Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4895 E. 2020/2154 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '2 yıl', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirlilik ilkesi↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ ifa yardımcısı↗ fiili taşıyıcı↗ kişilik haklarının ihlali↗ varşova konvansiyonu↗ sorumluluk sınırlaması↗ sınırlı sorumluluk↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ kişilik hakları↗ gerçek zarar↗ basiretli tacir↗ zayi↗ taşıma sözleşmesi↗ ifa↗ tbk 99↗ hak düşürücü süre↗ işlemiş faiz↗ uyuşmazlık konusu↗ taşıyıcı↗ maddi ve manevi tazminat↗ asıl alacak↗ tacir↗ maddi tazminat↗ kusur↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu emtianın eksiksiz şekilde davalı taşıyıcı İnternas İhr. Ltd.Şti.'ne teslim edildiği, bu aşamadan sonra taşıma ilişkisinin başladığı, yükün ifa yardımcısı olan davalı ... Servis A.Ş.'nin elinde iken zayi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken taşıyıcının yükü teslim aldıktan sonra teslim anına kadar yükte meydana gelen zayi ve hasarlardan sözleşmede belirlenen ilkeler çerçevesinde sorumlu olduğu, yükün fiili taşıyıcıya teslimi ile taşıma ilişkisinin başlaması karşısında yükün hangi aşamada ve ne şekilde zayi olduğunun araştırılmasının davacı bakımından önemsiz olduğu, teslim ile taşıyıcının sorumluluğu başladığından sorumluluğun hangi taşıyıcıda olduğunun belirlenmesi amacı ile taşıma sürecinin irdelenmesi gerektiği, davalı tarafın beyanlarından emtianın akti taşıyıcı İnternas Ltd. Şti. tarafından ifa yardımcısı olan Çelebi A.Ş.'ye teslim edildiği ve bu sırada yükün zayi olduğu anlaşılmakla her iki taşıyıcının davacıya karşı sorumlu olduğu, Varşova Konvansiyonunda kural olarak taşıyıcının sınırlı sorumluluğu bulunsa da, anılan Konvasiyon’un 25. m. gereğince zarar, taşıyıcının kasıtlı davranışından veya davanın görüldüğü mahkemenin kanuna göre kasıtlı davranışa eşdeğerde sayılan bir kusurundan doğmuş ise, tayıcının bu sözleşmenin kendisinin sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan hükümlerinden yararlanamayacağı, davacı tarafından teslim edilen hacimce büyük miktardaki yükün taşıma sürecinde çalınması eyleminin ve bu eyleminin her türlü teknik imkana rağmen davalılar tarafından izah edilememesinin kasta eşdeğer kusur olması nedeniyle taşıyıcıların Konvansiyonda belirtilen sorumluluk sınırlandırmasından yararlanamayacağı, meydana gelen zararın tamamından taşıyıcıların sorumlu olduğu ve davacının tazmini gereken gerçek zararı yönünden davanın kısmen kabulü, fazlaya ilişkin kanıtlanamayan maddi zarara yönelik talebin reddi, yükün zayi olmasının TBK'nın 58. m. kapsamında davacı şirketin kişilik haklarını ihlal eden bir eylem olmaması nedeniyle davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, davasının kısmen kabulü ile, 39.149,36 TL asıl alacak, 38.218,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 77.367,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası hava taşıma sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, Türkiye’nin de taraf olduğu Varşova/Lahey Konvansiyonu’nun 1. maddesinde (uçak ile ücret karşılığında yapılan bütün uluslararası insan, bagaj veya eşya taşımalarında) Konvansiyon hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, Konvansiyon’un 1/2’ nci maddesi ile uluslararası taşıma teriminin hareket ve varış yerinin ya sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında veya anlaşmaya taraf olmasa bile başka bir ülkenin hükümranlığı altındaki yere yapılmasında da uluslararası Konvansiyon hükümleri uygulanacağından tüm uyuşmazlık konusu hususların Konvansiyon hükümleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken Varşova Konvansiyonu’nun 29. maddesinde ''Varış yerine ulaşma tarihinden veya uçağın ulaşması gereken tarihten veya taşımanın durduğu tarihten başlamak üzere 2 yıl içinde dava açılmazsa, tazminat hakkı düşecektir.'' hükmü düzenlenmiş olmasına ve işbu 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup, mahkemece re’sen nazara alınması gerekmesine rağmen anılan husus göz önünde bulundurulmaksızın ve bu yönde hiçbir değerlendirme yapılmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12788 E. 2013/22333 K.
Ortak:taşıyıcı · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre · Tazminat
İncelediğiniz karardaServis A.Ş.'nin elinde iken «zayi» olduğu, basiretli bir «tacir» gibi davranması gereken «taşıyıcının» yükü «teslim» aldıktan sonra teslim anına kadar yükte meydana gelen zayi ve hasarlardan sözleşmede «belirlenen ilkeler» çerçevesinde sorumlu olduğu, yükün «fiili taşıyıcıya» teslimi ile taşıma ilişkisinin başlaması karşısında yükün hangi aşamada ve ne şekilde zayi olduğunun araştırılmasının davacı bakımından önemsiz olduğu, teslim ile «taşıyıcının sorumluluğu» başladığından sorumluluğun hangi taşıyıcıda olduğunun belirlenmesi amacı ile taşıma sürecinin irdelenmesi gerektiği, davalı tarafın beyanlarından emtianın akti taş …
Şti. tarafından «ifa yardımcısı» olan Çelebi A.Ş.'ye «teslim» edildiği ve bu sırada yükün «zayi» olduğu anlaşılmakla her iki «taşıyıcının» davacıya karşı sorumlu olduğu, Varşova Konvansiyonunda kural olarak «taşıyıcının sınırlı sorumluluğu» bulunsa da, anılan Konvasiyon’un 25. m. gereğince zarar, taşıyıcının kasıtlı davranışından veya davanın görüldüğü mahkemenin kanuna göre kasıtlı davranışa eşdeğerde sayılan bir kusurundan doğmuş ise, tayıcının bu sözleşmenin kendisinin sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan hükümlerinden yararlanamayacağı, davacı tarafından teslim edilen hacimce büyük miktardaki yükün taşıma sürecinde çalınması eyleminin ve bu eyleminin her türlü teknik imkana rağmen davalılar tarafından izah edilememesinin kasta eşdeğer «kusur» olması nedeniyle taşıyıcıların Konvansiyonda belirtilen «sorumluluk sınırlandırmasından» yararlanamayacağı, meydana gelen zararın tamamından «taşıyıcıların sorumlu» olduğu ve davacının tazmini gereken «gerçek zararı» yönünden davanın kısmen kabulü, fazlaya ilişkin kanıtlanamayan maddi zarara yönelik talebin reddi, yükün zayi olmasının TBK'nın 58. m. kapsamında davacı şirketin «kişilik haklarını ihlal» eden bir eylem olmaması nedeniyle davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, davasının kısmen kabulü ile, 39.149,36 TL «asıl alacak», 38.218,11 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 77.367,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin «maddi tazminat» talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu emtianın eksiksiz şekilde davalı «taşıyıcı» İnternas İhr.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Varşova Konvansiyonu’na göre gecikme halinde oluşan zarar nedeni ile «taşıyıcı» aleyhine dava açılabilmesi için öncelikle «ihbar süresi» içinde yazılı bir ihbarın yapılması gerektiği, davacının yaptığı «yazılı ihbarın» 24.02.2010 tarihinde ihbar süresi geçtikten sonra gönderildiği, taşıyıcının «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığını, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «geç teslimden» doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının «yazılı ihbarının» «ihbar süresi» geçtikten sonra 24.02.2010 tarihinde yapıldığı, «taşıyıcının» «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığı, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren 20.12.2010 tarihli dilekçesinde müvekkili tarafından 12.02.2010 tarihinde e-posta ile davalıya yazılı bildirimde bulunulduğunu belirterek e-posta yazışmalarını «ibraz» etmiş, davalı taraf ise bu yazışmalarla ilgili hiçbir beyanda bulunmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı ihbar · ihbar süresi · geç teslim · ihbar · kötüniyet · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, davacının «yazılı ihbarının» «ihbar süresi» geçtikten sonra 24.02.2010 tarihinde yapıldığı, «taşıyıcının» «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığı, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren 20.12.2010 tarihli dilekçesinde müvekkili tarafından 12.02.2010 tarihinde e-posta ile davalıya yazılı bildirimde bulunulduğunu belirterek e-posta yazışmalarını «ibraz» etmiş, davalı taraf ise bu yazışmalarla ilgili hiçbir beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Varşova Konvansiyonu’na göre gecikme halinde oluşan zarar nedeni ile «taşıyıcı» aleyhine dava açılabilmesi için öncelikle «ihbar süresi» içinde yazılı bir ihbarın yapılması gerektiği, davacının yaptığı «yazılı ihbarın» 24.02.2010 tarihinde ihbar süresi geçtikten sonra gönderildiği, taşıyıcının «kötüniyetinin» iddia ve ispat olunmadığını, hak düşürücü süreden sonra yapılan ihbarın dava hakkı vermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «geç teslimden» doğan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından «ibraz» edilen e-posta yazışmalarının Varşova Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde yazılı bildirim kabul edilip edilemeyeceği konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4895 E. , 2020/2154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyualarak verilen 23/05/2018 tarih ve 2015/1202-2018/618 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı İnertnas İhr. Hizm. Nak. Şti. vekili Av. ..., diğer davalı ...Ş. vekili Av....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışındaki müşterilerine sattığı ürünlerin taşınması işinin davalı ... Nak.Ltd.Şti. tarafından üstlenildiğini, taşıma sırasında diğer davalının da antreposunun kullanıldığını, 04.07.2005 tarihli hava taşıma belgesine konu kolilerden 4 adedinin, 18.07.2005 tarihli hava taşıma belgesine konu kolilerden 6 kolinin, 25.07.2005 tarihli taşıma belgesine konu kolilerden 8 kolinin, içi boş olan kolilerle değiştirildiğini, müşterilere boş koli teslim edilmesi nedeniyle müvekkilinin toplam 29.310,00 USD ödemek zorunda kaldığını, ürünlerin yenisini ya da ürün bedelini almak için Türkiye’ye gelen müşterilerinin uçak bedellerini de ödediğini, müşterilerinin birçoğunun bu olaydan sonra müvekkili ile ticareti kestiğini, bundan dolayı kâr kaybına uğradığını, manevi üzüntü yaşadığını ileri sürerek, 39.149,36 TL kayıp koli bedeli ve 41.582,00 TL faizi olmak üzere 80.731,36 TL’nin, müşterilerin uçak biletleri için 5.000,000 TL’nin, kâr kaybından dolayı 25.000 TL’nin ve 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Nak Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin davacıya ait emtianın ihracat işlemlerinde taşıma komisyonculuğu yaptığını, davacının sattığı ürünlerin havayolu ile müşterilerine ulaştırılması gerektiğinden dava dışı Emirates Cargo şirketi ile taşıma yapıldığını, anılan şirketin antreposu bulunmadığından diğer davalı ...Ş.’nin antreposunun kullanıldığını, dava konusu kolilerin değiştirilmesi olayının davalı ...Ş’nin hakimiyet sahasında gerçekleştiğinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, davanın BK’nın 60. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, dava konusu kolilerin müvekkilinin hakimiyet sahasında değiştirilmediğini, davanın BK’nın 60. maddesi gereği zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu emtianın eksiksiz şekilde davalı taşıyıcı İnternas İhr. Ltd.Şti.'ne teslim edildiği, bu aşamadan sonra taşıma ilişkisinin başladığı, yükün ifa yardımcısı olan davalı ... Servis A.Ş.'nin elinde iken zayi olduğu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken taşıyıcının yükü teslim aldıktan sonra teslim anına kadar yükte meydana gelen zayi ve hasarlardan sözleşmede belirlenen ilkeler çerçevesinde sorumlu olduğu, yükün fiili taşıyıcıya teslimi ile taşıma ilişkisinin başlaması karşısında yükün hangi aşamada ve ne şekilde zayi olduğunun araştırılmasının davacı bakımından önemsiz olduğu, teslim ile taşıyıcının sorumluluğu başladığından sorumluluğun hangi taşıyıcıda olduğunun belirlenmesi amacı ile taşıma sürecinin irdelenmesi gerektiği, davalı tarafın beyanlarından emtianın akti taşıyıcı İnternas Ltd.
Şti. tarafından ifa yardımcısı olan Çelebi A.Ş.'ye teslim edildiği ve bu sırada yükün zayi olduğu anlaşılmakla her iki taşıyıcının davacıya karşı sorumlu olduğu, Varşova Konvansiyonunda kural olarak taşıyıcının sınırlı sorumluluğu bulunsa da, anılan Konvasiyon’un 25. m. gereğince zarar, taşıyıcının kasıtlı davranışından veya davanın görüldüğü mahkemenin kanuna göre kasıtlı davranışa eşdeğerde sayılan bir kusurundan doğmuş ise, tayıcının bu sözleşmenin kendisinin sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan hükümlerinden yararlanamayacağı, davacı tarafından teslim edilen hacimce büyük miktardaki yükün taşıma sürecinde çalınması eyleminin ve bu eyleminin her türlü teknik imkana rağmen davalılar tarafından izah edilememesinin kasta eşdeğer kusur olması nedeniyle taşıyıcıların Konvansiyonda belirtilen sorumluluk sınırlandırmasından yararlanamayacağı, meydana gelen zararın tamamından taşıyıcıların sorumlu olduğu ve davacının tazmini gereken gerçek zararı yönünden davanın kısmen kabulü, fazlaya ilişkin kanıtlanamayan maddi zarara yönelik talebin reddi, yükün zayi olmasının TBK'nın 58.
m. kapsamında davacı şirketin kişilik haklarını ihlal eden bir eylem olmaması nedeniyle davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, davasının kısmen kabulü ile, 39.149,36 TL asıl alacak, 38.218,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 77.367,53 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası hava taşıma sözleşmesinin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, Türkiye’nin de taraf olduğu Varşova/Lahey Konvansiyonu’nun 1. maddesinde (uçak ile ücret karşılığında yapılan bütün uluslararası insan, bagaj veya eşya taşımalarında) Konvansiyon hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, Konvansiyon’un 1/2’ nci maddesi ile uluslararası taşıma teriminin hareket ve varış yerinin ya sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında veya anlaşmaya taraf olmasa bile başka bir ülkenin hükümranlığı altındaki yere yapılmasında da uluslararası Konvansiyon hükümleri uygulanacağından tüm uyuşmazlık konusu hususların Konvansiyon hükümleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken Varşova Konvansiyonu’nun 29.
maddesinde ''Varış yerine ulaşma tarihinden veya uçağın ulaşması gereken tarihten veya taşımanın durduğu tarihten başlamak üzere 2 yıl içinde dava açılmazsa, tazminat hakkı düşecektir.'' hükmü düzenlenmiş olmasına ve işbu 2 yıllık sürenin hak düşürücü süre olup, mahkemece re’sen nazara alınması gerekmesine rağmen anılan husus göz önünde bulundurulmaksızın ve bu yönde hiçbir değerlendirme yapılmaksızın işin esasının incelenmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/597123500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz