Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5352 E. 2020/3920 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 1530↗ tbk 100↗ vade farkı↗ usuli kazanılmış hak↗ satış sözleşmesi↗ kazanılmış hak↗ mahsup↗ tbk 99↗ vade↗ temerrüt faizi↗ asıl alacak↗ avans faizi↗ temerrüt↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle davacı tarafından hak kazanılan temerrüt faizi tutarının bulunması ve 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca mahsup işleminin yapılmasına yönelik alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının talebi ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, talep ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının talep ettiği vade farkının temerrüt faizine ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle, bu yöne ilişkin temyiz itirazının Dairemizin 2016/1007 E., 2017/3634 K. sayılı ilk bozma ilamında da reddedilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak ve geç ödeme nedeniyle temerrüt faizinin tahsili isteminden ibaret olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrasında üç ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ancak davacı, 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde; dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL’sinin asıl alacak olduğunu ve bu meblağın talep edildiğini belirtmesine rağmen, mahkemece ilk kararda 5.717,49 TL asıl alacağa hükmedilmiş olup, davacı tarafından bu karar temyiz edilmemekle bu yönden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda, usulü kazanılmış hak gözetilmeyerek bu kez talep gibi 9.350,49 TL asıl alacağa hükmedilmesi doğru olmadığından, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Dairemiz bozma ilamının 2 numaralı bendinde asıl alacak ve faiz hesabının ne şekilde yapılması gerektiği detaylı şekilde açıklanmış olup, bilirkişinin 2. ve 3. ek raporlarında davacının tek taraflı olarak düzenlediği ve davalı tarafından kabul edilmeyen 14.02.2014 tarihli faturaya dayalı olarak faturadaki miktar kadar faiz alacağının olduğu kabul edilip hüküm kurulması da doğru olmamış kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1007 E. 2017/3634 K.
Ortak:vade farkı · satış sözleşmesi · mahsup · vade · temerrüt faizi · asıl alacak · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı «defterlerine» kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle davacı tarafından hak kazanılan «temerrüt faizi» tutarının bulunması ve 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca «mahsup» işleminin yapılmasına yönelik alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının talebi ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL «vade» farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, talep ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… -Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının talep ettiği «vade farkının» «temerrüt faizine» ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle, bu yöne ilişkin temyiz itirazının Dairemizin 2016/1007 E., 2017/3634 K. sayılı ilk bozma ilamında da reddedilmiş olmasına …
2- Dava, «satış sözleşmesinden» kaynaklanan bakiye alacak ve geç ödeme nedeniyle «temerrüt faizinin» tahsili isteminden ibaret olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrasında üç ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sayılı TTK'nın 1530/4. maddesine göre faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda alacaklının faize hak kazandığı, buna göre yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu davacının 36.926,42 TL faiz alacağının bulunduğu, ancak davacının «vade farkı» alacağını 33.078,18 TL olarak talep ettiği, bunun dışında «satış sözleşmelerinden» kaynaklanan bakiye davacı alacağının 5.717,49 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.717,49 TL «asıl alacak», 33.078,18 TL vade farkı olmak üzere toplam 38.795,67 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «vade farkı» adı altında «fatura» düzenlemişse de bu faturaya dayalı isteminin «temerrüt faizine» ilişkin olduğunun anlaşılmasına, mahkemece de temerrüt faizi hesabı yapmak suretiyle karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışınd …
2-) Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı «defterlerine» kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle, davacı tarafından hak kazanılan «temerrüt faizi» tutarının bulunması, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca «mahsup» işleminin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hangi satış faturasının ne zaman ödendiği ve dolayısıyla ne zamana kadar ve ne tutarda temerrüt faizine hak kazanıldığı belirtilmeyen, TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca mahsup yapılmayan, davalı tarafından yapılan «ara» ödemeler ve ödeme tarihleri nazara alınmayan, sadece faturaların davalı tarafından deftere kaydından sonra 30 gün süre eklenip dava tarihine kadar temerrüt faizi hesaplandığı belirtilen, «denetime elverişsiz bilirkişi raporu» hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade farkı faturası · savunmanın genişletilmesi yasağı · denetime elverişli bilirkişi raporu · cari hesap ekstresi · açık muvafakat · taleple bağlılık ilkesi · cari hesap alacağı · mazeret
Benzer bu kararda3-) Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde 38.795,67 TL'nin tahsilini istemiş, dava dilekçesine ekli «cari hesap ekstresinde» de önceki dönemden devir alacağını 9.350,49 TL, «vade farkı faturası» alacağını da 29.445,18 TL olarak gösterdiği gibi 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde de dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL'sinin «cari hesap alacağı», 29.445,18 TL'nin ise vade faturasından kaynaklandığını belirtmiştir.
İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda «ıslah» ve karşı tarafın «açık muvafakati» hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle iddia ve «savunmayı genişletme yasağı» ve bunun istisnaları açıklanılmıştır.
2-) Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı «defterlerine» kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle, davacı tarafından hak kazanılan «temerrüt faizi» tutarının bulunması, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca «mahsup» işleminin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hangi satış faturasının ne zaman ödendiği ve dolayısıyla ne zamana kadar ve ne tutarda temerrüt faizine hak kazanıldığı belirtilmeyen, TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca mahsup yapılmayan, davalı tarafından yapılan «ara» ödemeler ve ödeme tarihleri nazara alınmayan, sadece faturaların davalı tarafından deftere kaydından sonra 30 gün süre eklenip dava tarihine kadar temerrüt faizi hesaplandığı belirtilen, «denetime elverişsiz bilirkişi raporu» hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık ilkesi» gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5352 E. , 2020/3920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 06.05.2019 tarih ve 2017/656-2019/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan vade farkı faizi ve cari hesaba dayalı toplam 38.795,67 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kestiği 14.02.2014 tarihli vade farkı faturasının haksız olduğunu, müvekkilince iade edildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme hükmü bulunmadıkça vade farkı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle davacı tarafından hak kazanılan temerrüt faizi tutarının bulunması ve 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca mahsup işleminin yapılmasına yönelik alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının talebi ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, talep ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının talep ettiği vade farkının temerrüt faizine ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle, bu yöne ilişkin temyiz itirazının Dairemizin 2016/1007 E., 2017/3634 K. sayılı ilk bozma ilamında da reddedilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak ve geç ödeme nedeniyle temerrüt faizinin tahsili isteminden ibaret olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrasında üç ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ancak davacı, 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde; dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL’sinin asıl alacak olduğunu ve bu meblağın talep edildiğini belirtmesine rağmen, mahkemece ilk kararda 5.717,49 TL asıl alacağa hükmedilmiş olup, davacı tarafından bu karar temyiz edilmemekle bu yönden davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda, usulü kazanılmış hak gözetilmeyerek bu kez talep gibi 9.350,49 TL asıl alacağa hükmedilmesi doğru olmadığından, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Dairemiz bozma ilamının 2 numaralı bendinde asıl alacak ve faiz hesabının ne şekilde yapılması gerektiği detaylı şekilde açıklanmış olup, bilirkişinin 2. ve 3. ek raporlarında davacının tek taraflı olarak düzenlediği ve davalı tarafından kabul edilmeyen 14.02.2014 tarihli faturaya dayalı olarak faturadaki miktar kadar faiz alacağının olduğu kabul edilip hüküm kurulması da doğru olmamış kararın açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirketin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı şirketin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612380200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz