Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5161 E. 2020/1660 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talep aşımı↗ taleple bağlılık ilkesi↗ taleple bağlılık↗ kaydileştirme↗ sermaye piyasası kanunu↗ temerrüt tarihi↗ kanun yolu↗ maktu vekalet ücreti↗ sözleşmeye aykırılık↗ sebepsiz zenginleşme↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ yargılama gideri↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, açılan davanın kabulü ile 70.470,00 TL'nin temerrüt tarihi olarak kabul edilen 24.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.03.2018 tarih ve 2017/55 Esas 2018/204 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, davacı tarafın alacak davasının kısmen kabulü ile 64.006,07 TL'nin dava tarihi olan 24.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığından bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 64.006,07 TL nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca mahkeme, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde sadece alacak talebinde bulunulmuş olup, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, alacak talebine ilişkin hüküm yanında talep aşımına neden olacak şekilde geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir. Bu durumda, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi kapsamında, dava dilekçesindeki talepler nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken talep aşımına neden olacak şekilde ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitiyle beraber alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3944 E. 2020/1654 K.
Ortak:talep aşımı · taleple bağlılık ilkesi · taleple bağlılık · kaydileştirme · temerrüt tarihi · kanun yolu · maktu vekalet ücreti · sözleşmeye aykırılık · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durumda, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık ilkesi» kapsamında, dava dilekçesindeki talepler nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken «talep aşımına» neden olacak şekilde ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitiyle beraber alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, açılan davanın kabulü ile 70.470,00 TL'nin «temerrüt tarihi» olarak kabul edilen 24.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık ilkesi» kapsamında, dava dilekçesindeki talepler nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken «talep aşımına» neden olacak şekilde geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitiyle beraber alacağa hükmedilmesine dair karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, re’sen bozmayı gerektirmiştir.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, açılan davanın kabulü ile 41.318,00 TL'nin «temerrüt tarihi» olarak kabul edilen 17/11/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5161 E. , 2020/1660 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/03/2018 tarih ve 2017/55 E- 2018/204 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 25/09/2019 tarih ve 2018/1151 E- 2019/1076 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile davalı tarafa toplam 39.125,00 DM verdiğini ve davalının müvekkilinin yatırmış olduğu para karşılığı makbuz verildiğini, davalı şirket ve temsilcisinin Sermaye Piyasası Kurulu'nun haklarında yasal işlem başlattığını, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, bu konuda ceza davaları açıldığını, bu nedenle müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen 39.125,00 DM'nin dava tarihindeki TL karşılığından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'sinin avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 22.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile 70.470,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ile ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ...Ş.'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, açılan davanın kabulü ile 70.470,00 TL'nin temerrüt tarihi olarak kabul edilen 24.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.03.2018 tarih ve 2017/55 Esas 2018/204 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, davacı tarafın alacak davasının kısmen kabulü ile 64.006,07 TL'nin dava tarihi olan 24.01.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığından bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 64.006,07 TL nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca mahkeme, hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde sadece alacak talebinde bulunulmuş olup, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, alacak talebine ilişkin hüküm yanında talep aşımına neden olacak şekilde geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine dair hüküm tesis edilmiştir. Bu durumda, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi kapsamında, dava dilekçesindeki talepler nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken talep aşımına neden olacak şekilde ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitiyle beraber alacağa hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597792400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz