Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2376 E. 2020/155 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tam ziya↗ infazda tereddüt↗ istinaf başvurusunun reddi↗ muafiyet↗ ziya↗ teminat kapsamı↗ denetime elverişlilik↗ infaz↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davacıya ait Alesta isimli teknenin 12/10/2014 tarihinde Narlıkuyu/Silifke mevkiinde battığı, 28/05/2015 tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı bir timin dalış eğitimi sırasında dava konusu tekneyi batık bir şekilde bulduğu gözetildiğinde olayın sigorta şirketinin savunduğu şekilde olmadığı, deniz kazası sonucu battığı ve sigorta poliçesi kapsamındaki "tam ziya" halinin gerçekleştiği, "tam ziya" hasarının tanzim edilen “yatım paket poliçesi” ile verilen teminat kapsamında ve muafiyet uygulanmaksızın ödenmesi gerektiği, davaya konu teknenin piyasa değerinin bugünkü piyasa koşullarına göre ortalama olarak 96.600,00 TL olduğu, bu durumda, kaza tarihi itibariyle değerine göre aşkın sigorta halinin bulunmadığı ve 95.000,00 TL tazminat bedelinin makul olduğu, tekne tam ziyaya uğradığı için davalı ... şirketinin vermiş olduğu teminat olan 95.000,00 TL kadar teknenin hasarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 14.08.2017 tarihli raporun açık ve denetime elverişli olmaması, teknenin bedeli konusunda diğer raporlarla çelişkiler olması ve davalı şirket ile bilirkişi raporunu düzenleyen Mehmet Kuzucu arasında çok sayıda davanın bulunması sebebiyle anılan raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, bu nedenle yeniden bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan rapora göre de teknenin 12.04.2014 tarihinde Narlıkuyu açıklarında battığının sabit olduğu, davalı sigortacının, batmanın teminat dışı kaldığını somut delillerle ispat edilemediği, teknenin "özel tekne" niteliğinde olması nedeniyle fazi türü bakımından da kararının yerinde olduğu gerekçesi ile taraf verillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, “yatım paket poliçesi” kapsamında olduğu iddia edilen zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, teknenin tam ziyaya uğraması nedeniyle 95.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği nedeniyle yeniden bilirkişi raporu alınarak taraf vekillerinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla İlk Derece Mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekir. HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı karşısında esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince yargılamada eksiklik görülerek yeni bir bilirkişi raporu alınmış ve duruşmalı inceleme yapılarak esastan red kararı verilmiştir. HMK’nın 353/1-b-3. maddesi uyarınca yargılamadaki eksikliği duruşma yapılmaksızın giderilmesi durumunda dahi esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta eksikliğin duruşmalı olarak yeni bir bilirkişi raporu alınması ile giderilmesi nedeniyle esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşturcaktır. Bu durumun ise Kanun’a açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği de açıktır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7136 E. 2012/14290 K.
Ortak:denetime elverişlilik · hasar
İncelediğiniz kararda… eğitimi sırasında dava konusu tekneyi batık bir şekilde bulduğu gözetildiğinde olayın sigorta şirketinin savunduğu şekilde olmadığı, deniz kazası sonucu battığı ve «sigorta poliçesi» kapsamındaki "«tam ziya»" halinin gerçekleştiği, "tam ziya" «hasarının» tanzim edilen “yatım paket poliçesi” ile verilen «teminat kapsamında» ve «muafiyet» uygulanmaksızın ödenmesi gerektiği, davaya konu teknenin piyasa değerinin bugünkü piyasa koşullarına göre ortalama olarak 96.600,00 TL olduğu, bu durumda, kaza tar …
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 14.08.2017 tarihli raporun açık ve «denetime elverişli» olmaması, teknenin bedeli konusunda diğer raporlarla çelişkiler olması ve davalı şirket ile bilirkişi raporunu düzenleyen Mehmet Kuzucu arasında çok sayıda davanın bulunması sebebiyle anılan raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, bu nedenle yeniden bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan rapora göre de teknenin 12.04.2014 tarihinde Narlıkuyu açıklarında battığının sabit olduğu, davalı sigortacının, batmanın «teminat» dışı kaldığını somut delillerle ispat edilemediği, teknenin "özel tekne" niteliğinde olması nedeniyle fazi türü bakımından da kararının yerinde olduğu gerekçesi il …
Benzer bu karardaDosyada mevcut «delil tespiti» ve ekspertiz raporları değerlendirilmek suretiyle teknenin gördüğü «hasar» miktarı bilirkişice, kalem kalem ve Yargıtay «denetimine elverişli» şekilde gösterilerek «gerçek zararın» belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ,benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 35.000 TL lik «hasarın» %40'ı olan 14.000 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek T.C Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
2- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları sigortalı teknenin uğradığı zararın tespiti bakımından Yargıtay «denetimine elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · gerçek zarar · reeskont faizi
Benzer bu karardaDosyada mevcut «delil tespiti» ve ekspertiz raporları değerlendirilmek suretiyle teknenin gördüğü «hasar» miktarı bilirkişice, kalem kalem ve Yargıtay «denetimine elverişli» şekilde gösterilerek «gerçek zararın» belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ,benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 35.000 TL lik «hasarın» %40'ı olan 14.000 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek T.C Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü «reeskont faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15530 E. 2015/11179 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet görevinin kötüye kullanılması · zamanaşımı defi · muvazaa · olumsuz oy · zamanaşımı
Benzer bu karardaA..'ın ödeme gücünün bulunmadığı, «vekalet görevinin kötüye kullanıldığı», davalı Türkay'ın tekneyi «muvazaalı» olarak satın aldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 260.000,00 TL'nin davalı İ..
A.. vekili «zamanaşımı» definde bulunduğu halde, mahkemece bu konuda olumlu veya «olumsuz» bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın niteliği ve taraflar arasındaki hukuki ilişki belirlenmek suretiyle, davalının «zamanaşımı» savunması üzerine durularak, öncelikle bu konuda bir karar verilmesi gerekirken, «zamanaşımı definin» incelenmemiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı İ..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2376 E. , 2020/155 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26/10/2017 tarih ve 2015/178 E.- 2017/506 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 25/12/2018 tarih ve 2018/240 E.- 2018/1120 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Davacı vekili, Mersin Liman Başkanlığı bağlama kütüğünde kayıtlı ... numaralı “Alesta” isimli teknenin 23/04/2014 tarihinde yatırım paket poliçesi ile sigorta güvencesi altına alındığını, 12/10/2014 tarihinde teknenin battığını, poliçe kapsamında zararın sigorta şirketince ödenmediğini ileri sürerek poliçede belirtilen teminat tutarınının kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi oranı ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, olay mahallinde yapılan tespitlerde de teknenin battığına yönelik bir bulguya rastlanmadığını, bu nedenle hasarın teminat harici olarak değerlendirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacıya ait Alesta isimli teknenin 12/10/2014 tarihinde Narlıkuyu/Silifke mevkiinde battığı, 28/05/2015 tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı bir timin dalış eğitimi sırasında dava konusu tekneyi batık bir şekilde bulduğu gözetildiğinde olayın sigorta şirketinin savunduğu şekilde olmadığı, deniz kazası sonucu battığı ve sigorta poliçesi kapsamındaki "tam ziya" halinin gerçekleştiği, "tam ziya" hasarının tanzim edilen “yatım paket poliçesi” ile verilen teminat kapsamında ve muafiyet uygulanmaksızın ödenmesi gerektiği, davaya konu teknenin piyasa değerinin bugünkü piyasa koşullarına göre ortalama olarak 96.600,00 TL olduğu, bu durumda, kaza tarihi itibariyle değerine göre aşkın sigorta halinin bulunmadığı ve 95.000,00 TL tazminat bedelinin makul olduğu, tekne tam ziyaya uğradığı için davalı ...
şirketinin vermiş olduğu teminat olan 95.000,00 TL kadar teknenin hasarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 14.08.2017 tarihli raporun açık ve denetime elverişli olmaması, teknenin bedeli konusunda diğer raporlarla çelişkiler olması ve davalı şirket ile bilirkişi raporunu düzenleyen Mehmet Kuzucu arasında çok sayıda davanın bulunması sebebiyle anılan raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığı, bu nedenle yeniden bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan rapora göre de teknenin 12.04.2014 tarihinde Narlıkuyu açıklarında battığının sabit olduğu, davalı sigortacının, batmanın teminat dışı kaldığını somut delillerle ispat edilemediği, teknenin "özel tekne" niteliğinde olması nedeniyle fazi türü bakımından da kararının yerinde olduğu gerekçesi ile taraf verillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, “yatım paket poliçesi” kapsamında olduğu iddia edilen zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, teknenin tam ziyaya uğraması nedeniyle 95.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği nedeniyle yeniden bilirkişi raporu alınarak taraf vekillerinin istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir.
Başka bir anlatımla İlk Derece Mahkemesi kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekir. HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı karşısında esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince yargılamada eksiklik görülerek yeni bir bilirkişi raporu alınmış ve duruşmalı inceleme yapılarak esastan red kararı verilmiştir. HMK’nın 353/1-b-3. maddesi uyarınca yargılamadaki eksikliği duruşma yapılmaksızın giderilmesi durumunda dahi esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta eksikliğin duruşmalı olarak yeni bir bilirkişi raporu alınması ile giderilmesi nedeniyle esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.
Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşturcaktır. Bu durumun ise Kanun’a açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği de açıktır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371.
maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildir.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587249500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz