Şirket ihyası kararları çekişmesiz yargı işi değildir, temyizi kabildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5184 E. 2020/440 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirket ihyası davaları HMK 382/2'de çekişmesiz yargı işi olarak sayılmadığından bu davalarda verilen kararlar temyiz edilebilir; kesinlik gerekçesiyle temyiz istemini reddeden ek karar kaldırılır. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ettiğinde, HMK 353/1-b-2 uyarınca ilk derece kararını kaldırıp esas hakkında yeniden hüküm kurmak zorundadır; hükmün yalnızca bir bendini kaldırmakla yetinemez. Ticaret sicilinden re'sen terkin işleminin usulsüzlüğüne dayanılarak sonuç çıkarılabilmesi için, sicil evrakı celbedilip TTK geçici 7. maddedeki ihtar ve ilan koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenmelidir.
Ele alınan sorunlar
Şirket ihyasına ilişkin kararların temyiz kabiliyeti → kabul
İddia: Davalı vekili, temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddine dair ek kararın yerinde olmadığını ileri sürerek ek kararı temyiz etmiştir.
Gerekçe: HMK 382/1. maddesinde uyuşmazlığın hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıklanmış, 382/2. maddesinde çekişmesiz yargı kapsamındaki işler sayılmıştır. Şirket ihyası davaları bu madde kapsamında çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmemiş olup, şirket ihyası kararlarının temyizi kabildir; bu nedenle temyiz isteminin reddine dair ek karar kaldırılmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İstinaf başvurusunun kabulü hâlinde hükmün kuruluş biçimi (HMK 353/1-b-2) → kabul
Gerekçe: HMK'nın 353/1-b-2. maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği hükmünü taşır. Bu hüküm uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, yalnızca hükmün bir bendinin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Re'sen terkin işleminin usulüne uygunluğunun ve yargılama giderlerinden sorumluluğun denetlenmesi → kabul
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/3. bendi, kapsamdaki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edileceğini düzenleyerek Ticaret Sicil Müdürlüklerine re'sen harekete geçip işlemleri sonuçlandırma görevi yüklemiş; geçici 7/4-a bendi ise kapsam dâhilindeki şirketlerin sicildeki son adreslerine ve temsile yetkili kişilere ihtar yollanmasını, ihtarın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesini ve ilanın, ihtarın ulaşmadığı hâllerde ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla tebligat yerine geçeceğini öngörmüştür. Terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi için ticaret sicil evrakının celbedilip incelenmesi ve rücu davasının açıldığı tarih itibarıyla terkin işleminin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekirken, bu inceleme yapılmaksızın karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket ihyası kararlarının çekişmesiz yargı işi sayılmayıp temyize tabi olduğu ve istinaf kabulü hâlinde HMK 353/1-b-2 uyarınca esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı oluşturur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket ihyası↗ re'sen terkin↗ çekişmesiz yargı↗ temyiz kabiliyeti↗ kesinlik↗ eksik inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1434 E. 2017/2666 K.
Ortak:re'sen terkin · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a maddesi gereğince Ticaret Sicilinin «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzam edenlere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği ve bu yolda bir belge sunulmadığı, ayrıca aynı kanun maddesinin 2. bendi gereği davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatifler hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacağı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün re'«sen terkin» işlemi anılan yasaya uygun olmadığından, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının 4.
1- Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğünün» «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği, re’«sen terkin» işleminin anılan yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna karar verilmişse de; terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi için ticaret sicil evraklarının celp edilip incelenmediği gibi «rücu» davasının açıldığı tarih itibariyle «sicilden terkin» işleminin yapılıp yapılmadığı hususunda incelenmeksizin karar verilmesi nedeniyle de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve «limited şirketlerin» re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · şirketin ihyası · yargılama giderleri · ihya · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10290 E. 2016/7954 K.
Ortak:re'sen terkin
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a maddesi gereğince Ticaret Sicilinin «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzam edenlere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği ve bu yolda bir belge sunulmadığı, ayrıca aynı kanun maddesinin 2. bendi gereği davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatifler hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacağı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün re'«sen terkin» işlemi anılan yasaya uygun olmadığından, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının 4.
1- Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğünün» «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği, re’«sen terkin» işleminin anılan yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna karar verilmişse de; terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi için ticaret sicil evraklarının celp edilip incelenmediği gibi «rücu» davasının açıldığı tarih itibariyle «sicilden terkin» işleminin yapılıp yapılmadığı hususunda incelenmeksizin karar verilmesi nedeniyle de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMüdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · usulüne uygun tebligat · münfesihlik · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü
Benzer bu kararda… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin ... yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1127 E. 2022/2222 K.
Ortak:re'sen terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a maddesi gereğince Ticaret Sicilinin «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzam edenlere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği ve bu yolda bir belge sunulmadığı, ayrıca aynı kanun maddesinin 2. bendi gereği davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatifler hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacağı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün re'«sen terkin» işlemi anılan yasaya uygun olmadığından, «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının 4.
1- Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğünün» «terkin» işlemi yapılmadan evvel şirket «tüzel kişiliğine» ve şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere ayrı ayrı «ihtar» yapıldığının belirlenemediği, re’«sen terkin» işleminin anılan yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle «yargılama giderlerinden» davalının sorumlu olduğuna karar verilmişse de; terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi için ticaret sicil evraklarının celp edilip incelenmediği gibi «rücu» davasının açıldığı tarih itibariyle «sicilden terkin» işleminin yapılıp yapılmadığı hususunda incelenmeksizin karar verilmesi nedeniyle de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebebiyet verdiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ihtarat · münfesihlik · resen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce res’en «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5184 E. , 2020/440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/03/2019 tarih ve 2018/437 E- 2019/202 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09/09/2019 tarih ve 2019/1399 E- 2019/1069 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2019 tarih ve aynı sayılı ek kararı ile, 09.09.2019 tarihli kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup bu kez ek kararın davalı vekilince temyiz edildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili tarafından sigortalısına ödenen bedelin rücuu için Irmak İnşaat Taah. Arıtma Dış Tic. San. Ltd. Şti.'nin aleyhine Antalya 1. İş Mahkemesinin 2014/394 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, anılan şirketin kaydının Ticaret Sicilinden 13/08/2014 tarihinde terkin edildiğini, tebligat ve diğer usuli işlemlerin yapılabilmesi için Irmak İnşaat Taah. Arıtma Dış Tic. San. Ltd. Şti.'nin ihyası gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre;Irmak İnşaat Taah. Arıtma Dış Tic. San. Ltd. Şti.'nin 13/08/2014 tarihinde terkin edildiği, şirketin Antalya 1. İş Mahkemesi'nin 2014/394 Esas sayılı dosyasının tarafı olduğu, davacının Ticaret Sicilindeki terkin kaydının kaldırılması isteminde hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Antalya 1. İş Mahkemesi 2014/394 Esas sayılı dosyasındaki usuli işlemlerin yapılması açısından İstanbul Ticaret Odası'nın 372590 Sicil numarasında kayıtlı Irmak İnşaat Taah. Arıtma Dış Tic. San. Ltd. Şti.'nin ihyasına, tasfiye memuru olarak eski ortaklardan ...'nin atanmasına ve davalı dava açılmasına neden olmadığından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK geçici 7.maddenin 4-a maddesi gereğince Ticaret Sicilinin terkin işlemi yapılmadan evvel şirket tüzel kişiliğine ve şirketi temsil ve ilzam edenlere ayrı ayrı ihtar yapıldığının belirlenemediği ve bu yolda bir belge sunulmadığı, ayrıca aynı kanun maddesinin 2. bendi gereği davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatifler hakkında bu madde hükümleri uygulanmayacağı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün re'sen terkin işlemi anılan yasaya uygun olmadığından, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf
başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının 4. Bendinin HMK'nun 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, davacı vekili yararına 2.725 TL vekalet ücreti ve 42-TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline kesin olmak üzere karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuşsa da, mahkemece verilen 25.10.2019 tarihli ek kararla şirketin ihyasına ilişkin verilen kararların kesin olması nedeniyle HMK 346/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu kez temyiz isteminin reddine dair ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yukarda açıklandığı gibi davacının ihya talebinin kabulüne karar verilmiş, davacı SGK vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesi kararının (4) numaralı bendinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair kesin olmak üzere karar verilmiştir.
HMK 382/1 maddesinde, uyuşmazlığın, hangi ölçütlere göre çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıklanmış, Yasa'nın 382/2. maddesinde çekişmesiz yargı kapsamında olan işler sayılmış, şirket ihyası davaları bu madde kapsamında çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmemiş olup, şirket ihyası kararlarının temyizinin kabil olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi’nin 25.10.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Esas karara yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir." hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca sadece hükmün 4. bendinin kaldırılmasına karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371.
maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de; 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/3. bendi "Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili Ticaret Sicili Müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir." şeklinde düzenlenmiş olup Kanun, anılan madde ile Ticaret Sicil Müdürlüklerine re'sen harekete geçip işlemleri sonuçlandırma görevi yüklemiştir. Aynı Kanunun 4. maddesinde de “Ticaret sicili müdürlüklerince; a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır.
Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır.” hükmünü içermektedir. Somut olayda mahkemece, ticaret sicil müdürlüğünün terkin işlemi yapılmadan evvel şirket tüzel kişiliğine ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ayrı ayrı ihtar yapıldığının belirlenemediği, re’sen terkin işleminin anılan yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle yargılama giderlerinden davalının sorumlu olduğuna karar verilmişse de;
terkin işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının denetlenebilmesi için ticaret sicil evraklarının celp edilip incelenmediği gibi rücu davasının açıldığı tarih itibariyle sicilden terkin işleminin yapılıp yapılmadığı hususunda incelenmeksizin karar verilmesi nedeniyle de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2019 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile 09.09.2019 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,15/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587429700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz