Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4593 E. 2020/3470 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ menfi zarar↗ aleyhe delil↗ hakediş↗ delil niteliği↗ şirket müdürlüğü↗ ticari defter kayıtları↗ teminat mektubu↗ sözleşmenin feshi↗ hakkaniyet↗ tbk 99↗ kâr dağıtımı↗ ticari defter↗ dosya masrafı↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından dayanılan 2010 ve 2011 yılları resmi defterlerinin yasal delil niteliği taşımadığı ve talep edilen menfi zarara konu harcamaların sözleşme kapsamında olup olmadığının dayanılan belgelerden anlaşılamadığının tespit edildiği denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 6100 sayılı HMK'nın 222/2 maddesinde yer alan; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde yine 222/4 maddesinde yer alan; "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
şeklinde düzenlenmeler birlikte değerlendirildiğinde defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı ve davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
(I)- Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararların tanzimi istemine ilişkin olup mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında 07/09/2009 tarihli “Elektrik Dağıtım Şebekeleri YG Dağıtım Hatları ve Kilometrik bedelli YG Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi” adı altında sözleşme imzalandığı, imzalanan sözleşme ve ekleri uyarınca henüz tamamlanmayan kamulaştırma işlemlerinin ve hat güzergahında bulunan hak sahipleri ile doğacak problemlerin ve hat güzergahı üzerindeki ağaçların kesilmesi ile ortaya çıkabilecek sorunların davalı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin açıkça belirtildiği, sözleşmenin imzalanması ardından 06/10/2009 tarihinde işyeri tesliminin yapıldığı, iş süresi olarak 450 takvim gününün belirlendiği ve fakat davalının sözleşme yükümlülüklerinden olan kamulaştırma ve irtifak tesisi işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle, davacının 03.05.2010 tarihli son hakediş raporundan sonra bir iş yapamadığı ve bu süre zarfına kadar da yapılması gereken işin az bir kısmının yapılabildiği, bu suretle davacının sözleşmenin feshi ve teminat mektubunun iadesi sebebiyle dava açtığı, açılan davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan 04/09/2009 tarihli sözleşmenin feshine, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı şirketin, elektrik nakil hatlarının kırsal dağıtım tesisi yapım işinin yüklenicisi konumunda olduğu, davacının sözleşmenin kurulması ile işin ifasına başlayıp bir süre çalıştığı, işin temini için işçi istihdamı sağladığı, araç kiraladığı, birtakım şantiye masrafları yaptığı ve giderleri karşıladığı hususu sabittir.
O halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım masraflar yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre hakkaniyete uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece ticari defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(II)- Kabule göre de, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2037 E. 2017/5017 K.
Ortak:menfi zarar · delil niteliği · sözleşmenin feshi · kâr dağıtımı · e-defter · Sözleşmenin feshi
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından dayanılan 2010 ve 2011 yılları resmi «defterlerinin» yasal «delil niteliği» taşımadığı ve talep edilen «menfi zarara» konu harcamaların sözleşme kapsamında olup olmadığının dayanılan belgelerden anlaşılamadığının tespit edildiği denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 6100 sayılı HMK'nın 222/2 maddesinde yer alan; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde yine 222/4 maddesinde yer alan; "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları», sahibi «aleyhine delil» olur." şeklinde düzenlenmeler birlikte değerlendirildiğinde defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı ve davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle …
O halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım «masraflar» yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre «hakkaniyete» uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece «ticari defterlerin» yasal «delil niteliği» taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. (II)- Kabule göre de, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… valı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin açıkça belirtildiği, sözleşmenin imzalanması ardından 06/10/2009 tarihinde işyeri «tesliminin» yapıldığı, iş süresi olarak 450 takvim gününün belirlendiği ve fakat davalının sözleşme yükümlülüklerinden olan kamulaştırma ve irtifak tesisi işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle, davacının 03.05.2010 tarihli «son» «hakediş» raporundan sonra bir iş yapamadığı ve bu süre zarfına kadar da yapılması gereken işin az bir kısmının yapılabildiği, bu suretle davacının «sözleşmenin feshi» ve «teminat mektubunun» iadesi sebebiyle dava açtığı, açılan davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan 04/09/2009 tarihli sözleşmenin feshine, teminat mektubunun davacıya iadesine ka …
Benzer bu karardaMahkemece, mahkemenin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı kararında işin sözleşmeye göre yapılamaması «sebebinin» davalının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirememiş olmasından kaynaklandığı, yani ilgili sözleşme hükümleri gereği kamulaştırma ve irtifak tesisi işlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi sebebi ile «sözleşmenin feshi» gerçekleştirildiği, davacı 03.05.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin sözleşme kapsamında yapmış olduğu harcamalara yönelik olarak bu kapsamda davacının söz konusu tarihten sonraki dönemde ödediği sözleşme kapsamındaki işçi ücretlerini, araç kirası bedellerini, şantiye giderlerini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalıdan talep edebileceği «menfi zararının» 45.346,79 TL olduğu, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 45.346,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
222. maddesi gereğince usulüne uygun tutulmayan «defterlerin» «delil niteliğinin» mahkemece değerlendirilmesi, gerekirse bu konunun da ayrıntılı olarak «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, defterdeki kayıtların sadece davada yer alan sözleşme gereğince mi yapıldığının da ayrıca açıklığa kavuşturulması suretiyle, tarafların sunmuş oldukl …
1-Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle uğranılan «menfi zararın» tahsili istemine ilişkin olup, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, mahkemenin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı kararında işin sözleşmeye göre yapılamaması «sebebinin» davalının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirememiş olmasından kaynaklandığı, yani ilgili sözleşme hükümleri gereği kamulaştırma ve irtifak tesisi işlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi sebebi ile «sözleşmenin feshi» gerçekleştirildiği, davacı 03.05.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin sözleşme kapsamında yapmış olduğu harcamalara yönelik olarak bu kapsamda davacının söz konusu tarihten sonraki dönemde ödediği sözleşme kapsamındaki işçi ücretlerini, araç kirası bedellerini, şantiye giderlerini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalıdan talep edebileceği «menfi zararının» 45.346,79 TL olduğu, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 45.346,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Ancak, yapılan «bilirkişi incelemesinde» davacı şirket «defterlerinin» incelendiği fakat defterlerin usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığı tespit edilmiştir.
222. maddesi gereğince usulüne uygun tutulmayan «defterlerin» «delil niteliğinin» mahkemece değerlendirilmesi, gerekirse bu konunun da ayrıntılı olarak «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, defterdeki kayıtların sadece davada yer alan sözleşme gereğince mi yapıldığının da ayrıca açıklığa kavuşturulması suretiyle, tarafların sunmuş oldukl …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4593 E. , 2020/3470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12/03/2019 tarih ve 2018/49-2019/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında 04/09/2009 tarihinde Elektrik Dağıtım Şebekeleri YG Dağıtım Hatları ve Kilometrik bedelli YG Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi yapıldığını, davalı şirketçe sözleşmenin devamı için tamamlanacak eksikliklerin tamamlanmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve sözleşme imzalanırken davacı şirket tarafından yatırılan teminat mektubunun iadesi istemi ile davada taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshine ve davacı şirket tarafından yatırılan teminat mektubunun müvekkili şirkete iadesine karar verildiğini, davanın esasına ilişkin olarak verilen kararın kesinleşmiş olduğunu, davacı şirketin söz konusu sözleşmeye güvenerek bir çok yeni personel ve araç aldığını, araç kiralamak zorunda kaldığını ve sözleşme dolayısıyla menfi zararları olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile şimdilik 10.000.-TL tazminatın davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesini talep etmiş talebini ıslahla 45.346,79 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından dayanılan 2010 ve 2011 yılları resmi defterlerinin yasal delil niteliği taşımadığı ve talep edilen menfi zarara konu harcamaların sözleşme kapsamında olup olmadığının dayanılan belgelerden anlaşılamadığının tespit edildiği denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 6100 sayılı HMK'nın 222/2 maddesinde yer alan; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde yine 222/4 maddesinde yer alan;
"Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
şeklinde düzenlenmeler birlikte değerlendirildiğinde defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı ve davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
(I)- Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararların tanzimi istemine ilişkin olup mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, taraflar arasında 07/09/2009 tarihli “Elektrik Dağıtım Şebekeleri YG Dağıtım Hatları ve Kilometrik bedelli YG Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi” adı altında sözleşme imzalandığı, imzalanan sözleşme ve ekleri uyarınca henüz tamamlanmayan kamulaştırma işlemlerinin ve hat güzergahında bulunan hak sahipleri ile doğacak problemlerin ve hat güzergahı üzerindeki ağaçların kesilmesi ile ortaya çıkabilecek sorunların davalı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin açıkça belirtildiği, sözleşmenin imzalanması ardından 06/10/2009 tarihinde işyeri tesliminin yapıldığı, iş süresi olarak 450 takvim gününün belirlendiği ve fakat davalının sözleşme yükümlülüklerinden olan kamulaştırma ve irtifak tesisi işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle, davacının 03.05.2010 tarihli son hakediş raporundan sonra bir iş yapamadığı ve bu süre zarfına kadar da yapılması gereken işin az bir kısmının yapılabildiği, bu suretle davacının sözleşmenin feshi ve teminat mektubunun iadesi sebebiyle dava açtığı, açılan davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan 04/09/2009 tarihli sözleşmenin feshine, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirketin, elektrik nakil hatlarının kırsal dağıtım tesisi yapım işinin yüklenicisi konumunda olduğu, davacının sözleşmenin kurulması ile işin ifasına başlayıp bir süre çalıştığı, işin temini için işçi istihdamı sağladığı, araç kiraladığı, birtakım şantiye masrafları yaptığı ve giderleri karşıladığı hususu sabittir.
O halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım masraflar yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre hakkaniyete uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece ticari defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
(II)- Kabule göre de, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (I) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (II) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596318600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz