Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9631 E. 2012/10078 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekile tebliğ↗ adli yardım↗ tenfiz↗ tebligat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile tebligatın yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılmadığı, adi posta yolu ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığ gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davaya konu Almanya 1. Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın temsil ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene vekile tebliğ edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9607 E. 2012/10072 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · tebligat · temsil · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .’ın «temsil» ettiği ve kararın 01.04.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9583 E. 2012/10071 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · tebligat · temsil · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 21.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3937 E. 2013/3472 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · temsil
İncelediğiniz karardaMünih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı ...'da bulunan vekili Av. ...ın «temsil» ettiği ve kararın ....2008 tarihinde adı geçen «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...'daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile ... arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri kapsamında, ... vasıtası ile tebliğ edilmediği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9359 E. 2012/8202 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · tebligat · temsil · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaOysa, davaya konu Almanya Nünberg- Führt Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. ....’ın «temsil» ettiği kararın tercümesinden anlaşılmakta olup, «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar ve …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3942 E. 2013/4858 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · temsil
İncelediğiniz karardaMünih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaOysa, davaya konu ... ... (İstinaf) Mahkemesi'nin yapmış olduğu yargılamada, davalıyı ...'da bulunan vekili Av. ...'ın «temsil» ettiği, kararın 22.05.2009 tarihinde adı geçen «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içerisindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı, usulüne uygun olarak davalının ...'daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın ve dava dilekçesinin, 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edildiğine dair belgelerin dosyaya «ibraz» edilmediği, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın ve dava dilekçesinin, 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edildiğine dair belgelerin dosyaya «ibraz» edilmediği, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4796 E. 2013/4165 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaBu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Benzer bu karardaBu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının ...’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3944 E. 2013/4164 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaBu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişk …
Benzer bu karardaBu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9608 E. 2012/10073 K.
Ortak:vekile tebliğ · tenfiz · tebligat · temsil · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın «temsil» ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile «tebligatın» yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oryal Ertan’ın «temsil» ettiği ve kararın adı geçene «vekile tebliğ» edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır.
Bu durumda «tenfizi» istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki «vekiline tebliğ» edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9631 E. , 2012/10078 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2010/332-2011/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.06.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av..... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Almanya Münih 1. Eyalet Mahkemesi tarafından verilen 25.11.2008 tarihli 5 U 2283/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile tebligatın yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, tenfizi istenilen kararın Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılmadığı, adi posta yolu ile kararın davalıya tebliğ edildiği, dolayısı ile kararın usulünce kesinleşmediği, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının tenfizinin mümkün bulunmadığ gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davaya konu Almanya 1. Münih Eyalet Mahkemesi’nin yapmış olduğu yargılamada davalıyı Almanya’da bulunan vekili Av. .....’ın temsil ettiği ve kararın 13.01.2009 tarihinde adı geçene vekile tebliğ edildiği ve mahkeme karar başlığında da bu vekilin adının yazılı olduğu dosya içindeki karar tercümesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda tenfizi istenen mahkeme kararı usulüne uygun olarak davalının Almanya’daki vekiline tebliğ edilmiş ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunmasına göre, mahkemece tenfize konu kararın kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060811800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz