6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Mükerrer icra takibi nedeniyle itirazın iptali davasının usulden reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1034 E. 2025/1495 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kambiyo/Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Aynı alacak için aynı borçlulara karşı devam eden bir icra takibi varken, bu takip sona ermeden (feragat, düşme vb. yollarla ortadan kalkmadan) aynı sebep ve konuya dayalı ikinci bir icra takibi başlatılması mükerrer takip niteliğindedir. İcra takibinde derdestlik, HMK'daki derdestlik düzenlemesinin kıyasen uygulanması yoluyla olumsuz bir takip şartı olarak kabul edilir ve mahkemece/icra memurunca kendiliğinden gözetilir; bu şartın gerçekleşmemesi, mükerrer takibe dayalı itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğundan usulden reddini gerektirir. Alacağın temlik yoluyla el değiştirmesi ve ilk takibin temlik eden tarafça başlatılmış olması, mükerrerlik değerlendirmesini etkilemez.

Ele alınan sorunlar

İcra takibinde derdestlik/mükerrer takip nedeniyle özel dava şartı yokluğu → ret

İddia: Davacı vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'ndeki takibin temlikten önce başlatıldığını, o dosyanın imha edilmesi nedeniyle alacağın tahsili imkânı kalmadığını, bu sebeple tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yeni takip başlatılmasının hukuka aykırı olmadığını, aynı alacak için birden fazla takip yapılmasına engel bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: 2004 sayılı İİK'da, devam etmekte olan bir icra takibine rağmen aynı alacak için aynı borçluya karşı yeniden icra takibi yapılıp yapılamayacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. HMK'daki derdestliğe ilişkin düzenleme icra takiplerine kıyasen uygulanmalıdır; çünkü derdestlik kurumunun amaçları dava ve icra takibi bakımından ortaktır. Dava bakımından dava engeli olan derdestlik, icra takibi bakımından da bir takip engelidir; bu nedenle olumsuz bir dava şartı olan derdestlik aynı zamanda olumsuz bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir ve icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilen, taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartıdır. İcra takibinde derdestlikten söz edilebilmesi için icra takibinin daha önce aynı veya başka bir icra dairesinde başlatılmış olması ve tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Somut olayda aynı kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için aynı borçlular aleyhine daha önce başlatılmış bir ilamsız takip mevcutken, aynı alacak için aynı borçlular aleyhine başlatılan dava konusu takip mükerrerdir. Alacağın temlik yoluyla el değiştirmiş olması ve ilk takibin temlik eden banka tarafından başlatılmış olması, mükerrerlik sonucunu değiştirmez; çünkü tüm alacak, takip ve dava dosyalarındaki haklar sırasıyla TMSF'ye ve davacıya temlik edilmiştir. İlk takibe itiraz edildiği, alacaklının itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali davası açma hakkının süre nedeniyle düşüp ilk takibin bu sebeple ortadan kalktığı yönünde davacı tarafça herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir. Bu nedenle, usulüne uygun bir takibin bulunmasının itirazın iptali davası yönünden özel bir dava şartı olduğu ve somut olayda bu şartın gerçekleşmediği yönündeki ilk derece değerlendirmesi isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı kefil tarafından tesis edilen ipoteğin kefaletten kaynaklanan borcu teminat altına almadığı → kabul

Gerekçe: Davalı kefil tarafından davacı banka lehine tesis edilen ipotek, davalının kefaletten kaynaklanan borcunu teminat altına almadığından, TBK'nın 586. maddesi kapsamında davalı kefile başvuru koşulları oluşmuştur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar, İİK'da açık düzenleme bulunmamasına rağmen HMK'daki derdestlik düzenlemesinin icra takiplerine kıyasen uygulanacağını ve devam eden bir takip varken aynı alacak için başlatılan ikinci takibin mükerrer sayılarak itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı yokluğuna yol açacağını ortaya koymaktadır; bu ilke benzer mükerrer takip uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Usulüne uygun (mükerrer olmayan) bir icra takibinin bulunması, itirazın iptali davası yönünden özel bir dava şartıdır; aynı alacak için aynı borçlulara karşı devam etmekte olan bir icra takibi varken başlatılan ikinci takip mükerrer sayılır ve bu özel dava şartının yokluğu davanın usulden reddine yol açar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali mükerrer icra takibi derdestlik özel dava şartı temlik müteselsil kefalet ipotek TBK 586

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 586

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2025/1034

KARAR NO 2025/1495

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/05/2024

NUMARASI 2020/562 Esas - 2024/378 Karar

DAVANIN KONUSU İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/10/2025

Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin hisselerinin tamamı TMSF'ye ait olup, takip konusu kredi alacağının da TMSF 'ye devredilmiş olan ...'ın alacağı olduğunu, alacağın TMSF tarafından müvekkiline temlik edildiğini, dava dışı ... ve Metal ... Ltd. Şti. ile ... arasında akdedilmiş olan 2 adet genel kredi sözleşmesi ve 2 adet ek kredi sözleşmesi ile borçlu şirkete kredi kullandırıldığını, davalının da sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığını, oluşan kredi borcunun ödenmesinin 12.01.1998 tarihli kat ihtarı ile ihtar edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle borçlular aleyhine İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (eski ...) esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, alacağın varlığını ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın dayanağını oluşturan İstanbul 7. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının yeni esasa kaydedilerek ... esas numarası üzerinden takip işlemine devam edildiği, temlik tarihinden önce davalı hakkında aynı alacak ile İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, anılan icra dosyasının imha edildiği gerekçesi ile aynı borçlu hakkında aynı kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için bu kez İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, itiraz üzerine işbu davanın açıldığı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/2814 esas 2021/1402 karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere, İstanbul 7. İcra Dairesinin ...

esas dosyasındaki takibin mükerrer olduğu, ilk takipten feragat edilmeksizin aynı alacak için yeni bir takip yapılması halinde ikinci takibin mükerrer olduğu, usulüne uygun bir takip bulunmasının itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu, iş bu davada özel dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibinin, alacağın müvekkiline temlik edilmesinden önce başlatıldığını, mükerrer olduğu iddia edilen İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin ise müvekkili şirket tarafından başlatıldığını, alacağın müvekkiline temlikinden önce başlatılan icra dosyası imha edildiğinden, müvekkilinin alacağı tahsil imkânı kalmadığını, bu sebeple tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla yeni takip başlatılmak zorunda kalındığını, aynı alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla birden fazla takip yapılmasına hukuki bir engel bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazı iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; TMSF'ye devredilmiş olan ... ile dava dışı asıl borçlu ... ve Metal ... Ltd. Şti. arasında 03.06.1996 ve 13.03.1996 tarihli genel kredi sözleşmeleri ile 02.10.1997 ve 14.03.1997 tarihli ek genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davalının da tüm sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, ayrıca davalı kefil adına kayıtlı taşınmaz üzerine 29.09.1997 tarihinde asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere alacaklı ... lehine ipotek tesis edildiği, asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek 12.01.1998 tarihli ihtarname ile borcun ödenmesinin ihtar edildiği ve ihtarnamenin 13.01.1998 tarihinde tebliğ edildiği, alacaklı ...

tarafından asıl borçlu ile davalı kefil aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak 59.838.300.000-eTL alacak için ilamsız takip başlatıldığı, dosya 12.04.2010 tarihinde imha edilmiş olup borca itiraz edilip edilmediği, edilmişse akıbeti hakkında bir bilgi bulunmadığı, İstanbul 6. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ... tarafından aynı borçlular aleyhine 30.07.1997 vade tarihli 2.000.000.000-eTL bedelli senede dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, yetki itirazı nedeniyle dosyanın Malatya 2. İcra Dairesinin... esasına kaydedildiği, 08.04.2002 tarihli alacak temlik sözleşmesiyle ... tarafından borçlu şirkete kullandırılan kredilerden kaynaklanan tüm alacak, takip ve dava dosyalarındaki hakların TMSF'ye, TMSF tarafından da 17.02.2006 tarihli sözleşme ile davacı şirkete temlik edildiği, temlik sonrasında aynı sözleşmelerden kaynaklanan alacağın tahsili için bu kez temlik alan tarafından 28.06.2013 tarihinde aynı borçlular aleyhine İstanbul 7.

İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere ilamsız takip başlatıldığı, davalı kefilin borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Öncelikle davalı kefil tarafından davacı banka lehine tesis edilen ipotek, davalının kefaletten kaynaklanan borcunu teminat altına almadığından, TBK'nın 586. maddesi kapsamında davalı kefile başvuru koşulları oluşmuştur.Devam etmekte olan bir icra takibine rağmen yeniden aynı alacak için aynı borçluya karşı icra takibi gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme 2004 sayılı İİK'da yer almamaktadır. HMK’daki derdestliğe ilişkin düzenlemenin icra takiplerine de kıyasen uygulanması gerekir.

Derdestlik kurumunun amaçları davada ve icra takibinde ortaktır. Dava bakımından bir dava engeli olan derdestlik, icra takibi bakımından da bir takip engelidir. Dolayısıyla olumsuz bir dava şartı olarak nitelendirilen derdestlik aynı zamanda olumsuz bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, tıpkı davada derdestlik gibi icra takibinde de derdestlik takip hukukunun doğasına uygun ölçüde icra memurunca/mahkemece kendiliğinden gözetilen ve taraflarca takibin/davanın her aşamasında ileri sürülebilen bir takip şartı olarak değerlendirilmelidir. İcra takibinde derdestlikten söz edebilmek için; icra takibinin daha önce aynı veya başka bir icra dairesinde başlatılmış olması, tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir.

Somut olayda da aynı kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için aynı borçlular aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılmış bir ilamsız takip mevcutken, aynı alacak için aynı borçlular aleyhine başlatılan işbu dava konusu İstanbul 7. İcra Dairesinin ... (yeni ...) esas sayılı dosyasında başlatılan takip mükerrerdir. ...'ın kullandırmış olduğu tüm kredilerden kaynaklanan tüm alacak, takip ve dava dosyalarındaki haklar TMSF'ye ve onun tarafından da davacıya temlik edilmiş olmakla, ilk takibin temlik eden banka tarafından başlatılmış olması da sonuca etkili değildir. İlk takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine alacaklı bakımından itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali davası açma hakkının süre nedeniyle düştüğü ve bu nedenle ilk takibin düştüğü konusunda da davacı tarafça herhangi bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir.

Bu nedenle mahkemece davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/595 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.