İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3833 E. 2020/897 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 5 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ihtarı↗ kesin mehil↗ uzamış ceza zamanaşımı↗ ek mehil↗ şirket müdürlüğü↗ ceza zamanaşımı↗ ticari defter ve kayıtlar↗ şirket zararı↗ icra takibine itiraz↗ işlemiş faiz↗ ihtar↗ limited şirket↗ ticari defter↗ havale↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sonunda; davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının şirket müdürlüğü yaptığı dönemde şirket
hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece şirketi zarara uğrattığı, takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL asıl alacak ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere yasal faizi, icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, suç niteliğindeki davalı eylemleri için uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı limited şirketin eski müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesi ekinde, davalı tarafından kendi adına yaptığı havaleleri gösterir dekontları sunmuş, davalının şirket hesabından kendi hesabına usulsüzce para aktardığını iddia etmiştir. Davalı ise, söz konusu miktarların şirket giderleri için harcandığını savunmuş, delil olarak davacının ticari defter ve kayıtlarına dayanmıştır. Ancak bilirkişi raporunda dosyadaki mevcut delillere göre değerlendirme yapılmış ve davacı yan ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davalı tarafça yapılan harcamaların şirket için yapılıp yapılamadığının tespit edilemediği hususu ifade edilmiştir. Mahkemece, HMK'nın 220'nci maddesi uyarınca, davacı şirkete ticari defter ve belgelerini sunması için kesin mehil verilmesi, davacının defterlerini ibraz etmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağının gözetilmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, ayrıca davacının sunduğu 30.07.2007 tarihli dekontta havale alıcısı davalı olmayıp 3. bir şahıs olduğu, bu hususta mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ve hangi gerekçelerle davalının sorumlu tutulduğu açıklanmaksızın işbu dekontta yazılı tutar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5738 E. 2023/241 K.
Ortak:kesin mehil · uzamış ceza zamanaşımı · ek mehil · ceza zamanaşımı · şirket zararı · icra takibine itiraz · ihtar · limited şirket · zamanaşımı 5 yıllık
İncelediğiniz kararda2- Dava, davacı «limited şirketin» eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… n 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, suç niteliğindeki davalı eylemleri için «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı «limited şirketin» eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulmakla davacı lehine «kazanılmış hak» doğmasına rağmen kazanılmış hak yok sayılarak işlem yapıldığını, Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uyarınca, davacı şirkete «ticari defter» ve belgelerini sunması için «kesin mehil» verilmesi, davacının defterini «ibraz» etmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağının gözetilmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerektiği şeklinde bozma yapıldığını, Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra varsayım yapılarak kararın aksi yönünde «ara» karar oluşturulduğunu, bu durumun hukuki güvenirlilik ilkesi ile bağdaşmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre ticari defterleri saklama süresinin 10 yıl olduğunu, yasal olarak saklama süresi geçmiş olan «ticari defterlerin ibraz» edilmemesi nedeni ile aleyhe hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosyada bulunan banka dekontlarının genelinde açıklama kısmında borç ibaresi yazıldığını, bu miktarlar için borç verilen paranın iade edildiğini, borcun «ifa» edildiğini «ispat külfetinin» davalı üzerinde olduğunu, davalının borcun ifa edildiğini «yazılı delille ispat» edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… ibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ilişkin verilen kararın davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.02.2020 tarihli kararı ile "davacı şirkete «ticari defter» ve belgelerini sunması için «kesin mehil» verilmesi, davacının defterlerini «ibraz» etmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağının gözetilmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği gibi ayrıca davacının sunduğu 30.07.2007 tarihli dekontta «havale» alıcısı davalı olmayıp, 3. bir şahıs olduğu, bu hususta mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulmuştur …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · yazılı delille ispat · ispat külfeti · ara karar · kesin süre · kazanılmış hak · ifa · mahsup
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uyulmakla davacı lehine «kazanılmış hak» doğmasına rağmen kazanılmış hak yok sayılarak işlem yapıldığını, Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uyarınca, davacı şirkete «ticari defter» ve belgelerini sunması için «kesin mehil» verilmesi, davacının defterini «ibraz» etmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağının gözetilmesi ve neticesine göre karar verilmesi gerektiği şeklinde bozma yapıldığını, Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra varsayım yapılarak kararın aksi yönünde «ara» karar oluşturulduğunu, bu durumun hukuki güvenirlilik ilkesi ile bağdaşmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre ticari defterleri saklama süresinin 10 yıl olduğunu, yasal olarak saklama süresi geçmiş olan «ticari defterlerin ibraz» edilmemesi nedeni ile aleyhe hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dosyada bulunan banka dekontlarının genelinde açıklama kısmında borç ibaresi yazıldığını, bu miktarlar için borç verilen paranın iade edildiğini, borcun «ifa» edildiğini «ispat külfetinin» davalı üzerinde olduğunu, davalının borcun ifa edildiğini «yazılı delille ispat» edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf vekilinin de hazır bulunduğu celsede, davacı şirkete ait «ticari defter» ve belgeleri hazır etmeleri için «kesin süre» verildiği, kesin süreye rağmen defter ve belgeler «ibraz» edilmediği taktirde davalının dava konusu edilen tutarların davacı şirket için harcandığına yönelik savunmalarını kabul etmiş sayılacaklarının «ihtar» edildiği, davacı tarafın dosya arasında bulunan 2007 yılı yevmiye defteri dışındaki diğer defterleri verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği, «tacirin» ticari defter ve belgelerine delil olarak dayanılması halinde bu delile dayanan tarafın tacir olmasa dahi ibraz yükümlülüğüne aykırı davranıldığında bu delile dayanan tarafın iddiasının ispatlanmış sayılacağı, davalı tarafın savunmaları kapsamında bu belgeleri saklama ve dosyaya ibraz yükümlülüğü bakımından Mahkemenin önceki kararında "bu ödemeler karşılığında şirket için yapılan harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından" davalının savunmalarına itibar edilmeyeceği gerekçesinin açıklanması gerektiği, davalının ilgili dönemde şirket yöneticiliği yaptığı, dava konusu edilen havalelere ilişkin yapılan harcamaların belgelerini davacı şirketin defter ve kayıtlarına işlediği ve bu belgeleri eklemiş ise ayrıca bir de belgeleri kendi uhdesinde saklama ve bekletme yükümlülüğüne tabi tutmak ve davalıyı bu kapsamda savunmaları bakımından kötü niyetli saymanın mümkün olmadığı, bir şirket yöneticisinin yapılan «masraf» ve harcamaları kayıtlara işlemesi ve buna ilişkin belgeleri defter ve kayıtlara eklemesinin olması gereken ve beklenebilir bir sonuç olduğu, dolayısıyla davalının …
Bozma sonrası davacı vekili «defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmemiş, 30.07.2007 tarihli dekont konusu miktarın alacaklarından «mahsup» edilerek bakiye 38.599,00 TL yönünden davanın kabulünü istemiştir.
Bu halde, davacının kabulünde olan 30.07.2007 tarihli dekont bedelinin 40.099,00 TL'den «mahsup» edilerek bakiyesi yönünden davanın kabulü ile davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken usuli kazanılmış hakların ihlali ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12185 E. 2017/6141 K.
Ortak:temerrüt ihtarı · şirket müdürlüğü · şirket zararı · icra takibine itiraz · işlemiş faiz · ihtar · limited şirket · asıl alacak · zamanaşımı 5 yıllık · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı, İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… n 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı «limited şirketin» eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında «internet bankacılığı» yoluyla şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; bu ödemeler karşılığında şirket için yapılan harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı «limited şirketin» eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nin m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · sorumluluk davası · internet bankacılığı · ortaklar kurulu kararı · muvafakat
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, HMK’nin 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekild …
Mülga 6762 Sayılı TTK'nin 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükmünün uygulanması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında «internet bankacılığı» yoluyla şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; bu ödemeler karşılığında şirket için yapılan harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının «şirket müdürlüğü» yaptığı dönemde şirket hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece «şirketi zarara» uğrattığı, takipten önce «temerrüt ihtarı» bulunmadığından «işlemiş faiz» talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL «asıl alacak» ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere «yasal faizi», icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nin m.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3833 E. , 2020/897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/04/2018 tarih ve 2018/270-2018/552 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 04.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eski ortağı ve şirket müdürü davalının şirket hesaplarında bulunan paraları kendi hesaplarına aktardığını, davalının tespit edilebilen haksız ve usulsüz aldığı paraların bir kısmının tahsil edilebilmesi için icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, şirket adına yapılan bazı harcamaların ödemelerini müvekkilinin kendi kredi kartıyla ve nakit olarak yaptıktan sonra belge ve faturalar ile şirkete teslim edilip muhasebeleştirildiğini, 2010 yılı içerisinde ortaklar arasında yapılan ortaklıktan çıkmaya ilişkin protokol gereğince müvekkilinin ibra edildiğini savunarak, davanın reddini ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sonunda; davalının 12/01/2007 - 23/11/2009 tarihleri arasında şirket hesabından kendi kişisel hesabına para aktardığı, 23/11/2009 tarihinden 25/02/2014 takip tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davalı kredi kartından şirket için harcamalar yaptığını ve bu harcamalara karşılık şirket hesabından kişisel hesabına para aktardığını ileri sürmüş ise de; harcama belgeleri dosyaya sunulmadığından davalı tarafın savunması kanıtlayamadığı, davalının şirket müdürlüğü yaptığı dönemde şirket
hesabından dayanağı olmadan kendi hesabına para aktardığı ve böylece şirketi zarara uğrattığı, takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 40.099,00 TL asıl alacak ile takip tarihinden tahsil gününe kadar yürütülecek değişen oranlarda yıllık %9 oranını geçmemek üzere yasal faizi, icra gideri ve vekalet ücretiyle birlikte sınırlı olarak iptaline, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si üzerinden hesaplanan 8.019,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, icra takibinde davacının haksız ve kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından davalının haksız takip tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, suç niteliğindeki davalı eylemleri için uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmamış bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı limited şirketin eski müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesi ekinde, davalı tarafından kendi adına yaptığı havaleleri gösterir dekontları sunmuş, davalının şirket hesabından kendi hesabına usulsüzce para aktardığını iddia etmiştir. Davalı ise, söz konusu miktarların şirket giderleri için harcandığını savunmuş, delil olarak davacının ticari defter ve kayıtlarına dayanmıştır. Ancak bilirkişi raporunda dosyadaki mevcut delillere göre değerlendirme yapılmış ve davacı yan ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davalı tarafça yapılan harcamaların şirket için yapılıp yapılamadığının tespit edilemediği hususu ifade edilmiştir.
Mahkemece, HMK'nın 220'nci maddesi uyarınca, davacı şirkete ticari defter ve belgelerini sunması için kesin mehil verilmesi, davacının defterlerini ibraz etmemesinin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağının gözetilmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği gibi, ayrıca davacının sunduğu 30.07.2007 tarihli dekontta havale alıcısı davalı olmayıp 3. bir şahıs olduğu, bu hususta mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın ve hangi gerekçelerle davalının sorumlu tutulduğu açıklanmaksızın işbu dekontta yazılı tutar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 04/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587302100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz