerine yazılı hususlarda yetki verilmesi" yönünden şirketin zarara uğratıldığını, kendi menfaatleri uyarınca işlem yapıldığını, ve pay sahiplerinin haklarının korunmadığı şeklinde işlemler yapılması nedeni ile bu gündem maddesinin de iptali gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; muhalefet şerhi konulan genel kurul kararların, davalı şirketin 26/10/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3., 4., 5. ve 6. Gündem maddelerinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı tarafın iptali istenen genel kurula katıldığını, eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirdiğini ancak kararlara muhalif olmadığını, yapılan görüşmeler sırasında alınarak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığını, muhalefetin görüşülen öneriye değil alınan karara karşı yapılması gerektiğini, bu nedenle TTK gereğince öngörülen dava şartının gerçekleşmediğini, davalı şirketin çok aktif bir ticari faaliyeti olmayıp daha ziyade arsa yatırımları olan bir şirket olduğunu, zaman zaman iş bu arsaların ve tüm şirketin devri gündeme geldiğini, davacı tarafında bütün bu hususlarda bilgi sahibi olduğunu, ayrıca davacının 02/12/2019 tarihinde yapılan pay devrini işbu huzurdaki davada dile getirmekte ve yapılan temlik işleminden sonra şirketin zarara uğradığını iddia ettiğini, davacının söz konusu iddialarının taraflar arasındaki başka bir davada konu edildiğini, davacının 2021 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun karara aykırı olduğu iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; Davaya konu kararların alındığı genel kurul toplantı tutanağında; 3, 4, 5 ve 6 nolu gündem maddelerinin görüşülmesine geçildikten sonra davacı vekili ...'ın söz alarak açıklamalarda bulunduğu, olumsuz oy kullandığını ve muhalefet şerhi koyduğuna ilişkin açıklamalarda bulunduğunu, davacı vekilinin açıklamalarından sonra gündem oylamaya sunularak karara bağlandığı, Genel kurul toplantı tutanağından görüldüğü üzere davacı vekilinin 3, 4, 5 ve 6 numaralı gündem maddelerinin oylanmasından sonra alınan kararlara her hangi bir muhalefeti bulunmadığı, tutanağın imzalanmasından sonrada alınan kararlara karşı her hangi bir muhalefette bulunulmadığını, oylamadan önce ki muhalefet durumu ise öneriye karşı çıkma olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı muhalefet bulunmadığından kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından, TTK 446/1-a maddesinde belirtilen dava açabilme şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın usulden reddine karar verilmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin davalı şirketin 26/10/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3 nolu yönetim kurulu raporunun, 4 nolu bilançonun tasdiki, 5 nolu yönetim kurulu üyelerinin ibrası, ve 6 nolu yönetim kurulu üyelerine TTK nın 395 ve 396.maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararlarının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Aynı yasanın 446. maddesine göre iptal davası açılabilmesi için, toplantıya katılmak, olumsuz oy vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartlarının birlikte bulunması gerekmektedir.

Oylama öncesi yapılan görüşmeler sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamına gelmez. Alınan kararlardan 3 ve 4 nolu kararlar yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilançonun tasdikine ilişkin olup, örtülü ibra teşkil edecek hal bulunmadığı, 5 nolu karar yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olup oy yasaklısı pay sahibi yönetim kurulu başkanının oylamaya katılmadığı, davacı dışında red oyu verenlerin oy sayısından fazla olan paydaşların oylarıyla ibra kararı alındığı belirlenmiştir. Somut olayda; davacı ortak 26/10/2022 tarihli genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirmiş, davacı vekili iptali istenen kararların müzakeresi sırasında henüz karar alınmadan önce karşı çıkarak peşin muhalefette bulunmuştur.

Davacı vekili tarafından karar alındıktan sonra karara karşı muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmamış, ayrıca bu husus yazılı olarak da bildirilmemiştir. Bu şekildeki muhalefet, öneriye karşı çıkma niteliğinde olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma veya muhalefet şerhi bulunmadığından, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan kararlara muhalif kalma koşulu yerine getirilmemiştir. Bu durumda alınan kararlar yönünden davanın dava şartı yokluğunda reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı ortak adına katılan temsilcinin usulen alınan kararlardan sonra muhalefet etmediği anlaşılmakla dava şartının mevcut olmadığı, davacı vekilinin hükme yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 120,50-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/61287 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6824 E. 2024/8023 K. · Onandı

Oylamadan önceki karşı çıkma muhalefet şerhi sayılmaz

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davası açabilmek için aranan muhalefet, görüşülen öneriye değil alınan karara karşı yapılmalıdır. Oylamadan önce dile getirilen karşı çıkma (peşin muhalefet) öneriye itiraz niteliğinde olup, karar alındıktan sonra tutanağa geçirilmiş veya yazılı olarak bildirilmiş bir muhalefet bulunmadıkça TTK 446/1-a'daki dava şartı gerçekleşmez ve dava usulden reddedilir.

Emsal değeri

Peşin muhalefetin TTK 446/1-a anlamında muhalefet sayılmayacağı ve muhalefetin karar alındıktan sonra tutanağa geçirilmesi gerektiği yönündeki çözüm Yargıtay'ca onanmıştır; genel kurul kararının iptali davalarında dava şartı denetimi bakımından yol göstericidir.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi peşin muhalefet dava şartı usulden ret yönetim kurulunun ibrası

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/6824 E.  ,  2024/8023 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2064 Esas, 2023/1622 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/898 E., 2023/265 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının vefatından sonra yasal miras payı oranında şirket hissedarı olduğunu, aynı yılın sonunda pay ve taşınmaz devirlerine ilişkin çerçeve sözleşmesi başlıklı bir sözleşme yaptıklarını, bu sözleşme ile devir ve temlikler gerçekleştiğini, gerçekleşen devir ve temliklere 2019 yılında gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda itiraz edildiğini, bu temliklerden sonra şirketin nakit sermayesinde yüksek oranda azalmalar gerçekleştiğini, iştiraklerden alacakların tahsil edilemediğini, kredi yükü altına girildiğini, gayrimenkul satışlarına başlandığını, o tarihten itibaren yapılan her eylemin şirketi daha çok zarara soktuğunu, beşinci gündem maddesi yönetim kurulunun ibrası olup üçüncü ve dördüncü gündem maddelerinin iptali için belirttikleri açıklamalar neticesinde yönetim kurulunun ibrasının mümkün olmadığını, şirketin iyi yönetilmediği ve geçmişten gelen kazanımları harcamak suretiyle devam ettirildiğini, aynı şekilde ne her ne kadar yönetim kurulu üyelerine ücret verilmeyeceği 2021 yılında yapılan genel kurulda kararlaştırılmış ise de yönetim kurulu başkanının ücret aldığının raporlarda açıkça görüldüğünü, gündemin altıncı maddesi olan "Yönetim Kurulu üyelerine yazılı hususlarda yetki verilmesi" yönünden şirketin zarara uğratıldığını, kendi menfaatleri uyarınca işlem yapıldığını, ve pay sahiplerinin haklarının korunmadığı şeklinde işlemler yapılması nedeni ile bu gündem maddesinin de iptali gerektiğini belirterek muhalefet şerhi konulan genel kurul kararların, davalı şirketin 26.10.2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3., 4., 5.

ve 6. gündem maddelerinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iptali istenen genel kurula katıldığını, eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirdiğini ancak kararlara muhalif olmadığını, yapılan görüşmeler sırasında alınarak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımadığını, muhalefetin görüşülen öneriye değil alınan karara karşı yapılması gerektiğini, öngörülen dava şartının gerçekleşmediğini, davalı şirketin çok aktif bir ticari faaliyeti olmayıp daha ziyade arsa yatırımları olan bir şirket olduğunu, zaman zaman iş bu arsaların ve tüm şirketin devri gündeme geldiğini, davacı tarafında bütün bu hususlarda bilgi sahibi olduğunu, ayrıca davacının 02.12.2019 tarihinde yapılan pay devrini işbu huzurdaki davada dile getirmekte ve yapılan temlik işleminden sonra şirketin zarara uğradığını iddia ettiğini, davacının söz konusu iddialarının taraflar arasındaki başka bir davada konu edildiğini, davacının 2021 yılına ait bilanço ve gelir tablosunun karara aykırı olduğu iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davaya konu kararların alındığı genel kurul toplantı tutanağında; 3, 4, 5 ve 6 nolu gündem maddelerinin görüşülmesine geçildikten sonra davacı vekili Sema Genç Yılmaz'ın söz alarak açıklamalarda bulunduğu, olumsuz oy kullandığını ve muhalefet şerhi koyduğuna ilişkin açıklamalarda bulunduğunu, davacı vekilinin açıklamalarından sonra gündemin oylamaya sunularak karara bağlandığı, genel kurul toplantı tutanağından görüldüğü üzere davacı vekilinin 3, 4, 5 ve 6 numaralı gündem maddelerinin oylanmasından sonra alınan kararlara her hangi bir muhalefeti bulunmadığı, tutanağın imzalanmasından sonrada alınan kararlara karşı her hangi bir muhalefetini ileri sürmediği, oylamadan önceki muhalefet durumu ise öneriye karşı çıkma olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı muhalefet bulunmadığından kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasında (a) maddesinde belirtilen dava açabilme şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ortak 26.10.2022 tarihli genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, davacı vekili iptali istenen kararların müzakeresi sırasında henüz karar alınmadan önce karşı çıkarak peşin muhalefette bulunduğu, davacı vekili tarafından karar alındıktan sonra karara karşı muhalefet şerhi veya muhalefet şerhi anlamına gelebilecek bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca bu hususun yazılı olarak da bildirilmediği, bu şekildeki muhalefetin öneriye karşı çıkma niteliğinde olduğu, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma veya muhalefet şerhi bulunmadığı, iptal davası açabilmek için zorunlu olan alınan kararlara muhalif kalma koşulu yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı şirketin davalı şirketin 26.10.2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunun 3 nolu yönetim kurulu raporunun, 4 nolu bilançonun tasdiki, 5 nolu yönetim kurulu üyelerinin ibrası, ve 6 nolu yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararlarının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasında (a) maddesi.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.