İpotek terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3800 E. 2020/2130 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zımni icazet↗ geçerlilik şartı↗ icazet↗ müktesep hak↗ olağanüstü genel kurul↗ ibra↗ iyiniyet↗ ipotek↗ oy yasağı↗ yönetim kurulu kararı↗ terkin↗ eksik inceleme↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının YK üyesi iken şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, bu konuda verilmiş bir genel kurul izni veya onayı bulunmadığından işlemin batıl olduğu ve iyiniyete de herhangi bir sonuç bağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı lehine yapılan 10.4.2012 tarihli ipotek tesisine yönelik işlemlerin, TTK'nın 334'ncü maddesinin öngördüğü geçerlilik şartı olan genel kurul izni koşulu gerçekleşmiş olmadığından hükümsüz olup iptali isteminin mümkün olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının yönetim kurulu üyesi iken, şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu ibra ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere zımni icazet verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen önceki kararın Dairemizce bozulması ve bu bozmaya uyulması nedeniyle ipotek işlemine genel kurulun sonradan da icazet verebileceği konusunda oluşmuş müktesep hak gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde yasaya aykırı olarak davalı lehine tesis edilen ipoteğin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece yararına ipotek tesis edilen davalının yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma yasağı kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu ibra ederek zımni icazet verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İcazet, bilme ve benimseme niteliğinde olup bilmeden benimseme olamayacağı gerçeği karşısında mahkemece salt ibranın varlığına dayalı olarak genel kurulun söz konusu ipotek tesis işlemine icazet verdiğini kabul etmek doğru olmamıştır. Söz konusu ibra oylamasının uygulamadaki deyimiyle açık ibra niteliğinde olup olmadığı ve buna ilişkin tüm vesaik getirtilip incelenmeden eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4306 E. 2015/13588 K.
Ortak:zımni icazet · icazet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının «yönetim kurulu» üyesi iken, şirket ile arasında bir «ipotek» tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait «olağan genel kurul» toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu «ibra» ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere «zımni icazet» verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle dav …
Mahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu «ibra» ederek «zımni icazet» verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Mahkemece verilen önceki kararın Dairemizce bozulması ve bu bozmaya uyulması nedeniyle «ipotek» işlemine genel kurulun sonradan da «icazet» verebileceği konusunda oluşmuş «müktesep hak» gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak satışı yapılan taşınmazların davacı şirkete ait «ticari defterlerde kayıt» altına alındığı, gerek bilançoda gerekse gelir tablosunda mevcut olduğu, dosya kapsamı itibariyle devir işleminin şirketin bilgisinde olduğu ve «zımni icazetin» bu şekilde var olduğu gerekçesiyle, davalı ... ... dışındaki davalılar hakkında verilen karar kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... ... hakkında açılan davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalı ... ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09/10/2014 tar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ve kayıtlar · ticari defter · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak satışı yapılan taşınmazların davacı şirkete ait «ticari defterlerde kayıt» altına alındığı, gerek bilançoda gerekse gelir tablosunda mevcut olduğu, dosya kapsamı itibariyle devir işleminin şirketin bilgisinde olduğu ve «zımni icazetin» bu şekilde var olduğu gerekçesiyle, davalı ... ... dışındaki davalılar hakkında verilen karar kesinleştiğinden, bu konuda yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... ... hakkında açılan davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalı ... ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09/10/2014 tar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12383 E. 2014/2633 K.
Ortak:icazet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının «yönetim kurulu» üyesi iken, şirket ile arasında bir «ipotek» tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait «olağan genel kurul» toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu «ibra» ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere «zımni icazet» verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle dav …
1-Mahkemece verilen önceki kararın Dairemizce bozulması ve bu bozmaya uyulması nedeniyle «ipotek» işlemine genel kurulun sonradan da «icazet» verebileceği konusunda oluşmuş «müktesep hak» gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece yararına «ipotek» tesis edilen davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma «yasağı» kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu «ibra» ederek «zımni icazet» verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaD.'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na verdikleri yazıda işletmenin devredildiğini belirttiklerini, bu işlemlerin yapılan devre «icazet» anlamına geldiğini savunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece her ne kadar devir sözleşmelerinin yapıldığı tarihte şirket devrine ilişkin olarak «ortaklar kurulu» kararı yoksada, şirket ortaklarının sonradan «işletme devrini» benimseyen ve yapılan işleme «icazet» veren eylemlerde bulundukları nazara alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işletme devri · temsil yetkisi · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · geçersizlik · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaÖ..'ün sözleşmeleri tek başına imzaladığı, bu tarihlerde «temsil yetkisi» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, sözleşmelerin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmiştir.
Ö..'ün sözleşmeleri tek başına imzaladığı, bu tarihlerde tek başına «temsil» «yetkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle, sözleşmelerin «geçersizliğinin» tespitine karar verilmiştir.
Dava, işletme devir sözleşmelerinin «geçersizliğinin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalı «şirket müdürü» A..
Ö..'ün şirket dışından müdür olarak atandığını, «işletme devri» sonrası içinde davacının da imzasının bulunduğu 26.03.2009 tarihli ortaklar kurulunda işyerinin kapatılmasına karar verildiğini, 07.04.2009 tarihinde davalı «şirket müdürleri» A..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3800 E. , 2020/2130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/07/2019 tarih ve 2019/338-2019/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 4.4.2012 tarihinde bir kısım şirket ortakları arasında imzalanan sözleşme ile davalının hisselerinin 1.000.000 TL bedelle satışı ve satış bedelini teminen müvekkili şirketin gayrimenkulü üzerinde davalı lehine 1.000.000 TL bedelli ipotek tesisine karar verildiğini, sözleşmede imza eksiği bulunmasına rağmen 10.4.2012 tarihinde şirket müdürü sıfatıyla ... tarafından hiçbir yönetim kurulu veya genel kurul kararı olmaksızın söz konusu sözleşme hükmüne istinaden müvekkili şirkete ait gayrimenkul üzerine davalı lehine 2. derecede 1.000.000 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, anılan işlemin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirkete ait dava konusu gayrimenkul üzerinde tesisi edilen 1.000.000 TL bedelli, 2.
derecedeki ipoteğin terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ipotek tarihinde davacı şirketin genel kurulunun bu işleme onay verecek konumda olduğunu, protokole imza koyanların aynı zamanda davacı şirkette karar yeter sayısında oy oranına sahip olduklarını, yani davacının her zaman genel kurulu toplayarak davalıya verilen ipoteği onaylama hakkına sahip olduğunu, ancak bunu yapmayarak haksız ve kötü niyetli olarak ipoteği iptal ettirmeye çalıştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının YK üyesi iken şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, bu konuda verilmiş bir genel kurul izni veya onayı bulunmadığından işlemin batıl olduğu ve iyiniyete de herhangi bir sonuç bağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı lehine yapılan 10.4.2012 tarihli ipotek tesisine yönelik işlemlerin, TTK'nın 334'ncü maddesinin öngördüğü geçerlilik şartı olan genel kurul izni koşulu gerçekleşmiş olmadığından hükümsüz olup iptali isteminin mümkün olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olayda, davalının yönetim kurulu üyesi iken, şirket ile arasında bir ipotek tesisi işlemi yapmış olduğu, davacı şirketin 12/06/2015 tarihinde yapılan 2012-2013 ve 2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 5. maddesinde bilanço ve gelir/gider hesaplarının onaylanması ve 6. maddesinde 2012-2013-2014 yıllarına ait işlemler yönünden davalının da bulunduğu yönetim kurulunu ibra ettikleri, bu ibranın yönetim kurulu üyesi olan davalının şirket ile yaptığı işlemlere zımni icazet verilmesi anlamında olduğu, buna göre davalı ile davacı şirketin yaptığı ipotek işlemine icazet verilmesi nedeniyle yapılan işlemin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen önceki kararın Dairemizce bozulması ve bu bozmaya uyulması nedeniyle ipotek işlemine genel kurulun sonradan da icazet verebileceği konusunda oluşmuş müktesep hak gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde yasaya aykırı olarak davalı lehine tesis edilen ipoteğin terkini istemine ilişkindir. Mahkemece yararına ipotek tesis edilen davalının yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu nedenle işlem tarihi itibariyle TTK'nın 334. maddesi gereğince işlem yapma yasağı kapsamında bulunmasına karşın yapılan bu işleme davacı şirketin, davalının da içinde yer aldığı yönetim kurulunu ibra ederek zımni icazet verdiği gerekesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İcazet, bilme ve benimseme niteliğinde olup bilmeden benimseme olamayacağı gerçeği karşısında mahkemece salt ibranın varlığına dayalı olarak genel kurulun söz konusu ipotek tesis işlemine icazet verdiğini kabul etmek doğru olmamıştır.
Söz konusu ibra oylamasının uygulamadaki deyimiyle açık ibra niteliğinde olup olmadığı ve buna ilişkin tüm vesaik getirtilip incelenmeden eksik incelemeye dayalı olarak kurulan hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597126900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz