Temlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/334 E. 2020/4760 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile, AKBNK 8.291,00, ALARK 160,00, DOHOL 2.126.166,00, DYHOL 126,00, AEFES 2.413,00, EREGL 401,00, GARAN 48.166,00, ISCTR 3.841,00, KCHOL 143.544,00, KRDMD 23.711,00, PETKM 455,00, PTOFS 2.000,00, SAHOL 135.294,00, ŞİŞE 33.797,00, TCELL 4.756,00, MIGRS 7,00 YKBNK 73.492,00 LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile beraber davacı ... Paşalar'a davalılar tarafından aynen iadesine, 120.000,00 DOHOL, 50.000,00 KCHOL LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte temlik alan davacı ...'e davalılar tarafından aynen iadesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/927 E. 2019/6572 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaPaşalar'a davalılar tarafından aynen iadesine, 120.000,00 DOHOL, 50.000,00 KCHOL LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte «temlik» alan davacı ...'e davalılar tarafından aynen iadesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu karardaBankasının davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» oluşmadığı, davalı aracı kurumun 4306 nolu davacı hesabında bulunan hisse senetlerini davalı bankanın 2 nolu hesabına davacının «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlalini oluşturduğu, davalı bankanın dava konusu senetlere davacının rızası dışında «zilyet» olduğu, bu nedenle TMK'nun 950/1 maddesi uyarınca «hapis hakkı» savunmasının da yerinde olmadığı, Belgin Paşalar ile dava dışı Hasan Tali'ye ait olan hesapların aslında tek bir hesap olarak işlemlere konu edildiği, hisse senetlerinin borsaya kote edilmesi sebebiyle değerleri ve semerelerinin sürekli değiştiği, 4306 nolu hesaptan 2 nolu hesaba virman tarihi 06/03/2003 olduğu, dava tarihi olan 04/03/2008 tarihinde dava konusu hisse senetlerini semereleri ile birlikte portföy tutarının 21.270.332,75 TL olduğu, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesi hakkına sahip oldukları, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir rehin hakkının bulunmadığı, HMK'nun 125/2 maddesinde dava açıldıktan sonra davacının dava konusunu bir başkasına «temlik» etmesi durumunda, devralmış olan kişinin görülmekte olan davada davacının yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre temlik alanın temlik aldığı tarihten önce davada yapılan işlemlerin tekrarlanmasını isteyemeyeceği, temlik alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip dava kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, Temlik alan ...’in 06/03/2013 tarihli dilekçesi ile temlik aldığı Doğan Holding'in 100 LOT, Koç Holding'in 100 LOT'luk kısımları da «dahil» olmak üzere Doğan Holding için davasını 120.000 LOT, Koç Holding için 50.000 LOT «hisse senedine» çıkartarak bu hisse senetlerinin 06/03/2003 tarihinden itibaren misli ve semereleri üzerindeki tüm hakları ile birlikte «temlik sözleşmesine» dayanarak kendisine aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği, «ıslah harcını» da yatırdığı, davacı ...
Paşalar da ...'e «temlik» etmiş olduğu, 120.000 LOT Doğan Holding, 50.000 LOT Koç Holding'e ait hisseleri ayrı tutarak bakiye kalan hisselere yönelik davasını 04/04/2014 tarihinde «ıslah» ettiği ve «ıslah harcını» da yatırdığından, buu durumda davacı ve temlik alan ıslah haklarını ayrı ayrı kullandıklarından aynı davada birden fazla ıslah yapılmadığı gerekçesiyle, davanın ka …
Paşalar'a davalılar tarafından aynen iadesine, 120.000,00 DOHOL, 50.000,00 KCHOL LOT hisse senetlerinin 06/03/2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte «temlik» alan davacı ...'e davalılar tarafından aynen iadesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah harcı · hapis hakkı · virman · zilyetlik · temlik sözleşmesi · rehin hakkı · infazda tereddüt · rehin
Benzer bu karardaBankasının davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» oluşmadığı, davalı aracı kurumun 4306 nolu davacı hesabında bulunan hisse senetlerini davalı bankanın 2 nolu hesabına davacının «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlalini oluşturduğu, davalı bankanın dava konusu senetlere davacının rızası dışında «zilyet» olduğu, bu nedenle TMK'nun 950/1 maddesi uyarınca «hapis hakkı» savunmasının da yerinde olmadığı, Belgin Paşalar ile dava dışı Hasan Tali'ye ait olan hesapların aslında tek bir hesap olarak işlemlere konu edildiği, hisse senetlerinin borsaya kote edilmesi sebebiyle değerleri ve semerelerinin sürekli değiştiği, 4306 nolu hesaptan 2 nolu hesaba virman tarihi 06/03/2003 olduğu, dava tarihi olan 04/03/2008 tarihinde dava konusu hisse senetlerini semereleri ile birlikte portföy tutarının 21.270.332,75 TL olduğu, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesi hakkına sahip oldukları, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir rehin hakkının bulunmadığı, HMK'nun 125/2 maddesinde dava açıldıktan sonra davacının dava konusunu bir başkasına «temlik» etmesi durumunda, devralmış olan kişinin görülmekte olan davada davacının yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre temlik alanın temlik aldığı tarihten önce davada yapılan işlemlerin tekrarlanmasını isteyemeyeceği, temlik alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip dava kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, Temlik alan ...’in 06/03/2013 tarihli dilekçesi ile temlik aldığı Doğan Holding'in 100 LOT, Koç Holding'in 100 LOT'luk kısımları da «dahil» olmak üzere Doğan Holding için davasını 120.000 LOT, Koç Holding için 50.000 LOT «hisse senedine» çıkartarak bu hisse senetlerinin 06/03/2003 tarihinden itibaren misli ve semereleri üzerindeki tüm hakları ile birlikte «temlik sözleşmesine» dayanarak kendisine aynen iadesine karar verilmesini talep ettiği, «ıslah harcını» da yatırdığı, davacı ...
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların «zamanaşımı» itirazının reddine dair kararına yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığına hükmedilmiş bulunduğundan, olayda uygulanması gerekli olan zamanaşımının 10 yıl olduğu, zamanaşımı itirazına yönelik temyiz itirazlarının da reddedilmiş olduğu, hükmün zamanaşımı itirazı yönünden kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, davalıların zamanaşımı itirazlarının yeniden değerlendirilmesine yer olmadığı kanaatine varıldığı, taşınır «rehininin» kurulmasında aranan koşulların rehine konu olan eşyanın belirli olmasına bağlı olduğu, tarafların hangi menkul kıymet üzerinde rehin kurulduğunu bilmeleri ve bunu belirtmeleri gerektiği, «kredi sözleşmesinin» 51. maddesinde menkul kıymetlerin açıkça belirlenmediği, rehin senedi ve «taahhütnamesinde» rehine konu kıymetlerin ekte olduğunun belirtildiği ancak ekte bir listenin görülmediği, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarruf ettiğine dair birçok işlem ve «virman» olduğu, davacının 4306 nolu hesabı üzerinde tasarrufunu engelleyen bir blokajının bulunmadığı, İstanbul 7.
Paşalar da ...'e «temlik» etmiş olduğu, 120.000 LOT Doğan Holding, 50.000 LOT Koç Holding'e ait hisseleri ayrı tutarak bakiye kalan hisselere yönelik davasını 04/04/2014 tarihinde «ıslah» ettiği ve «ıslah harcını» da yatırdığından, buu durumda davacı ve temlik alan ıslah haklarını ayrı ayrı kullandıklarından aynı davada birden fazla ıslah yapılmadığı gerekçesiyle, davanın ka …
… acı tarafça, davalı ...Ş. nezdindeki hesabında bulunan hisse senetlerinin talimatı olmaksızın diğer davalı bankanın, davalı ...Ş.'deki hesabına hukuka aykırı olarak «virman» yapılması nedeniyle hisse senetlerinin semeresiyle iadesi istemine ilişkin olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne, davacı ve «temlik» alana ait dava konusu hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte davalılardan aynen iadesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/304 E. 2023/4409 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz karardaPaşalar'a davalılar tarafından aynen iadesine, 120.000,00 DOHOL, 50.000,00 KCHOL LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte «temlik» alan davacı ...'e davalılar tarafından aynen iadesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «temlik» alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip davaya kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen «takas» ve «ödemezlik defiine» davacının «muvafakat» vermediği, davacı ile davalı banka arasında akdedilen «rehin sözleşmesinin» belirlilik ilkesine aykırılık taşıdığı, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesini isteyebilecekleri, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» bulunmadığı, davalı aracı kurumunda davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davalı bankanın hesabına «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 8.291 Lot Akbank hissesinin dava tarihi 04.03.2008 itibariyle semereleri ile birlikte (temettü + «bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 27.938,80 Lot Akbank hissesinin, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 160 Lot ALRK H hissesinin dava tarihi 04.03.2008 i …
Paşalar'a aynen iadesine, «temlik» alan ...'in hisse senetleri ve bu senetlerin 06.03.2003 başlangıç tarihinden dava tarihi olan 04.03.2008 tarihinde 120.000 Lot, DOHOL hissesinin, semereleri ile birlikte (temettü +«bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 397.800,48 Lot DOHOL hissesinin 04.03.2008 tarihinde 50.000 Lot, KCHOL hissesinin, semereleri ile birlikte (temettü + bedelsiz ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 381.215,33 Lot KCHOL hissesinin davacı temlik alan ...'e aynen iadesine, hisse senetlerinin aynen iadesinin mümkün olmaması durumunda 2004 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesinin «son» fıkrası hükmünün uygulanmasına karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/754 E., 2008/754 K. sayılı dosyasının güçlü delil teşkil ettiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, «ıslah» ile ileri sürülen alacak talebinin «zamanaşımına» uğradığını, davacı ve «temlik» alanın ayrı ayrı iki kez ıslah dilekçesi verdiğini, bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğini, aksi düşüncenin temlik hükümlerinin kötü niyetle uygulanmasına sebebiyet verebileceğini, cevap dilekçesinin yasal sürede sunulduğunu, bu cevapta «takas- mahsup», «ödemezlik defilerini» ileri sürdüklerini, dilekçeyi verenin muradına bakılması gerektiğini, bu defilerinin nazara alınmadığını, müvekkilinin alacağının incelenmediğini, müvekkilinin de zarara uğramamak, kendi alacağını ispatlamak ve bu miktarı belirleyip defilerine esas olmak üzere «itirazın iptali davası» açtığını, «rehin hakkının» geçerli olduğunu, müvekkilinin kanuni «hapis hakkını» kullandığını, lex commissoria «yasağına» aykırılığın bulunmadığını, tüm itiraz ve defilerle ödemezlik defini tekrar ettiklerini, rehin hakkının «geçersizliğinin» yıllar sonra ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» taşıdığını, kimsenin kendi sebep olduğu geçersizlikten kendi lehine haklar çıkaramayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının davacıların bedelli «sermaye artırımına» katılmadıkları halde katıldığı varsayımına dayalı düzenlendiğini, böylece fazla «hisse senedi» hesaplandığını, talebin aşıldığını, davacıların sadece temettü alacakları olarak ferileri belirlediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ödemezlik defi · menkul rehni · takas mahsup defi · hapis hakkı · rehin sözleşmesi · virman · dürüstlük kuralına aykırılık · takas-mahsup
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2006/754 E., 2008/754 K. sayılı dosyasının güçlü delil teşkil ettiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, «ıslah» ile ileri sürülen alacak talebinin «zamanaşımına» uğradığını, davacı ve «temlik» alanın ayrı ayrı iki kez ıslah dilekçesi verdiğini, bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğini, aksi düşüncenin temlik hükümlerinin kötü niyetle uygulanmasına sebebiyet verebileceğini, cevap dilekçesinin yasal sürede sunulduğunu, bu cevapta «takas- mahsup», «ödemezlik defilerini» ileri sürdüklerini, dilekçeyi verenin muradına bakılması gerektiğini, bu defilerinin nazara alınmadığını, müvekkilinin alacağının incelenmediğini, müvekkilinin de zarara uğramamak, kendi alacağını ispatlamak ve bu miktarı belirleyip defilerine esas olmak üzere «itirazın iptali davası» açtığını, «rehin hakkının» geçerli olduğunu, müvekkilinin kanuni «hapis hakkını» kullandığını, lex commissoria «yasağına» aykırılığın bulunmadığını, tüm itiraz ve defilerle ödemezlik defini tekrar ettiklerini, rehin hakkının «geçersizliğinin» yıllar sonra ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» taşıdığını, kimsenin kendi sebep olduğu geçersizlikten kendi lehine haklar çıkaramayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının davacıların bedelli «sermaye artırımına» katılmadıkları halde katıldığı varsayımına dayalı düzenlendiğini, böylece fazla «hisse senedi» hesaplandığını, talebin aşıldığını, davacıların sadece temettü alacakları olarak ferileri belirlediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «temlik» alanın temlik aldığı kısım yönünden davada davacı yerine geçip davaya kaldığı yerden devam edeceğinden birlikte yürütülen kısımlar yönünden her bir davacının «ıslah» hakkını ayrı ayrı kullanabileceği, birinde kullanılan ıslah imkanının diğerinde kullanılmış sayılmayacağı, cevap dilekçesi ile ileri sürülmeyen «takas» ve «ödemezlik defiine» davacının «muvafakat» vermediği, davacı ile davalı banka arasında akdedilen «rehin sözleşmesinin» belirlilik ilkesine aykırılık taşıdığı, davacıların hisse senetlerini semereleri ile birlikte iadesini isteyebilecekleri, davalı bankanın davaya konu menkul kıymetler üzerinde hukuken geçerli bir «rehin hakkının» bulunmadığı, davalı aracı kurumunda davacı hesabında bulunan hisse senetlerinin davalı bankanın hesabına «rızası» olmaksızın «virmanlamasının» lexcommisoria «yasağının» ihlal ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 8.291 Lot Akbank hissesinin dava tarihi 04.03.2008 itibariyle semereleri ile birlikte (temettü + «bedelsiz» ödemeli sermaye artışı ile ulaştığı miktar olan) 27.938,80 Lot Akbank hissesinin, 06.03.2003 başlangıç tarihinde 160 Lot ALRK H hissesinin dava tarihi 04.03.2008 i …
Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 28.04.2008 tarihli cevap dilekçesinde hisse senetlerinin satışının yapılarak kredi borcuna «mahsup» edildiğinin belirtildiğini, davacı vekilinin 04.11.2003 tarihli «ihtarnamesi» ile kredi borcunun kabul ve ikrarıyla kredinin kat’ini, hisse senetlerinin de borca mahsubunu talep ettiğini, bu nedenle mahsup işleminin yapıldığını, «takas- mahsup definin» yapıldığını, İstanbul 7.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/519 E., 2008/18 K. sayılı dosyasının işbu dava için emsal teşkil etmeyeceğini, müvekkili bankanın davacı aleyhine başlattığı «icra takibine itiraz» üzerine açtıkları «itirazın iptali davası» önce işbu dava ile birleştirilmişse de Mahkemenin «tefrik» kararının yerinde olmadığını, «takas- mahsup defilerinin» 04.03.2008 olan dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmelere göre bankanın davacıya açtığı kredinin diğer davalıda bulunan davacıya ait hesaba geçtiği ve oradan da davacı adına «hisse senedi» alındığını, SPK’nın da uygun bulduğu işlemle davacıya ait hisse senetlerinin borsada satılıp bedelinin borçtan mahsup edildiğini, halen bakiye alacaklarının bulund …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3326 E. 2015/12612 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse senedi · satım sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı yatırım kuruluşunda menkul kıymet alım «satım sözleşmesi» yaparak hesabına 6.200 TL para yatırdığı ve davalı şirketin «hisse senedi» işlemleri müdürü olan A.
Holding Hisse senedi alınmasına ilişkin talimat verildiği yönünden bir belgenin sunulmadığı, davacının 4000 lot DOHOL «hisse senedi» sahibi olduğuna ilişkin davalı çalışanı tarafından davacıya verilen belgenin altındaki bir imzanın sahte olduğu, ayrıca anılan hisse miktarı kadar davacı hesabında …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/334 E. , 2020/4760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.12.2018 gün ve 2018/227-2018/1219 sayılı kararı bozan Daire'nin 22.10.2019 gün ve 2019/927 - 2019/6572 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...de 4306 nolu hesabının bulunduğunu, hesapta bulunan birçok hisse senedinin davalının 2 no’lu hesabına İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kapalıyken herhangi bir talimat bulunmaksızın virman yapıldığını, bu hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinde müvekkilinin hesabından davalıdaki 2 nolu hesaba giden ancak Data Menkul Kıymetler müşterisine ait olduğu iddiası ile fon tarafından 2 nolu hesap sahibi Anadolubank'tan talep edilen hisse senetleri dışında kalan hisse senetleri olduğunu, müvekkilinin 4306 nolu hesabında 2 grup hisse senedi bulunduğunu, talepleri dışındaki hisse senetlerinin dava dışı Data aracı kurum müşterilerine ait olduğunu, davalı tarafından 4306 nolu hesapta bulunan müvekkiline ait hisse senetleri ve dava dışı Data Aracı Kurum müşterilerine ait tüm hisselerin davalı aracı kurumda bulunan 2 nolu hesaba müvekkilinin herhangi bir talimatı olmaksızın rıza dışı virmanlandığını, dava dışı Data aracı kurum müşterileri adına yatırımcıları koruma fonunun müvekkilinin 4036 nolu hesabında bulunup da 2 nolu hesaba giden hisse senetleri için İstanbul 7.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/519 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda 2008/18 sayılı karar ile hisse senetlerinin müvekkilinin 4306 nolu hesabından diğer davalının 2 nolu hesabına virmanlanmasının usulsüz olduğu, davalıların rehin iddialarının geçersiz ve usulsüz olduğunun kararda açıklandığını, 07.03.2005 tarihinde davalı aracı kuruma ihtarname gönderilerek müvekkillerine ait hisse senetlerinin akıbeti ve müvekkillerine teslim edilmeyen bilgi, belge ve sözleşme örnekleri ile müvekkili hakkında alacak iddia edilmekte ise dava icra dosyası bilgilerinin bildirilmesinin istendiğini, ancak aracı kurumun ihtarlarına açıklayıcı herhangi bir cevaplarının olmadığını, bunun üzerine SPK'ya müracaat edildiğini, SPK'ya yapılan müracaat üzerine 4306 nolu hesaptan bazı hisse senetlerinin davalı aracı kurumda bulunan 2 nolu hesaba müvekkillerinin talimatı olmaksızın geçirildiğini öğrendiklerini, SPK'dan alınan bilgi ve belgelerden sonra 29.04.2005 tarihli ihtarname ile davalıdan yeniden hisselerin akıbeti konusunda açıklayıcı bilgi talep edildiğini ancak davalının herhangi bir cevap vermediğini, 16.03.2007 tarihinde davalıya yeniden ihtarname gönderilerek müvekkilinin hesabı ile ilgili bilgi alma haklarının devamlı olarak ihlal edildiğini, 4306 nolu hesapla ilgili hesap ekstresinin 01.03.2003 tarihinden sonra gerçekleşecek tüm hareketleri gösterir şekilde gönderilmesinin istendiğini ancak davalı aracı kurumun bu ihtarnameye de herhangi bir cevap vermediğini, müvekkili ile davalı aracı kurum arasında imzalanmış olan telefon ve faks talimatları sözleşmesinin 4.
maddesinde telefon ile verilen talimatların teyidi niteliğindeki faks mesajlarına atıf yapıldığını, faks ile gönderilen talimatların daha önce telefon ile verilmiş bulunan talimatların teyidi niteliğini taşıdığını, dava konusu olayda ise ne faks ne de telefon ile virman hakkında müvekkilinin herhangi bir talimatının bulunmadığını, 08.10.1998 tarihli 23487 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğin 9. maddesinde de; müşterilerden gerek seans sırasında gerekse seans öncesinde telefon ve benzeri şekillerde müşteri imzası olmaksızın emir alınabileceği, bu emirlerde ispat yükümlülüğünün aracı kuruluşa ait olduğu, müşteri mutabakatını içermeyen aracı kuruluş kayıtlarının tek taraflı delil oluşturulamayacağının düzenleme konusu yapıldığını, davalı aracı kurumun hisse senetlerini davacının rızası ile virmanladığını, müşteri mutabakatı içeren şekilde ispatlaması gerektiğini, davalının müvekkilinin hesabında onun adına ve namına Takasbank'ta menkul kıymetleri saklaması gerekirken saklamadığını, vedia akdinden dolayı yükümlülüklerini ihlal ettiğini, sermaye piyasası araçları alım satımına ilişkin aracılık sözleşmesi seri V46 nolu tebliğ uyarınca sahip olduğu vekalet görevini kötüye kullandığını, müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, müvekkilinin hisse senetlerini talimatı olmaksızın taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak hesabından virmanlandığını, müvekkilinin eşinin 3.
kişilerden aldığı ölüm tehditleri sebebiyle zor günler geçirdiğini ve çocuklarının daha güvende olmasını sağlamak amacıyla 06.03.2003 tarihinde yurtdışına çıktığını ileri sürerek, davalıların müvekkilinin talimatı olmaksızın rızası dışında 2 nolu hesaplarına virmanladığı menkul kıymetlerin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 06.03.2003 tarihinden itibaren tüm semereleri ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla hisse senetlerinin misli ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla talebini artırmıştır.
Temlik alan ..., davacı ... ile akdetmiş olduğu temliknameyi ibraz ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla temlike konu Doğan Holding 100 Lot ve Koç Holding 100 Lot hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren misli ve semereleri üzerindeki Anadolubank A.Ş. ve ...den hukuki ve cezai dahil her türlü dava açma hakları, gayrikabili rücu olarak temlik alana geçtiğinden ... Paşalar yanında davacı sıfatıyla davaya dahil edilmesi talebinde bulunmuş, ıslahla talebini arttırmıştır.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile, AKBNK 8.291,00, ALARK 160,00, DOHOL 2.126.166,00, DYHOL 126,00, AEFES 2.413,00, EREGL 401,00, GARAN 48.166,00, ISCTR 3.841,00, KCHOL 143.544,00, KRDMD 23.711,00, PETKM 455,00, PTOFS 2.000,00, SAHOL 135.294,00, ŞİŞE 33.797,00, TCELL 4.756,00, MIGRS 7,00 YKBNK 73.492,00 LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile beraber davacı ... Paşalar'a davalılar tarafından aynen iadesine, 120.000,00 DOHOL, 50.000,00 KCHOL LOT hisse senetlerinin 06.03.2003 tarihinden itibaren semereleri ile birlikte temlik alan davacı ...'e davalılar tarafından aynen iadesine dair verilen kararın davalılar vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Taraf vekilleri, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 20,80 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen taraflardan ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 05.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/612126500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz