Müktesep hak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4443 E. 2020/2514 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müktesep hak↗ ticaret unvanı↗ kötü niyet↗ dava sebebi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, taraf markaları arasındaki iltibasın varlığının, önceki karar ve Yargıtay ilamları ile sabit olduğu, bozma ilamında işaret edildiği üzere, davacı markasının tanınmış marka olmadığı hususu davalı yararına usuli müktesep hak teşkil etmekteyse de, bilimsel ve yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, markanın tanınmış olmasının, kabul edilen kötü niyet karinesi nedeniyle ispat kolaylığı sağladığı, tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesinin de, esasen kötü niyetli bir tescil olarak kabul edildiği, bu gibi hallerde, genellikle sözcük unsurundan başka, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurlar dahi kopyalanarak ve bazen de yurt dışında bir işletmenin ticaret unvanı gibi marka olarak tescil ettirildiğinden, tescilin kötü niyetli olduğunun ispatının da güç olmadığı, somut olayda davalının adına tescil ettirdiği markanın davacının yurt dışındaki ticaret unvanı olduğu, tescildeki yazım ve karakterinin birebir aynı olduğu, davalının bu markayı sırf üçüncü kişilere lisans vermek amacıyla adına tescil ettirdiği, yedekleme
amacında olduğunun kabulü gerektiği, davalının tescili kötü niyetli olduğundan, tescilli olduğu tüm sınıf ve emtialar bakımından hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2008/19959 ve 2010/51697 tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; karıştırılma ihtimali bulunduğu ve kötü niyetle tescil edildiği iddialarıyla davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dairemizin önceki bozma ilamında; Mahkemece bozma öncesi kararda, taraf markalarının esas unsurları ve yazılışlarının birebir aynı olduğu, bu nedenle markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilerek örtüşen emtialar yönünden davanın kabulüne, davacı markalarının tanınmışlığının tespit edilememesi nedeniyle farklı sınıflar yönünden hükümsüzlük davasının kısmen reddine karar verilmiş, kararda ayrıca, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde sayılan hükümsüzlük sebepleri arasında yer almadığından kötü niyet iddiasının hükümsüzlük davasında uygulama alanı bulunmadığı ifade edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafın tüm, davacı yanın ise sair temyiz itirazları reddedilerek, sadece, kötü niyete ilişkin mahkeme gerekçesi bozma konusu yapılmış, MK m 2 ve 556 sayılı Marka KHK’nın 35. maddeleri uyarınca kötü niyet iddiasının her uyuşmazlığın kendine has özellikleri dikkate alınarak bir hükümsüzlük sebebi olarak değerlendirilmesi gerektiği hususlarına işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı adına yurt dışında tescilli ticaret unvanı ile davalının tescil ettirdiği markaların aynı olması ve davalının markaları bizzat kullanmayıp başkalarına kullandırtması gerekçe gösterilerek davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ise de, marka korumasında ülkesellik ilkesi geçerli olup, yurt dışında tescilli ticaret unvanının aynısının Türkiye’de marka olarak tescil ettirilmesi ticaret unvanı sahibine 556 sayılı KHK'nın 8/5. maddesi uyarınca hak sağlamayacağı gibi, tek başına marka tescilinde kötü niyete emare de teşkil etmez.
Öte yandan taraf markalarında renk, şekil ve logo unsurları bulunmadığı halde Mahkemece bu unsurların benzerliği ileri sürülerek davalı markalarının kötü niyetle tescil ettirildiği gerekçesi de doğru değildir. Keza markaların özgün olmayan geleneksel yazım karakterleri arasındaki benzerlik kötü niyete emare teşkil etmez. Kaldı ki taraf markalarındaki yazım karakterlerinin aynı olduğu gerekçesi de doğru değildir.
Marka sahibi markasını bizzat kendisi kullanabileceği gibi, lisans yoluyla üçüncü kişilere kullandırabilecek olup, her iki kullanım şekli de markanın kullanılması olarak kabul edilmelidir. Mahkemece bu eylemin markanın yedeklenmesi olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, mevcut delil durumu itibariyle davacı tarafın davalının kötü niyetle dava konu markaları tescil ettirdiğini ispatlayamadığının kabul edilmesi gerekirken, markanın kötü niyetle tescil ettirildiğine dair hatalı gerekçe ile davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle temyiz eden davalı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6711 E. 2023/6578 K.
Ortak:müktesep hak · ticaret unvanı · kötü niyet · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, taraf markaları arasındaki «iltibasın» varlığının, önceki karar ve Yargıtay ilamları ile sabit olduğu, bozma ilamında işaret edildiği üzere, davacı markasının tanınmış marka olmadığı hususu davalı yararına usuli «müktesep hak» teşkil etmekteyse de, bilimsel ve yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, markanın tanınmış olmasının, kabul edilen «kötü niyet» karinesi nedeniyle ispat kolaylığı sağladığı, tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesinin de, esasen kötü niyetli bir tescil olarak kabul edildiği, bu gibi hallerde, genellikle sözcük unsurundan başka, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurlar dahi kopyalanarak ve bazen de yurt dışında bir işletmenin «ticaret unvanı» gibi marka olarak tescil ettirildiğinden, tescilin kötü niyetli olduğunun ispatının da güç olmadığı, somut olayda davalının adına tescil ettirdiği markanın davacın …
… zma öncesi kararda, taraf markalarının esas unsurları ve yazılışlarının birebir aynı olduğu, bu nedenle markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunduğu kabul edilerek örtüşen emtialar yönünden davanın kabulüne, davacı markalarının tanınmışlığının tespit edilememesi nedeniyle farklı sınıflar yönünden hükümsüzlük davasının kısmen reddine karar verilmiş, kararda ayrıca, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde sayılan hükümsüzlük sebepleri arasında yer almadığından «kötü niyet» iddiasının hükümsüzlük davasında uygulama alanı bulunmadığı ifade edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafın tüm, davacı yanın ise sair temyiz itirazları reddedilerek, sadece, kötü niyete ilişkin mahkeme gerekçesi bozma konusu yapılmış, MK m 2 ve 556 sayılı Marka KHK’nın 35. maddeleri uyarınca kötü niyet iddiasının her uyuşmazlığın kendine has özellikleri dikkate alınarak bir hükümsüzlük «sebebi» olarak değerlendirilmesi gerektiği hususlarına işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı adına yurt dışında tescilli «ticaret unvanı» ile davalının tescil ettirdiği markaların aynı olması ve davalının markaları bizzat kullanmayıp başkalarına kullandırtması gerekçe gösterilerek davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ise de, marka korumasında ülkesellik ilkesi geçerli olup, yurt dışında tescilli ticaret unvanının aynısının Türkiye’de marka olarak tescil ettirilmesi ticaret unvanı sahibine 556 sayılı KHK'nın 8/5. maddesi uyarınca hak sağlamayacağı gibi, tek başına marka tescilinde «kötü niyete» emare de teşkil etmez.
Benzer bu kararda2019/219 K. sayılı kararı ile taraf markaları arasındaki «iltibasın» varlığının, önceki karar ve Yargıtay ilamları ile sabit olduğu, bozma ilamında işaret edildiği üzere, davacı markasının tanınmış marka olmadığı hususu davalı yararına usuli «müktesep hak» teşkil etmekteyse de, bilimsel ve yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, markanın tanınmış olmasının, kabul edilen «kötü niyet» karinesi nedeniyle ispat kolaylığı sağladığı, tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesinin de, esasen kötü niyetli bir tescil olarak kabul edildiği, bu gibi hallerde, genellikle sözcük unsurundan başka, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurlar dahi kopyalanarak ve bazen de yurt dışında bir işletmenin «ticaret unvanı» gibi marka olarak tescil ettirildiğinden, tescilin kötü niyetli olduğunun ispatının da güç olmadığı, somut olayda davalının adına tescil ettirdiği markanın davacın …
Bozma Kararı Dairemizin 01.06.2020 tarih, 2019/4443 E., 2020/2514 K. sayılı kararıyla davacı adına yurt dışında tescilli «ticaret unvanı» ile davalının tescil ettirdiği markaların aynı olması ve davalının markaları bizzat kullanmayıp başkalarına kullandırtması gerekçe gösterilerek davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ise de, marka korumasında ülkesellik ilkesi geçerli olduğu, yurt dışında tescilli ticaret unvanının aynısının Türkiye’de marka olarak tescil ettirilmesi ticaret unvanı sahibine 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci uyarınca hak sağlamayacağı gibi, tek başına marka tescilinde «kötü niyete» emare de teşkil etmeyeceği, taraf markalarında renk, şekil ve logo unsurları bulunmadığı halde Mahkemece bu unsurların benzerliği ileri sürülerek davalı markaların …
… davacı markalarının dava konusu davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markaların tescil başvuru tarihi itibarıyla tanınmış marka olmaması yönünden davalı yararına usulü «müktesep hak» bulunduğu, uyulan bozma ilamına göre davalının tescilde kötü niyetle olduğu hususunun ispatlanamadığı, markalar görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, sadece aynı/benzer emtialar yönünden hükümsüzlüğe karar verilebileceği, yüksek «ayırt ediciliğe» sahip davacı markaları ile aynı olan ve tescilli bulundukları bir kısım mallar yönünden benzer mallarda tescilli bulunan 2008/19959 no.lu markanın 14 üncü sınıftaki "Saatler ve zaman ölçme cihazları, (kronometreler, metronomlar ve parçaları, saat kordonları «dahil» )." emtiaları yönünden, 2010/51697 nol.u markanın tescil edildiği 09 uncu sınıftaki "Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıların.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ayırt edicilik · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu kararda… davacı markalarının dava konusu davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markaların tescil başvuru tarihi itibarıyla tanınmış marka olmaması yönünden davalı yararına usulü «müktesep hak» bulunduğu, uyulan bozma ilamına göre davalının tescilde kötü niyetle olduğu hususunun ispatlanamadığı, markalar görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, sadece aynı/benzer emtialar yönünden hükümsüzlüğe karar verilebileceği, yüksek «ayırt ediciliğe» sahip davacı markaları ile aynı olan ve tescilli bulundukları bir kısım mallar yönünden benzer mallarda tescilli bulunan 2008/19959 no.lu markanın 14 üncü sınıftaki "Saatler ve zaman ölçme cihazları, (kronometreler, metronomlar ve parçaları, saat kordonları «dahil» )." emtiaları yönünden, 2010/51697 nol.u markanın tescil edildiği 09 uncu sınıftaki "Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıların.
Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve akseuarları" emtiaları yönünden davalıya ait markaların, «ortalama tüketiciler» tarafından davacı markası ile karıştırma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, belirtilen emtialar yönünden markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
… me tarafından 2008/19959 numarasıyla tescilli markanın 14 üncü sınıftaki “saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler, metronomlar ve parçaları, saat kordonları «dahil»” emtiaları yönünden hükümsüzlüğüne, sair emtialar yönünden talebin reddine yönelik hüküm kurulmuşsa da geriye kalan emtialar bakımından hiçbir şekilde benzerlik in …
… iaların gerekçeli kararda belirtilen emtialar açısından kısmi olarak değil, tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne dair karar verilmesi gerektiği ve bu yönden kararın «eksik inceleme» neticesinde oluşturulduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2020/7326/2022/1423
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7326 E. 2022/1423 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4443 E. , 2020/2514 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/06/2019 tarih ve 2019/65-2019/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait tanınmış "NEW BALANCE" markasının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, bu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olarak kullanıldığını, davalının ise 09, 14. sınıflarda tescilli "NEW BALANCE" ibareli 2008/19959 nolu ve 09. sınıfta tescilli "NEW BALANCE" ibareli 2010/51697 nolu markalarının tescilinin kötü niyete dayandığını ileri sürerek, davalının markalarının 556 sayılı KHK'nın 7, 8, 35, 42. maddeleri M.K'nun 2.maddesi Paris Sözleşmesi'nin 1 mükerrer 6. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 55 ve devamı maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yabancılık teminatı itirazında bulunup, markalar arasında iltibas ve bağlantı bulunmadığını, farklı sınıflarda tescil edildiğini, davacının gerçek ve öncelikli hak sahibi olmadığını, davacının markasının tanınmış marka sayılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak, taraf markaları arasındaki iltibasın varlığının, önceki karar ve Yargıtay ilamları ile sabit olduğu, bozma ilamında işaret edildiği üzere, davacı markasının tanınmış marka olmadığı hususu davalı yararına usuli müktesep hak teşkil etmekteyse de, bilimsel ve yargı içtihatlarında belirtildiği üzere, markanın tanınmış olmasının, kabul edilen kötü niyet karinesi nedeniyle ispat kolaylığı sağladığı, tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesinin de, esasen kötü niyetli bir tescil olarak kabul edildiği, bu gibi hallerde, genellikle sözcük unsurundan başka, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurlar dahi kopyalanarak ve bazen de yurt dışında bir işletmenin ticaret unvanı gibi marka olarak tescil ettirildiğinden, tescilin kötü niyetli olduğunun ispatının da güç olmadığı, somut olayda davalının adına tescil ettirdiği markanın davacının yurt dışındaki ticaret unvanı olduğu, tescildeki yazım ve karakterinin birebir aynı olduğu, davalının bu markayı sırf üçüncü kişilere lisans vermek amacıyla adına tescil ettirdiği, yedekleme
amacında olduğunun kabulü gerektiği, davalının tescili kötü niyetli olduğundan, tescilli olduğu tüm sınıf ve emtialar bakımından hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2008/19959 ve 2010/51697 tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; karıştırılma ihtimali bulunduğu ve kötü niyetle tescil edildiği iddialarıyla davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dairemizin önceki bozma ilamında; Mahkemece bozma öncesi kararda, taraf markalarının esas unsurları ve yazılışlarının birebir aynı olduğu, bu nedenle markalar arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilerek örtüşen emtialar yönünden davanın kabulüne, davacı markalarının tanınmışlığının tespit edilememesi nedeniyle farklı sınıflar yönünden hükümsüzlük davasının kısmen reddine karar verilmiş, kararda ayrıca, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesinde sayılan hükümsüzlük sebepleri arasında yer almadığından kötü niyet iddiasının hükümsüzlük davasında uygulama alanı bulunmadığı ifade edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafın tüm, davacı yanın ise sair temyiz itirazları reddedilerek, sadece, kötü niyete ilişkin mahkeme gerekçesi bozma konusu yapılmış, MK m 2 ve 556 sayılı Marka KHK’nın 35.
maddeleri uyarınca kötü niyet iddiasının her uyuşmazlığın kendine has özellikleri dikkate alınarak bir hükümsüzlük sebebi olarak değerlendirilmesi gerektiği hususlarına işaret edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı adına yurt dışında tescilli ticaret unvanı ile davalının tescil ettirdiği markaların aynı olması ve davalının markaları bizzat kullanmayıp başkalarına kullandırtması gerekçe gösterilerek davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ise de, marka korumasında ülkesellik ilkesi geçerli olup, yurt dışında tescilli ticaret unvanının aynısının Türkiye’de marka olarak tescil ettirilmesi ticaret unvanı sahibine 556 sayılı KHK'nın 8/5. maddesi uyarınca hak sağlamayacağı gibi, tek başına marka tescilinde kötü niyete emare de teşkil etmez.
Öte yandan taraf markalarında renk, şekil ve logo unsurları bulunmadığı halde Mahkemece bu unsurların benzerliği ileri sürülerek davalı markalarının kötü niyetle tescil ettirildiği gerekçesi de doğru değildir. Keza markaların özgün olmayan geleneksel yazım karakterleri arasındaki benzerlik kötü niyete emare teşkil etmez. Kaldı ki taraf markalarındaki yazım karakterlerinin aynı olduğu gerekçesi de doğru değildir.
Marka sahibi markasını bizzat kendisi kullanabileceği gibi, lisans yoluyla üçüncü kişilere kullandırabilecek olup, her iki kullanım şekli de markanın kullanılması olarak kabul edilmelidir. Mahkemece bu eylemin markanın yedeklenmesi olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, mevcut delil durumu itibariyle davacı tarafın davalının kötü niyetle dava konu markaları tescil ettirdiğini ispatlayamadığının kabul edilmesi gerekirken, markanın kötü niyetle tescil ettirildiğine dair hatalı gerekçe ile davanın tamamen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle temyiz eden davalı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/600145500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz