6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TTK 732 davasında sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü keşidecidedir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5329 E. 2020/3385 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

TTK 732'ye dayalı sebepsiz zenginleşme davasında sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükü davalı keşidecidedir. Lehdar dahi olmayan dava dışı bir kişiye, hamilin çekleri ciro ile devraldığı tarihten sonra yapılan ve dava konusu çeklere ilişkin olduğuna dair hiçbir açıklama içermeyen ödeme dekontları bu ispat yükünü karşılamaz; hamilin tüm aşamalarda alacak iddiasını sürdürmesi karşısında bu ödemeleri kabul ettiği veya karşı çıkmadığı sonucuna varılamaz.

Ele alınan sorunlar

Çekin hangi ciro ile devredildiği ve yasal hamilin belirlenmesi → kabul

İddia: Davacı banka, çekleri kredili müşterisinden temlik cirosu ile devraldığını ve hamili olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davaya konu çekler incelendiğinde, davalı tarafından keşide edilerek lehdara verildiği, ilk cirantanın lehdar olduğu ve cironun beyaz ciro olduğu, bundan sonraki cironun davacı bankaya ait olduğu görülmektedir. Çekteki ciro silsilesine göre yasal hamil davacı bankadır; kayıtlara göre davacı banka bu çekleri 11.07.2014 tarihinde kredi borçlusundan devralmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Keşidecinin sebepsiz zenginleşmediğini ve çek bedelini ödediğini ispat edip edemediği → ret

İddia: Davalı keşideci, çek bedelini alacaklıya ödediğini savunmuş ve buna ilişkin dekontlar ibraz etmiştir.

Gerekçe: TTK'nın 732. maddesine göre açılan davada sebepsiz zenginleşmediğini ispat külfeti davalıdadır; davalı, davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmelidir. Ancak davalının çek bedelini ödediğine ilişkin ibraz ettiği dekontlara göre ödemeler, lehdar dahi olmayan dava dışı bir şirkete ve davacı bankanın çekleri ciro ile devraldığı tarihten sonra yapılmıştır. Ayrıca sunulan dekontlarda ödemelerin dava konusu çeklere ilişkin olarak yapıldığına dair hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Davacı banka tüm aşamalarda bu çekler nedeniyle davalının kendisine borçlu olduğunu iddia ettiğinden, bankanın bu ödemeleri kabul ettiği veya karşı çıkmadığı kabul edilemez. Bu durumda aksi gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 732 davasında ispat yükünün keşidecide olduğu ve hangi nitelikteki ödeme belgelerinin bu yükü karşılamayacağı yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sebepsiz zenginleşme temlik cirosu beyaz ciro ciro silsilesi yasal hamil ispat külfeti ödeme def'i

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 732

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/5329 E.  ,  2020/3385 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/05/2018 tarih ve 2016/987 E.- 2018/449 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/10/2019 tarih ve 2018/1519 E.- 2019/1314 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili bankanın, kredili müşterisi olan ... - Ticaret tarafından kredi borcuna mahsuben tevdi ve ciro edilen davalı ... tarafından tanzim edilerek imzalanmış çek nedeniyle alacaklı olduğunu, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle banka tarafından söz konusu çekle ilgili olarak davalı/keşideci hakkında 15.04.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün 2016/7882 Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, davalı tarafın 11.08.2016 tarihinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının ödemediği çek nedeniyle sebepsiz iktisaba dayalı olarak 82.275,94 TL tutarındaki müvekkil alacağının dava tarihinden itibaren asıl alacak olan 71.250,00 TL'lik kısmına işleyecek %9 oranında yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ile dava harç ve masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, çek bedelini alacaklıya ödediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı ...’ın bankaya verdiği 31/07/2014 tarihli “çekin takastan çekilmesini talep ediyorum” şeklindeki dilekçesi ile çekin takastan geri çekilmesini istediğine göre dava dışı ...'ın bu çeki bankaya tahsil amacıyla vermiş olduğu, nitekim dava dışı lehdarın bu dilekçeyi 31/07/2017 tarihinde verdiği, davalı ...’ün de çek bedelinin ilk taksidini 31/07/2014 tarihinde kalan kısımlarını da 04/08/2014 ve 07/08/2014 tarihlerinde ödediği düşünüldüğünde, ...’ın çekin kısmen tahsil edilmesi ile çeki artık takasa sunmaktan vazgeçtiğinin anlaşıldığı, bankanın bu dilekçeye rağmen çeki iade etmediği ve kredi verdiği kişinin kredi borcuna karşılık usulsüz olarak elinde tutttuğu, bu durumda davalı keşidecinin lehdara yaptığı “çek bedelini ödedim” def'inin şeklen son hamil görünen bankaya karşı da ileri sürülebileceği, zira gerçekte bankanın son hamil değil çeki lehdardan sadece tahsil amacıyla almış kişi olduğu ve sadece lehdarın sahip olduğu haklara sahip olabileceği, keşidecinin çek bedelini ödediğini sunduğu dekontlarla tereddüde yer vermeyecek şekilde ispat etmiş olduğu ve sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; lehdar tarafından yapılan ciroda rehin, teminat veya tahsil amacıyla yapıldığı yönünde bir ibare bulunmadığı, çekin temlik cirosu ile davacı bankaya geçmiş olduğu, çek tevdi bordrosundan 25.07.2014 tarihli çekin 11.07.2014 tarihinde davacı bankaya teslim edildiği anlaşılmakta ise de, davalı keşidecinin bu durumdan haberdar olduğuna dair delil mevcut olmadığından çek keşide tarihinden sonra yapılan ödemelerin iyiniyetli ödemeler olduğunun kabulü gerektiği, ayrıca ödemelerin lehdar ...- Ticaret yerine Doruk Elek. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne yapılmış olduğu anlaşılmakta ise de, davalının bu firmalar arasında bağlantı olduğunu ileri sürmesine karşın davacı bankanın ise aksi yönde bir iddiada bulunmadığı, bu durumda ödemelerin lehdara yapıldığının kabulü gerektiği, kaldı ki lehdarın ilk ödemeden sonra bankaya sunduğu 31.07.2014 tarihli dilekçesi ile çekin takastan çekilmesi talebinde bulunmasının da bu kanıyı güçlendirdiği, dolayısıyla davalının dava konusu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini ispat ettiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesine göre alacağın sebepsiz zenginleşme nedeniyle tahsili istemine ilişkin olup, davacı, üç adet çeki temlik cirosu ile devraldığını ve hamili olduğunu iddia etmiş; davalı ise çek bedellerini ödediğini savunmuş ve buna ilişkin üç adet dekont ibraz etmiştir.

İlk derece mahkemesince, çekin tahsil cirosu ile davacı bankaya geçtiği ve davalı tarafça sunulan dekontlara göre davalı/keşidecinin çek bedelini ödediğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda özetlenen farklı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davaya konu çekler incelendiğinde davalı ... tarafından keşide edilerek lehtar Durak Ticaret-...’a verildiği, ilk cirantanın Durak Ticaret-... olduğu ve cironun beyaz ciro olduğu, bundan sonraki ciro davacı bankaya ait olmakla, çekteki ciro silsilesine göre yasal hamilin davacı banka olduğu anlaşılmaktadır.

Kayıtlara göre davacı banka, bu çekleri 11.07.2014 tarihinde kredi borçlusundan devralmıştır.

TTK 732. maddesine göre açılan işbu davada; sebepsiz zenginleşmediğini ispat külfeti davalıda olup, davalı, davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmelidir. Ancak, davalının çek bedelini ödediğine ilişkin ibraz ettiği dekontlara göre ödemeler, dava dışı Doruk Ltd. Şti.'ne yapılmış olup, sözkonusu ödemeler, lehdar dahi olmayan dava dışı bir şirkete ve davacı bankanın çekleri ciro ile devaraldığı tarihten sonra yapılmıştır. Ayrıca, davalı tarafça sunulan dekontlarda, ödemelerin dava konusu çeklere ilişkin olarak yapıldığına dair hiçbir açıklama da bulunmamaktadır. Davacı banka, tüm aşamalarda bu çekler nedeniyle davalının kendisine borçlu olduğunu iddia etmiş olduğundan, davacı bankanın bu ödemeleri kabul ettiği veyahut karşı çıkmadığı kabul edilemez.

Bu durumda, mahkemece, aksi gerekçelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596296600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1519 E. 2019/1314 K.

Süresinde ibraz edilmeyen çekte sebepsiz zenginleşme davası ve ciro türünün tespiti

Gerekçe özeti

Bir çekte ciro üzerinde 'bedeli tahsil içindir', 'vekaleten', 'bedeli teminattır' veya 'bedeli rehindir' ibarelerinden biri bulunmuyorsa, senedin tahsil veya rehin cirosu ile değil temlik cirosu ile devredildiği kabul edilir; salt çek tevdi bordrosundaki tahsil amaçlı verildiğine dair ifade bu sonucu değiştirmez. Süresinde ibraz edilmeyen çekte hamil kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirir; taraflar arasında temel ilişki yoksa keşideciden TTK 818/1-m yollamasıyla 732. madde uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talepte bulunulabilir ve bu durumda keşideci sebepsiz zenginleşmediğini ispatla yükümlüdür. Keşidecinin çek bedelini lehdara ödediğini banka dekontlarıyla ve keşide tarihinden sonraki iyiniyetli ödemelerle ispat etmesi halinde sebepsiz zenginleşme koşulları oluşmaz ve alacak talebi reddedilir.

Emsal değeri

Çek üzerindeki ciro ibaresinin niteliğinin (temlik/tahsil/rehin) belirlenmesindeki ölçüt ile süresinde ibraz edilmeyen çekte sebepsiz zenginleşme davasının hukuki dayanağı ve ispat yükünün dağılımı açısından bölgesel ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: temlik cirosu tahsil cirosu rehin cirosu sebepsiz zenginleşme çekin süresinde ibrazı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar iyiniyetli ödeme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1519

KARAR NO 2019/1314

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/05/2018

NUMARASI 2016/987 E.-2018/449 K.

DAVA

Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/10/2019

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi olan dava dışı ... kredi borcuna mahsuben keşidecisi davalı olan bir çeki müvekkiline ciro ederek teslim ettiğini, çek muhatap bankaya ibraz edilmişse de karşılığının çıkmadığını ve çeke dayalı olarak davalı hakkında başlatılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, müvekkili alacağının tahsili için TTK 732/2 m. hükmü uyarınca genel hükümlere göre sebepsiz iktisap koşullarının doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 82.275,94-TL alacağın, asıl alacak tutarı 71.250-TL’ye dava tarihinden itibaren %9 yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, çek bedelini alacaklıya ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava dışı ...’ın bankaya verdiği 31/07/2014 tarihli “çekin takastan çekilmesini talep ediyorum” şeklindeki dilekçesi ile çekin takastan geri çekilmesini istediğine göre dava dışı ... bu çeki bankaya tahsil amacıyla vermiş olduğu, nitekim dava dışı lehdarın bu dilekçeyi 31/07/2017 tarihinde verdiği, davalı ... de çek bedelinin ilk taksidini 31/07/2014 tarihinde, kalan kısımlarını da 04/08/2014 ve 07/08/2014 tarihlerinde ödediği düşünülürse, ... çekin kısmen tahsil edilmesi ile çeki artık takasa sunmaktan vazgeçtiğinin anlaşıldığı, bankanın bu dilekçeye rağmen çeki iade etmediği ve kredi verdiği kişinin kredi borcuna karşılık usulsüz olarak elinde tutttuğu, bu durumda davalı keşidecinin lehdara yaptığı “çek bedelini ödedim” definin şeklen son hamil görünen bankaya karşı da ileri sürülebileceği, zira gerçekte banka son hamil değil, çeki sadece lehdardan tahsil amacıyla almış kişi olduğu ve sadece lehdarın sahip olduğu haklara sahip olabileceği, keşideci çek bedelini ödediğini tereddüde yer vermeyecek şekilde sunduğu dekontlarla ispat etmiş olup sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Dava konusu çekin ... tarafından kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile devir ve teslim edildiğini, çekin tahsil cirosu olduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, zira çek üzerinde bu yönde bir ibare olmadığını, ayrıca 31.07.2014 tarihli dilekçenin müvekkili bankaya hiç sunulmadığını, üzerinde bankanın kayıt ve kaşesinin bulunmadığını,2-Çek temlik cirosu ile devredildiğinden, davalının ödeme defini müvekkiline karşı ileri süreyemeceğini, müvekkilinin çeki kötüniyetli olarak iktisap ettiğinin de ispat edilemediğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, süresinde ibraz edilmeyen çeke dayalı alacağın sebepsiz zenginleşme nedeniyle tahsili istemine ilişkindir.Dava konusu çek incelendiğinde, keşidecisi davalı, lehdarı dava dışı...olan, arka sayfasında sırasıyla ... ve davacının ciroları olan, ... nolu 25.07.2014 tarihli, 25.000-USD bedelli çek olduğu görülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 689. maddesine göre rehin cirosundan söz edilmesi için "bedeli teminattır." "bedeli rehindir" veya bunlara uygun bir ibarenin, tahsil cirosundan söz edilmesi için de “bedeli tahsil içindir” “vekaleten” ibarelerinin senede yazılması gerekir. Senette yukarıda açıklanan ibarelerden birinin yer almaması halinde senedin rehin veya tahsil cirosu ile değil temlik cirosu ile verildiği kabul edilmelidir.

Dosya kapsamında bir örneği bulunan çekin incelenmesinde, lehdar tarafından yapılan ciroda rehin, teminat veya tahsil amacıyla yapıldığı yönünde bir ibare bulunmadığı görülmüş olup, salt çek tevdi bordrosunda çekin tahsil için bankaya verildiği yönündeki ifade dikkate alınarak çekin tahsil için verildiğinin kabulü mümkün değildir.Zira bu ifadenin, çekin borca mahsup edilmek üzere tahsili olarak da yorumlanması da mümkündür. Bu sebeple çekin temlik cirosu ile davacı bankaya geçtiğinin kabulü gerekmektedir(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28/09/2017 tarihli 2016/20339 E., 2017/6394 K. sayılı ve 17.04.2017 tarihli 2016/7516 E., 2017/3068 K. sayılı emsal kararları). Ne var ki kambiyo vasfını haiz olan çek üzerinde, yasal sürede bankaya ibraz edildiğine dair bir şerhe rastlanılmamıştır.

Bu durumda, davacı banka kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirmiş ise de, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığından keşideciden 6102 sayılı TTK.nun 818/1-m m. yollamasıyla 732.maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı alacak talebinde bulunabilir. Bu durumda davalı keşideci sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür. Zaten davacı da sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak iş bu davayı açmıştır. Davalı ise çek bedelinin alacaklı lehdara ödendiği savunmuş, ödemelerine ilişkin banka dekontları sunmuştur. Dekontlar incelendiğinde, davalı hesabından ....’a yapılan 04.08.2014 tarihli 6.500-USD bedelli, 07.08.2014 tarihli 3.500-USD bedelli ve 31.07.2014 tarihli 15.000-USD bedelli ödemeler olduğu görülmüştür.

Çek tevdi bordrosundan 25.07.2014 tarihli çekin 11.07.2014 tarihinde davacı bankaya teslim edildiği anlaşılmakta ise, davalı keşidecinin bu durumdan haberdar olduğuna dair delil mevcut olmadığından çek keşide tarihinden sonra yapılan ödemelerin iyiniyetli ödemeler olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan ödemelerin lehdar ... yerine ... Tic. Ltd. Şti.’ne yapılmış olduğu anlaşılmakta ise de, davalı bu firmalar arasında bağlantı olduğunu ileri sürmüş, davacı banka ise aksi yönde bir iddiada bulunmamıştır, banka tarafından sunulan kayıtlarda da ... müşterisi olduğu kredi sözleşmesinde ...San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve yetkilisinin kefil oldukları, ayrıca lehdara ait sözleşmeler ile birlikte bu şirket tarafından düzenlenen sözleşmelerin de birarada sunulduğu görülmüş olup, bu durumda ödemelerin lehdara yapıldığının kabulü gerekmiştir.

Kaldı ki lehdarın ilk ödemeden sonra bankaya sunduğu 31.07.2014 tarihli dilekçesi ile çekin takastan çekilmesi talebinde bulunması da bu kanıyı güçlendirmektedir. Bu durumda davalının dava konusu çek nedeniyle sebepsiz zengileşmediğini ispat ettiği açıktır. O halde ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen karar sonucu itibariyle doğru ise de, hükmün gerekçesi değiştirilmiş olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/987 Esas- 2018/449 Karar sayılı ve 08/05/2018 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE”İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 44,40-TL harcın, toplam 1.405,07- TL harçtan mahsubu ile 1.360,67- TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 9.332,08- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına,Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.