Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2482 E. 2020/3896 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
nispi harç↗ nispi karar harcı↗ kesin mehil↗ harç tamamlama↗ maktu harç↗ eksik harç↗ delil niteliği↗ ek mehil↗ sahtelik↗ müteselsil kefil↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ menfi tespit↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, sahteliğinin tespiti istenen kredi sözleşmesi Akçaabat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/130 Esasına kayden yürütülen davada bu taleplerin değerlendirildiği, kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği ve derecaattan geçerek Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2014/9913 esas ve 2014/16873 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı şirketin dava dışı Ata Temizlik Hizmetleri İnşaat AŞ.'nin müşterek ve müteselsil kefili olarak imzaladığı 26.05.2006 tarihli kredi sözleşmesi ile kredi ilişkisinin başlaması ve kredinin kullanılması karşısında dava dışı borçlu şirketin temsilcisinin sözleşme tarihi itibariyle yetkili olmadığının ileri sürülmesinin davacının kefil olduğu sözleşmeyi etkilemeyeceği, mahkemece kesin hükümden dolayı ret kararı verilmiş ise de, kesin hükümden bahsedilebilmesi için davanın konusunun ve taraflarının aynı olması gerektiği, Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/130 Esas sayılı dosyasındaki tarafların bu dosyada taraf olmadığını bu nedenle eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, mahkemece kesin hükümden ret kararı verilmesinin gerekçe yönünden hatalı olduğu, ancak bu dava dosyasının eldeki dava dosyası için esaslı delil niteliğinde olduğu, mahkemece gerekçede hata yapıldığı ancak kararın sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 72. maddesine göre sözleşmenin geçersizliğine dayalı borçlu bulunmadığının tespiti davasıdır. Uyuşmazlığa ilişkin olayları anlatma taraflara, hukuki tasvif ile davanın niteliğinin tespiti mahkemeye aittir. Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında 26.05.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinin sahte olduğunu ve sözleşmeden kaynaklı hukuki ilişkinin tarafı bulunmadığının tespitini talep etmiş olmakla söz konusu davanın sözleşmeden kaynaklı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, menfi tespit istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanun'nun 28. maddesi uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir.
Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup, mahkemece Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca nispi harcın yatırılması konusunda kesin mehil verilmesi ve yatırılmadığında ise bu madde hükümlerince işlem yapılması gerekirken eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam olunması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8320 E. 2022/9492 K.
Ortak:sahtelik · kredi sözleşmesi · kesin hüküm · dava şartı · Tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, «sahteliğinin» tespiti istenen «kredi sözleşmesi» Akçaabat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/130 Esasına kayden yürütülen davada bu taleplerin değerlendirildiği, «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği ve derecaattan geçe …
Bölge adliye mahkemesince, davacı şirketin dava dışı Ata Temizlik Hizmetleri İnşaat AŞ.'nin müşterek ve «müteselsil kefili» olarak imzaladığı 26.05.2006 tarihli «kredi sözleşmesi» ile kredi ilişkisinin başlaması ve kredinin kullanılması karşısında dava dışı borçlu şirketin «temsilcisinin» sözleşme tarihi itibariyle yetkili olmadığının ileri sürülmesinin davacının kefil olduğu sözleşmeyi etkilemeyeceği, mahkemece «kesin» hükümden dolayı ret kararı verilmiş ise de, kesin hükümden bahsedilebilmesi için davanın konusunun ve taraflarının aynı olması gerektiği, Akçaabat 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/130 Esas sayılı dosyasındaki tarafların bu dosyada taraf olmadığını bu nedenle eldeki dava için «kesin» hüküm oluşturmayacağı, mahkemece kesin hükümden ret kararı verilmesinin gerekçe yönünden hatalı olduğu, ancak bu dava dosyasının eldeki dava dosyası için esaslı «delil niteliğinde» olduğu, mahkemece gerekçede hata yapıldığı ancak kararın sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hü …
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin 2014/9913 Esas 2014/16873 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, huzurdaki davada da «sahteliğin» tespitinin istenen «kredi sözleşmesinin» yukarıda zikredilen dosyalar da değerlendirildiğinden «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/130 Esas 2011/528 Karar sayılı ilamı ile yargılama yapıldığı, aynı «sahtelik» iddiasının mahkemece kabul edildiği, Kapatılan Yargıtay 19.
Hukuk Dairesi'nin 21.01.2013 tarih 2012/12873 Esas 2013/938 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere Trabzon 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/315 Esas ve 2008/315 Esaslarına kayden yürütülen davalarda Akçaabat 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/130 Esasına kayden yürütülen davada bu taleplerin değerlendirildiği «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozmaya uyularak karar verildikten sonra Yargıtay 19.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14502 E. 2017/127 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · feragat · yargılama gideri · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkeme kararı verildikten sonra davacı vekili mahkemeye vermiş olduğu 01/11/2016 tarihli dilekçe ile mahkeme kararında belirtilen «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» alacağından «feragat» ettiği ve vekaletnamesinde feragat «yetkisinin» bulunduğu anlaşılmaktadır.
2-Mahkemece «anonim şirketin» ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Davacı vekilinin mahkeme kararında yazılı bulunan «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» alacağından hükümden sonra «feragat» etmiş bulunması gözetilerek bu konuda bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, davacının ortağı olduğu A.Ş.'nin alacaklı olduğu icra takibi yönünden geçerli olmak üzere A.Ş.'nin ihyasına ve davalının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» ile sorumluluğuna karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2482 E. , 2020/3896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04.10.2017 tarih ve 2013/130 E. - 2017/475 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 21.06.2018 tarih ve 2018/860 E. - 2018/903 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı Ata temizlik Ltd. Şti. arasında akdedilen ve davacı şirketin müşterek müteselsil kefil olduğu 26.05.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde kredi başvurusu yapan dava dışı Ata Temizlik Şti'nin temsilcisi sıfatıyla imza atanın temsil ve ilzama yetkili olmadığını, sözleşme imzalama yetkisi bulunmayan bu kişinin şirketi temsil yetkisi verildikten sonra kredinin kullandırıldığını bu nedenle HMK'nın 106/1. madde uyarınca davacı şirketin kredi taahhütnamesinde taraf olamayacağını belirterek davacı şirketin 26.05.2006 tarihli kredi taahhütnamesine dair hukuki işlemde taraf olmadığının ve sözleşmenin sahte olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının eda davası açması gerekirken tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını, daha önce yargılama konusu yapılmış maddi vakaya dayanılarak aynı istemde bulunamayacağını, davacının 26.05.2006 tarihli geçerli olduğu bilinen GKS’de müşterek müteselsil kefaleti olduğundan ve Günbay Ltd. Şti’nin asaleten ve kefaleten borçlarının teminatı olarak verilen ipoteğin dava dışı Ata Temizlik Ltd. Şti’nin borçlarını da kapsadığını bu nedenle fek edilmeyen ipoteklerin, ipotek borçlularınca ödeme yapılarak fekkedildiğini, geçerli bir borç ilişkisine dayalı olarak dava dışı Ata Temizlik Şti'ne verilen kredinin ödendiği tarihte şirket yetkilisinin imzasının bulunduğunu ve kullandırılan krediyi tahsil etme hakkının davalı bankaya ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, sahteliğinin tespiti istenen kredi sözleşmesi Akçaabat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/130 Esasına kayden yürütülen davada bu taleplerin değerlendirildiği, kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği ve derecaattan geçerek Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2014/9913 esas ve 2014/16873 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı şirketin dava dışı Ata Temizlik Hizmetleri İnşaat AŞ.'nin müşterek ve müteselsil kefili olarak imzaladığı 26.05.2006 tarihli kredi sözleşmesi ile kredi ilişkisinin başlaması ve kredinin kullanılması karşısında dava dışı borçlu şirketin temsilcisinin sözleşme tarihi itibariyle yetkili olmadığının ileri sürülmesinin davacının kefil olduğu sözleşmeyi etkilemeyeceği, mahkemece kesin hükümden dolayı ret kararı verilmiş ise de, kesin hükümden bahsedilebilmesi için davanın konusunun ve taraflarının aynı olması gerektiği, Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/130 Esas sayılı dosyasındaki tarafların bu dosyada taraf olmadığını bu nedenle eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı, mahkemece kesin hükümden ret kararı verilmesinin gerekçe yönünden hatalı olduğu, ancak bu dava dosyasının eldeki dava dosyası için esaslı delil niteliğinde olduğu, mahkemece gerekçede hata yapıldığı ancak kararın sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 72. maddesine göre sözleşmenin geçersizliğine dayalı borçlu bulunmadığının tespiti davasıdır. Uyuşmazlığa ilişkin olayları anlatma taraflara, hukuki tasvif ile davanın niteliğinin tespiti mahkemeye aittir. Her ne kadar davacı davasını tespit olarak nitelendirmiş ise de dava dilekçesinin talep kısmında 26.05.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinin sahte olduğunu ve sözleşmeden kaynaklı hukuki ilişkinin tarafı bulunmadığının tespitini talep etmiş olmakla söz konusu davanın sözleşmeden kaynaklı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu göstermekte olup, menfi tespit istemine konu davada menfi tespite konu miktar üzerinden Harçlar Kanun'nun 28. maddesi uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir.
Dava maktu harç yatırılarak açılmış olup, mahkemece Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca nispi harcın yatırılması konusunda kesin mehil verilmesi ve yatırılmadığında ise bu madde hükümlerince işlem yapılması gerekirken eksik harç tamamlatılmadan yargılamaya devam olunması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607417300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz