İtirazın iptali | Alacak tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1007 E. 2017/3634 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 1530↗ iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı↗ tbk 100↗ vade farkı faturası↗ savunmanın genişletilmesi yasağı↗ denetime elverişli bilirkişi raporu↗ vade farkı↗ cari hesap ekstresi↗ açık muvafakat↗ taleple bağlılık ilkesi↗ cari hesap alacağı↗ mazeret↗ taleple bağlılık↗ ön inceleme duruşması↗ cari hesap↗ satış sözleşmesi↗ ara karar↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ oy yasağı↗ muvafakat↗ mahsup↗ tbk 99↗ vade↗ temerrüt faizi↗ bilirkişi incelemesi↗ fatura↗ ıslah↗ asıl alacak↗ avans faizi↗ temerrüt↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 1530/4. maddesine göre faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda alacaklının faize hak kazandığı, buna göre yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının 36.926,42 TL faiz alacağının bulunduğu, ancak davacının vade farkı alacağını 33.078,18 TL olarak talep ettiği, bunun dışında satış sözleşmelerinden kaynaklanan bakiye davacı alacağının 5.717,49 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.717,49 TL asıl alacak, 33.078,18 TL vade farkı olmak üzere toplam 38.795,67 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vade farkı adı altında fatura düzenlemişse de bu faturaya dayalı isteminin temerrüt faizine ilişkin olduğunun anlaşılmasına, mahkemece de temerrüt faizi hesabı yapmak suretiyle karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle, davacı tarafından hak kazanılan temerrüt faizi tutarının bulunması, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca mahsup işleminin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hangi satış faturasının ne zaman ödendiği ve dolayısıyla ne zamana kadar ve ne tutarda temerrüt faizine hak kazanıldığı belirtilmeyen, TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca mahsup yapılmayan, davalı tarafından yapılan ara ödemeler ve ödeme tarihleri nazara alınmayan, sadece faturaların davalı tarafından deftere kaydından sonra 30 gün süre eklenip dava tarihine kadar temerrüt faizi hesaplandığı belirtilen, denetime elverişsiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde 38.795,67 TL'nin tahsilini istemiş, dava dilekçesine ekli cari hesap ekstresinde de önceki dönemden devir alacağını 9.350,49 TL, vade farkı faturası alacağını da 29.445,18 TL olarak gösterdiği gibi 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde de dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL'sinin cari hesap alacağı, 29.445,18 TL'nin ise vade faturasından kaynaklandığını belirtmiştir.
HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. HMK'nın 141. maddesinde ise "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle iddia ve savunmayı genişletme yasağı ve bunun istisnaları açıklanılmıştır.
Somut olayda davacı vekili tarafından yukarıda açıklandığı üzere talep sonucu açıkça belirtildiği halde, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra 27.10.2015 tarihli son celsede dava dilekçesinde istenen 38.795,67 TL'nin 5.717,49 TL'sinin asıl alacak, bakiyesinin vade farkına ilişkin olduğu beyan edilmiştir. Davalının, iddianın genişletilmesine muvafakat verdiğine dair bir beyanı olmadığı halde mahkemece, davacı vekilinin 27.10.2015 tarihli celsedeki beyanı esas alınmak suretiyle dava dilekçesinde belirtilen ve 18.07.2014 tarihli dilekçede açıklanan talepler aşılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması da yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5352 E. 2020/3920 K.
Ortak:vade farkı · satış sözleşmesi · mahsup · vade · temerrüt faizi · asıl alacak · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… sayılı TTK'nın 1530/4. maddesine göre faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda alacaklının faize hak kazandığı, buna göre yapılan «bilirkişi incelemesi» sonucu davacının 36.926,42 TL faiz alacağının bulunduğu, ancak davacının «vade farkı» alacağını 33.078,18 TL olarak talep ettiği, bunun dışında «satış sözleşmelerinden» kaynaklanan bakiye davacı alacağının 5.717,49 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.717,49 TL «asıl alacak», 33.078,18 TL vade farkı olmak üzere toplam 38.795,67 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… sindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı «vade farkı» adı altında «fatura» düzenlemişse de bu faturaya dayalı isteminin «temerrüt faizine» ilişkin olduğunun anlaşılmasına, mahkemece de temerrüt faizi hesabı yapmak suretiyle karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışınd …
2-) Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı «defterlerine» kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle, davacı tarafından hak kazanılan «temerrüt faizi» tutarının bulunması, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca «mahsup» işleminin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hangi satış faturasının ne zaman ödendiği ve dolayısıyla ne zamana kadar ve ne tutarda temerrüt faizine hak kazanıldığı belirtilmeyen, TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca mahsup yapılmayan, davalı tarafından yapılan «ara» ödemeler ve ödeme tarihleri nazara alınmayan, sadece faturaların davalı tarafından deftere kaydından sonra 30 gün süre eklenip dava tarihine kadar temerrüt faizi hesaplandığı belirtilen, «denetime elverişsiz bilirkişi raporu» hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı «defterlerine» kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle davacı tarafından hak kazanılan «temerrüt faizi» tutarının bulunması ve 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca «mahsup» işleminin yapılmasına yönelik alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının talebi ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL «vade» farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, talep ile bağlı kalınarak 9.350,49 TL devir alacağı ve 29.445,18 TL vade farkından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 38.795,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… -Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacının talep ettiği «vade farkının» «temerrüt faizine» ilişkin olduğunun anlaşılması nedeniyle, bu yöne ilişkin temyiz itirazının Dairemizin 2016/1007 E., 2017/3634 K. sayılı ilk bozma ilamında da reddedilmiş olmasına …
2- Dava, «satış sözleşmesinden» kaynaklanan bakiye alacak ve geç ödeme nedeniyle «temerrüt faizinin» tahsili isteminden ibaret olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamı sonrasında üç ek rapor alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
Benzer bu karardaAncak davacı, 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde; dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL’sinin «asıl alacak» olduğunu ve bu meblağın talep edildiğini belirtmesine rağmen, mahkemece ilk kararda 5.717,49 TL asıl alacağa hükmedilmiş olup, davacı tarafından bu karar temyiz edilmemekle bu yönden davalı yararına «usulü kazanılmış hak» oluşmuştur.
Bu durumda, «usulü kazanılmış hak» gözetilmeyerek bu kez talep gibi 9.350,49 TL asıl alacağa hükmedilmesi doğru olmadığından, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
-
Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2502 E. 2015/7878 K.
Ortak:savunmanın genişletilmesi yasağı · açık muvafakat · taleple bağlılık ilkesi · mazeret · taleple bağlılık · ön inceleme duruşması · oy yasağı · muvafakat
İncelediğiniz karardaİddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda «ıslah» ve karşı tarafın «açık muvafakati» hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle iddia ve «savunmayı genişletme yasağı» ve bunun istisnaları açıklanılmıştır.
Ön «inceleme duruşmasına» taraflardan biri «mazeretsiz» olarak gelmezse, gelen taraf onun «muvafakati» aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir.
HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık ilkesi» gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Benzer bu karardaİddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda «ıslah» ve karşı tarafın «açık muvafakati» hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle iddia ve «savunmayı genişletme yasağı» ve bunun istisnaları açıklanılmıştır.
Ön «inceleme duruşmasına» taraflardan biri «mazeretsiz» olarak gelmezse, gelen taraf onun «muvafakati» aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir.
HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık ilkesi» gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · delil tespiti · keşif · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… nma ve dosya kapsamına göre; alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı karşı davalı adına tescilli 2008/05317 sayılı faydalı model belgesine konu ürünün yenilik ve «ayırt edicilik» vasıflarının bulunmadığı, söz konusu ürünün bu haliyle faydalı model belgesine konu edilmeyeceği, bu nedenle faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği, hükümsüzlüğüne karar verilen belge uyarınca tazminata hükmedilemeyeceği gibi davalı-karşı davacının tecavüzünün de ispatlanamadığı, davalı-karşı davacının hükümsüzlük istemi yanında davacı-karşı davalı tarafından yaptırılan «delil tespiti» işlemleri nedeniyle uğranılan zararların tazmininin de talep edildiği, ancak davacı-karşı davalı tarafından delil tespiti yaptırılmakla yasal haklarının kullanıldı …
Asıl dava, faydalı model belgesinden kaynaklı haklara tecavüzün men'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine, karşı dava, davacı-karşı davalı tarafından dava öncesinde davalı-karşı davacının iş yerinde yaptırılan «keşif» nedeniyle uğranılan zarara binaen maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/47 D.iş esas sayılı dosyasında müvekkilinin iş yerinde yapılan «keşif» nedeniyle üretimin durması, çalışanlar nezdinde itibarının sarsılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, 6.5.2014 tarihli ön «inceleme duruşmasında» bu talebine ek olarak davacı-karşı davalı adına tescilli faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekilince ön inceleme celsesinde tazminat taleplerine ek olarak davacı-karşı davalı adına tescilli faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin istenilmesi «iddianın genişletilmesi yasağı» kapsamındadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1007 E. , 2017/3634 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/10/2015 tarih ve 2014/244-2015/795 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan vade farkı faizi ve cari hesaba dayalı 38.795,67 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kestiği 14.02.2014 tarihli vade farkı faturasının haksız olduğunu, müvekkilince iade edildiğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme hükmü bulunmadıkça vade farkı istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'nın 1530/4. maddesine göre faturanın borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda alacaklının faize hak kazandığı, buna göre yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının 36.926,42 TL faiz alacağının bulunduğu, ancak davacının vade farkı alacağını 33.078,18 TL olarak talep ettiği, bunun dışında satış sözleşmelerinden kaynaklanan bakiye davacı alacağının 5.717,49 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 5.717,49 TL asıl alacak, 33.078,18 TL vade farkı olmak üzere toplam 38.795,67 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vade farkı adı altında fatura düzenlemişse de bu faturaya dayalı isteminin temerrüt faizine ilişkin olduğunun anlaşılmasına, mahkemece de temerrüt faizi hesabı yapmak suretiyle karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine kaydından sonra 6102 sayılı TTK'nın 1530/4-a bendi uyarınca 30 gün eklenip bulunan bu tarihten her bir faturanın ödendiği tarihe kadar faiz hesabı yapılmak suretiyle, davacı tarafından hak kazanılan temerrüt faizi tutarının bulunması, 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri uyarınca mahsup işleminin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hangi satış faturasının ne zaman ödendiği ve dolayısıyla ne zamana kadar ve ne tutarda temerrüt faizine hak kazanıldığı belirtilmeyen, TBK'nın 100 vd. maddeleri uyarınca mahsup yapılmayan, davalı tarafından yapılan ara ödemeler ve ödeme tarihleri nazara alınmayan, sadece faturaların davalı tarafından deftere kaydından sonra 30 gün süre eklenip dava tarihine kadar temerrüt faizi hesaplandığı belirtilen, denetime elverişsiz bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde 38.795,67 TL'nin tahsilini istemiş, dava dilekçesine ekli cari hesap ekstresinde de önceki dönemden devir alacağını 9.350,49 TL, vade farkı faturası alacağını da 29.445,18 TL olarak gösterdiği gibi 18.07.2014 tarihli açıklama dilekçesinde de dava konusu edilen alacağın 9.350,49 TL'sinin cari hesap alacağı, 29.445,18 TL'nin ise vade faturasından kaynaklandığını belirtmiştir.
HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. HMK'nın 141. maddesinde ise "Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır." denilmek suretiyle iddia ve savunmayı genişletme yasağı ve bunun istisnaları açıklanılmıştır.
Somut olayda davacı vekili tarafından yukarıda açıklandığı üzere talep sonucu açıkça belirtildiği halde, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra 27.10.2015 tarihli son celsede dava dilekçesinde istenen 38.795,67 TL'nin 5.717,49 TL'sinin asıl alacak, bakiyesinin vade farkına ilişkin olduğu beyan edilmiştir. Davalının, iddianın genişletilmesine muvafakat verdiğine dair bir beyanı olmadığı halde mahkemece, davacı vekilinin 27.10.2015 tarihli celsedeki beyanı esas alınmak suretiyle dava dilekçesinde belirtilen ve 18.07.2014 tarihli dilekçede açıklanan talepler aşılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması da yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/350379600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz