Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/2037 E. 2017/5017 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ menfi zarar↗ delil niteliği↗ sözleşmenin feshi↗ kâr dağıtımı↗ bilirkişi incelemesi↗ dava sebebi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, mahkemenin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı kararında işin sözleşmeye göre yapılamaması sebebinin davalının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirememiş olmasından kaynaklandığı, yani ilgili sözleşme hükümleri gereği kamulaştırma ve irtifak tesisi işlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi sebebi ile sözleşmenin feshi gerçekleştirildiği, davacı 03.05.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin sözleşme kapsamında yapmış olduğu harcamalara yönelik olarak bu kapsamda davacının söz konusu tarihten sonraki dönemde ödediği sözleşme kapsamındaki işçi ücretlerini, araç kirası bedellerini, şantiye giderlerini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalıdan talep edebileceği menfi zararının 45.346,79 TL olduğu, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 45.346,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararın tahsili istemine ilişkin olup, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yapılan bilirkişi incelemesinde davacı şirket defterlerinin incelendiği fakat defterlerin usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK. 222. maddesi gereğince usulüne uygun tutulmayan defterlerin delil niteliğinin mahkemece değerlendirilmesi, gerekirse bu konunun da ayrıntılı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak, defterdeki kayıtların sadece davada yer alan sözleşme gereğince mi yapıldığının da ayrıca açıklığa kavuşturulması suretiyle, tarafların sunmuş oldukları başkaca delillerin de değerlendirilmesi sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4593 E. 2020/3470 K.
Ortak:menfi zarar · delil niteliği · sözleşmenin feshi · kâr dağıtımı · e-defter · Sözleşmenin feshi
İncelediğiniz karardaMahkemece, mahkemenin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı kararında işin sözleşmeye göre yapılamaması «sebebinin» davalının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirememiş olmasından kaynaklandığı, yani ilgili sözleşme hükümleri gereği kamulaştırma ve irtifak tesisi işlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi sebebi ile «sözleşmenin feshi» gerçekleştirildiği, davacı 03.05.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin sözleşme kapsamında yapmış olduğu harcamalara yönelik olarak bu kapsamda davacının söz konusu tarihten sonraki dönemde ödediği sözleşme kapsamındaki işçi ücretlerini, araç kirası bedellerini, şantiye giderlerini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalıdan talep edebileceği «menfi zararının» 45.346,79 TL olduğu, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 45.346,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
222. maddesi gereğince usulüne uygun tutulmayan «defterlerin» «delil niteliğinin» mahkemece değerlendirilmesi, gerekirse bu konunun da ayrıntılı olarak «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak, defterdeki kayıtların sadece davada yer alan sözleşme gereğince mi yapıldığının da ayrıca açıklığa kavuşturulması suretiyle, tarafların sunmuş oldukl …
1-Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle uğranılan «menfi zararın» tahsili istemine ilişkin olup, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından dayanılan 2010 ve 2011 yılları resmi «defterlerinin» yasal «delil niteliği» taşımadığı ve talep edilen «menfi zarara» konu harcamaların sözleşme kapsamında olup olmadığının dayanılan belgelerden anlaşılamadığının tespit edildiği denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 6100 sayılı HMK'nın 222/2 maddesinde yer alan; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde yine 222/4 maddesinde yer alan; "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları», sahibi «aleyhine delil» olur." şeklinde düzenlenmeler birlikte değerlendirildiğinde defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı ve davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle …
O halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım «masraflar» yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre «hakkaniyete» uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece «ticari defterlerin» yasal «delil niteliği» taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. (II)- Kabule göre de, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… valı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin açıkça belirtildiği, sözleşmenin imzalanması ardından 06/10/2009 tarihinde işyeri «tesliminin» yapıldığı, iş süresi olarak 450 takvim gününün belirlendiği ve fakat davalının sözleşme yükümlülüklerinden olan kamulaştırma ve irtifak tesisi işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle, davacının 03.05.2010 tarihli «son» «hakediş» raporundan sonra bir iş yapamadığı ve bu süre zarfına kadar da yapılması gereken işin az bir kısmının yapılabildiği, bu suretle davacının «sözleşmenin feshi» ve «teminat mektubunun» iadesi sebebiyle dava açtığı, açılan davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan 04/09/2009 tarihli sözleşmenin feshine, teminat mektubunun davacıya iadesine ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · hakediş · ticari defter kayıtları · teminat mektubu · hakkaniyet · ticari defter · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaO halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım «masraflar» yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre «hakkaniyete» uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece «ticari defterlerin» yasal «delil niteliği» taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir. (II)- Kabule göre de, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… yapılan yargılama sonunda , iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından dayanılan 2010 ve 2011 yılları resmi «defterlerinin» yasal «delil niteliği» taşımadığı ve talep edilen «menfi zarara» konu harcamaların sözleşme kapsamında olup olmadığının dayanılan belgelerden anlaşılamadığının tespit edildiği denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 6100 sayılı HMK'nın 222/2 maddesinde yer alan; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." şeklinde yine 222/4 maddesinde yer alan; "Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan «ticari defter kayıtları», sahibi «aleyhine delil» olur." şeklinde düzenlenmeler birlikte değerlendirildiğinde defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı ve davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle …
… valı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin açıkça belirtildiği, sözleşmenin imzalanması ardından 06/10/2009 tarihinde işyeri «tesliminin» yapıldığı, iş süresi olarak 450 takvim gününün belirlendiği ve fakat davalının sözleşme yükümlülüklerinden olan kamulaştırma ve irtifak tesisi işlemlerini gerçekleştirmemesi sebebiyle, davacının 03.05.2010 tarihli «son» «hakediş» raporundan sonra bir iş yapamadığı ve bu süre zarfına kadar da yapılması gereken işin az bir kısmının yapılabildiği, bu suretle davacının «sözleşmenin feshi» ve «teminat mektubunun» iadesi sebebiyle dava açtığı, açılan davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan 04/09/2009 tarihli sözleşmenin feshine, teminat mektubunun davacıya iadesine ka …
Bu durumda, davacı şirketin, elektrik nakil hatlarının kırsal «dağıtım» tesisi yapım işinin yüklenicisi konumunda olduğu, davacının sözleşmenin kurulması ile işin ifasına başlayıp bir süre çalıştığı, işin temini için işçi istihdamı sağladığı, araç kiraladığı, birtakım şantiye «masrafları» yaptığı ve giderleri karşıladığı hususu sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1214 E. 2019/5730 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · yasal faiz · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; «hasar» gören emtia bedelinin 55.120,88 TL olduğu ve %12 eksik sigorta söz konusu olduğundan 48.346,62 TL olarak hasar miktarının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile «ıslah» ile artırılan talep gözetilerek 48.346,00 TL'nin olay tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/2037 E. , 2017/5017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2015 tarih ve 2013/409-2015/830 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında 04.09.2009 tarihinde ihale kayıt numarası 2009/82405 olan Elektrik Dağıtım Şebekeleri YG Dağıtım Hatları ve Kilometrik bedelli YG Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi adı altında sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında davacı şirketin yüklenici konumunda olduğu, sözleşmenin eki niteliğinde olan yapı işleri genel şartnamesinde sözleşme kapsamında olan bölümün kamulaştırma işlemlerinin bitmediği, hat güzergahında bulunan hak sahipleri ile doğacak problemler ve hat güzergahı üzerindeki ağaçların kesilmesi ile ortaya çıkan sorunların davalı şirket il müdürlüğünün emlak ve kamulaştırma şefliği tarafından çözüleceğinin sözleşmede açıkça belirtildiğini, ancak kamulaştırma ve irtifak tesis işlemleri davalı şirket tarafından bitirilemeyen bir kısım taşınmaz maliklerinin davacı şirket çalışanlarına zorluk çıkarması üzerine, durumun davalı şirkete defalarca bildirilmesine rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını, bunun üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve sözleşme imzalanırken davacı şirket tarafından yatırılan teminat mektubunun iadesi istemi ile dava açıldığını, mahkememizin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı dosyası ile görülen dava sonucunda taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshine ve davacı şirket tarafından yatırılan teminat mektubunun müvekkili şirkete iadesine karar verildiğini, söz konusu kararın sadece davacı şirket lehine vekalet ücreti yönünden temyiz edildiğini ve davanın esasına ilişkin olarak verilen kararın kesinleşmiş olduğunu, davacı şirketin söz konusu sözleşmeye güvenerek bir çok yeni personel aldığını, araç aldığını, yine araç kiralamak zorunda kaldığını, sözleşme kapsamında menfi zarara uğradığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile 10.000 TL davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile, talebini 45.346,79 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, mahkemenin 2011/165 esas 2012/377 karar sayılı kararında işin sözleşmeye göre yapılamaması sebebinin davalının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirememiş olmasından kaynaklandığı, yani ilgili sözleşme hükümleri gereği kamulaştırma ve irtifak tesisi işlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi sebebi ile sözleşmenin feshi gerçekleştirildiği, davacı 03.05.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin sözleşme kapsamında yapmış olduğu harcamalara yönelik olarak bu kapsamda davacının söz konusu tarihten sonraki dönemde ödediği sözleşme kapsamındaki işçi ücretlerini, araç kirası bedellerini, şantiye giderlerini talep edebileceği, alınan bilirkişi raporu ile davacı şirketin davalıdan talep edebileceği menfi zararının 45.346,79 TL olduğu, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü ile toplam 45.346,79 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında imzalanan Elektrik Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle uğranılan menfi zararın tahsili istemine ilişkin olup, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, yapılan bilirkişi incelemesinde davacı şirket defterlerinin incelendiği fakat defterlerin usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK. 222. maddesi gereğince usulüne uygun tutulmayan defterlerin delil niteliğinin mahkemece değerlendirilmesi, gerekirse bu konunun da ayrıntılı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak, defterdeki kayıtların sadece davada yer alan sözleşme gereğince mi yapıldığının da ayrıca açıklığa kavuşturulması suretiyle, tarafların sunmuş oldukları başkaca delillerin de değerlendirilmesi sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 04/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/380685500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz