Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3271 E. 2020/3149 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
emniyeti suistimal↗ vekalet ilişkisi↗ güven ilişkisi↗ tanıma↗ sözleşmeye aykırılık↗ cezai şart↗ ek prim↗ maddi ve manevi tazminat↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, taraflar arasında imzalanmış bulunan iş akdi uyarınca davacının davalıdan cezai şart talebine ilişkindir.
Davalı ile davacı arasında 28.07.2010 tarihli iş sözleşmesi mevcut olup, buna göre davalı davacı yanında genel müdür olarak çalışmaktadır. Anılan iş sözleşmesine aykırılık iddiası ile davacı haklı nedenle iş akdini feshettiğini bildirmiştir. Yine anılan iş bu sözleşmenin 14/h maddesi uyarınca da cezai şart talebinde bulunmuştur. Söz konusu madde, “ Emniyeti kötüye kullanan, işverenin veya iş yerinin mesleki sırlarını yayan eleman derhal bir tutanak tutularak işten çıkarılır. Bu durumda iş gören, işverene son aldığı aylık brüt ücretin 12 katından aşağı olmamak üzere cezai şart bedeli öder. Ayrıca işverenin maddi ve manevi tazminat hakkı mahfuzdur.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece, cezai şart talebini içeren yukarıda bahsi geçen madde metninde yer alan “emniyeti suiistimal” ibaresi TCK kapsamında teknik bir suçu içerecek şekilde değerlendirilmiş ve davalı yanın eylemlerinin emniyeti suiistimal suçuna vücut vermeyeceği ve bu hali ile cezai şart talebinin yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı ve davalı arasında vekalet ilişkisi söz konusu olup bu ilişkinin türü gereği taraflar arasında yoğun güven ilişkisinin olması beklenir. Hal böyle iken, mahkemenin emniyeti suistimal kavramını ceza kanununda tanımını bulan bir suç türüne indirgeyerek dar yorum yapması doğru olmadığı gibi, davacının davalı tarafın şirketi kârlı göstererek fazladan prim aldığı iddiası da dahil diğer iddialarının şirket bilançosu, taraflar arasında görülen ceza davası dosyası incelenmeksizin hüküm tesisi de doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sözleşmeye aykırılık | Cezai şart | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2480 E. 2023/4902 K.
Ortak:emniyeti suistimal · güven ilişkisi · tanıma · cezai şart · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBu durumda iş gören, işverene «son» aldığı aylık brüt ücretin 12 katından aşağı olmamak üzere «cezai şart» bedeli öder.
Hal böyle iken, mahkemenin «emniyeti suistimal» kavramını ceza kanununda «tanımını» bulan bir suç türüne indirgeyerek dar yorum yapması doğru olmadığı gibi, davacının davalı tarafın şirketi kârlı göstererek fazladan «prim» aldığı iddiası da «dahil» diğer iddialarının şirket bilançosu, taraflar arasında görülen ceza davası dosyası incelenmeksizin hüküm tesisi de doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme i …
Dava, taraflar arasında imzalanmış bulunan iş akdi uyarınca davacının davalıdan «cezai şart» talebine ilişkindir.
Benzer bu kararda… raflar arasındaki sözleşmenin 14/h fıkrasında emniyeti kötüye kullanan, işverenin veya işyerinin mesleki sırlarını yayan elemanın iş akdinin derhal feshedileceği ve «son» aylık bürüt ücretinin 12 katı «cezai şart» ödeyeceğinin hüküm altına alındığını, davalı eyleminin ceza kanunları kapsamında «emniyeti suistimal» kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… 6.2020 tarih, 2018/3271 E. ve 2020/3149 K. sayılı kararıyla davacı ve davalı arasında vekâlet ilişkisinin olduğuna, bu ilişkinin türü gereği taraflar arasında yoğun «güven ilişkisinin» beklenildiğine, hal böyle iken, mahkemenin «emniyeti suistimal» kavramını ceza kanununda «tanımını» bulan bir suç türüne indirgeyerek dar yorum yapmasının doğru olmadığına keza iddialara ilişkin yeterli incelemenin de yapılmadığına işaret edilerek bozulmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili genel müdürü olduğu iddia edilen davalının sözleşmeye aykırı eylemleri sebebiyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik · taraf ehliyeti · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu karardaŞ. ile davalı tarafından usulsüz işlemlerin yapıldığı belirtilen Klüh Catering Yemek Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ayrı «tüzel kişilikleri» olduğu, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 05.08.2015 tarih, 2015/786 E. ve 2015/678 K. sayılı kararı ile iş mahkemesinin «görevli» olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili genel müdürü olduğu iddia edilen davalının sözleşmeye aykırı eylemleri sebebiyle «cezai şart» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3271 E. , 2020/3149 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02/05/2016 gün ve 2016/76 - 2016/357 sayılı kararı onayan Daire'nin 24/04/2018 gün ve 2016/11089 - 2018/3035 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketle imzalamış olduğu iş akdinin 14/f ve 14/h maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davalının iş akdinin haklı sebeple feshedilmesi nedeniyle cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürerek cezai şartın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, taraflar arasında imzalanmış bulunan iş akdi uyarınca davacının davalıdan cezai şart talebine ilişkindir.
Davalı ile davacı arasında 28.07.2010 tarihli iş sözleşmesi mevcut olup, buna göre davalı davacı yanında genel müdür olarak çalışmaktadır. Anılan iş sözleşmesine aykırılık iddiası ile davacı haklı nedenle iş akdini feshettiğini bildirmiştir. Yine anılan iş bu sözleşmenin 14/h maddesi uyarınca da cezai şart talebinde bulunmuştur. Söz konusu madde, “ Emniyeti kötüye kullanan, işverenin veya iş yerinin mesleki sırlarını yayan eleman derhal bir tutanak tutularak işten çıkarılır. Bu durumda iş gören, işverene son aldığı aylık brüt ücretin 12 katından aşağı olmamak üzere cezai şart bedeli öder. Ayrıca işverenin maddi ve manevi tazminat hakkı mahfuzdur.” hükmünü içermektedir.
Mahkemece, cezai şart talebini içeren yukarıda bahsi geçen madde metninde yer alan “emniyeti suiistimal” ibaresi TCK kapsamında teknik bir suçu içerecek şekilde değerlendirilmiş ve davalı yanın eylemlerinin emniyeti suiistimal suçuna vücut vermeyeceği ve bu hali ile cezai şart talebinin yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacı ve davalı arasında vekalet ilişkisi söz konusu olup bu ilişkinin türü gereği taraflar arasında yoğun güven ilişkisinin olması beklenir. Hal böyle iken, mahkemenin emniyeti suistimal kavramını ceza kanununda tanımını bulan bir suç türüne indirgeyerek dar yorum yapması doğru olmadığı gibi, davacının davalı tarafın şirketi kârlı göstererek fazladan prim aldığı iddiası da dahil diğer iddialarının şirket bilançosu, taraflar arasında görülen ceza davası dosyası incelenmeksizin hüküm tesisi de doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 24.04.2018 tarih, 2016/11089 Esas-2018/3035 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 24/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606444800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz