İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5053 E. 2020/2561 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kapalı fatura↗ navlun alacağı↗ navlun↗ ticari defter kayıtları↗ ticari defter↗ fatura↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu faturaların ödendiğinin belirtildiği, davacının fatura konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği, ayrıca davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davalının delil olarak dayandığı faturalar kapalı fatura olarak düzenlenmiş ve kanuna uygun tutulmuş ticari defterlerinde fatura bedellerinin kasadan peşin ödendiği şeklinde kayıt düşülmüş ise de, davalının savunmasında önce dava konusu navlun alacağının banka aracılığıyla davacıya ödendiğini, sonrasında ise ödemelerin davacının yükü teslim eden şoförlerine elden yapıldığını ifade etmiş olmasına ve böylelikle kendi dayandığı delilin aksini savunmuş olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13370 E. 2018/6380 K.
Ortak:kapalı fatura · navlun · ticari defter · fatura · e-defter · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davalının delil olarak dayandığı faturalar «kapalı fatura» olarak düzenlenmiş ve kanuna uygun tutulmuş «ticari defterlerinde» fatura bedellerinin kasadan peşin ödendiği şeklinde kayıt düşülmüş ise de, davalının savunmasında önce dava konusu «navlun alacağının» banka aracılığıyla davacıya ödendiğini, sonrasında ise ödemelerin davacının yükü «teslim» eden şoförlerine elden yapıldığını ifade etmiş olmasına ve böylelikle kendi dayandığı delilin aksini savunmuş olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440.maddesinde s …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının «ticari defter» ve kayıtlarında dava konusu faturaların ödendiğinin belirtildiği, davacının «fatura» konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği, ayrıca davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Benzer bu kararda… ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen elden ödemelerin hepsinin ödenme tarihinin dava konusu «fatura» tarihlerinden önce olduğu, ayrıca akaryakıt ödeme listesinin dayanaklarının ve taraflarca dosyaya sunulan «ticari defter» ve belgelerin incelenmediği anlaşılmaktadır.
… dava konusu alacağı konusunda alacağının varlığı hususunda bir tartışmanın bulunmadığı, ancak davalı kooperatifin dava konusu alacakları akaryakıt bedeli olarak ve «çek» «ciro» etmek suretiyle ... olduğu, yine «kapalı fatura» bedellerinin ödemeye «karine» olduğu ve kapalı fatura bedeli toplamı ile ödemelerin toplamının dava konusu alacak miktarından daha fazla olduğu, bu nedenle alacağının ödenmiş olduğu, yine ilçede geçerli «ticari örf adete» göre akaryakıt bedeli olarak ödemenin yapıldığı ve kısmen elden ödeme uygulamasının da bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine ve takip konusu alacağın % 20' si olan 34.001,40 TL «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, «ispat yükünün» borcu ödediğini savunan davalı üzerinde olduğu gözetilerek taraflarca dosyaya sunulan «ticari defter» ve belgeler incelendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari örf ve adet · karine · ciro · icra takibine itiraz · taşıma sözleşmesi · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… dava konusu alacağı konusunda alacağının varlığı hususunda bir tartışmanın bulunmadığı, ancak davalı kooperatifin dava konusu alacakları akaryakıt bedeli olarak ve «çek» «ciro» etmek suretiyle ... olduğu, yine «kapalı fatura» bedellerinin ödemeye «karine» olduğu ve kapalı fatura bedeli toplamı ile ödemelerin toplamının dava konusu alacak miktarından daha fazla olduğu, bu nedenle alacağının ödenmiş olduğu, yine ilçede geçerli «ticari örf adete» göre akaryakıt bedeli olarak ödemenin yapıldığı ve kısmen elden ödeme uygulamasının da bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine ve takip konusu alacağın % 20' si olan 34.001,40 TL «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan faturalar için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, kooperatif ortakları tarafından yapılan taşımaların ödemesinin gönderen tarafından davalı kooperatife yapıldığı, davalı kooperatifin ise «navlun» ücretlerinin bir kısmını ortaklarının akaryakıt borcunun ödenmesi yoluyla ödediği hususları taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durumda, mahkemece, «ispat yükünün» borcu ödediğini savunan davalı üzerinde olduğu gözetilerek taraflarca dosyaya sunulan «ticari defter» ve belgeler incelendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5053 E. , 2020/2561 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13/04/2016 gün ve 2014/20-2016/308 sayılı kararı bozan Daire'nin 21/05/2018 gün ve 2016/11904 - 2018/3734 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket tarafından yurtdışından ithal olunan malların Türkiye'ye taşınmasının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ancak davalıya keşide olunan toplam 10.600,00 Euro nakliye faturalarının davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 10.600,00 Euro karşılığı 26.807,40 TL üzerinden davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, ileri sürerek davalının icra dosyasına vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu faturaların "kapalı fatura" mahiyetinde olduğunu ve bunun da fatura bedellerinin ödendiği anlamına geldiğini, dava konusu faturaların müvekkili tarafından bankaya ödendiğini savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu faturaların ödendiğinin belirtildiği, davacının fatura konusu alacağın ödenmediğini ispat edemediği, ayrıca davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davalının delil olarak dayandığı faturalar kapalı fatura olarak düzenlenmiş ve kanuna uygun tutulmuş ticari defterlerinde fatura bedellerinin kasadan peşin ödendiği şeklinde kayıt düşülmüş ise de, davalının savunmasında önce dava konusu navlun alacağının banka aracılığıyla davacıya ödendiğini, sonrasında ise ödemelerin davacının yükü teslim eden şoförlerine elden yapıldığını ifade etmiş olmasına ve böylelikle kendi dayandığı delilin aksini savunmuş olmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606278100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz