İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5082 E. 2020/2313 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi şekil şartı↗ tbk 179/2↗ ifaya ekli cezai şart↗ çekincesiz kabul↗ şekle aykırılık↗ ifaya ekli ceza↗ resmi şekil↗ geçersiz sözleşme↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ şekil şartı↗ ihtirazi kayıt↗ cezai şart↗ muacceliyet↗ icra takibine itiraz↗ ifa↗ tbk 99↗ vade↗ protokol↗ ihbar↗ ihtar↗ geçersizlik↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin fekkinin gayrimenkulun aynına ilişkin bir işlem olduğu, davacının dayandığı sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğu, istenen cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart mahiyeti taşıdığı, alacaklının ifayı çekince ve ihtirazi kayıt koymadan kabul ettiğinden cezai şart isteyemeyeceği, 3. şahıs lehine sözleşme niteliği taşıyan 7. ve 11. maddesindeki hükümlere dayanarak ancak lehine sözleşme yapılan kişinin cezai şart isteyebileceği, yine 11. maddede asli edim olarak ipoteğin 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağının öngörüldüğü, bunun sağlanamaması halinde yedek edim olarak kredi borçlarının ödenmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasının üstlenildiği, bu durumda davalının seçimlik yetkisinin bulunduğu, bu yetkisini kullanan davalının banka kredilerini ödediğini, kredilerin ödenmesi için bir vadenin öngörülmediği, yedek edimin ifası için davacının ihbarda bulunmaması sebebiyle borcun davadan önce muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı, taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca eşine ait taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasının davalı yanca üstlenildiğini, ihtara rağmen diğer edimleri yanında davalının bu yükümünü de yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının bu iddiasına dayalı cezai şart isteminin, ipoteğin fekki işleminin gayrimenkulun aynına ilişkin olduğundan buna yönelik sözleşmenin de resmi şekil şartına tabi olduğu, şekle aykırılık nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak cezai şart istenemeyeceği, davacının ifayı çekincesiz kabul ettiğinden ifa ile birlikte cezai şart talep edemeyeceği, cezai şartın ancak taşınmaz maliki tarafından istenebileceği, davalının ipoteğin kaldırılmasını asli edim olarak yüklenip yedek edim olarak da kredi borçlarının ödenerek ipoteğin kaldırılmasının öngörüldüğü, bu yedek edim için vade bulunmadığı, davadan önce seçimlik edimin muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalının, davacının eşine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını sağlama yükümüne ve bu yükümün yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin sözleşme resmi şekle tabi olmadığı gibi, sözleşme davalı ile davacının vekili arasında düzenlenmiş, davalı, sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeme yükümünü taşınmaz malikine karşı değil davacıya karşı üstlenmiş olduğundan, davacı da icra takibinde ifayı değil cezai şartı istediğinden mahkemenin cezai şartı sadece taşınmaz malikinin isteyebileceği yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Ayrıca, davacı 19.02.2013 tarihli ihtarında, sözleşmenin 11. maddesine göre 28.06.2013 tarihine kadar ipoteğin fekkedilmesini davalıdan istemiştir. Anılan 15.01.2013 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde ipoteğin en geç 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağı, bunun sağlanamaması halinde davalının bütün kredi hesaplarını nakten ve defaten ödemek suretiyle kapatarak ipoteğin kaldırılmasını sağlayacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bu maddesine göre davalı, ipoteğin değiştirilmesi, kredi hesaplarının kapatılması vs. suretiyle 28.06.2013 tarihine kadar davacının eşi adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını sağlamayı üstlenmiş olup ipoteğin takip ve dava tarihinden sonra kaldırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla kredi hesaplarının kapatılmak suretiyle ipoteğin kaldırılması ediminin muaccel olmadığı ve davacının, takip ve dava tarihinden sonra yerine getirilen ipoteğin fekki edimini çekincesiz kabul ettiği yönündeki gerekçe de doğru olmamıştır. Mahkemece, bu esaslar dahilinde değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Cezai şart alacağının tahsili | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3580 E. 2024/5330 K.
Ortak:ifaya ekli cezai şart · çekincesiz kabul · ifaya ekli ceza · ihtirazi kayıt · cezai şart · ifa · vade · protokol
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ipoteğin fekkinin» gayrimenkulun aynına ilişkin bir işlem olduğu, davacının dayandığı sözleşmenin «cezai şarta» ilişkin maddesinin «şekle aykırılık» sebebiyle «geçersiz» olduğu, istenen cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» mahiyeti taşıdığı, alacaklının ifayı çekince ve «ihtirazi kayıt» koymadan kabul ettiğinden cezai şart isteyemeyeceği, 3. şahıs lehine sözleşme niteliği «taşıyan» 7. ve 11. maddesindeki hükümlere dayanarak ancak lehine sözleşme yapılan kişinin cezai şart isteyebileceği, yine 11. maddede asli edim olarak ipoteğin 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağının öngörüldüğü, bunun sağlanamaması halinde yedek edim olarak kredi borçlarının ödenmek suretiyle «ipoteğin kaldırılmasının» üstlenildiği, bu durumda davalının seçimlik «yetkisinin» bulunduğu, bu yetkisini kullanan davalının banka kredilerini ödediğini, kredilerin ödenmesi için bir «vadenin» öngörülmediği, yedek edimin ifası için davacının «ihbarda» bulunmaması sebebiyle borcun davadan önce «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının bu iddiasına dayalı «cezai şart» isteminin, «ipoteğin fekki» işleminin gayrimenkulun aynına ilişkin olduğundan buna yönelik sözleşmenin de «resmi şekil şartına» tabi olduğu, «şekle aykırılık» nedeniyle «geçersiz sözleşmeye» dayanılarak cezai şart istenemeyeceği, davacının ifayı «çekincesiz kabul» ettiğinden «ifa» ile birlikte cezai şart talep edemeyeceği, cezai şartın ancak taşınmaz maliki tarafından istenebileceği, davalının «ipoteğin kaldırılmasını» asli edim olarak yüklenip yedek edim olarak da kredi borçlarının ödenerek ipoteğin kaldırılmasının öngörüldüğü, bu yedek edim için «vade» bulunmadığı, davadan önce seçimlik edimin «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «cezai şartın» tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup davacı, taraflar arasında imzalanan «protokol» uyarınca eşine ait taşınmaz üzerinde bulunan «ipoteğin kaldırılmasının» davalı yanca üstlenildiğini, «ihtara» rağmen diğer edimleri yanında davalının bu yükümünü de yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «protokolde» 5 adet «bononun» 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı «cezai şart» haklının saklı tutulmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden tek bir cezai şartın kararlaştırılması, tek bir bono yönünden çekincesiz bir kabulün dahi cezai şart hakkını tamamen ortadan kaldıracağı, ifayı «ihtirazı kayıt» koymadan kabul eden davacı şirketin protokol hükümleri uyarınca cezai şart alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan r …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolünde» "borçlular tarafından verilen bu beş adet «bononun» beş adet «çek» ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 «vade» tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça «feragati» veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:avalist · lehtar · hakkaniyet · keşideci · bono · feragat · ihtarname · çek
Benzer bu kararda… Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişilerin ortağı olduğu davalı şirketin müvekkiline olan 886.615,49 TL borcu için 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» yapıldığını, anılan protokol gereğince müvekkili şirkete davalıların borçlu olduğu borca karşılık beş ayrı «bono» verildiğini, ödeme protokolünde borçlular tarafından verilen senetlerin 31.12.2018 tarihine kadar «keşidecinin» ve «avalistlerin» davalılar, «lehtarın» müvekkili olduğu, beş adet «çek» ile değiştirileceğini, aksi takdirde davalılar tarafından müvekkiline 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceğinin düzenlendiğini, davalılar tarafından 13.12.2018 tarihli ödeme protokolü gereğince bonoların çeklerle değiştirilmediğini, bunun üzerine davalılara «ihtarname» keşide edildiğini, «ihtara» rağmen davalıların üzerlerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve cezai şartı ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şi …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 15.05.2019 tarihli «bononun» 4 adet «çek» ile ödendiğini, davacının çekince ileri sürmeden bu ödemeyi kabul etmiş olması nedeniyle «cezai şart» alacağını talep etmesinin «hakkaniyetle» bağdaşmayacağını, cezai şartın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolünde» "borçlular tarafından verilen bu beş adet «bononun» beş adet «çek» ile değiştirileceği aksi takdirde davalılar tarafından müvekkil şirkete 750.000,00 TL «cezai şart» ödeneceği" düzenlendiğini, bunun üzerine, davalılar tarafından 31.12.2018 tarihine kadar protokolde kendilerine yüklenen yükümlülük yerine getirilmediğini ve davalılar 5 adet bonoyu çeklerle değiştirmediğini, davalılar tarafından sadece bonolardan 15.05.2019 «vade» tarihli 200.000,00 TL bedelli bonoya karşılık olarak 16.05.2019 tarihinde çek verildiğini, bunun dışında diğer 13.11.2018 tarihli protokolde belirlenen 4 adet bono çeklerle değiştirilmediği gibi bu bonolara ilişkin davalılardan herhangi bir ödeme de yapılmadığını, 15.08.2019 ve 15.09.2018 vadeli bonolar için icra takibine girişildiğini,13.11.2018 tarihli ödeme protokolünde davalıların edimini yerine getirmediğini, davalılar tarafından bonoların çeklerle değiştirilmediği gibi bonolara ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, ayrıca müvekkil şirketin 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği şekilde cezai şarttan açıkça «feragati» veya ifayı çekincesiz olarak kabulünün de söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemi …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2018 tarihli ödeme «protokolü» başlıklı belgeye göre davalılar tarafından davacıya 5 adet «bononun» verildiği, söz konusu bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet «çek» ile değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, söz konusu tarihe kadar bonolar çek ile değiştirilmez ise 750.000,00 TL «cezai şartın» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, somut olayda söz konusu bonoların 31.12.2018 tarihine kadar davalılar tarafından çek ile değiştirilmediği ancak söz konusu tarihten sonra davacı şirketin «temsilcisi» olan .... tarafından 16.05.2019 tarihinde 15.06.2019 tarihli bonoya ilişkin 4 adet çekin alındığına dair bir belge verildiği, anılan belgede cezai şarta yönelik hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı, senedin davacı şirket temsilcisi tarafından davalılara iade edildiği, davalılar tarafından da söz konusu senedin iade alındığına ilişkin cevap dilekçelerinin ekinde senet suretlerini ve 16.05.2019 tarihli belgenin sunulduğu, davalılar tarafından sunulan 16.05.2019 tarihli belgenin davacı tarafından da cevaba cevap dilekçesinde kabul edildiği ve bu kabuller çerçevesinde mevcut dosya değerlendirildiğinde, protokolde 5 adet bononun 31.12.2018 tarihine kadar aynı bedelli 5 adet çek ile değiştirilmesi gerekirken değiştirilmediği ve söz konusu tarihten sonra bonolardan bir tanesinin 4 adet çek ile değiştirildiği, değiştirme işlemi yapılırken davacı tarafından protokolden kaynaklı cezai şart hakkını saklı tutmadığı, mevcut protokoldeki cezai şartın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki cezai şartlardan olduğu, davacı tarafından 16.05.2019 tarihinde gerçekleştirilen «ifa» esnasında cezai şarta yönelik hakkın saklı tutulmaması, ifanın çekincesiz bir şekilde kabul edilmesi, protokolde her bir bono yönünden değil tüm bonolar yönünden t …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2032 E. 2017/5121 K.
Ortak:ipoteğin fekki
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ipoteğin fekkinin» gayrimenkulun aynına ilişkin bir işlem olduğu, davacının dayandığı sözleşmenin «cezai şarta» ilişkin maddesinin «şekle aykırılık» sebebiyle «geçersiz» olduğu, istenen cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesi kapsamında «ifaya ekli cezai şart» mahiyeti taşıdığı, alacaklının ifayı çekince ve «ihtirazi kayıt» koymadan kabul ettiğinden cezai şart isteyemeyeceği, 3. şahıs lehine sözleşme niteliği «taşıyan» 7. ve 11. maddesindeki hükümlere dayanarak ancak lehine sözleşme yapılan kişinin cezai şart isteyebileceği, yine 11. maddede asli edim olarak ipoteğin 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağının öngörüldüğü, bunun sağlanamaması halinde yedek edim olarak kredi borçlarının ödenmek suretiyle «ipoteğin kaldırılmasının» üstlenildiği, bu durumda davalının seçimlik «yetkisinin» bulunduğu, bu yetkisini kullanan davalının banka kredilerini ödediğini, kredilerin ödenmesi için bir «vadenin» öngörülmediği, yedek edimin ifası için davacının «ihbarda» bulunmaması sebebiyle borcun davadan önce «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının bu iddiasına dayalı «cezai şart» isteminin, «ipoteğin fekki» işleminin gayrimenkulun aynına ilişkin olduğundan buna yönelik sözleşmenin de «resmi şekil şartına» tabi olduğu, «şekle aykırılık» nedeniyle «geçersiz sözleşmeye» dayanılarak cezai şart istenemeyeceği, davacının ifayı «çekincesiz kabul» ettiğinden «ifa» ile birlikte cezai şart talep edemeyeceği, cezai şartın ancak taşınmaz maliki tarafından istenebileceği, davalının «ipoteğin kaldırılmasını» asli edim olarak yüklenip yedek edim olarak da kredi borçlarının ödenerek ipoteğin kaldırılmasının öngörüldüğü, bu yedek edim için «vade» bulunmadığı, davadan önce seçimlik edimin «muaccel» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla kredi hesaplarının kapatılmak suretiyle «ipoteğin kaldırılması» ediminin «muaccel» olmadığı ve davacının, takip ve dava tarihinden sonra yerine getirilen «ipoteğin fekki» edimini «çekincesiz kabul» ettiği yönündeki gerekçe de doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile «ipoteğin fekkine» dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5082 E. , 2020/2313 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31/05/2018 tarih ve 2016/924-2018/582 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av....ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında Yeşil Enerji A.Ş.'deki davacı hisselerinin devrine ilişkin sözleşme aktedildiğini, bütün hisselerin satış bedelinin 1.500.000.- TL olarak belirlendiğini, bir kredi sebebiyle dava dışı ...'a ait taşınmazın bankaya ipotekli olduğunu, bu ipoteğin en geç 28.06.2013 tarihine kadar fekkinin sağlanacağının davalı tarafından taahhüt edildiği halde ipoteğin kaldırılmadığını, 38.000.- TL tutarındaki ipotek masrafının 12.02.2013 tarihinden önce ödenmesi gerekirken takipten sonra ödendiğini, davalının hisse devir bedellerini sözleşmedeki koşullarda ödemediğini, aynı sözleşmenin 12. maddesinde sözleşmedeki hususlardan herhangi birini yerine getirmeyen tarafın 1.000.000.- TL ceza ödemekle yükümlü tutulduğunu, davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden cezai şartın tahsili için başlatılan takibe davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 700.000.- TL'yi ödemesi gereken zamandan önce ödediğini, 800.000.- TL tutarındaki senedin ve teminat mektubunun da davacıya verildiğini, hisse devir bedeli için cezai şartın tahakkuk etmediğini, yine ipoteğin kaldırılması için gerekli 38.000.- TL masrafın müvekkilince davacıya ödendiğini, ayrıca sözleşmede yükümlülüklerin ancak davalı hisselerinin ... ve...'a satışının hukuken gerçekleşmesi halinde geçerli olacağının kararlaştırıldığını, EPDK'nın hisse satışlarına 27.09.2013 tarihinde onay verdiğini, müvekkilinin bu tarihten önce yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 11. maddenin son cümlesinde ipoteğin fekkedilememesi halinde banka borcunun müvekkili davalı tarafından ödenerek ipoteğin fekkinin sağlanacağının düzenlendiğini, müvekkilinin bu borçları ödemesi için bir tarih öngörülmediğini, anılan son cümle uyarınca müvekkilinin ikinci seçeneği yerine getirerek 31.12.2013 tarihinde banka borcunu ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin fekkinin gayrimenkulun aynına ilişkin bir işlem olduğu, davacının dayandığı sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinin şekle aykırılık sebebiyle geçersiz olduğu, istenen cezai şartın TBK'nın 179/2. maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart mahiyeti taşıdığı, alacaklının ifayı çekince ve ihtirazi kayıt koymadan kabul ettiğinden cezai şart isteyemeyeceği, 3. şahıs lehine sözleşme niteliği taşıyan 7. ve 11. maddesindeki hükümlere dayanarak ancak lehine sözleşme yapılan kişinin cezai şart isteyebileceği, yine 11. maddede asli edim olarak ipoteğin 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağının öngörüldüğü, bunun sağlanamaması halinde yedek edim olarak kredi borçlarının ödenmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasının üstlenildiği, bu durumda davalının seçimlik yetkisinin bulunduğu, bu yetkisini kullanan davalının banka kredilerini ödediğini, kredilerin ödenmesi için bir vadenin öngörülmediği, yedek edimin ifası için davacının ihbarda bulunmaması sebebiyle borcun davadan önce muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup davacı, taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca eşine ait taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasının davalı yanca üstlenildiğini, ihtara rağmen diğer edimleri yanında davalının bu yükümünü de yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının bu iddiasına dayalı cezai şart isteminin, ipoteğin fekki işleminin gayrimenkulun aynına ilişkin olduğundan buna yönelik sözleşmenin de resmi şekil şartına tabi olduğu, şekle aykırılık nedeniyle geçersiz sözleşmeye dayanılarak cezai şart istenemeyeceği, davacının ifayı çekincesiz kabul ettiğinden ifa ile birlikte cezai şart talep edemeyeceği, cezai şartın ancak taşınmaz maliki tarafından istenebileceği, davalının ipoteğin kaldırılmasını asli edim olarak yüklenip yedek edim olarak da kredi borçlarının ödenerek ipoteğin kaldırılmasının öngörüldüğü, bu yedek edim için vade bulunmadığı, davadan önce seçimlik edimin muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalının, davacının eşine ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını sağlama yükümüne ve bu yükümün yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin sözleşme resmi şekle tabi olmadığı gibi, sözleşme davalı ile davacının vekili arasında düzenlenmiş, davalı, sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeme yükümünü taşınmaz malikine karşı değil davacıya karşı üstlenmiş olduğundan, davacı da icra takibinde ifayı değil cezai şartı istediğinden mahkemenin cezai şartı sadece taşınmaz malikinin isteyebileceği yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Ayrıca, davacı 19.02.2013 tarihli ihtarında, sözleşmenin 11. maddesine göre 28.06.2013 tarihine kadar ipoteğin fekkedilmesini davalıdan istemiştir.
Anılan 15.01.2013 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde ipoteğin en geç 28.06.2013 tarihine kadar kaldırılacağı, bunun sağlanamaması halinde davalının bütün kredi hesaplarını nakten ve defaten ödemek suretiyle kapatarak ipoteğin kaldırılmasını sağlayacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bu maddesine göre davalı, ipoteğin değiştirilmesi, kredi hesaplarının kapatılması vs. suretiyle 28.06.2013 tarihine kadar davacının eşi adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını sağlamayı üstlenmiş olup ipoteğin takip ve dava tarihinden sonra kaldırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla kredi hesaplarının kapatılmak suretiyle ipoteğin kaldırılması ediminin muaccel olmadığı ve davacının, takip ve dava tarihinden sonra yerine getirilen ipoteğin fekki edimini çekincesiz kabul ettiği yönündeki gerekçe de doğru olmamıştır.
Mahkemece, bu esaslar dahilinde değerlendirme yapılması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587444800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz