6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket, sermaye borcunun ifasındaki gecikmenin zararını ayrıca isteyebilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2340 E. 2020/561 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Şirket, ortağın sermaye koyma borcunu ifa etmemesi yanında ifadaki gecikme nedeniyle uğradığı zararın tazminini de ayrıca isteyebilir. Sermaye borcunu ödemeyen ortağın ortaklıktan çıkarılması ve payının gerçek değeri üzerinden devredilmesi, sermaye açığını kapatsa dahi, ifadaki gecikmenin geçmiş dönem bilanço zararına etkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; bu etki araştırılmadan davanın reddi eksik incelemedir.

Ele alınan sorunlar

Ortaklıktan çıkarılan ve payı gerçek değerle devredilen ortağın, sermaye koyma borcunu ifa etmemekten doğan şirket zararından sorumluluğu → kabul

İddia: Davacı şirket, davalının sermaye borcunu ödememesi nedeniyle şirketin 2009-2010 yıllarında bilanço zararına uğradığını, davalının payı oranında bu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6762 sayılı TTK'nın 140/4. maddesi (6102 sayılı TTK md. 128/7) şirketin, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebileceği hükmünü haizdir. Şu hâlde şirket kural olarak, ortağının sermaye koyma borcunu ifa etmemesi yahut ifada gecikmesi nedeniyle uğradığı zararı talep ve dava edebilir. Somut olayda talep, sermaye borcunun ödenmemesinin şirketin 2009-2010 yıllarına ait bilanço zararına yol açtığı iddiasına dayanmakta olup, talebin ileri sürülüş biçimi ve şirket zararının niteliği gözetilerek, davalının sermaye koyma borcunu süresinde ifa etmemesinin bu bilanço zararına etkileri değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Askıdaki payların ıskata bağlı olarak üçüncü kişiye gerçek değeri üzerinden devredilmiş olmasından hareketle bilanço zararının bulunmadığı sonucuna varılması hatalı değerlendirme ve eksik incelemedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sermaye koyma borcunun ifasındaki gecikmeden doğan şirket zararının, payın gerçek değerle devrinden bağımsız olarak talep edilebileceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye koyma borcu ıskat ortaklıktan çıkarma gecikme zararı bilanço zararı eksik inceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı TTK — 6762 sayılı TTK 140/4 · 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 128/7

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6653 E. 2015/13476 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13524 E. 2015/2938 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1503 E. 2019/6354 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/2340 E.  ,  2020/561 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/10/2017 tarih ve 2015/303 E.- 2017/688 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/02/2019 tarih ve 2018/434 E.- 2019/234 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette kuruluşta %80 pay sahibi olarak ortak olduğunu, ihtarnameye rağmen sermaye borcunu ödememesi üzerine Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/317 Esas 2010/476 sayılı kararıyla kesinleşen ortaklar kurulu kararı ile TTK nun 529. maddesine göre ortaklıktan çıkartıldığını, verilen kararın 01.02.2011 tarihinde kesinleşerek ticaret sicilinde 05.01.2011 tarihi ve 7723 sayı ile tescil edildiğini, davalının ortaklıktan çıkarılma tarihine kadar sermaye borcunu ödemeyerek şirkete verdiği bilanço zararına ilişkin sorumluluğunun bulunduğunu, davalının sermaye borcunu ödemeyerek şirkete zarar verdiğini, şirketin 2009 yılında 169.852,24 TL ve 2010 yılında 129.425,47 TL olmak üzere toplam 299.277,71 TL zarar ettiğini, davalının şirketten çıkarılma tarihine kadar oluşan bu zarardan payı oranında sorumlu olduğunu, davalının hissesine düşen zararın 239.422,16 TL olduğunu, anılan zararın TTK'nın 407.

maddesi gereği temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 239.422,00 TL’nin ticari temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; husumet ve zaman aşımı itirazında bulunarak müvekkilinin kardeşi tarafından diğer ortak Şevket Kahraman'a birçok ödeme yapıldığını, tazmini istenen zararın nasıl oluştuğu ve vakıanın hangi kanıtla kanıtlanacağının belirtilmediğini, şirket bilançolarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, hisse devri ve ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin alınan kararların usul ve yasaya uygun olmadığını, şirketin tek ortaklı olarak münfesih sayılması gerektiğini, şirketin zararının nasıl oluştuğunu bilmediğini, müvekkilinin ev kadını olduğunu, ortaklık ve ticari işlerle ilgili bilgi sahibi olmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep istmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 305.277,00 TL zararda olduğu, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğinden davalının sermaye payının 1/4'ünü ödememiş olduğu konusundaki raporuna karşılık alınan ek bilirkişi raporunda davalının sermaye payının 320.000,00 TL olduğu, bunun 1/4'ünün tescil aşamasında ödendiğinin belirtilmesine karşın davalının sermaye payının tamamını ödemediği, çekilen ihtara rağmen temerrüte düştüğü, Ticaret Sicil Gazetesinde belirtilmesine rağmen 1/4'ü olan 80.000,00 TL’nin ödendiğine dair şirket kayıtlarında bir ibare olmadığı, şirketin

tam olarak faaliyete geçememesinden ötürü meydana gelen zararın davalının sermayesini koymamasından, şirketin sermayesinin ödenmemiş olmasından meydana geldiği, 305.277,00 TL zararın davalının payına isabet eden %80'nin 244.222,17 TL olduğu, davalının TTK'nın 529/2. maddesi uyarınca şirketten ayrılmasına rağmen zararın %80’inden sorumlu bulunduğu, 239.422,00 TL talep edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 239.422-TL’nin tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalının 320.000,00 TL bedelli sermaye payı ödeme borcunu yerine getirmediği, bu sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği ve payının da şirket tarafından ortak Şevket Kahraman"a satıldığı, ortak tarafından eTTK'nın 530/1 maddesi gereği gerçek değeri üzerinden devir alındığı, davalı payının 320.000,00 TL bedelle satıldığı, davalının sermayesi ödenmemiş payı 320.000,00 TL bedelle gerçek değerinden satın alındığına göre sermaye payında açığın bulunmadığı, davalının sorumluluğunun gerçek değer üzerinden yapılan satışla sona erdiği, ödenmemiş sermaye payından sorumluluğun devralan Şevket Kahraman"a ait olduğu, davalıdan sermaye koyma borcunun talep edilemeyeceği, şirket ortaklığından sermaye payı ödenmemesi yönünden çıkarma kararı verilerek payı gerçek değeri üzerinden satılan davalının sermaye koyma borcunun sona erdiği gözetilmeden davalıdan tahsile dair karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, davalının sermaye koyma borcunu ifa etmemesi nedeniyle oluşan davacı şirket zararının tazmini istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

6762 sayılı TTK’nın 140/4. maddesi (6102 sayılı TTK md.128/7) şirketin, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebileceği hükmünü haizdir. Şu halde, şirket kural olarak, ortağının sermaye koyma borcunu ifa etmemesi yahut sermaye koyma borcunu ifada gecikmesi nedeniyle uğradığı zararı talep ve dava edebilecektir.

Somut olayda davalının koymayı taahhüt ettiği sermayenin davacı şirketin toplam sermayesine oranı %80 olup İlk Derece Mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi uyarınca, davacı şirketin 2009-2010 yıllarında şirketin atıl kalması ve ticari faaliyetinin bulunmaması nedeniyle bilançoya yansıdığı şekilde zarara uğradığı belirtilmiştir. Davacı taraf esasen, davalıya ait sermaye borcunun ödenmemesinin, davacı şirketin 2009-2010 yıllarına ait bilanço zararına yol açtığından bahisle işbu davayı ikame etmiş olup Bölge Adilye Mahkemesince, 20.07.2010 tarihinde vuku bulan ıskata bağlı olarak askıdaki payların 3. kişiye devri nedeniyle bilanço zararının bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de;

talebin ileri sürülüş biçimi ve davacı şirket zararının niteliği gözetilerek, davacı şirketin 2009-2010 yıllarına ait dava konusu bilanço zararına, davalının sermaye koyma borcunu süresinde ifa etmemesinin etkileri değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587430600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/434 E. 2019/234 K.

Sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın payının gerçek değerle satılması sorumluluğu sona erdirir

Gerekçe özeti

Limited şirkette sermaye koyma borcunu ödemeyen ve bu sebeple eTTK 529 uyarınca ortaklıktan çıkarılan ortağın payı, eTTK 530/1 uyarınca başka bir ortak tarafından gerçek değeri üzerinden devralınmışsa, ödenmemiş sermaye payından kaynaklanan sorumluluk payı devralan ortağa geçer ve çıkarılan eski ortağın sermaye koyma borcundan kaynaklanan sorumluluğu sona erer; bu durumda eski ortaktan sermaye koyma borcuna dayalı zarar tazminatı talep edilemez.

Emsal değeri

Limited şirkette sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağın çıkarılması ve payının gerçek değeri üzerinden bir başka ortağa devredilmesi halinde, eski ortağın şirket zararından sorumluluğunun sona erip sorumluluğun payı devralan ortağa geçtiği yönündeki değerlendirme açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: limited şirkette ortaklıktan çıkarma sermaye koyma borcu eTTK 529 eTTK 530 eTTK 531 payın gerçek değeri üzerinden devri ikinci derecede sorumluluk

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/434

KARAR NO 2019/234

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/10/2017

NUMARASI 2015/303 Esas 2017/688 Karar

DAVA

Tazminat ( İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/02/2019

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette kuruluşta %80 pay sahibi olarak ortak olduğunu , ihtarnameye rağmen sermaye borcunu ödemediğini, Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/317 - 2010/476 sayılı kararı ile kesinleşen ortaklar kurulu kararı ile TTK nun 529.mad.göre ortaklıktan çıkartıldığını, verilen kararın 01/02/2011 tarihinde kesinleşerek ticaret sicilinde 05/01/2011 tarihi ve ... sayı ile tescil edildiğini,davalının ortaklıktan çıkarılma tarihine kadar sorumluluğunun bulunduğunu, davalının sermaye borcunu ödemeyerek şirkete zarar verdiğini, şirkete ait 2009 yılında şirketin 169.852,24 TL ve 2010 yılında 129.425,47 TL olmak üzere toplam 299.277,71 TL şirketin zarar ettiğini, davalının şirketten çıkarılma tarihine kadar oluşan bu zarardan payı oranında sorumlu olduğunu, davalının hissesine düşen zararın 239.422,16-TL olduğunu, bu zararın TTK.nın 407.mad.gereği temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, bedelin belirlenmesi ile faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ; davalıya ait pay üçüncü bir kişi tarafından devralınmışsa payın gerçek değerinin davalıya ödenmesi gerektiğini, gerçek değerinin altında devredilmiş ise, dava açma hakkı saklı tuttuklarını, müvekkilinin kardeşi tarafından ... birçok ödeme yapıldığını, dekontlarını sunduklarını, tazmini istenen zararın nasıl oluştuğu ve vakıanın hangi kanıtla kanıtlanacağının belirtilmediğini, şirket bilançolarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, Beyoğlu 1. ATM verilen ortaklıktan çıkma kararının sermaye borcunu yerine getirilmediği gerekçesi müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmadığını, ana sözleşmenin 7.nci maddesinde ortaklıktan çıkarmanın sermayenin % payına sahip ortakların muvafakat etmesine bağlı olduğunu, devir kararının geçersiz olduğunu, geçerli kabul edilmesi durumunda şirketin tek ortaklı olarak münfesih sayılması gerektiğini, şirketin zararının nasıl oluştuğunu bilmediğini, şirketin zararı varsa bunun nereden kaynaklandığının kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin ev kadını olduğunu, bundan ötürü ortaklık ve ticari işlerle ilgili bilgi sahibi olmadığını, müvekkilinin sermaye borcunu koymadığı gerekçesi ile şirketin zarar ettiğini kabul etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, şirketin 305.277- TL zararda olduğu, davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğinden, davalının sermaye payını 1/4'ünü ödememiş olduğu konusundaki raporuna karşılık alınan ek raporda bilirkişiler, sermaye payının ödenmediğinden 2009 ve 2010 yıllarındaki meydana gelen zarardan davalının sermaye payının 320.000-TL olduğu, bunun 1/4'ünün tescil aşamasında ödendiğinin belirtilmesine karşın, davalı sermaye payının tamamını ödemediği, çekilen ihtara rağmen temerrüte düştüğü, Türk Ticaret Sicil gazetesinde belirtilmesine rağmen 1/4 olan 80.000- TL nin ödendiğine karşılık şirket kayıtlarında bir ibare olmadığı, her ne kadar ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı belirtilmiş ise de davacı şirket kayıtları, şirketin tam olarak faaliyete geçememesinden ötürü meydana gelen zararın davalının sermayesini koymadığından şirketin sermayesinin ödenmemiş olmasından meydana geldiği, 305.277- TL lik zararın davalının payına isabet eden %80 nin 244.222,17- TL olduğu, davalı TTK.nın 529/2.mad.göre şirketten ayrılmasına rağmen %80 den sorumlu bulunduğu,Dava dilekçesinde 239.422-TL talep edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 239.422-TLnin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; dava dilekçesinin HMK'ya uygun olmadığını, dava şartı yokluğu ve zamanaşımı itirazlarına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, şirket sermayesinin 1/4 şirket tescil tarihinden itibaren üç ay içerisinde, kalanı ise 20/01/2012 tarihine kadar ödeneceğinin kabul edildiğini, istenebilir olmayan borçtan dolayı zararın tazmine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece, dosyaya sunulan ödeme ve harcama makbuz ve belgelerinin incelenmesi için bilirkişilere görev bile vermediğini, şirketin tüm yatırım ve kuruluş giderlerinin davalının ağabeyi ... tarafından karşılanmasına karşın şirket temsilcisinin gönderilen paralarla kendi sermaye borcunu ödemiş gibi gösterdiğini, davalının sermaye koyma borcu için ise ödeme göstermediğini, tanık dinletme isteğinin kabul edilmemesi ve kanıtların toplanmamasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde zararın nedeninin açıklanmadığını, davacının dosyaya sunmuş olduğu tutanakların sonradan düzenlenmiş olduğunun, daha önce sunulan kira sözleşmelerinden kolayca anlaşıldığını, zararın keyfi olarak yazıldığını, ...

pay devrinin geçerli olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı şirket müdürü ... tarafından davalı adına keşide edilen 18/05/2010 ve 07/06/2010 tarihli ihtarnamelerde şirketin 400.000-TL tutarındaki ana sermayenin %80 i olan 320.000- TL tutarındaki sermaye ödenmediğinden şirkete olan sermaye borcun 15 gün içerisinde yatırılması aksi halde sürenin dolması ile birlikte şirket ortaklığından çıkarılacağı davalıya ihtar edilmiş ve davalı şirket ortağına usulen tebliğ edilmiştir.Davacı şirketin 13.07.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalının sermaye borcunu ödenmemesi sonucunda şirketin borçları dolayısıyla faaliyete geçirilemediği, bu sebeple şirket ortaklarından ... ödenmiş sermayesinden 2.000-TL lik kısmının ..., 2.000- TL lik kısmının da...devretmek istediğini, 80.000- TL ödenmiş sermayeden devralanlar...

ve ... şirket ortaklığına kabulüne karar verilmiştir. Anılan toplantıda davalı ..."nin hazır bulunduğu ancak tutanağı imzalamadığı,Beyoğlu ....Noterliğinin 13.07.2010 tarihli durum tespit tutanağında toplantıda ...ve vekilleri ile ... ve eşi ...ile avukatları ....hazır bulundukları, ortakların bir araya gelip bilgi alışverişinde bulundukları, ortakların imza yada muhalefet şerhi konusunda anlaşamadıkları hususu tesbit edilmiştir.Ortaklar kurulunun 20/07/2010 tarihli ve 2 nolu kararı ile ihtarnamelere rağmen sermaye borcunu ödemeyen ortak ...'nin TTK 529 ve devamı maddeleri uyarınca şirket ortaklığından çıkartılmasına, sermaye borcu için ...'ye rücu edilmesine, şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinin ortaklar ile ilgili maddesinin 12.800 pay ...

ve 3.200 pay ... ait iken şirket sermayesine ilişkin 6.maddenin değiştirilerek 800.000-TL ye çıkartılmasına, ... açılan davada muhalefetine rağmen davalının ödenmiş sermaye bakımından çoğunluğu temsil etmemesine rağmen şirketin tek taraflı fesih ve tasfiyesine karar aldığını, 25/12/2009 tarihli ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yargılama neticesinde davalının 320.000-TL sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği husunun tartışmasız olduğu, her ortağın rey hakkının koyduğu sermayeye göre hesaplanacağı, ödenmiş esas sermayenin en az yarısından fazlasını temsil eden ortakların alınan karar lehinde oy kullanması gerektiği, şirketin feshine karar verebilmek için esas sermayenin 4/3 üne sahip olan ortakların 4/3 ünü teşkil eden çoğunluğun olumlu oy kullanması gerektiği, ...

tarafından tek başına alınan 25/12/2009 tarihli kararın iptaline karar verilmiş,bu karar kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Beyoğlu 1. ATM nin 2010/317 Esas 2010/479 Karar sayılı 07/12/2010 tarihli kararı ile davacı ... ve şirket tarafından ticaret sicili aleyhinde açılan davada, ...'nin 13/07/2010 tarihli toplantıya katıldığı, bu toplantıda .... hisse devrettiği, yeni ortakların ortaklığa kabulüne karar verildiği, ...'nin ise kararı kabul etmediği gibi muhalefet şerhi de yazmadığı, 20/07/2010 tarihli hisse devri sözleşmesi ile hisselerin adı geçen kişilere devredildiği, aynı toplantıda ...'nin şirket ortaklığından çıkarılmasına ve şirket sermayesinin 800.000-TL ye çıkartılmasına karar verildiği , ticaret sicilinin kararı tescil etmediği, kararın tescili ve ilanına karar verilmesi talep edilmiştir.

Mahkemece alınan kararın ...'ye 04/08/2010 tarihinde tebliğ edildiği, şirket ortağının kararları kabul etmediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istediği, %80 pay sahibi ortağın ihtara rağmen sermaye borcunu ödemediği, ...'nin TTK'nun 581 maddesi gereğince alınan kararlara yasa ve sözleşmeye aykırı olduğunu bildirerek iptalini istemesinin mümkün olduğu, 13/07/2010 , 20/07/2010 tarihli ortaklar kurulu kararlarının tescil ve ilanına karar verilmiş ,karar kesinleşmiştir. Beyoğlu ...Noterliğinin 30/12/2010 tarihli hisse satış sözleşmesinin incelenmesinde, davacı şirket tarafından 12.800 -hisse karşılığı 320.000-TL bedelli şirket nezdinde açığa düşen ödenmemiş sermaye hissesinin bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte şirket ortağı ....'a 320.000-TL bedel karşılığında satıldığı anlaşılmaktadır.

Ticaret Sicil Gazetesinin 13/01/2011 tarihli nüshasında yayınlanan şirketin 30/12/2010 tarihli ve 5 nolu karar ile şirket ortakları ..., ... ve...., ...'nin şirket ortaklığından çıkarılması sonucunda şirket nezdinde açığa düşen 320.000-TL tutarındaki ödenmemiş kayıtlı sermaye payının bütün hak ve borçları ile birlikte şirket tarafından .... satışına ilişkin Beyoğlu ...Noterliğinden 30/12/2010 tarihli Limited şirket hisse satış sözleşmesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalının şirketten çıkartılması, payının şirket tarafından diğer şirket ortağına devredilmesi hususları eTTK zamanında meydana gelmiş olup, uyuşmazlığın çözümünde de eTTK'nın 529. Vd.hükümleri gereğince çözümlenmesi gerekmektedir.

Davalının sermaye payını ödemediği hususunda bir ihtilaf yoktur. Ayrıca bu sebeple şirket ortaklığından çıkartıldığı payının satıldığı hususları aleyhine iptal davası açılmadığından kararlar kesinleşmiştir.TTK 529/2 maddesinde ; noter marifetiyle ve 15 günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerde iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak şirketten çıkarılabilir. Çıkarılan ortağın ödemediği borçtan dolayı mesuliyeti eskisi gibi devam eder denilmektedir. 530.maddede şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir ortak tarafndan hakiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket tarafından açık arttırma yolu ile satılabilir. ... Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalan ortağa verilir.

531.madde açık çıkması halinde mesuliyet başlığını taşımakta olup, çıkarılan ortağın payı paraya çevrildiği halde elde edilen para şirkete olan borcuna yetmezse, adı geçen ortağın pay defterine kaydedildiği tarihten önce 5 yıl içerisinde pay defterine kayıtlı bütün selefleri aradaki farktan dolayı şirkete karşı ikinci derecede mesul olurlar şeklinde düzenlenmiştir. Limited ortaklık ,temerrüde düşen ortak için ya icra takibi yaparak ortaktan borcunu ister , veya noter aracılığıyla on beş günden aşağı olmamak üzere ki bu süre kısaltılamaz ,tayin edilecek sürelerle iki kez yapılan duyuruya karşın sermaye koyma borcunu ödemeyen ortağı ,ortaklıktan çıkarır.Yani limited ortaklığın seçim hakkı vardır.Ortaklık ya borcu tahsil eder ,ya da ortağı ortaklıktan çıkarır.

Ancak ortaklık her iki hakkı birlikte kullanamaz.(Gönen Eriş -Ticari işletme ve şirketler 2.cilt sahife :2.172 ) Ortaklıktan çıkarma kararına karşı 3 ay içinde iptal davası açılması olanakladır.Limited ortaklıktan çıkartılan ortağın payı ortaklığa ait olur.Ortaklık bu paylara ait hakları kullanamadığından elinde tutmasında yarar yoktur. Bunun için çıkan ortağın payının ortaklara veya üçüncü kişilere devrinde ,ortaklığın yararı vardır.TTK 530.madde buyurucu bir kuraldır. Davalının 320.000-TL lik sermaye payı ödeme borcunu yerine getirmediği, bu sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği ve payının da şirket tarafından ortak ... satıldığı,ortak tarafından eTTK'nın 530/1 maddesi gereği gerçek değeri üzerinden devir alındığı anlaşılmaktadır.

Davalı payının 320.000-TL bedelle satıldığının kabulü gerekmektedir.Davalının sermayesi ödenmemiş payı 320.000-TL bedelle gerçek değerinden satın alındığına göre sermaye payında açık bulunmamaktadır. Davalının sorumluluğu gerçek değer üzerinden yapılan satışla sona ermiştir.Ödenmemiş sermaye payından sorumluluğun devralan... ait olduğu ,davalıdan sermaye koyma borcunun talep edilemeyeceği, bu bedelin payı devralan ... tarafından ödenmesi gerektiği, hem şirket ortaklığından sermaye payı ödenmemesi yönünden çıkarma kararı verilerek payın gerçek değeri üzerinden satılan davalının sermaye koyma borcunun sona erdiği gözetilmeden davalıdan 239.422 TL nin tahsiline karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/303 E-2017/688 K. Sayılı ve 12/10/2017 tarihli kararının HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde olmayan davanın REDDİNE"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; 44,40 TL red harcının ; davacı tarafından peşin yatırılan 4.098,60- TL harçtan mahsubu ile fazla olan 4.054,20 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 24,- TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 20.315,32- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 4.088,73- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 32,50 -TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 21/02/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.