Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4063 E. 2020/2275 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil niteliği↗ kesin delil↗ tebliğ tarihi↗ def'i↗ içtihadı birleştirme kararı↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davacının dayandığı Hamburg Eyalet Mahkemesi kararının konsolosluk tarafından onaylandığı, tercümesinin incelenmesinden toplam 37.000 DM’nin %4 faiziyle hüküm altına alındığının anlaşıldığı, bu miktara hangi tarihten ne miktar faiz yürütüleceğinin hüküm altına alınmadığı, kesin delil niteliğinde olan Alman Mahkemesi kararından davacının 37.000 DM alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davacının yargılama sırasında 2.083 DM’lik Alman Mahkemesi ve icra takip gideri alacağını atiye bıraktığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 22.000 DM’nin 16.03.1995 tarihinden, 15.000 DM’nin 16.06.1995 tarihinden itibaren işleyecek %4 yasal faiziyle birlikte toplam 37.000 DM’nin fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının Alman Mahkemesi icra takip gideri olarak talep ettiği 2.083 DM’lik Alman Mahkemesi ve icra takip gideri davasının atiye bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, yurt dışındaki işyeri devrinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Mahkemece, 24/03/2004 tarihinde davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, verilmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasını müteakip davalı şirket vekilince 17/06/2019 tarihinde, süresinde temyiz edilerek, ilamın zamanaşımına uğradığı def'i ileri sürülmüştür.
Somut olayda karar tarihi ile tebliğ tarihi arasında zamanaşımını kesen yahut durduran herhangi bir nedene tesadüf edilmemiş olup 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 135/2. maddesi ve 11/04/1940 tarih, 15/70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(2)Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18502 E. 2015/434 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:terkin · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ilmediği ve bu haliyle diğer davalılar hakkında açılan davanın erken açılmış bir dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı .......i. hakkında açılan davanın atiye «terk» edilmesi sebebiyle bu davalı hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», diğer davalılar hakkında açılan davanın ise henüz erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yolu ile davalı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1996 E. 2014/5563 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · açılmamış sayılma · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, davalı , ..., .., ..., ..., ... hakkındaki davanın . maddesine göre «açılmamış sayılmasına», davalılar ..., hakkında atiye bırakılan dava nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... adına «borcu üstlenen» hakkındaki davanın kısmen kısmen kabulüne dair verilen karar, borcu üstlenen vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 16.09.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4063 E. , 2020/2275 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2004 tarih ve 2000/677-2004/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’da bulunan işyerini 37.000 DM bedelle davalıya devrettiğini, davalının devir bedelini ödememesi üzerine müvekkilinin Alman mahkemesinde açtığı alacak davasının kabul edildiğini, ancak davalının haczedilebilir malı bulunmadığından icra takibinden sonuç alınamadığını, davalının Almanya’daki mallarını kaçırması nedeniyle işbu davayı açtıklarını ileri sürerek, 22.000 DM’ye 16.03.1995 tarihinden, 15.000 DM’ye 16.06.1995 tarihinden itibaren işleyecek %8 faiziyle 37.000 DM esas alacak, 2.083 DM Alman Mahkemesi ve icra takip gideri, 15.980 DM işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.063 DM alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı Hamburg Eyalet Mahkemesi kararının konsolosluk tarafından onaylandığı, tercümesinin incelenmesinden toplam 37.000 DM’nin %4 faiziyle hüküm altına alındığının anlaşıldığı, bu miktara hangi tarihten ne miktar faiz yürütüleceğinin hüküm altına alınmadığı, kesin delil niteliğinde olan Alman Mahkemesi kararından davacının 37.000 DM alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davacının yargılama sırasında 2.083 DM’lik Alman Mahkemesi ve icra takip gideri alacağını atiye bıraktığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 22.000 DM’nin 16.03.1995 tarihinden, 15.000 DM’nin 16.06.1995 tarihinden itibaren işleyecek %4 yasal faiziyle birlikte toplam 37.000 DM’nin fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının Alman Mahkemesi icra takip gideri olarak talep ettiği 2.083 DM’lik Alman Mahkemesi ve icra takip gideri davasının atiye bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, yurt dışındaki işyeri devrinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Mahkemece, 24/03/2004 tarihinde davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, verilmesinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasını müteakip davalı şirket vekilince 17/06/2019 tarihinde, süresinde temyiz edilerek, ilamın zamanaşımına uğradığı def'i ileri sürülmüştür.
Somut olayda karar tarihi ile tebliğ tarihi arasında zamanaşımını kesen yahut durduran herhangi bir nedene tesadüf edilmemiş olup 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 135/2. maddesi ve 11/04/1940 tarih, 15/70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(2)Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle (1) numaralı bentteki nedenlerle kararın ilam zamanaşımına uğramış olması nedeniyle BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587552400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz