İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2755 E. 2020/184 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulden red↗ rücuen tazmin↗ demuraj↗ navlun sözleşmesi↗ konşimento↗ istinaf başvurusunun reddi↗ itirazın iptali davası↗ navlun↗ muacceliyet↗ taşıma sözleşmesi↗ iptal davası↗ usulden reddi↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan taşıma sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe itirazın iptali davası olduğu, navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğrayacağı ve bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği ihtarname ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun sebebini 20/03/2013 tarihli navlun sözleşmesinden kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya (demuraj) ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin rücuen tazmini isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, deniz yolu ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise hem davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile esasa ilişkin, hem de icra takip tarihi itibariyle henüz ödeme yapılmadığı ve davacının takip tarihi itibari ile alacaklı sıfatının bulunmadığı şeklinde usule ilşkin yeni bir değerlendirme yapılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bir davada usulden red sebepleri var ise davanın usulden reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekir. Davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usul ve esasa ilişkin gerekçelere birlikte yer verilerek istinaf başvurusunun reddi doğru olmamıştır.
Yine, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği zamanaşımından ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince, esasa ilişkin bu sebebin yanı sıra icra takibinin sıhhati yönünden de usule ilişkin değerlendirmeler yapılarak, açıklanan bu gerekçeler ile başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi gözönüne alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinden farklı gerekçeye de yer verilmesine karşın kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7145 E. 2022/1372 K.
Ortak:demuraj · navlun sözleşmesi · konşimento · itirazın iptali davası · navlun · muacceliyet · taşıma sözleşmesi · iptal davası · zamanaşımı var · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan «taşıma sözleşmesi» ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe «itirazın iptali davası» olduğu, «navlun sözleşmelerinden» veya «konşimentodan» veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve bu sürenin alacağın «muaccel» olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği «ihtarname» ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun «sebebini» 20/03/2013 tarihli «navlun sözleşmesinden» kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya («demuraj») ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, «itirazın iptali davalarının» takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin «rücuen tazmini» isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının …
1-Dava, deniz yolu ile «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın taraflar arasında yapılmış olan «taşıma sözleşmesi» ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe «itirazın iptali davası» olduğu, «navlun sözleşmelerinden» veya «konşimentodan» veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve bu sürenin alacağın «muaccel» olmasıyla başlayacağı, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tar …
Bu durumda mahkemece davanın «itirazin iptali davası» olduğu gözetilerek davacının alacağının takip tarihi itibariyle «muaccel» olup olmadığı, sonrasında davalının «zamanaşımı def»’inin yerinde olup olmadığı üzerinde durularak, zamanaşımı def'i ile ilgili bir sonuca varılıp bu iddianın da kabul görmemesi halinde, işin esasına girilerek taraf …
… m dosya kapsamına göre, itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle henüz ödemediği ve talep etmediği, «rücuen alacak» talebinin «itirazın iptali davası» ile dinlenilme olanağının bulunmadığı, somut olayda rücuan tazmini istenen alacağın, davacı tarafından dava dışı «fiili taşıyana» yapılan 180.000.00 USD ödeme, 14/03/2014 tarihinde başlatılan takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce 21/10/2014 tarihinde yapıldığı, itirazın iptali davasında takip tarihi itibarıyla alacaklı sıfatını taşımak gerektiği, icra takip tarihi itibariyle henüz ödeme yapılmadığı ve davacının takip tarihi itibariyle alacaklı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiili taşıyan · sözleşmenin ihlali · rücuen alacak · zamanaşımı def'i · def'i · taşıyan
Benzer bu kararda… m dosya kapsamına göre, itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle henüz ödemediği ve talep etmediği, «rücuen alacak» talebinin «itirazın iptali davası» ile dinlenilme olanağının bulunmadığı, somut olayda rücuan tazmini istenen alacağın, davacı tarafından dava dışı «fiili taşıyana» yapılan 180.000.00 USD ödeme, 14/03/2014 tarihinde başlatılan takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce 21/10/2014 tarihinde yapıldığı, itirazın iptali davasında takip tarihi itibarıyla alacaklı sıfatını taşımak gerektiği, icra takip tarihi itibariyle henüz ödeme yapılmadığı ve davacının takip tarihi itibariyle alacaklı sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafın istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının «usulden reddine» karar verilmiştir.
Ancak, hem taraflar arasında akdedilen «taşıma sözleşmesi» hem de davadışı «fiili taşıyan» ile akdedilen taşıma sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmede yükleme zamanının ve «demuraj» ücretinin açık olarak belirlendiği sabit olup, davacının söz konusu sözleşmede belirlenen yükleme zamanından sonraki bir tarihte emtiayı yüklettiği, bu nedenle söz …
Bu durumda mahkemece davanın «itirazin iptali davası» olduğu gözetilerek davacının alacağının takip tarihi itibariyle «muaccel» olup olmadığı, sonrasında davalının «zamanaşımı def»’inin yerinde olup olmadığı üzerinde durularak, zamanaşımı def'i ile ilgili bir sonuca varılıp bu iddianın da kabul görmemesi halinde, işin esasına girilerek taraf …
Davacı, «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle davalı yandan söz konusu taleplerde bulunabileceğinden davacının alacaklı sıfatının bulunduğu kuşkusuzdur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5883 E. 2024/3560 K.
Ortak:demuraj · itirazın iptali davası · navlun · muacceliyet · taşıma sözleşmesi · iptal davası · usulden reddi · ihtarname · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan «taşıma sözleşmesi» ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe «itirazın iptali davası» olduğu, «navlun sözleşmelerinden» veya «konşimentodan» veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve bu sürenin alacağın «muaccel» olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği «ihtarname» ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun «sebebini» 20/03/2013 tarihli «navlun sözleşmesinden» kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya («demuraj») ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, «itirazın iptali davalarının» takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin «rücuen tazmini» isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının …
1-Dava, deniz yolu ile «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2.Dairemizin 01.03.2022 tarih, 2020/7145 E. ve 2022/1372 K sayılı kararı ile; hem taraflar arasında hem de dava dışı «fiili taşıyan» ile akdedilen «taşıma sözleşmelerinde» yükleme zamanının ve «demuraj» ücretinin açık olarak belirlendiği sabit olup, davacının söz konusu sözleşmede belirlenen yükleme zamanından sonraki bir tarihte emtiayı yüklettiği, bu nedenle sözleşmedeki yükleme zamanına dair maddenin ihlal edildiği iddiası ile gerek sözleşmeyle kendisine tanınan haklar bakımından gerekse de sözleşme dışı istemlere ilişkin haklara dayalı olarak takip talebinde bulunduğu, «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle davalı yandan söz konusu taleplerde bulunabileceğinden davacının alacaklı sıfatının bulunduğu, bu durumda mahkemece davanın «itirazin iptali davası» olduğu gözetilerek davacının alacağının takip tarihi itibariyle «muaccel» olup olmadığı, sonrasında davalının «zamanaşımı def»’inin yerinde olup olmadığı üzerinde durularak, zamanaşımı def'i ile ilgili bir sonuca varılıp bu iddianın da kabul görmemesi halinde, işin esasına girilerek taraf …
… 2015/1493 E., 2016/1026 K. sayılı kararı ile; charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin alacağın, davacının davalıya keşide ettiği 07.03.2013 tarihli «ihtarname» ile «muaccel» hale geldiği, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı Kanun'un 1246 ncı maddesinde öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmasından sonra 14.03.2014 tarihinde başlatıldığı gerekçesi ile; süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
… ile; davacının yükün geç yüklenmesinden doğan sürastarya (demoraj) bedeli yönünden alacağın 6102 sayılı Kanun'un 1155 inci maddesi gereğince davalıya keşide edilen «ihtarname» ile 07.03.2013 tarihinde «muaccel» hale geldiği ve aynı Kanun'un 1246 ncı maddesi gereğince 1 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduktan sonra icra takibi başlatıldığı gerekçesi ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiili taşıyan · sözleşmenin ihlali · zamanaşımı def'i · kazanılmış hak · def'i · hukuki yarar · taşıyan
Benzer bu kararda2.Dairemizin 01.03.2022 tarih, 2020/7145 E. ve 2022/1372 K sayılı kararı ile; hem taraflar arasında hem de dava dışı «fiili taşıyan» ile akdedilen «taşıma sözleşmelerinde» yükleme zamanının ve «demuraj» ücretinin açık olarak belirlendiği sabit olup, davacının söz konusu sözleşmede belirlenen yükleme zamanından sonraki bir tarihte emtiayı yüklettiği, bu nedenle sözleşmedeki yükleme zamanına dair maddenin ihlal edildiği iddiası ile gerek sözleşmeyle kendisine tanınan haklar bakımından gerekse de sözleşme dışı istemlere ilişkin haklara dayalı olarak takip talebinde bulunduğu, «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle davalı yandan söz konusu taleplerde bulunabileceğinden davacının alacaklı sıfatının bulunduğu, bu durumda mahkemece davanın «itirazin iptali davası» olduğu gözetilerek davacının alacağının takip tarihi itibariyle «muaccel» olup olmadığı, sonrasında davalının «zamanaşımı def»’inin yerinde olup olmadığı üzerinde durularak, zamanaşımı def'i ile ilgili bir sonuca varılıp bu iddianın da kabul görmemesi halinde, işin esasına girilerek taraf …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacağın «zamanaşımına» uğramadığını, sürastarya alacağının ancak seferin tamamlanması ile «muaccel» ve belirlenebilir hale geleceğini, «ihtarnamenin» alacağı muaccel hale getirmeyeceğini, «taşıyanın» edimini yerine getirmeden dava açılması durumunda davanın «hukuki yarar» yokluğundan reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15336 E. 2013/16955 K.
Ortak:demuraj · navlun
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun «sebebini» 20/03/2013 tarihli «navlun sözleşmesinden» kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya («demuraj») ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, «itirazın iptali davalarının» takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin «rücuen tazmini» isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının …
İlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan «taşıma sözleşmesi» ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe «itirazın iptali davası» olduğu, «navlun sözleşmelerinden» veya «konşimentodan» veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve bu sürenin alacağın «muaccel» olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği «ihtarname» ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya taşıma hizmeti veren davacı şirketin «ticari defterlerinden», bu taşıma nedeniyle üçüncü kişilere ödediği «demuraj» ve «navlun» ücretinin tespit edildiği, ayrıca yine bu taşımadan kaynaklanan liman «masraflarının» davacı tarafça ödendiği, bu ücretlerden taşımayı yaptıran davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.176,35 USD üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «navlun alacağı», «ardiye ücreti», süresterya tazminatı ile liman «masraflarının» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince davalının «taşıyıcı» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ancak, mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan rapora itibar olunmuş ise de davalı tarafın, gümrük mevzuatı uyarınca davacının «navlun» ücreti dışındaki tüm taleplerinin gümrük idaresi tarafından ödenmesi gerektiği yönünde rapora yaptığı ciddi itirazlar üzerinde durulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ardiye ücreti · navlun alacağı · taşıyıcı · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya taşıma hizmeti veren davacı şirketin «ticari defterlerinden», bu taşıma nedeniyle üçüncü kişilere ödediği «demuraj» ve «navlun» ücretinin tespit edildiği, ayrıca yine bu taşımadan kaynaklanan liman «masraflarının» davacı tarafça ödendiği, bu ücretlerden taşımayı yaptıran davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 21.176,35 USD üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «navlun alacağı», «ardiye ücreti», süresterya tazminatı ile liman «masraflarının» tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince davalının «taşıyıcı» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12558 E. 2010/7244 K.
Ortak:demuraj · navlun · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun «sebebini» 20/03/2013 tarihli «navlun sözleşmesinden» kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya («demuraj») ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, «itirazın iptali davalarının» takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin «rücuen tazmini» isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık «zamanaşımı» süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının …
İlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan «taşıma sözleşmesi» ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe «itirazın iptali davası» olduğu, «navlun sözleşmelerinden» veya «konşimentodan» veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda «zamanaşımına» uğrayacağı ve bu sürenin alacağın «muaccel» olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği «ihtarname» ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili «istinaf yoluna başvurmuştur».
Benzer bu kararda… osya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, TTK’nun 1069 ncu maddesinde yer alan ilk koşul gerçekleşmiş ise de, ikinci koşulun gerçekleşmediği, «konişmentoda» yer alan navlunun charter party’de yer alan esaslar dairesinde ödeneceğine dair klozun yalnızca «navlun» ücretine ilişkin olduğu, sürestarya ücretini kapsamadığı, bu durumda davalı gönderilenin sürastarya ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine …
2- Dava, boşaltma limanında oluştuğu iddia edilen «demuraj» alacağının davalı-gönderilenden tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Hükme esas bilirkişi kurulu raporuna davacı vekili itirazında, «konişmentonun» arka yüzünde “Lien klozu” bulunduğunu, buna göre «donatanın» «demuraj» alacağı için de yük üzerinde «hapis hakkı» doğduğunu, buna bağlı olarak gönderilenin demuraj alacağının borçlusu olduğunun kabulü gerekeceğini, doktirinde de bu yorumun yapıldığını ileri sürmüş ve arka yüze ilişkin tercümeyi de ilk kez sunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hapis hakkı · taşıtan · konişmento · donatan · icra takibine itiraz · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaHükme esas bilirkişi kurulu raporuna davacı vekili itirazında, «konişmentonun» arka yüzünde “Lien klozu” bulunduğunu, buna göre «donatanın» «demuraj» alacağı için de yük üzerinde «hapis hakkı» doğduğunu, buna bağlı olarak gönderilenin demuraj alacağının borçlusu olduğunun kabulü gerekeceğini, doktirinde de bu yorumun yapıldığını ileri sürmüş ve arka yüze ilişkin tercümeyi de ilk kez sunmuştur.
… ka yüze ilişkin daha önce bir delil tebliğ edilmediğini, davacı delilleri arasında da bulunmadığını, "Lien Klozunun" İngiliz Hukukunda uygulandığını, bu hukuka göre «konişmentoda» «demuraj» ücretine ilişkin bir kayıt bulunmuyorsa ve çarter partide demurajın «taşıtan» tarafından karşılanacağı belirtiliyorsa Lien Klozunun uygulanamayacağını savunmuş, bu klozun Türk Hukukuna etkilerine ilişkin doktrindeki bazı görüşlere atıflarda …
… osya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, TTK’nun 1069 ncu maddesinde yer alan ilk koşul gerçekleşmiş ise de, ikinci koşulun gerçekleşmediği, «konişmentoda» yer alan navlunun charter party’de yer alan esaslar dairesinde ödeneceğine dair klozun yalnızca «navlun» ücretine ilişkin olduğu, sürestarya ücretini kapsamadığı, bu durumda davalı gönderilenin sürastarya ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine …
2- Dava, boşaltma limanında oluştuğu iddia edilen «demuraj» alacağının davalı-gönderilenden tahsili için başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2755 E. , 2020/184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/10/2016 tarih ve 2015/1493 E- 2016/1026 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/03/2018 tarih ve 2017/392 E- 2018/288 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 07/01/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından, üretici firması Çin'de bulunan davalı şirkete ait 4 adet vincin Çin Gaolan Limanı'ndan İzmir Alsancak Limanı'na taşınması için taşıma sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmede BIMCO'nun standart sözleşmelerinden olan Heavy Lift Voyage Charter Party (Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) şartlarının geçerli olacağının kabul edildiğini, navlun ücretinin davalı tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin asıl taşıyan olup dava dışı taşıyan Hansa Heavy Lift Gmbh firması ile yolculuk çarteri sözleşmesi imzaladığını, taşıma işinin fiilen dava dışı anılan firmanın gemisi ile gerçekleştirildiğini, yüklemenin belirlenen tarihlerden yaklaşık 12 gün geç başladığını ve taşıma nedeniyle sürestarya ücretinin oluştuğunu, müvekkilinin 239.361,11.-USD (20.000,00.- USD/ beher gün) sürestarya ücretine hak kazandığını, bunun dışında geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine 180.000,00.-USD (18.000,00.-USD / beher gün ) ve geminin mürettebatının fazladan çalışması nedeniyle 20.000,00.-USD ( 2500,00.-USD / beher gün) ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, dava dışı taşıyan Hansa Heavy Lift Gmbh tarafından tahkim yoluyla talep edilen, 180.000,00.-USD'nin 21.10.2014 tarihinde ödediğini, bu durumun davalıya ihtarname ile bildirildiğini, davalının ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için takibe geçildiğini, davalının ödeme emrine itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, şimdilik 180.000,00.- USD asıl alacak ve ödeme gününden itibaren BİMCO şartlarına göre aylık %1,5 üzerinden hesaplanan 37.814,00.-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 217.814,00.-USD üzerinden itirazın iptali, takibin devamı, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın usul ve esasa ilişkin sebeplerle reddine talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın taraflar arasında yapılmış olan taşıma sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında belirtilen BIMCO (Heavy Lift Voyage Charter Party - Ağır yük yolculuk çarteri sözleşmesi) kapsamında taşınan yükün geç yüklenmesinden dolayı açılan sürestarya bedeli tahsiline ilişkin takibe itirazın iptali davası olduğu, navlun sözleşmelerinden veya konşimentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların 1 yılda zamanaşımına uğrayacağı ve bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı düzenlendiği, charter sözleşmesine dayalı sürestarya ücretine ilişkin olan davacı alacağının, taşımanın sona erdiği yani sürestarya alacağının doğduğu tarih olan davacının davalıya keşide ettiği ihtarname ile 07.03.2013 tarihinde muaccel olduğu, ancak dava konusu icra takibinin 6102 sayılı TTK'nın 1246.
maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten sonra 14/03/2014 tarihinde başlatıldığı, bu durumda zamanaşımına uğrayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının takipte borcun sebebini 20/03/2013 tarihli navlun sözleşmesinden kaynaklı alacak olarak gösterdiği, dava dilekçesinde ise, sürestarya (demuraj) ücreti, geminin varış limanına geç ulaşması nedeniyle diğer yüklerin ilgililerine ve gemi mürettebatına fazla çalışması nedeniyle ödeme yükümlülüğü altına girdiğini belirterek, bu 3 kalem yönünden alacak talebinde bulunduğu, itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle dava dışı firmaya ödeme yapılmadığından takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu ödemenin rücuen tazmini isteminde bulunulamayacağı, ilk derece mahkemesince takip tarihi itibariyle kanunda öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılan davanın zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, deniz yolu ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise hem davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile esasa ilişkin, hem de icra takip tarihi itibariyle henüz ödeme yapılmadığı ve davacının takip tarihi itibari ile alacaklı sıfatının bulunmadığı şeklinde usule ilşkin yeni bir değerlendirme yapılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bir davada usulden red sebepleri var ise davanın usulden reddine karar verilmekle yetinilmesi gerekir. Davanın usulden reddi, işin esasının incelenmesine engel teşkil eder. Davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usul ve esasa ilişkin gerekçelere birlikte yer verilerek istinaf başvurusunun reddi doğru olmamıştır.
Yine, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesiyle Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine karar verileceği hüküm altına alınmış, aynı Yasa’nın 353/1-b-2 maddesiyle ise, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir.
Aksi hal 6100 sayılı HMK ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği zamanaşımından ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince, esasa ilişkin bu sebebin yanı sıra icra takibinin sıhhati yönünden de usule ilişkin değerlendirmeler yapılarak, açıklanan bu gerekçeler ile başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi gözönüne alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinden farklı gerekçeye de yer verilmesine karşın kararın gerekçesi ile hüküm arasında çelişki oluşturacak şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587233700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz