İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2855 E. 2020/866 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf başvurusunun usulden reddi↗ vekalet ilişkisi↗ borcun üstlenilmesi↗ ihbar olunan↗ istinaf incelemesi↗ ifa↗ tbk 99↗ temlik↗ usulden reddi↗ ihbar↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ yetkisizlik kararı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının beyanı, davalının savunması ve senet listesinde belirtilen senet metinleri birlikte değerlendirdiğinde, davalı Sıdıka’nın davacı tarafın vekili olmadığı, davalının müvekkili olan Türsa Ltd. Şti’nin ise senetlerin ne şekilde işleme konulacağa, masrafın ne şekilde karşılanacağı yönünde herhangi bir talimat vermediği, davacının mevcut hali ile senetler üzerinde tasarruf yetkisinin olmadığı, davacının MK 2-3. maddelerine aykırı şekilde davrandığından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile ihbar olunan şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı tarafça davalı avukatın ihbar olunan müvekkili tarafından iddia olunan sözleşme uyarınca icra takibi yapılmasına ilişkin talimatın varlığının usulen ispatlanmadığı, davacı ile davalı avukat arasında vekalet ilişkisinin bulunduğunun iddia edilmemesi, TBK 128. maddesi uyarınca davalı avukatın müvekkilinin iddia olunan sözleşmeye konu borcu üstlendiğinin usulen ispatlanmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/05/2017 tarih 2016/4-504 Esas 2017/962 Karar ile 17/02/2010 tarih 2010/13-114- Esas 2010/81 Karar sayılı kararlarına göre ihbar olunanın tek başına istinaf kanun yoluna başvuru yetkisi olmadığından ihbar olunan istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senedin iadesi veya mümkün olmazsa bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Davanın tarafları arasındaki 17.04.2015 tarihli belge ve davalının beyanları göz önüne alındığında, davalının, davaya konu senetleri icra takibine girişip ve daha sonra bu icra dosyalarını davacıya temlik etmek üzere davacıdan aldığı anlaşılmaktadır. Konya 13. Noterliğinin 22.06.2015 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinden; davacı tarafın, senetlerin icra takibine konu edilmesi, icra takibine girişilmezse senetlerin taraflarına iadesini istediği anlaşılmış olup, bu durumda, davalı borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa ederek ya da senetleri iade ederek borcundan kurtulma imkanına sahiptir. Ancak, işbu dava açıldıktan sonra, davalının, davaya konu senetleri davada ihbar olunan şirkete teslim ettiği anlaşılmış olup, mahkemece bu hususların değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bölge adliye mahkemesince verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1934 E. 2024/533 K.
Ortak:istinaf başvurusunun usulden reddi · vekalet ilişkisi · borcun üstlenilmesi · ihbar olunan · istinaf incelemesi · ifa · temlik · usulden reddi
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelemesinde»; davacı tarafça davalı avukatın «ihbar olunan» müvekkili tarafından iddia olunan sözleşme uyarınca icra takibi yapılmasına ilişkin talimatın varlığının usulen ispatlanmadığı, davacı ile davalı avukat arasında «vekalet ilişkisinin» bulunduğunun iddia edilmemesi, TBK 128. maddesi uyarınca davalı avukatın müvekkilinin iddia olunan sözleşmeye konu «borcu üstlendiğinin» usulen ispatlanmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/05/2017 tarih 2016/4-504 Esas 2017/962 Karar ile 17/02/2010 tarih 2010/13-114- Esas 2010/81 Karar sayılı kararlarına göre ihbar olunanın tek başına istinaf kanun yoluna başvuru yetkisi olmadığından ihbar olunan «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti’nin ise senetlerin ne şekilde işleme konulacağa, «masrafın» ne şekilde karşılanacağı yönünde herhangi bir talimat vermediği, davacının mevcut hali ile senetler üzerinde tasarruf «yetkisinin» olmadığı, davacının MK 2-3. maddelerine aykırı şekilde davrandığından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile «ihbar olunan» şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davanın tarafları arasındaki 17.04.2015 tarihli belge ve davalının beyanları göz önüne alındığında, davalının, davaya konu senetleri icra takibine girişip ve daha sonra bu icra dosyalarını davacıya «temlik» etmek üzere davacıdan aldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2019 tarih, 2018/224 E. ve 2019/293 K. sayılı kararıyla;davacı tarafça davalı avukatın «ihbar olunan» müvekkili tarafından iddia olunan sözleşme uyarınca icra takibi yapılmasına ilişkin talimatın varlığının usulen ispatlanmadığı, davacı ile davalı avukat arasında «vekalet ilişkisinin» bulunduğunun iddia edilmemesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 128 ... maddesi uyarınca davalı avukatın müvekkilinin iddia olunan sözleşmeye konu «borcu üstlendiğinin» usulen ispatlanmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.2017 tarih, 2016/4-504 E. ve 2017/962 K. ile 17.02.2010 tarih, 2010/13-114- E. ve 2010/81 K. sayılı kararlarına göre ihbar olunanın ... başına istinaf kanun yoluna başvuru yetkisi olmadığından ihbar olunan «istinaf başvurusunun usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, «ihbar olunan» şirketten olan alacağının tahsili için ilgili şirket tarafından davacıya davaya konu senetlerin verildiğini, ancak senetlerde davacının hak sahibi olmadığının anlaşılması üzerine senetlerin ihbar olunan şirketin vekili davalıya «teslim» edildiğini, davalının senetler ile ihbar olunan şirket adına icra takibine girişip, icra takibi sırasında daha sonra senetlerin kendilerine «temlik» edileceğini, icra dosyasında alacaklı konumuna geçerek ihbar olunan şirketten olan alacaklarına kavuşacaklarını, ancak anlaşma uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davalı tarafından icra takibine konulmadığını davalıya «ihtar» çektiklerini, davalının ise senetleri 3 gün içinde kendilerine iade edeceğini beyan etmesine rağmen senetleri davacıya iade etmediğini ileri sürerek davacı tarafından sözleşme uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davacıya aynen teslim edilmesini, senetlerin aynen tesliminin mümkün olmaması halinde toplam senet bedeli olan 85.650,00 TL'nin ilk ihtar tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Noterliğinin 22.06.2015 tarih ve 21433 yevmiye no.lu «ihtarnamesinden»; davacı tarafın, senetlerin icra takibine konu edilmesi, icra takibine girişilmezse senetlerin taraflarına iadesini istediği anlaşılmış olup, bu durumda, davalı borcunu sözleşmeye uygun olarak «ifa» ederek ya da senetleri iade ederek borcundan kurtulma imkanına sahip olduğu, ancak bu dava açıldıktan sonra davalının, davaya konu senetleri davada «ihbar olunan» şirkete «teslim» ettiği anlaşılmış olup, davacının davası sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «terditli» istemin 2 nci «bölümü» göz önüne alınmak suretiyle, 85.650,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim tutanağı · terditli dava · alacağın temliki · ziya · ticari faiz · ciro · iş bölümü · kazanılmış hak
Benzer bu karardaŞti.'ye «teslim» etmek zorunda kaldığını, davaya konu senetler Türsa tarafından «ciro» edilmediğinden ve davacı da kendisine ciro edilmesinden «ziyade» «alacağın temlikini» talep ettiğinden ciro edilmemiş senetlerin tekrar takibe koyamayacağından tahsil kabiliyetinin olmadığını, davacı dava konusu senetleri teslim alsa bile takibe koyabilme hakkı olmadığından davası hukuki dayanaktan ve hukuki yarardan yoksun olduğunu, müvekkilinin hem şirket tarafından azledilmiş olması hem senetlerin şirket tarafından ciro edilmemiş olması hem de davacının müvekkile vekâletname çıkartmamış olması «sebebi» ile söz konusu senetleri takibe koyabilme imkanı olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Noterliğinin 22.06.2015 tarih ve 21433 yevmiye no.lu «ihtarnamesinden»; davacı tarafın, senetlerin icra takibine konu edilmesi, icra takibine girişilmezse senetlerin taraflarına iadesini istediği anlaşılmış olup, bu durumda, davalı borcunu sözleşmeye uygun olarak «ifa» ederek ya da senetleri iade ederek borcundan kurtulma imkanına sahip olduğu, ancak bu dava açıldıktan sonra davalının, davaya konu senetleri davada «ihbar olunan» şirkete «teslim» ettiği anlaşılmış olup, davacının davası sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, «terditli» istemin 2 nci «bölümü» göz önüne alınmak suretiyle, 85.650,00 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, «ihbar olunan» şirketten olan alacağının tahsili için ilgili şirket tarafından davacıya davaya konu senetlerin verildiğini, ancak senetlerde davacının hak sahibi olmadığının anlaşılması üzerine senetlerin ihbar olunan şirketin vekili davalıya «teslim» edildiğini, davalının senetler ile ihbar olunan şirket adına icra takibine girişip, icra takibi sırasında daha sonra senetlerin kendilerine «temlik» edileceğini, icra dosyasında alacaklı konumuna geçerek ihbar olunan şirketten olan alacaklarına kavuşacaklarını, ancak anlaşma uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davalı tarafından icra takibine konulmadığını davalıya «ihtar» çektiklerini, davalının ise senetleri 3 gün içinde kendilerine iade edeceğini beyan etmesine rağmen senetleri davacıya iade etmediğini ileri sürerek davacı tarafından sözleşme uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davacıya aynen teslim edilmesini, senetlerin aynen tesliminin mümkün olmaması halinde toplam senet bedeli olan 85.650,00 TL'nin ilk ihtar tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Yetişen’in senedi «teslim» almaya yanaşmaması üzerine eski müvekkil şirkete senetleri senet «teslim tutanağı» ile teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3824 E. 2011/5870 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece birleşen davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının «ticari işletmesine» ilişkin işlerde «ticaret unvanını» kullanırken davacının markası ile «iltibas» oluşturacak şekilde hareket etmesinin davacıya ait «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin tespiti ile durdurulmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanının görsel ve işitsel olarak davacının ticaret unvanıyla iltibasa yol açtığı iddiasının ise usulen tescil edilmiş ticaret unvanının kullanımının tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturmayacağından reddine, hüküm kesinleştiğinde markasal kullanıma yönelik markaya iltibas ve tecavüze ilişkin kararın gazetede «ilanına» karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilen karar Dairemizin 23.09.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14994 E. 2013/21022 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi ücreti · ticari defter ve kayıtlar · kesin süre · bilirkişi incelemesi · ticari defter · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2855 E. , 2020/866 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2018 tarih ve 2017/922 E- 2018/1142 K. sayılı kararın davacı vekili ile ihbar olunan şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-usulden reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 29/03/2019 tarih ve 2018/224 E- 2019/293 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının, ihbar olunan şirketten olan alacağının tahsili için ilgili şirket tarafından davacıya davaya konu senetlerin verildiğini, ancak senetlerde davacının hak sahibi olmadığının anlaşılması üzerine senetlerin ihbar olunan şirketin vekili davalıya teslim edildiğini, davalının senetler ile ihbar olunan şirket adına icra takibine girişip, icra takibi sırasında daha sonra senetlerin kendilerine temlik edileceğini, icra dosyasında alacaklı konumuna geçerek ihbar olunan şirketten olan alacaklarına kavuşacaklarını, ancak anlaşma uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davalı tarafından icra takibine konulmadığını, davalıya ihtar çektiklerini, davalının ise senetleri 3 gün içinde kendilerine iade edeceğini beyan etmesine rağmen senetleri davacıya iade etmediğini ileri sürerek davacı tarafından sözleşme uyarınca davalıya teslim edilen senetlerin davacıya aynen teslim edilmesini, senetlerin aynen tesliminin mümkün olmaması halinde toplam senet bedeli olan 85.650,00 TL'nin ilk ihtar tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı; dava konusu senetlerin ... tarafından teslim edildiğini, davacı şirketin tek başına işbu davayı ikame yetkisinin bulunmadığını, dava dışı ... ile dava dışı...ve Türsa A.Ş arasında tarafına teslimi gerçekleşen senetlerin kim adına icraya konulacağı noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunduğunu, senetleri iade etmek istemesine rağmen dava dışı ...’in senedi teslim almaya yanaşmaması üzerine eski müvekkil şirkete senetleri senet teslim tutanağı ile teslim edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının beyanı, davalının savunması ve senet listesinde belirtilen senet metinleri birlikte değerlendirdiğinde, davalı Sıdıka’nın davacı tarafın vekili olmadığı, davalının müvekkili olan Türsa Ltd. Şti’nin ise senetlerin ne şekilde işleme konulacağa, masrafın ne şekilde karşılanacağı yönünde herhangi bir talimat vermediği, davacının mevcut hali ile senetler üzerinde tasarruf yetkisinin olmadığı, davacının MK 2-3. maddelerine aykırı şekilde davrandığından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile ihbar olunan şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı tarafça davalı avukatın ihbar olunan müvekkili tarafından iddia olunan sözleşme uyarınca icra takibi yapılmasına ilişkin talimatın varlığının usulen ispatlanmadığı, davacı ile davalı avukat arasında vekalet ilişkisinin bulunduğunun iddia edilmemesi, TBK 128. maddesi uyarınca davalı avukatın müvekkilinin iddia olunan sözleşmeye konu borcu üstlendiğinin usulen ispatlanmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24/05/2017 tarih 2016/4-504 Esas 2017/962 Karar ile 17/02/2010 tarih 2010/13-114- Esas 2010/81 Karar sayılı kararlarına göre ihbar olunanın tek başına istinaf kanun yoluna başvuru yetkisi olmadığından ihbar olunan istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senedin iadesi veya mümkün olmazsa bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Davanın tarafları arasındaki 17.04.2015 tarihli belge ve davalının beyanları göz önüne alındığında, davalının, davaya konu senetleri icra takibine girişip ve daha sonra bu icra dosyalarını davacıya temlik etmek üzere davacıdan aldığı anlaşılmaktadır. Konya 13. Noterliğinin 22.06.2015 tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesinden; davacı tarafın, senetlerin icra takibine konu edilmesi, icra takibine girişilmezse senetlerin taraflarına iadesini istediği anlaşılmış olup, bu durumda, davalı borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa ederek ya da senetleri iade ederek borcundan kurtulma imkanına sahiptir. Ancak, işbu dava açıldıktan sonra, davalının, davaya konu senetleri davada ihbar olunan şirkete teslim ettiği anlaşılmış olup, mahkemece bu hususların değerlendirilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bölge adliye mahkemesince verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596480200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz