yangın sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5811 E. 2013/22191 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenzili muafiyet↗ zamanaşımının kesilmesi↗ muafiyet↗ sözleşmeden doğan dava↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ zamanaşımı def'i↗ denetime elverişlilik↗ def'i↗ temerrüt faizi↗ ıslah↗ hasar↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, somut olayda yoğun yağış nedeniyle oluşan sel ve su baskının yol açtığı yer kayması sonucunda sigortalanan istinat duvarının yıkıldığı, duvarda imalat hatası bulunsa idi 11 yıllık süreç içerisinde çok önceden yıkılması gerektiği, duvarın kısmen yıkılmasının da ayıplı olmadığını gösterdiği, sigortalanan bina ve müştemilatın değeri ile poliçedeki değere göre olayda eksik sigortanın bulunmadığı, davacının rizikonun gerçekleşmesinden 2 yıl 8 ay 22 gün sonra ıslah talebinde, davalı vekilinin de ıslah talebine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, dava dilekçesinde açık bir şekilde 61.990,05 TL zarardan fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.505,75 TL’nin tahsilinin istendiği, buna göre davacının zararın en az dilekçede belirtilen kadar olduğunu bildiği, TTK.'nın 1268. maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, davanın tamamen ıslahında ıslah edilen davanın ilk açılan davanın yerine geçtiğinden zamanaşımının da ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş olacağı halde, kısmi ıslahta dava edilmeyen kısım için zamanaşımının kesilmediği, bu durumda somut olayda ıslahla talep edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.505,75 TL'nin 27.03.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, yangın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan tarihsiz son bilirkişi raporunda, sigortalanan bina ve müştemilatın değeri ile poliçedeki değere göre olayda eksik sigortanın bulunmadığı bildirilmişse de bu konuda hiçbir hesaplama yapılmamış, sadece soyut ifadelerle görüş belirtilmiştir. Ayrıca daha önce alınan 06.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda, ekspertiz raporundaki gibi olayda %44,69 oranında eksik sigortanın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Dava konusu sigorta sözleşmesinde, işletmenin çevre istinat duvarı bedelinin, bina teminatına ilave edildiği belirtildiğine göre, eksik sigorta konusundaki hesaplamanın da sigortalanan binanın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki oran dikkate alınarak yapılması gerektiği tabiidir.
Bu durumda mahkemece, eksik sigorta incelemesinin yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı gibi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Yargıtay denetimine elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, üstelik aynı konuda bilirkişi raporları arasında meydana gelen çelişki de giderilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine dava konusu sigorta sözleşmesinde sel ve su baskını teminatına giren her bir hasarda, toplam sigorta bedeli üzerinden, %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi raporunda ise hesaplanan tazminat miktarından muafiyet indirimi yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, anılan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bu nedenle de doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca davalı ... şirketince davacının tazminat talebi, 21.05.2009 tarihli yazı ile hasarın teminat dahilinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Artık davalının bu yazısından sonra davacı tarafından temerrüde düşürülmesinin gerekmediği, diğer bir deyişle davalının anılan yazı tarihinden itibaren temerrüde düşeceği de tabiidir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hükmedilen alacağa 21.05.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, nedeni de açıklanmadan 27.03.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/353 E. 2014/4263 K.
Ortak:muafiyet · hasar · teminat
İncelediğiniz kararda3- Yine dava konusu «sigorta sözleşmesinde» sel ve su baskını «teminatına» giren her bir «hasarda», toplam sigorta bedeli üzerinden, %2 oranında «tenzili muafiyet» uygulanacağı belirtilmiştir.
4- Ayrıca davalı ... şirketince davacının tazminat talebi, 21.05.2009 tarihli yazı ile «hasarın» «teminat» dahilinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava konusu «sigorta sözleşmesinde», işletmenin çevre istinat duvarı bedelinin, bina «teminatına» ilave edildiği belirtildiğine göre, eksik sigorta konusundaki hesaplamanın da sigortalanan binanın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki oran dikkate alınarak yapılması gerektiği tabiidir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı nezdinde inşaat «sigorta poliçesi» ile sigortalı duvarın bir kısmının yıkılması nedeniyle «muafiyet tenzili» sonucu «hasar» bedelinin 29.982,30 TL olduğu, kazanın «teminata» «dahil» bulunduğu, «hakem» kararı ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 15.100 TL'nin tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, 14.882,30 TL «asıl alacak» ve 2.149,98 TL «işlemiş faiz» olmak üzere 17.032,28 TL alacak için takibin devamına, koşulları oluşmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muafiyet tenzili · hakem kararı · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı nezdinde inşaat «sigorta poliçesi» ile sigortalı duvarın bir kısmının yıkılması nedeniyle «muafiyet tenzili» sonucu «hasar» bedelinin 29.982,30 TL olduğu, kazanın «teminata» «dahil» bulunduğu, «hakem» kararı ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 15.100 TL'nin tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, 14.882,30 TL «asıl alacak» ve 2.149,98 TL «işlemiş faiz» olmak üzere 17.032,28 TL alacak için takibin devamına, koşulları oluşmadığından «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/224 E. 2018/5901 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıl
İncelediğiniz kararda… men yıkılmasının da ayıplı olmadığını gösterdiği, sigortalanan bina ve müştemilatın değeri ile poliçedeki değere göre olayda eksik sigortanın bulunmadığı, davacının «rizikonun» gerçekleşmesinden 2 yıl 8 ay 22 gün sonra «ıslah» talebinde, davalı vekilinin de ıslah talebine karşı süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, dava dilekçesinde açık bir şekilde 61.990,05 TL zarardan fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.505,75 TL’nin tahsilinin istendiği, buna göre davacının zararın en az dilekçede belirtilen kadar olduğunu bildiği, TTK.'nın 1268. maddesi gereğince «sigorta sözleşmesinden doğan» taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, davanın tamamen ıslahında ıslah edilen davanın ilk açılan davanın yerine geçtiğinden zamanaşımının da ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş olacağı halde, kısmi ıslahta dava edilmeyen kısım için «zamanaşımının kesilmediği», bu durumda somut olayda ıslahla talep edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.505,75 TL'nin 27.03.2009 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; haksız fiilerde 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin davalı ...
Mühendislik İnşaat Sanayii ve Ticaret Limited şirketi yönünden «zamanaşımı» nedeniyle ve diğer davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zararın ispatı · bilirkişi incelemesi · haksız fiil · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaŞti. aleyhine açılan «haksız fiile» dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece duvarın yıkılmasına dayalı tazminat istemi yönünden davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», zarar gören hurdaların bedeli yönünden ise «zararın ispat» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yine, hurda zararı yönünden davacının dayandığı tespit raporunda zarar tutarının belirlenmiş olmasına rağmen yargılama sırasında yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda düzenlenen raporda bu yöne ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı halde mahkemece bu konuda «zararın ispat» edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden davacı vekilinin bu hususlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmü …
Limited Şirketi yönünden hurda bedeli talebi ispatlanamadığından davanın reddine, duvar bedeli talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Belirtilen nedenle bu kalem talep ile ilgili davanın konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığı» yönünde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9773 E. 2012/1700 K.
Ortak:hasar · teminat
İncelediğiniz kararda3- Yine dava konusu «sigorta sözleşmesinde» sel ve su baskını «teminatına» giren her bir «hasarda», toplam sigorta bedeli üzerinden, %2 oranında «tenzili muafiyet» uygulanacağı belirtilmiştir.
4- Ayrıca davalı ... şirketince davacının tazminat talebi, 21.05.2009 tarihli yazı ile «hasarın» «teminat» dahilinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava konusu «sigorta sözleşmesinde», işletmenin çevre istinat duvarı bedelinin, bina «teminatına» ilave edildiği belirtildiğine göre, eksik sigorta konusundaki hesaplamanın da sigortalanan binanın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki oran dikkate alınarak yapılması gerektiği tabiidir.
Benzer bu karardaDavalı tarafından «uyuşmazlık konusu» «hasarın» proje hatası sonucu oluştuğu, «teminat kapsamında» bulunmadığı savunulduğuna göre, tarafların iddiaları ve toplanacak deliller ile oluşacak sonuca göre meydana gelen hasarın «sigorta teminatı kapsamında» olup olmadığının belirlenmesi gerekirken dosyanın ekinde yer alan tespit dosyasıyla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, oluşan «hasarın» poliçede istisna edilmiş hasarlardan olmadığı, tespitte «keşif» yapıldığından hasar miktarı açısından yeniden keşfe ve değerlendirmeye gerek olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 1.000,00-TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, davalı ... nezdinde yer kaymasına karşı «teminat» altında bulunan istinat duvarının yıkılması nedeniyle poliçede anılan riskin gerçekleşmesi sonucu oluşan zararının tazminini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · keşif · teminat kapsamı · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDavalı tarafından «uyuşmazlık konusu» «hasarın» proje hatası sonucu oluştuğu, «teminat kapsamında» bulunmadığı savunulduğuna göre, tarafların iddiaları ve toplanacak deliller ile oluşacak sonuca göre meydana gelen hasarın «sigorta teminatı kapsamında» olup olmadığının belirlenmesi gerekirken dosyanın ekinde yer alan tespit dosyasıyla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, oluşan «hasarın» poliçede istisna edilmiş hasarlardan olmadığı, tespitte «keşif» yapıldığından hasar miktarı açısından yeniden keşfe ve değerlendirmeye gerek olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı tutularak 1.000,00-TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5811 E. , 2013/22191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2012 tarih ve 2011/201-2012/48 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/12/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete sel ve su baskını rizikolarına karşı sigortalı bulunan müvekkiline ait fabrika ve müştemilatının, 26-27.03.2009 tarihinde meydana gelen uzun süreli ve şiddetli yağış sonucunda çevre istinat duvarının yıkıldığını, 28.03.2009 tarihinde sigortacıya başvurulmasına karşın zararın tazmin edilmediğini ileri sürerek, yıkılan duvarın yapım değeri olan 61.990,05 TL’ndan şimdilik 10.505,75 TL’nin hasar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 19.12.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 86.523,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, istinat duvarının 1997-1998 yıllarında inşa edildiğini, yıkılma nedeninin kusurlu imalat olduğunu, bu nedenle zararın teminat harici bulunduğunu, aksi kabul edilse dahi poliçede eksik sigorta oranının %44,69 olduğunu, toplam sigorta bedeli üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanması ve duvarın yıpranma payının tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, ıslah talebinin de zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, somut olayda yoğun yağış nedeniyle oluşan sel ve su baskının yol açtığı yer kayması sonucunda sigortalanan istinat duvarının yıkıldığı, duvarda imalat hatası bulunsa idi 11 yıllık süreç içerisinde çok önceden yıkılması gerektiği, duvarın kısmen yıkılmasının da ayıplı olmadığını gösterdiği, sigortalanan bina ve müştemilatın değeri ile poliçedeki değere göre olayda eksik sigortanın bulunmadığı, davacının rizikonun gerçekleşmesinden 2 yıl 8 ay 22 gün sonra ıslah talebinde, davalı vekilinin de ıslah talebine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, dava dilekçesinde açık bir şekilde 61.990,05 TL zarardan fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.505,75 TL’nin tahsilinin istendiği, buna göre davacının zararın en az dilekçede belirtilen kadar olduğunu bildiği, TTK.'nın 1268.
maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, davanın tamamen ıslahında ıslah edilen davanın ilk açılan davanın yerine geçtiğinden zamanaşımının da ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş olacağı halde, kısmi ıslahta dava edilmeyen kısım için zamanaşımının kesilmediği, bu durumda somut olayda ıslahla talep edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.505,75 TL'nin 27.03.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, yangın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan tarihsiz son bilirkişi raporunda, sigortalanan bina ve müştemilatın değeri ile poliçedeki değere göre olayda eksik sigortanın bulunmadığı bildirilmişse de bu konuda hiçbir hesaplama yapılmamış, sadece soyut ifadelerle görüş belirtilmiştir. Ayrıca daha önce alınan 06.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda, ekspertiz raporundaki gibi olayda %44,69 oranında eksik sigortanın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Dava konusu sigorta sözleşmesinde, işletmenin çevre istinat duvarı bedelinin, bina teminatına ilave edildiği belirtildiğine göre, eksik sigorta konusundaki hesaplamanın da sigortalanan binanın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki oran dikkate alınarak yapılması gerektiği tabiidir.
Bu durumda mahkemece, eksik sigorta incelemesinin yeni bir bilirkişi raporu alınmak suretiyle yukarıda açıklandığı gibi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Yargıtay denetimine elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, üstelik aynı konuda bilirkişi raporları arasında meydana gelen çelişki de giderilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine dava konusu sigorta sözleşmesinde sel ve su baskını teminatına giren her bir hasarda, toplam sigorta bedeli üzerinden, %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi raporunda ise hesaplanan tazminat miktarından muafiyet indirimi yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, anılan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bu nedenle de doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca davalı ... şirketince davacının tazminat talebi, 21.05.2009 tarihli yazı ile hasarın teminat dahilinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Artık davalının bu yazısından sonra davacı tarafından temerrüde düşürülmesinin gerekmediği, diğer bir deyişle davalının anılan yazı tarihinden itibaren temerrüde düşeceği de tabiidir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hükmedilen alacağa 21.05.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, nedeni de açıklanmadan 27.03.2009 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 561,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568025200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz