Hisse devir bedelinin tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5069 E. 2019/8173 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi şekil şartı↗ zilyetliğin devri↗ ilmühaber↗ asli müdahale↗ pay defterine kayıt↗ resmi şekil↗ çerçeve sözleşme↗ hisse devri sözleşmesi↗ zilyetlik↗ pay defteri kaydı↗ yoklukla malul karar↗ şekil şartı↗ temlik sözleşmesi↗ hazirun cetveli↗ ortaklık sözleşmesi↗ kıymetli evrak↗ yokluk↗ pay sahipliği↗ alacağın temliki↗ tasdik kararı↗ muvazaa↗ feri müdahil↗ hisse devri↗ ciro↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ hamil↗ temlik↗ anonim şirket↗ fer'i müdahil↗ limited şirket↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ harç↗ taşıyan↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılanma ve bilirkişi raporları doğrultusunda, limited şirket olan davalı şirketin 04.07.2002 tarihinde tür değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü, ilan edilen ana sözleşmenin 6. maddesiyle, şirketin hisselerinin hamiline yazılı olacağının düzenlendiği, akabinde, 23.08.2002 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla, şirket hisselerinin nama yazılı hale dönüştürülmesine karar verildiği, payların mülkiyetinin geçişi bakımından yönetim kurulu kararıyla çıkarılan nama yazılı ilmühabarlerin geçerli olup olmadığının bir önemi bulunmadığı zira, anonim şirketler tarafından çıkarılan kıymetli evrak niteliğini haiz hisse senetleri ve ilmühaberlerin devrinde kıymetli evrak hukukuna ilişkin kuralların uygulama alanı bulacağı, buna göre, ciro ve zilyetliğin devrinin emre yazılı senetlerin devri yollarından sadece birisi olduğu, mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi gereğince payın mülkiyetinin, alacağın temlikiyle, ciroyla ve zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, ancak ortak sıfatının kazanılmasının pay defterine kayıt ile söz konusu olacağı, pay defterine kaydın mülkiyetin geçişi ile bir ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla ilmühaberlerin geçerli olduğu varsayımından hareket edilse dahi bunların devrinin sadece ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olabileceği iddiasının yerinde olmadığı, nitekim, dosyaya sunulan ve geçerliliği tartışmalı olan ilmühaberlerde de payların yazılı bir alacağın temliki sözleşmesiyle devredildiğinin görüldüğü, payların mülkiyetinin davalılara geçip geçmediği hususunda ise incelenmesi gereken 2 belge bulunduğu, bunlardan ilkinin ... ve ... tarafından yapılmış 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi olduğu, anılan sözleşmenin davalı şirketin pay sahipliği ve yönetimine ilişkin karşılıklı edim ve taahhütleri içeren bir çerçeve sözleşmesi niteliğinde olup, hisse devri sözleşmesi niteliğinde olmadığı, davalılarca, anılan sözleşmeyle noter tasdikinin geçerlilik şekli olarak öngörüldüğü, noter tasdiki olmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğu savunulmuşsa da, anılan sözleşmenin bir hisse devri sözleşmesi değil, yapılması planlanan hisse devir sözleşmelerinin nasıl yapılacağı konusunda bir çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu ve tarafların, sözleşmenin kendisini değil sözleşme neticesinde yapılacak pay devirlerinin geçerliliğini resmi şekle tabi tuttukları, bu nedenle anılan sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu sözleşmeye dayalı olarak davacıların payları devraldığından söz edilemeyeceği zira sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, somut olayda payları devralan ve devreden kişiler sadece bu iki kişi olmadığı, incelenmesi gereken 2. belgenin ise, davalı şirket paylarının devri başlığını taşıyan 04.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararı olduğu, bu belgeyle, payı devretmek ve devralmak isteyenlerin iradelerinin açıkça ortaya konulduğu,pay devreden ve devralan tüm kişilerin bu belgeyi imzaladığı, bu belgenin payların geçişini sağlayan alacağın temliki niteliğinde bir sözleşme olduğu, davacıların bu belgeyle payların mülkiyetini kazandıkları, her ne kadar daha önce yapılan hisse devir sözleşmesiyle payları devri resmi şekil şartına tabi tutulmuşsa da, bu sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, pay devreden ve devralan diğer şahısların bu ağırlaştırılmış şekle uyma konusunda bir taahüdlerinin bulunmadığı, kaldi ki, sözleşme imzalandıktan, payları mülkiyeti bu şekilde davacılara geçtikten ve sözleşme ilan edildikten sonra davalılarca resmi şekil şartı savunmasının ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalılar ve asli müdahillerin, davalı ... ve Şeref tarafından davacılara 01.04.2011 tarihinde devredilen hisselerin daha öncesinde zaten asli müdahillere devredilmiş olduğu savunulmuşsa da, Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/63 E.sayılı dosyasında verilen kararla, ...’nin davacılarca devredilen payları geri alabilmek için sahte hazirun cetveli hazırlamak suçundan mahkum edildiği ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde ... ve ...’a yapılan hisse devirlerin muvazalı olmakla geçersiz olduğu, davacılara yapılan hisse devir sözleşmeleri sonucunda davalı şirketin nihai ortaklık yapısının, ... 800 pay, ... 820 pay, ... 180 pay, ... 100 pay ve ...100 pay şeklinde oluştuğu, davalı Şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun gerçek pay defterine göre yapılmış bir genel kurul olmadığı, bu nedenle söz konusu genel kurulda anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2014/1461 Esas sayılı davaların kabulü ile, davacı ...'nun 820 pay, davacı ...'nun 180 pay olarak davalı şirket pay defterine kaydına, birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kabulü ile, davalı şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekili, asli müdahiller vekili ve fer’i müdahiller temyiz etmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesiyle düzenleme altına alınan asli müdahale, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken üçüncü bir kişinin bu davaya konu olan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açmasına verilen isimdir. Asli müdahale davası, ilk davadan bağımsız ayrı bir dava niteliğinde olup, asli müdahilin aynı mahkemede, usulüne uygun bir dava dilekçesiyle ve gerekli dava ve yargılama harçlarını da yatırmak suretiyle, bir dava açması gerekir. HMK’nın 65/2. maddesinde, asli müdahale davasının asıl yargılama ile birlikte yürütülüp, karara bağlanacağı düzenleme altına alınmıştır. Buna göre, ilk ve asli müdahale davalarının birlikte yürütülerek aynı anda karara bağlanması ve ayrı bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak da ayrı bir hüküm oluşturulması gerekir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacılar, davalı anonim şirketin bir kısım hisselerini, 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi ve davalı şirketin aynı tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarıyla davalılar ..., ... ve ...’dan devraldıklarını ancak söz konusu devirlerin şirket pay defterine işlenmediğini ileri sürerek, söz konusu hisse devirlerinin şirket pay defterine işlenmesini talep etmişlerdir. Dava devam ederken asli müdahale talebinde bulunan ... ve ... ise, davacıların 01.04.2011 tarihinde devraldıklarını iddia ettikleri bir kısım hisselerin kendilerince daha önceden 28.03.2011 ve 31.03.2011 tarihinde devranıldığını ileri sürerek asli müdahale davası açmışlardır. Asli müdahillerin, asli müdahale davası için gerekli dava ve yargılama harçlarını yatırmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 31. maddelerine göre işlem yapılarak, asli müdahale davasına ilişkin harçların tamamlatılmaması doğru görülmediği gibi, asıl davadan ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalılar ... ve ..., asli müdahiller ... ve ... ve feri müdahillerin uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2209 E. 2021/6276 K.
Ortak:asli müdahale · pay defteri kaydı · pay defteri · olumsuz oy · cy/cy kaydı · e-defter · Hisse devir bedelinin tahsili
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılanma ve bilirkişi raporları doğrultusunda, «limited şirket» olan davalı şirketin 04.07.2002 tarihinde tür değiştirerek «anonim şirkete» dönüştüğü, «ilan» edilen ana sözleşmenin 6. maddesiyle, şirketin hisselerinin «hamiline» yazılı olacağının düzenlendiği, akabinde, 23.08.2002 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla, şirket hisselerinin nama yazılı hale dönüştürülmesine karar verildiği, payların mülkiyetinin geçişi bakımından «yönetim kurulu» kararıyla çıkarılan nama yazılı «ilmühabarlerin» geçerli olup olmadığının bir önemi bulunmadığı zira, anonim şirketler tarafından çıkarılan «kıymetli evrak» niteliğini haiz hisse senetleri ve ilmühaberlerin devrinde kıymetli evrak hukukuna ilişkin kuralların uygulama alanı bulacağı, buna göre, «ciro» ve «zilyetliğin devrinin» emre yazılı senetlerin devri yollarından sadece birisi olduğu, mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi gereğince payın mülkiyetinin, «alacağın temlikiyle», ciroyla ve zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, ancak ortak sıfatının kazanılmasının «pay defterine kayıt» ile söz konusu olacağı, «pay defterine kaydın» mülkiyetin geçişi ile bir ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla ilmühaberlerin geçerli olduğu varsayımından hareket edilse dahi bunların devrinin sadece ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olabileceği iddiasının yerinde olmadığı, nitekim, dosyaya sunulan ve geçerliliği tartışmalı olan ilmühaberlerde de payların yazılı bir alacağın «temliki sözleşmesiyle» devredildiğinin görüldüğü, payların mülkiyetinin davalılara geçip geçmediği hususunda ise incelenmesi gereken 2 belge bulunduğu, bunlardan ilkinin ... ve ... tarafından yapılmış 01.04.2011 tarihli «ortaklık sözleşmesi» olduğu, anılan sözleşmenin davalı şirketin «pay sahipliği» ve yönetimine ilişkin karşılıklı edim ve «taahhütleri» içeren bir «çerçeve sözleşmesi» niteliğinde olup, «hisse devri sözleşmesi» niteliğinde olmadığı, davalılarca, anılan sözleşmeyle noter «tasdikinin» geçerlilik şekli olarak öngörüldüğü, noter tasdiki olmadığı için sözleşmenin «geçersiz» olduğu savunulmuşsa da, anılan sözleşmenin bir hisse devri sözleşmesi değil, yapılması planlanan «hisse devir sözleşmelerinin» nasıl yapılacağı konusunda bir çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu ve tarafların, sözleşmenin kendisini değil sözleşme neticesinde yapılacak pay devirlerinin geçerliliğini resmi şekle tabi tuttukları, bu nedenle anılan sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu sözleşmeye dayalı olarak davacıların payları devraldığından söz edilemeyeceği zira sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, somut olayda payları devralan ve devreden kişiler sadece bu iki kişi olmadığı, incelenmesi gereken 2. belgenin ise, davalı şirket paylarının devri başlığını «taşıyan» 04.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararı olduğu, bu belgeyle, «payı» devretmek ve devralmak isteyenlerin iradelerinin açıkça ortaya konulduğu,pay devreden ve devralan tüm kişilerin bu belgeyi imzaladığı, bu belgenin payların geçişini sağlayan alacağın temliki niteliğinde bir sözleşme olduğu, davacıların bu belgeyle payların mülkiyetini kazandıkları, her ne kadar daha önce yapılan hisse devir sözleşmesiyle payları devri «resmi şekil şartına» tabi tutulmuşsa da, bu sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, pay devreden ve devralan diğer şahısların bu ağırlaştırılmış şekle uyma konusunda bir taahüdlerinin bulunmadığı, kaldi ki, sözleşme imzalandıktan, payları mülkiyeti bu şekilde davacılara geçtikten ve sözleşme ilan edildikten sonra davalılarca resmi şekil şartı savunmasının ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, davalılar ve asli müdahillerin, davalı ... ve Şeref tarafından davacılara 01.04.2011 tarihinde devredilen hisselerin daha öncesinde zaten asli müdahillere devredilmiş olduğu savunulmuşsa da, Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/63 E.sayılı dosyasında verilen kararla, ...’nin davacılarca devredilen payları geri alabilmek için sahte «hazirun cetveli» hazırlamak suçundan mahkum edildiği ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde ... ve ...’a yapılan hisse devirlerin «muvazalı» olmakla geçersiz olduğu, davacılara yapılan hisse devir sözleşmeleri sonucunda davalı şirketin nihai ortaklık yapısının, ...
100 pay ve ...100 pay şeklinde oluştuğu, davalı Şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun gerçek «pay defterine» göre yapılmış bir genel kurul olmadığı, bu nedenle söz konusu genel kurulda anılan kararların «yoklukla malul» olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2014/1461 Esas sayılı davaların kabulü ile, davacı ...'nun 820 pay, davacı ...'nun 180 pay olarak davalı şirket «pay defterine kaydına», birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kabulü ile, davalı şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun …
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacılar, davalı «anonim şirketin» bir kısım hisselerini, 01.04.2011 tarihli «ortaklık sözleşmesi» ve davalı şirketin aynı tarihli genel kurul ve «yönetim kurulu» kararlarıyla davalılar ..., ... ve ...’dan devraldıklarını ancak söz konusu devirlerin şirket «pay defterine» işlenmediğini ileri sürerek, söz konusu hisse devirlerinin şirket pay defterine işlenmesini talep etmişlerdir.
Benzer bu kararda… ılanma ve tüm dosya kapsamına göre; asıl ve birleşen 2014/1461 Esas sayılı davaların kabulü ile, davacı ...'nun 820 pay, davacı ...'nun 180 pay olarak davalı şirket «pay defterine kaydına», birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kabulü ile, davalı şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun …
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve «asli müdahale» davasına ilişkin olumlu «olumsuz» bir karar verilmemiş olmasına göre, asli müdahiller vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/870 E. 2016/9035 K.
Ortak:zilyetliğin devri · ilmühaber · pay defterine kayıt · zilyetlik · ciro · pay defteri · üçüncü kişi · temlik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılanma ve bilirkişi raporları doğrultusunda, «limited şirket» olan davalı şirketin 04.07.2002 tarihinde tür değiştirerek «anonim şirkete» dönüştüğü, «ilan» edilen ana sözleşmenin 6. maddesiyle, şirketin hisselerinin «hamiline» yazılı olacağının düzenlendiği, akabinde, 23.08.2002 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla, şirket hisselerinin nama yazılı hale dönüştürülmesine karar verildiği, payların mülkiyetinin geçişi bakımından «yönetim kurulu» kararıyla çıkarılan nama yazılı «ilmühabarlerin» geçerli olup olmadığının bir önemi bulunmadığı zira, anonim şirketler tarafından çıkarılan «kıymetli evrak» niteliğini haiz hisse senetleri ve ilmühaberlerin devrinde kıymetli evrak hukukuna ilişkin kuralların uygulama alanı bulacağı, buna göre, «ciro» ve «zilyetliğin devrinin» emre yazılı senetlerin devri yollarından sadece birisi olduğu, mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi gereğince payın mülkiyetinin, «alacağın temlikiyle», ciroyla ve zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, ancak ortak sıfatının kazanılmasının «pay defterine kayıt» ile söz konusu olacağı, «pay defterine kaydın» mülkiyetin geçişi ile bir ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla ilmühaberlerin geçerli olduğu varsayımından hareket edilse dahi bunların devrinin sadece ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olabileceği iddiasının yerinde olmadığı, nitekim, dosyaya sunulan ve geçerliliği tartışmalı olan ilmühaberlerde de payların yazılı bir alacağın «temliki sözleşmesiyle» devredildiğinin görüldüğü, payların mülkiyetinin davalılara geçip geçmediği hususunda ise incelenmesi gereken 2 belge bulunduğu, bunlardan ilkinin ... ve ... tarafından yapılmış 01.04.2011 tarihli «ortaklık sözleşmesi» olduğu, anılan sözleşmenin davalı şirketin «pay sahipliği» ve yönetimine ilişkin karşılıklı edim ve «taahhütleri» içeren bir «çerçeve sözleşmesi» niteliğinde olup, «hisse devri sözleşmesi» niteliğinde olmadığı, davalılarca, anılan sözleşmeyle noter «tasdikinin» geçerlilik şekli olarak öngörüldüğü, noter tasdiki olmadığı için sözleşmenin «geçersiz» olduğu savunulmuşsa da, anılan sözleşmenin bir hisse devri sözleşmesi değil, yapılması planlanan «hisse devir sözleşmelerinin» nasıl yapılacağı konusunda bir çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu ve tarafların, sözleşmenin kendisini değil sözleşme neticesinde yapılacak pay devirlerinin geçerliliğini resmi şekle tabi tuttukları, bu nedenle anılan sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu sözleşmeye dayalı olarak davacıların payları devraldığından söz edilemeyeceği zira sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, somut olayda payları devralan ve devreden kişiler sadece bu iki kişi olmadığı, incelenmesi gereken 2. belgenin ise, davalı şirket paylarının devri başlığını «taşıyan» 04.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararı olduğu, bu belgeyle, «payı» devretmek ve devralmak isteyenlerin iradelerinin açıkça ortaya konulduğu,pay devreden ve devralan tüm kişilerin bu belgeyi imzaladığı, bu belgenin payların geçişini sağlayan alacağın temliki niteliğinde bir sözleşme olduğu, davacıların bu belgeyle payların mülkiyetini kazandıkları, her ne kadar daha önce yapılan hisse devir sözleşmesiyle payları devri «resmi şekil şartına» tabi tutulmuşsa da, bu sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, pay devreden ve devralan diğer şahısların bu ağırlaştırılmış şekle uyma konusunda bir taahüdlerinin bulunmadığı, kaldi ki, sözleşme imzalandıktan, payları mülkiyeti bu şekilde davacılara geçtikten ve sözleşme ilan edildikten sonra davalılarca resmi şekil şartı savunmasının ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, davalılar ve asli müdahillerin, davalı ... ve Şeref tarafından davacılara 01.04.2011 tarihinde devredilen hisselerin daha öncesinde zaten asli müdahillere devredilmiş olduğu savunulmuşsa da, Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/63 E.sayılı dosyasında verilen kararla, ...’nin davacılarca devredilen payları geri alabilmek için sahte «hazirun cetveli» hazırlamak suçundan mahkum edildiği ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde ... ve ...’a yapılan hisse devirlerin «muvazalı» olmakla geçersiz olduğu, davacılara yapılan hisse devir sözleşmeleri sonucunda davalı şirketin nihai ortaklık yapısının, ...
100 pay ve ...100 pay şeklinde oluştuğu, davalı Şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun gerçek «pay defterine» göre yapılmış bir genel kurul olmadığı, bu nedenle söz konusu genel kurulda anılan kararların «yoklukla malul» olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2014/1461 Esas sayılı davaların kabulü ile, davacı ...'nun 820 pay, davacı ...'nun 180 pay olarak davalı şirket «pay defterine kaydına», birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kabulü ile, davalı şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun …
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacılar, davalı «anonim şirketin» bir kısım hisselerini, 01.04.2011 tarihli «ortaklık sözleşmesi» ve davalı şirketin aynı tarihli genel kurul ve «yönetim kurulu» kararlarıyla davalılar ..., ... ve ...’dan devraldıklarını ancak söz konusu devirlerin şirket «pay defterine» işlenmediğini ileri sürerek, söz konusu hisse devirlerinin şirket pay defterine işlenmesini talep etmişlerdir.
Benzer bu karardaYargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, «nama yazılı pay» senetlerini devri için «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin devri» ve «teslimi» gerekli ve yeterli kabul edilmektedir.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan «ilmühaberlerin» nama yazılı olması gerektiği ve bunların devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabi olduğu, aynı kanunun 416. maddesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin «ciro» edilmiş senedin devralana «teslimi» ile olacağı ve devrin, şirkete karşı ancak «pay defterine» kayıtla hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanun'un «teslimsiz» devri düzenleyen 979. maddesinde ise ''Bir «üçüncü kişi» veya «zilyetliği» devreden, özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nama yazılı pay · adi yazılı sözleşme · rehin · hisse senedi · istirdat · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında .... ....'nin davalıya ait hisselerinden bir kısmının davacıya «adi yazılı sözleşme» ile devredildiği, davacının sözleşme ile belirlenen bedeli davalıya ödediği, hisselerin davacıya devredilemediği, davalının kusurlu davranışları nedeniyle ifada geciktiği, hisseleri «rehin» alan ... .....'nden gelen yazı cevaplarından anlaşılacağı üzere devre konu hisseler için «ilmühaber» çıkarıldığı, taraflar arasında geçerli bir devir yapılmadığından davacının davalıya ödemiş olduğu 256.750,00 TL'nin iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne …
Dava, «anonim şirket» «nama yazılı pay» senedinin devrine ilşkin edimin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin «istirdadı» istemine ilişkindir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, «nama yazılı pay» senetlerini devri için «temlik» beyanı veya senedin arkasında tam bir «cironun» yapılması ayrıca senet üzerindeki «zilyetliğin devri» ve «teslimi» gerekli ve yeterli kabul edilmektedir.
Bu durumda mahkemece, yukarıdaki hükümlere göre, şirket tarafından nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan «ilmühaberlerin» devrinin TTK'nın 416 ve devamı maddelerine uygun olup olmadığı ve bankada rehinli bulunan sözleşme ile devredilen «nama yazılı pay» senetlerinin TMK'nın 979. maddesine uygun olarak «teslimsiz», yani «zilyetliğin» fiilen geçirilmeksizin devrinin geçerli bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde salt sözleşmeye dayalı kara …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5069 E. , 2019/8173 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2018 tarih ve 2014/1209-2018/544 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar ... ve ... vekili, asli müdahiller vekili ve feri müdahiller tarafından duruşmalı olarak istenilmiş ise de davalılar vekili tarafından verilen duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak, dosyanın incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen (Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1461 Esas sayılı dosyası) davalarda, müvekkillerinin davalı şirketin senede bağlanmamış hisselerinin %50’sine tekabül eden kısmını davalılardan ..., Hülya ve Şeref’ten devralarak davalı şirkete ortak olduklarını ancak pay devrinin şirket pay defterine işlenmediğini ileri sürerek, müvekkillerine yapılan hisse devirlerinin şirket pay defterine kayıt edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili, birleşen davada ( Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/402 Esas sayılı dosyası), davalı şirketin 02/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının şirketin %50 oranında ortağı olan müvekkillerine hiçbir çağrı yapılmadan, gündem ve toplantı tarihi müvekkillerine tebliğ edilmeksizin yapıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 02/04/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, ... ve ... tarafından imzalanan 01.04.2011 tarihli sözleşmenin 1. maddesiyle, sözleşmenin geçerliliğinin resmi şekle tabi tutulduğunu, bu şart yerine getirilmediği için sözleşmenin geçersiz olduğunu, kaldı ki davacı ...’nun sözleşme gereği olan edimlerini yerine getirmediğini, davalı şirket hisselerin senede bağlanmamış olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını zira şirket yönetim kurulu tarafından alınan 03.07.2002 tarihli kararla, nama yazılı olan şirket hisseleri için nama yazılı ilmühaber çıkarılmasına karar verildiğini ve nama yazılı ilmühabarlerin de çıkarıldığını, nama yazılı ilmühabalerin ancak ciro teslim ile devredilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar ve fer’i müdahiller davanın reddini istemiştir.
Asli müdahiller ... ve ... vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduğunu, davacıların usulüne uygun şekilde şirket hissesi devralmadıklarını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılanma ve bilirkişi raporları doğrultusunda, limited şirket olan davalı şirketin 04.07.2002 tarihinde tür değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü, ilan edilen ana sözleşmenin 6. maddesiyle, şirketin hisselerinin hamiline yazılı olacağının düzenlendiği, akabinde, 23.08.2002 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararla, şirket hisselerinin nama yazılı hale dönüştürülmesine karar verildiği, payların mülkiyetinin geçişi bakımından yönetim kurulu kararıyla çıkarılan nama yazılı ilmühabarlerin geçerli olup olmadığının bir önemi bulunmadığı zira, anonim şirketler tarafından çıkarılan kıymetli evrak niteliğini haiz hisse senetleri ve ilmühaberlerin devrinde kıymetli evrak hukukuna ilişkin kuralların uygulama alanı bulacağı, buna göre, ciro ve zilyetliğin devrinin emre yazılı senetlerin devri yollarından sadece birisi olduğu, mülga TTK döneminde geçerli olan bölünme teorisi gereğince payın mülkiyetinin, alacağın temlikiyle, ciroyla ve zilyetliğin devri ile gerçekleşeceği, ancak ortak sıfatının kazanılmasının pay defterine kayıt ile söz konusu olacağı, pay defterine kaydın mülkiyetin geçişi ile bir ilgisi bulunmadığı, dolayısıyla ilmühaberlerin geçerli olduğu varsayımından hareket edilse dahi bunların devrinin sadece ciro ve zilyetliğin devri ile mümkün olabileceği iddiasının yerinde olmadığı, nitekim, dosyaya sunulan ve geçerliliği tartışmalı olan ilmühaberlerde de payların yazılı bir alacağın temliki sözleşmesiyle devredildiğinin görüldüğü, payların mülkiyetinin davalılara geçip geçmediği hususunda ise incelenmesi gereken 2 belge bulunduğu, bunlardan ilkinin ...
ve ... tarafından yapılmış 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi olduğu, anılan sözleşmenin davalı şirketin pay sahipliği ve yönetimine ilişkin karşılıklı edim ve taahhütleri içeren bir çerçeve sözleşmesi niteliğinde olup, hisse devri sözleşmesi niteliğinde olmadığı, davalılarca, anılan sözleşmeyle noter tasdikinin geçerlilik şekli olarak öngörüldüğü, noter tasdiki olmadığı için sözleşmenin geçersiz olduğu savunulmuşsa da, anılan sözleşmenin bir hisse devri sözleşmesi değil, yapılması planlanan hisse devir sözleşmelerinin nasıl yapılacağı konusunda bir çerçeve sözleşme niteliğinde olduğu ve tarafların, sözleşmenin kendisini değil sözleşme neticesinde yapılacak pay devirlerinin geçerliliğini resmi şekle tabi tuttukları, bu nedenle anılan sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemeyeceği gibi bu sözleşmeye dayalı olarak davacıların payları devraldığından söz edilemeyeceği zira sözleşmenin sadece ...
ve ... tarafından imzalandığı, somut olayda payları devralan ve devreden kişiler sadece bu iki kişi olmadığı, incelenmesi gereken 2. belgenin ise, davalı şirket paylarının devri başlığını taşıyan 04.11.2011 tarihli yönetim kurulu kararı olduğu, bu belgeyle, payı devretmek ve devralmak isteyenlerin iradelerinin açıkça ortaya konulduğu,pay devreden ve devralan tüm kişilerin bu belgeyi imzaladığı, bu belgenin payların geçişini sağlayan alacağın temliki niteliğinde bir sözleşme olduğu, davacıların bu belgeyle payların mülkiyetini kazandıkları, her ne kadar daha önce yapılan hisse devir sözleşmesiyle payları devri resmi şekil şartına tabi tutulmuşsa da, bu sözleşmenin sadece ... ve ... tarafından imzalandığı, pay devreden ve devralan diğer şahısların bu ağırlaştırılmış şekle uyma konusunda bir taahüdlerinin bulunmadığı, kaldi ki, sözleşme imzalandıktan, payları mülkiyeti bu şekilde davacılara geçtikten ve sözleşme ilan edildikten sonra davalılarca resmi şekil şartı savunmasının ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalılar ve asli müdahillerin, davalı ...
ve Şeref tarafından davacılara 01.04.2011 tarihinde devredilen hisselerin daha öncesinde zaten asli müdahillere devredilmiş olduğu savunulmuşsa da, Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/63 E.sayılı dosyasında verilen kararla, ...’nin davacılarca devredilen payları geri alabilmek için sahte hazirun cetveli hazırlamak suçundan mahkum edildiği ve kararın kesinleştiği de gözetildiğinde ... ve ...’a yapılan hisse devirlerin muvazalı olmakla geçersiz olduğu, davacılara yapılan hisse devir sözleşmeleri sonucunda davalı şirketin nihai ortaklık yapısının, ... 800 pay, ... 820 pay, ... 180 pay, ... 100 pay ve ...100 pay şeklinde oluştuğu, davalı Şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun gerçek pay defterine göre yapılmış bir genel kurul olmadığı, bu nedenle söz konusu genel kurulda anılan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen 2014/1461 Esas sayılı davaların kabulü ile, davacı ...'nun 820 pay, davacı ...'nun 180 pay olarak davalı şirket pay defterine kaydına, birleşen 2014/402 Esas sayılı davanın kabulü ile, davalı şirketin 02/04/2013 tarihli genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekili, asli müdahiller vekili ve fer’i müdahiller temyiz etmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesiyle düzenleme altına alınan asli müdahale, iki kişi arasında belli bir şey veya hak üzerinde dava devam ederken üçüncü bir kişinin bu davaya konu olan hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak sahibi olduğunu iddia ederek aynı mahkemede bir dava açmasına verilen isimdir. Asli müdahale davası, ilk davadan bağımsız ayrı bir dava niteliğinde olup, asli müdahilin aynı mahkemede, usulüne uygun bir dava dilekçesiyle ve gerekli dava ve yargılama harçlarını da yatırmak suretiyle, bir dava açması gerekir. HMK’nın 65/2. maddesinde, asli müdahale davasının asıl yargılama ile birlikte yürütülüp, karara bağlanacağı düzenleme altına alınmıştır. Buna göre, ilk ve asli müdahale davalarının birlikte yürütülerek aynı anda karara bağlanması ve ayrı bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak da ayrı bir hüküm oluşturulması gerekir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacılar, davalı anonim şirketin bir kısım hisselerini, 01.04.2011 tarihli ortaklık sözleşmesi ve davalı şirketin aynı tarihli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarıyla davalılar ..., ... ve ...’dan devraldıklarını ancak söz konusu devirlerin şirket pay defterine işlenmediğini ileri sürerek, söz konusu hisse devirlerinin şirket pay defterine işlenmesini talep etmişlerdir. Dava devam ederken asli müdahale talebinde bulunan ... ve ... ise, davacıların 01.04.2011 tarihinde devraldıklarını iddia ettikleri bir kısım hisselerin kendilerince daha önceden 28.03.2011 ve 31.03.2011 tarihinde devranıldığını ileri sürerek asli müdahale davası açmışlardır.
Asli müdahillerin, asli müdahale davası için gerekli dava ve yargılama harçlarını yatırmadıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 31. maddelerine göre işlem yapılarak, asli müdahale davasına ilişkin harçların tamamlatılmaması doğru görülmediği gibi, asıl davadan ayrı ve bağımsız bir dava niteliğinde olan asli müdahale davasına ilişkin olarak olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalılar ... ve ..., asli müdahiller ... ve ... ve feri müdahillerin uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının re’sen BOZULMASINA, (2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ..., asli müdahiller ... ve ... ve feri müdahillerin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/569305800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz