Yabancı mahkeme kararının tanınması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1109 E. 2020/1516 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancı hakem kararının tenfizi↗ yabancı hakem kararı↗ kesin kabul↗ 5718 sayılı möhuk↗ tanıma ve tenfiz↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ kesin delil↗ usulüne uygun tebliğ↗ savunma hakkı↗ tanıma↗ kısıtlılık↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ hakem kararı↗ infaz↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ tebligat↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, München Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı 28.01.2013 tarihli kararının kesin olarak verildiği ve apostille şerhli olduğu, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve kamu düzenine ilişkin olmayan hususlardan olduğu, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi, tebligat evrakları hep birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile yapılıp 1965 tarihli Lahey Sözleşmesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; Federal Almanya Cumhuriyeti Münih Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne dair verilen kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının infaz edilebilmesi veyahut kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında tanıma veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Somut olayda her ne kadar tanınması istenen karar üzerinde kararın kesinleşmiş olduğuna dair Münih Bölge Mahkemesi evrak memurunun kaşesi ve imzası bulunmaktaysa da, davalı vekili anılan kararın müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, eş anlatımla tanınması istenen kararın usulüne uygun bir tebliğe dayanmaksızın kesinleştirildiğini savunmaktadır. Gerçekten de, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde dosyadaki tebligat evraklarından bahsedilmişse de tanınması istenen mahkeme kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmamaktadır. Şu halde mahkemece, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğ edilip edilmediğine dair bilgi ve belgeler celbedildikten sonra yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9631 E. 2012/10078 K.
Ortak:tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, München Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı 28.01.2013 tarihli kararının «kesin» olarak verildiği ve apostille şerhli olduğu, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen ve «kamu düzenine» ilişkin olmayan hususlardan olduğu, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi, «tebligat» evrakları hep birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile yapılıp 1965 tarihli …
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve «hakem» kararlarının «tenfizi» ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının «infaz» edilebilmesi veyahut «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında «tanıma» veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Gerçekten de, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde dosyadaki «tebligat» evraklarından bahsedilmişse de tanınması istenen mahkeme kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · temsil
Benzer bu karardaMünih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9607 E. 2012/10072 K.
Ortak:tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, München Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı 28.01.2013 tarihli kararının «kesin» olarak verildiği ve apostille şerhli olduğu, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen ve «kamu düzenine» ilişkin olmayan hususlardan olduğu, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi, «tebligat» evrakları hep birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile yapılıp 1965 tarihli …
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve «hakem» kararlarının «tenfizi» ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının «infaz» edilebilmesi veyahut «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında «tanıma» veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Gerçekten de, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde dosyadaki «tebligat» evraklarından bahsedilmişse de tanınması istenen mahkeme kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · temsil
Benzer bu karardaMünih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .’ın «temsil» ettiği ve kararın 01.04.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9583 E. 2012/10071 K.
Ortak:tenfiz · tebligat
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, München Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı 28.01.2013 tarihli kararının «kesin» olarak verildiği ve apostille şerhli olduğu, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen ve «kamu düzenine» ilişkin olmayan hususlardan olduğu, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi, «tebligat» evrakları hep birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile yapılıp 1965 tarihli …
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve «hakem» kararlarının «tenfizi» ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının «infaz» edilebilmesi veyahut «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında «tanıma» veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Gerçekten de, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde dosyadaki «tebligat» evraklarından bahsedilmişse de tanınması istenen mahkeme kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekile tebliğ · temsil
Benzer bu karardaMünih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 21.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1109 E. , 2020/1516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22/01/2018 tarih ve 2016/7 E- 2018/105 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 17/01/2019 tarih ve 2018/807 E- 2019/49 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete yatırdığını iddia ettiği paranın iadesi için Almanya München Eyalet Mahkemesi'nde dava açtığını, açılan davanın reddine karar verildiğini, bu davanın Türkiye'de de delil olarak dikkate alınması için tanınmasının gerektiğini ileri sürerek, München Eyalet Mahkemesi'nin 15 O 17646/09 sayılı kararının tanınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, tanınması istenen mahkeme kararının 5718 sayılı MÖHUK'da düzenlenen tanıma şartlarını haiz olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, München Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı 28.01.2013 tarihli kararının kesin olarak verildiği ve apostille şerhli olduğu, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ve kamu düzenine ilişkin olmayan hususlardan olduğu, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu, yabancı mahkeme kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi, tebligat evrakları hep birlikte değerlendirildiğinde, tebligatların Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile yapılıp 1965 tarihli Lahey Sözleşmesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile;
Federal Almanya Cumhuriyeti Münih Eyalet Mahkemesinin 15 O 17646/09 sayılı kararının tanınmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne dair verilen kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK'un yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi ve tanınmasını düzenleyen 50. vd. maddelerine göre, Türkiye'de bir yabancı mahkeme kararının infaz edilebilmesi veyahut kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi bu karar hakkında tanıma veya tenfiz kararı verilmesine bağlı olup, yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi ise bu kararın usulünce kesinleşmiş olmasına bağlıdır.
Somut olayda her ne kadar tanınması istenen karar üzerinde kararın kesinleşmiş olduğuna dair Münih Bölge Mahkemesi evrak memurunun kaşesi ve imzası bulunmaktaysa da, davalı vekili anılan kararın müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, eş anlatımla tanınması istenen kararın usulüne uygun bir tebliğe dayanmaksızın kesinleştirildiğini savunmaktadır. Gerçekten de, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde dosyadaki tebligat evraklarından bahsedilmişse de tanınması istenen mahkeme kararının davacıya tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir evrak bulunmamaktadır. Şu halde mahkemece, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğ edilip edilmediğine dair bilgi ve belgeler celbedildikten sonra yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan gerekçeyle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/598020700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz