Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/9708 E. 2013/23036 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ara karar↗ ikrar↗ üçüncü kişi↗ muvafakat↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 26.02.2013 tarihli duruşmada, talimat yazısındaki imzanın müvekkiline ait olduğunu beyan ettiği, böylelikle paranın dava dışı kişiye davacının muvafakatı ve rızasıyla ödendiği gerekçesiyle, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaca hesaptaki paranın sahte talimat yazısına istinaden üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paranın ödenmesi için davalı banka şubesine gittiğinde hesabından 40.000,00 Euro'nun çekilmiş olduğunu öğrendiğini, müvekkiline hesabın kendisi tarafından kapattırıldığı söylenerek hesap kapatma dekontu verildiğini oysa, müvekkilinin hesabı kapatmadığını ileri sürmüş, davalı banka ise, davacının faksla gönderdiği 26.11.2007 tarihli yazılı ödeme talimatına istinaden davacının amcası ...'a paranın ödendiğini savunarak, 26.11.2007 tarihli imzalı talimat belgesini ibraz etmiştir.
Mahkemece, 06.11.2012 tarihli celsede söz konusu talimat yazısı ve para çekme işlemine ilişkin dekonttaki bilgiler için davalı bankaya yazı yazılması yönünde ara karar verilmiş, bir sonraki 26.02.2013 tarihli duruşmada da, davalı bankaya yazılan müzekkereye cevap verildiği belirtildikten sonra davacı vekiline 26.11.2007 tarihli belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı sorulmuştur. Davacı vekilinin 26.11.2007 tarihli belgedeki imzanın müvekkiline ait olduğunu beyan etmesi üzerine aynı celsede ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararı takip eden 27.02.2013 tarihli dilekçesiyle bu ikrarın maddi hatadan kaynaklandığını beyan ederek, ikrar konusu olan imzanın müvekkiline ait olmadığını dolayısıyla ikrarın gerçeğe uygun olmadığını ileri sürerek ikrardan caymıştır. 6100 sayılı HMK'nın 188. maddesi uyarınca "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez." Bu durumda, davacının 26.02.2013 tarihli oturumdaki beyanının 6100 sayılı HMK'nın 188/2. maddesi uyarınca maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun mahkemece tartışılması gerektiğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8773 E. 2017/5703 K.
Ortak:ikrar
İncelediğiniz karardaDavacı vekili kararı takip eden 27.02.2013 tarihli dilekçesiyle bu «ikrarın» maddi hatadan kaynaklandığını beyan ederek, ikrar konusu olan imzanın müvekkiline ait olmadığını dolayısıyla ikrarın gerçeğe uygun olmadığını ileri sürerek ikrardan caymıştır.
6100 sayılı HMK'nın 188. maddesi uyarınca "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde «ikrar» ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
Benzer bu karardaSomut olayda, davalılar taşıma hizmeti veren aracın maliki ile sürücüsü olup cevap dilekçelerinde açıkça yükleme yerine gidip taşımaya konu makineyi kamyona yüklettiklerini, malı satan firma yetkililerinden kimsenin orada bulunmadığını, yükleme ücretini de kendilerinin ödediğini beyan etmiş ve yüklemenin kendileri tarafından yapıldığı yönünde «ikrarda» bulunmuşlardır.
6100 sayılı HMK 188. madde düzenlemesine göre, tarafların mahkeme önünde «ikrar» ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
İkrar, «ikrar» eden taraf aleyhine «kesin delil» teşkil eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · nakliyat emtia sigortası · eksper raporu · ihtirazi kayıt · kesin delil · müterafik kusur · teamül · istifa
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalılardan ...'nun «taşıyıcı»; diğer davalı ...'nun ise araç sürücüsü olduğu ve davaya konu «hasarın» meydana geldiği taşımayı gerçekleştirdikleri, emtianın yüklenmesi sırasında hasarlı olduğuna dair belge yada «ihtirazi kayıt» olmadığı, varma yerinde düzenlenen 12.07.2012 tarihli tutanakta hasarın ... - ... arasında sevkivat anında olduğunun tahmin edildiğinin ifade edildiği, bu tutanakta sürücü ...'nun da imzasının bulunduğu, davacının malın satıcı/gönderen firma tarafından özenle yüklendiğini beyan ettiği, yapılan tespite göre hasarın hatalı yükleme bağlama ve sabitlemeden kaynaklı olarak meydana geldiği, bu durumda gönderenin yükleme ve sabitlemeden sorumlu olduğu gibi sürücü ve taşıyıcının da malın emniyetle taşınmasından sorumlu olduğu ve TBK 52. maddesi uyarınca «müterafik kusurun» söz konusu olduğu, göndericinin %40 taşıyıcının %60 oranında kusurlu olduklarını kabulünün «hakkaniyete» uygun olduğu, sürücü olarak yardımcı eleman niteliğinde bulunan ...'nun sadece sürüşünden kaynaklanan hatadan ötürü daha az kusurlu olduğu ve buna göre taşıyıcı için %60 olarak belirlenen «kusur oranının» %30'undan diğer davalı taşıyıcı ... ile birlikte «müteselsilen sorumluluğunun» bulunduğu, «gerçek zararın» 11.049,25 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, ...
Davadışı sigortalıya ait makine davalılarca taşınmış olup, dosya kapsamında bulunan tutanak, «ekspertiz raporu» ve diğer belgelere göre varma yerinde emtianın hasarlı olduğu ve «hasarın» hatalı yükleme, bağlama ve «istif» hatasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nin 863/1. maddesine göre, “sözleşmeden, durumun gereğinden veya «ticari teamülden» aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır”.
2- Dava, «nakliyat emtia sigorta poliçesine» dayalı «rücuen tazminatın» tahsili amacıyla başlatılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15418 E. 2015/866 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ihtarname · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, dava dilekçesinde markanın....... tarafından kullanıldığının belirtildiği, «ihtarnamenin» de bu şirkete gönderildiği, ancak davanın davalı şirkete karşı açıldığı, bu hususun maddi hatadan kaynaklanmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, «marka hakkına tecavüz» oluşturan başka bir markanın lisans sözleşmesi kapsamında kullandırılması halinde, bir bedel karşılığı bu markayı kullandıran kişiye karşı da «husumet» yöneltilmesi mümkün olup, mahkemece, esasa girilerek bir hüküm kurmak gerekirken, davanın yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «marka hakkına tecavüzün»...'.. ..'., giderilmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, davanın markayı kullanan şirkete karşı açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
-
Kredi sözleşmesinden paranın iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16706 E. 2015/1925 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken ödeme komisyonu · komisyon bedeli · bedel iadesi · bilirkişi raporuna itiraz · komisyon · bilirkişi incelemesi · kredi sözleşmesi · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı «tacir» olup imzaladığı «kredi sözleşmesindeki» hükümlere bağlı olduğu, basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin bekleneceği, krediyi erken kapatırken «komisyon» kesileceğini bildiği ve bilerek kredisini kapattığı, bu nedenle «erken ödeme komisyon» ücreti olarak alınan bedeli talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki «kredi sözleşmesinin» 23/8. maddesinde kredinin erken kapatma işleminin kabulü konusunda bankanın yetkilendirildiği gibi aynı madde hükmünde erken kapatma ücretinin de banka tarafından belirleneceğinin davacı tarafça imza ile kabul edildiği, davacının kredinin erken kapatılmasına ilişkin sözleşme şartlarını ve bu bağlamda banka tarafından belirlenen «komisyon bedelini» kabul etmemesi halinde kredisini erken kapatmaktan vazgeçmesi gibi bir serbestisi olmasına rağmen bu hakkını kullanmadığı ve davalı bankanın erken kapatma ücreti t …
Dava, «kredi sözleşmesine» istinaden davacıdan alınan erken ödeme «bedelinin iadesi» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, aynı nitelikteki bir genel kredi borcunun, aynı koşullarla erken kapatılması halinde, diğer bankaların ne oranda erken kapatma «komisyonu» uyguladıklarının sorulması suretiyle, davalı bankanın uyguladığı komisyon oranının fahiş olup olmadığının, yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespiti ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15382 E. 2016/3919 K.
Ortak:ikrar
İncelediğiniz karardaDavacı vekili kararı takip eden 27.02.2013 tarihli dilekçesiyle bu «ikrarın» maddi hatadan kaynaklandığını beyan ederek, ikrar konusu olan imzanın müvekkiline ait olmadığını dolayısıyla ikrarın gerçeğe uygun olmadığını ileri sürerek ikrardan caymıştır.
6100 sayılı HMK'nın 188. maddesi uyarınca "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde «ikrar» ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
Benzer bu karardaHMK'nın 188. maddesinde "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde «ikrar» ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.
Mahkemece davalı vekilinin cevap dilekçesinde yer alan bu beyanların HMK'nın bahsi geçen maddesi uyarınca «ikrar» niteliğinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vade · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda3- Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde kabul edilen kısm yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kendisini vekil ile «temsil» ettiren davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… nde 193.743.873 TL olarak temdit edildiğini 01.01.2005 tarihinden sonra Türk Lirası'ndan altı sıfır atıldığını, bu tarih itibariyle 193,75 TL olan hesap bakiyesinin «vade» ve faiz oranı bozulmadan güncellendiğini, söz konusu hesabın 10.06.2013 tarihi itibariyle bakiyesinin 415,85 TL olduğunu, davacının bunun haricinde alacağı bulunma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/9708 E. , 2013/23036 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.02.2013 tarih ve 2011/345-2013/117 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabından bilgisi ve izni olmaksızın 40.000,00 Euro'nun çekilmiş olduğunu ileri sürerek, 40.000,00 Euro'nun faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yurt dışında olması nedeniyle vadeli hesabının bozularak dava dışı amcasına ödenmesi yönünde telefon ile sözlü talimat verdiğini, müvekkili banka görevlilerince bizzat başvurusu istendiğinde de bu yöndeki yazılı ve imzalı talimat yazısını faks ile gönderdiğini, husumetin parayı çeken kişiye yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 26.02.2013 tarihli duruşmada, talimat yazısındaki imzanın müvekkiline ait olduğunu beyan ettiği, böylelikle paranın dava dışı kişiye davacının muvafakatı ve rızasıyla ödendiği gerekçesiyle, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaca hesaptaki paranın sahte talimat yazısına istinaden üçüncü kişiye ödenmesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin hesabındaki paranın ödenmesi için davalı banka şubesine gittiğinde hesabından 40.000,00 Euro'nun çekilmiş olduğunu öğrendiğini, müvekkiline hesabın kendisi tarafından kapattırıldığı söylenerek hesap kapatma dekontu verildiğini oysa, müvekkilinin hesabı kapatmadığını ileri sürmüş, davalı banka ise, davacının faksla gönderdiği 26.11.2007 tarihli yazılı ödeme talimatına istinaden davacının amcası ...'a paranın ödendiğini savunarak, 26.11.2007 tarihli imzalı talimat belgesini ibraz etmiştir.
Mahkemece, 06.11.2012 tarihli celsede söz konusu talimat yazısı ve para çekme işlemine ilişkin dekonttaki bilgiler için davalı bankaya yazı yazılması yönünde ara karar verilmiş, bir sonraki 26.02.2013 tarihli duruşmada da, davalı bankaya yazılan müzekkereye cevap verildiği belirtildikten sonra davacı vekiline 26.11.2007 tarihli belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı sorulmuştur. Davacı vekilinin 26.11.2007 tarihli belgedeki imzanın müvekkiline ait olduğunu beyan etmesi üzerine aynı celsede ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararı takip eden 27.02.2013 tarihli dilekçesiyle bu ikrarın maddi hatadan kaynaklandığını beyan ederek, ikrar konusu olan imzanın müvekkiline ait olmadığını dolayısıyla ikrarın gerçeğe uygun olmadığını ileri sürerek ikrardan caymıştır.
6100 sayılı HMK'nın 188. maddesi uyarınca "Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez." Bu durumda, davacının 26.02.2013 tarihli oturumdaki beyanının 6100 sayılı HMK'nın 188/2. maddesi uyarınca maddi hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun mahkemece tartışılması gerektiğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/571168000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz